Ana içeriğe atla

Türkiye’nin dini liderine “Papa” kıstası

Diyanet İşleri Başkanı, kamuoyu baskısı yüzünden 1 milyon liralık lüks makam aracını iade etti. Cumhurbaşkanı buna kızıp, zırhlı Mercedes gönderdi. Yetmedi, “Papa’nın da var” diyerek özel uçak tahsis edileceğini bildirdi.
Mehmet Gormez, head of Turkey's Religious Affairs Directorate, addresses the media in Ankara January 8, 2015. REUTERS/Umit Bektas (TURKEY - Tags: POLITICS RELIGION) - RTR4KMRF

Türkiye 6 aydır Diyanet İşleri Başkanının makam aracını tartışıyor. Manevi dünyadaki zenginliği esas aldığı için her zaman saygın bir konumda tutulan Diyanet İşleri Başkanlığının dünya lüksü üzerinden tartışmaya açılması Türkiye’de bir ilk.

Diyaneti tartışmaların odağına çeken yeni makam aracı oldu. Geçen yıl Aralık ayında Hürriyet gazetesi Başkan Mehmet Görmez için 1 milyon liraya son model Mercedes S500 makam aracı satın alındığını yazdı.

Haber büyük yankı yarattı. Tepkiler nedeniyle Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez yeni makam arabasına binemedi. …Ve 5 Mayıs 2015 tarihinde Habertürk Televizyonunun canlı yayınına çıkarak şu açıklamayı yaptı: “Ankara’da herhangi bir kurumun yaptığı bir işi abartarak bir algı operasyonuna dönüştürerek bir kurumu ve başındaki insanı itibarsızlaştırmak için kullanıldı bu konu. Bunu gördüğüm an benim için o araç bir mezara dönüştü. Ve ben 1 gün dahi o araca binmedim. Binmem mümkün değil. Bu sarık leke kabul etmez. Bir nokta dahi kabul etmez. Bu makam başka makama benzemez. İbret-i âlem olsun diye iade edeceğiz.”

Mehmet Görmez, açıklamadan sonra makam aracını iade etti.

Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanının eleştiriler yüzünden makam aracını iade etmesini uygun bulmamıştı. 21 Mayıs’ta Bosna Hersek gezisinden dönerken uçakta gazetecilere şu açıklamayı yaptı: “Cumhurbaşkanlığı makamından bir Mercedes’i ben Diyanet İşleri Başkanımıza tahsis edeceğim. Hem de zırhlı olacak.”

Erdoğan, bu açıklamadan bir hafta sonra zırhlı Mercedes’i gönderdi. Oysa Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, daha önce arkadaşlarının kendisine zırhlı araç önerdiğini ama kabul etmediğini anlatmıştı: “Bana arkadaşlar geldiler ve ‘Hocam zırhlı almak istiyoruz’ dediler. ‘Sarıkla cübbe kadar büyük bir zırh mı olur Allah aşkına’ dedim.”

Muhalif basın organları bu kez zırhlı Mercedes’i yazmaya başladı. Tartışma büyüdü. Sözcü gazetesi haberi şöyle duyurdu: “1 milyonluk araç gitti, yerine 4 milyonluk araç geldi. …Tahsis edilen Z07 seviyeli S500 Guard Mercedes Benz özel imalat. Araç her türlü uzun-kısa namlulu ateşli silaha ve el bombasına karşı tavan korumalı.” Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, ilk aracın 1 milyon lira değil, 322 bin liraya alındığını söylemiş, bunun üzerine Sözcü gazetesi makam aracıyla ilgili resmi yazışmaları açıklayarak aracın fiyatının 1 milyon 006 bin 641 lira 64 kuruş olduğunu duyurmuştu. Gazete zırhlı Mercedes’in bedelinin ise 3 milyon 953 bin lira olduğunu yazdı.

Daha önce makam aracının 1 milyonluk fiyatı tartışma konusuydu. Şimdi hem 4 milyonluk fiyatı hem de zırhı tartışılıyor. Başkan zor durumda. Cumhurbaşkanı makam aracını göndermiş bir kere. Binse daha önceki iddialı sözlerinin anlamı kalmayacak, binmese olmaz. Şu ana kadar Diyanet İşleri Başkanı zırhlı arabasıyla görüntülenemedi.

Başkan bu kadar içinden çıkılmaz bir durumdayken Cumhurbaşkanı, Mercedes’in yanı sıra özel uçak tahsis edileceğini açıkladı: “Hıristiyan dünyasına, Vatikan’a niye bakmazlar. Vatikan’da dini liderin özel uçağı, araçları var. Zırhlı araçları var. Niye bunları görmüyoruz. Sıradan bir ülke miyiz? Vatikan’da yapı bu olacak, bizim dini liderimiz tarifeli uçakla seyahat edecek. Ahmet Bey’le (Başbakan Davutoğlu) onları da konuşacağım. Diyanet İşleri Başkanı yurtdışı seyahatinde havuzda olan uçakları kullanarak gitsin.”

Böylece tartışmaya Vatikan da dâhil edilmiş oldu. Ertesi gün Vatikan Basın Sözcü Yardımcısı Peder Ciro Benedettini, Doğan Haber Ajansına şu açıklamayı yaptı: “Papa’nın ne özel uçağı, ne de helikopteri var. Geçmişte de olmadı. Papa, İtalya içi ve yurtdışındaki seyahatlerinde Alitalia’dan kiralanan bir uçağı kullanıyor. Kiralama bedelini Vatikan karşılıyor. Papa ile birlikte uçağa binen herkes kendi payına düşeni ödemek zorunda. Papa’nın herhangi bir yolcudan farkı ön koltukta tek başına oturma ayrıcalığına sahip olması.”

Vatikan’ın tepkisi üzerine Cumhurbaşkanlığından isimsiz bir açıklama geldi: “Özel uçak olması için aracın illa Vatikan veya Papa’nın mülkiyetinde olması gerekmiyor”.

Uçak tartışması burada kesildi. Ama bir dini lidere neden “zırhlı araç” verme ihtiyacının duyulmuştu?

Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz’a sordum. İlk tepkisi şu oldu: “Acaba bir tehdit mi var? Suikast tehlikesi varsa verilebilir.”

Ama böyle bir tehdit yoktu. Olsa, seçim atmosferinde iyi bir malzeme oluşturacağı için hemen açıklanırdı!

Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk Diyanet İşleri Başkanından sonra bu görevde en uzun kalan isimdi Mehmet Nuri Yılmaz. 11 yıllık görev süresi boyunca hiç zırhlı araca binmemişti. “Bundan dolayı bir güvenlik sorunu oluştu mu?” diye sorunca “Vatandaşlarımız her zaman din adamlarına karşı saygılıdır” dedi. Yılmaz, “Diyanet İşleri makamını siyasi tartışmaların içine çekmenin hoş olmadığını” söyledi.

CHP Milletvekili ve eski Beyoğlu Müftüsü İhsan Özkes ile de konuştuk: “Yüce dinimizde israf haramdır. Bir ırmaktan abdest alırken bile suyun fazla kullanılmamasını içeren bir hadis vardır. Ama Sayın Başkana önce zırhlı makam aracı gönderildi. Şimdi de uçak tahsisinden söz ediliyor. Zırh Diyanet İşleri Başkanını günahlardan korur mu bilemem. Neredeyse 1 aydır Başkanın lüksünü gündemde tutup, sarayın lüksünü, şatafatını gündemden düşürüyorlar. Diyanet siyasete alet ediliyor. Bu lükse tepki gösteren muhalefet ‘din düşmanı’ gibi gösteriliyor.”

Özkes, 1 milyonluk makam aracını “bana mezar oldu” diyerek iade eden Diyanet İşleri Başkanının, zırhlı Mercedes için de aynı tavrı göstermesini istedi.

Muhalefet liderleri de Diyanet üzerinden gündem oluşturma çabasına tepkili.

Cumhuriyet Halk Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanını “israf konusunda kendisine haklılık kazandırmak için Diyanet’i kullanıyor” diye eleştirdi.

MHP lideri Devlet Bahçeli ise istifa çağrısı yaptı: “Bugünkü Diyanet İşleri Başkanı döneminde Diyanet siyasallaşmıştır. Diyanet otomobilleşmiştir. Bu istismardan kendisini ve kurumunu kurtarmak istiyorsa, Sayın Cumhurbaşkanını frenleyebilecek bir gücü kendisinde görmediğine göre istifa etmesi lazım.”

Eleştirilerin en çok yankı yaratanı HDP (Halkların Demokrasi Partisi) lideri Selahattin Demirtaş’a aitti: “O Mercedes’in zırhı seni günahlardan da koruyor mu, ey Diyanet İşleri Başkanı hoca. Sırat Köprüsünden Mercedes’le geçilmiyor, haberin olsun.”

More from Mehmet Cetingulec