Ana içeriğe atla

Dindar ve muhafazakâr Kürtler AKP’yi terk ediyor

Roboski katliamı, Kobani’ye saldırılar ve barış sürecinin tökezlemesi dindar Kürtleri AKP’den koparıyor. Onlarca yıldır sağ partilere oy veren aşiretler yüzlerini HDP’ye dönüyor.
Kurdish demonstrators gesture as Selahattin Demirtas, co-chair of the HDP, Turkey's leading Kurdish party, addresses a crowd in Diyarbakir October 9, 2014. A three-week battle for the Syrian border town of Kobani has also led to the worst streets clashes in years between police and Kurdish protesters across the frontier in southeast Turkey. In Diyarbakir, Turkey's biggest Kurdish city, five people were killed in clashes on Monday and Tuesday between Islamist groups and PKK supporters, a senior police office

Türkiye’de 7 Haziran seçimlerinde iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “Seni başkan yaptırmayacağız” diye çıkışan Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) yüzde 10’luk barajın altına düşürmek için her yolu denerken HDP de en yeni söyleme en eski yöntemle destek arıyor.

Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) oluşturduğu ‘toplumsal uzlaşı ve diyalog komisyonları’ genelde blok halinde partilere oy veren aşiretleri HDP’ye yönlendiriyor. Bu çalışmalar sonucunda son haftalarda ardı ardına çok sayıda aşiret AKP’den HDP’ye geçti.

Doğu ve güneydoğu bölgelerinde kan davaları dâhil aileler ya da kişiler arasında ortaya çıkan sorunları mahkemelere intikal ettirmeden çözmek için başvurulan arabuluculuk mekanizması geleneksel yöntem olarak hep olageldi. Ancak Kürt siyasi ve sivil toplum hareketlerinin çatı örgütü olarak 2007’de kurulan DTK bu mekanizmayı modern siyasetin önemli bir aracı haline getirdi. DTK’nın kurduğu ‘toplumsal uzlaşı ve diyalog komisyonları’ şimdi sağ ve muhafazakâr aşiretleri HDP’ye katılmaya ikna etmek için çalışıyor. Bu çalışma grupları ‘ikna komisyonu’ olarak da anılıyor.

Komisyonlardan sorumlu DTK yetkilisi Musa Farisoğlu’nun Al-Monitor’a verdiği bilgilere göre bölgede her il ve ilçede örgütlenmiş olan komisyonların üye sayıları 15 ile 21 arasında değişiyor. Komisyonlarda toplumda sözü dinlenen farklı meslek gruplarından insanlar, sivil toplum temsilcileri ve din âlimleri yer alıyor.

Aşiret liderleri öncülüğünde kitlesel katılım

Bu çabalarının sonucunda aşiretler teker teker saf değiştirmeye başladı:

Batman’da 20 bine yakın seçmeni olduğu düşünülen Raman aşiretinin HDP’ye kitlesel bir gösteri eşliğinde katılması sansasyonel bir etki yaptı. Üstelik Raman aşireti içinde PKK’ye karşı devletin örgütlediği korucu aileler çok fazla. Şimdi HDP rozetini takan Raman aşiretinin lideri Faris Özdemir, Doğru Yol Partisi’nden iki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Batman’da AKP’nin Kürt seçmenin oyları için en önemli silahı olan Tarım Bakanı Mehdi Eker’in akrabaları Alpahanlar ailesinden 300 kişinin toplu olarak HDP rozeti takması AKP’ye ağır darbe oldu. Yine Batman’da yaklaşık 2 bin seçmeni olan Baravi aşireti, ikna komisyonuyla yapılan görüşmelerin ardından 12 Mayıs’ta aşiret üyeleri kol kola HDP İl Teşkilatı’na yürüyerek partiye katıldı. Batman’ın Beşiri ilçesinin en büyük aşireti Alika’nın üyeleri de AKP’nin Kürt halkı üzerinde yürüttüğü politikalara tepki olarak HDP’ye geçti.

Van’ın Başkale ilçesinde AKP teşkilatı yöneticileri topluca istifa edip HDP’ye katıldı. Bu istifanın nedeni AKP’li adayın uyarılara rağmen geleneklere aykırı olarak cenaze evine polis eşliğinde taziyeye gitmesi, yine çevik kuvvet koruması altında esnafı ziyaret etmesi ve dükkân sahiplerinden gelen tepkiler üzerine HDP’yi hedef alıp “Sizi bu haraççılardan kurtaracağız” demesiydi.

Şanlıurfa’ya bağlı Suruç’ta Erdoğan, Kılıçaslan, Kalkan, Şahin ve Boydan aşiretleri toplu halde yürüyüş düzenleyip HDP’ye katıldı. Radikal’den Bahadır Özgür’ün haberine göre 12 yıldır AKP ilçe teşkilatını yönetenlerin tamamı bu 5 aileye mensuptu.

Yine Adıyaman’ın Kâhta ilçesinde Türkiye’nin en büyük aşiretlerinden Rişvan’ın lideri ve Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk ’ün sağ kolu Hacı Bedir Ağa’nın kızının mensup olduğu Turanlı ailesinden 12 bin kişi toplu yürüyüşle HDP saflarına geçti. AKP’nin kurucularından Dengir Mir Mehmet Fırat'ın HDP'den milletvekili adayı olması muhafazakâr Kürtleri etkiledi. Turanlı ailesinin katılımında da Rişvan aşiretinden olan Fırat’ın etkisi büyük.

Siirt’te AKP adayı Ali İlbaş’ın aşireti Kiroyi de HDP’ye el verdi. Komisyonun ikna ettikleri arasında Şanlıurfa-Ceylanpınar’da Arap asıllı Karajna aşireti ve Bozova’da bir Türkmen köyü de var.

Musa Farisoğlu’na göre bazı aşiretler de kamuoyuna deklare etmeden HDP’ye destek kararı aldı. Reşkotan, Hamidi, Şeyhan ve Metina aşiretleriyle de uzlaşı sağlandı. Bunun yanı sıra en az 40 muhtar HDP’ye katılmayı kabul etti.

HDP’nin vaadi barış

Saf değiştiren aşiretler onlarca yıldır ağırlıklı olarak sağ ve muhafazakâr partiler için kale vazifesi görüyordu. Burada hem ikna komisyonlarının kullandığı yöntem hem de hedefteki aşiretler geleneklerin gücüne dayanıyor. Bu açıdan HDP’nin eş başkanlık sistemi, kadının rolü, azınlık hakları, anadilde eğitim ve barış gibi konularda ortaya attığı yeni ve cesur önermeleri melelerin (mollalar) de yer aldığı eski bir yöntemle toplumun gelenekçi tabakalarına taşıması şaşırtıcı hatta çelişkili gelebilir. Sonuçta kanaat önderlerinin bir aşiret liderini ikna etmesiyle büyük bir kitle saf değiştirmiş oluyor. Elbette bu bireylerin kendi özgül kararına dayalı demokratik geleneklerin çerçevesini zorlayan bir durum. Ancak burada bir fark var: Türk demokrasi tarihinde iktidar ya da iktidara alternatif partiler aşiretlerin sadakatini maddi ve siyasi menfaatler karşılığında kazanıyordu. İktidar olma şansı bulunmayan HDP’nin vaat edebildiği tek şey barış.

Peki, geçmişte biri devlete silah çekmiş diğeri koruculuk adı altında devlet namına savaşmış tarafların buluşmasını kolaylaştıran unsur nedir? Birkaç faktör öne çıkıyor:

2011’de 34 gencin öldüğü Roboski katliamı, Kobani’de İslam Devleti’nin saldırılarına direnen Kürtleri ‘terörist’ olarak niteleyen hükümetin kullandığı dil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın miting meydanlarında Kürtçe Kuran’ı eline alıp yaptığı şovlar ve barış sürecinden geri adım atılması dindar ve muhafazakâr Kürt seçmenleri de etkiliyor.

Farisoğlu bu konuda “Sadece seçime endeksli bir çalışma değil. Daha geniş çerçevede Kürdistan’da kendi iç barışımızı sağlamak için uğraşıyoruz. Mesela Raman aşireti 1977’den beri farklı bir tutum içindeydi. Asgari müştereklerle bir araya geldik. Biz bu farklılıkları gidererek iç barışı sağlamak ve bütünlüklü iradenin ortaya çıkmasını istiyoruz. Hedefimizin toplumsal barışın tesis edilmesidir. Hepsini deklare etmiyoruz ama çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Hiyerarşik bir temelde çalışmıyoruz. Radikal demokrasi ve yereli esas alan bir yapılanmayız” dedi.

Bu katılımların sandığa yansıması konusunda da Farisoğlu şunları söyledi:
“Bir oran vermek doğru olmaz ama çalışmalarımız oldukça yaygınlık kazandı ve ciddi kesimlerin HDP’ye yöneldiklerini görüyoruz. Katılımlar AKP’de paniğe yol açtı. Bu yüzden karşı hamleler yapıyor. Ancak AKP’nin aşiretlere yönelik girişimlerinin toplumsal karşılığı yok. O yüzden bizi provokasyona çekmeye çalışıyor. Adana ve Mersin’deki patlamalar bunun son örneği.

HDP’ye katılımda 5 faktör

HDP’nin milletvekili adayları arasında dindar kimliği ile öne çıkan Altan Tan da, muhafazakâr ve sağcı Kürtlerin HDP’ye neden katıldığına dair Al-Monitor’un sorulara şu değerlendirmeyi yaptı: “Kürdistan’da herkes birbirini tanıyor. 300-500 yıllık bağlar var. Bu ailelerin bir kısmı HDP’yi destekliyor bir kısmı desteklemiyor. Desteklemeyenleri ikna için mollalar, tanınan şeyhler ve önemli şahsiyetlerden komisyonlar kuruldu. Bu komisyonlar kapılarını çaldıkları 10 aileden beşini ikna edilebiliyor. Elbette aşiret liderlerinin HDP’ye katılması sonuçları fazla değiştirmez ama bunlar sinerji oluşturur. Toplu katılım ses bombası gibi etki yaratıyor. Artık aşiretlerde gençler babalarının dediğini dinlemiyor. Zaten dinlemeyen HDP’ye oy veriyordu, şimdi babaları da HDP’li oldu!”

Muhafazakâr Kürt seçmeni klasik mecrasından çıkartan asıl faktörün hükümetin politikaları olduğunu belirten Tan, aşiretlerin AKP’den yüz çevirmesiyle ilgili 5 faktör sıraladı:

  • Dindar Müslüman kesim Erdoğan’da beklediği şeyi göremedi. Çözüm sürecinden başlamak üzere Kürtlerle ilgili üç yıldır oyalama taktiği güdüldü. Barış süreciyle ilgili ciddi bir adım atılmadı.

  • Roboski katliamı ve Kobani gibi bazı olaylar Kürtler arasında ciddi kırılmalara neden oldu.

  • AKP milletvekili adaylarını eskiden Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi’ne hizmet etmiş kişiler, korucu ve feodal ailelerinden seçti. AKP bu tercih yanlışlıklarını Hakkâri, Bitlis, Şırnak ve Diyarbakır’da yaptı. Bu da kırılmaya yol açtı. Kürt seçmenin önemsediği Yılmaz Ensaroğlu ve Abdurrahman Kurt gibi isimler istedikleri yer ya da sıralardan aday gösterilmedi. Buna karşılık soldan gelen yazar Orhan Miroğlu ve Muhsin Kızılkaya gibi isimler iyi yerlerden aday gösterildi.

  • HDP bir önceki seçimde dindar kesimlere yönelik olarak (Altan Tan’la) başlattığı açılımı biraz daha genişletti. Eski Diyarbakır Müftüsü Nimettullah Erdoğmuş, başörtüsüne özgürlük davasıyla tanınan Hüda Kaya gibi isimlerin aday gösterilmesi dindar Kürtleri etkiledi. Bu yüzden hükümet HDP’yi dinsiz göstermeye, Marksist ya da Zerdüşt olduğuna dair spekülasyonlara başvuruyor.

  • Erdoğan dindar Kürtleri AKP’de tutmak için eline Kuran’ı alıp meydanlara çıktı. Bu da ters tepti. Kürtler ‘Biz sizden önce Müslüman olduk, bu dini senden öğrenecek değiliz’ diyerek hassasiyet gösterdi. Bu türden tepki veren çok.

AKP yönetimi aşiretlerin ya da dindar kesimlerin HDP’ye teveccühünü kesmek için Demirtaş’ı üç yerden vurmaya çalışıyor. Birincisi hükümet, HDP’nin Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldırıp yerine ‘İnanç Hizmetleri Başkanlığı’ kurma vaadini dini ortadan kaldırma girişimi olarak lanse ediyor.

İkincisi AKP yöneticileri, Demirtaş’ın 1 Mayıs 1977’deki işçi katliamıyla simgeleşen Taksim Meydanı’nın İşçi Bayramı’na kapatılmasını eleştirirken kullandığı sözleri dillerine dolamış durumda. Demirtaş “Bire bir örnek gibi algılanmasın ama Müslümanlar Kâbe’ye giderler hacı olmak için. Museviler Kudüs'e giderler. Dini inançların merkezleri vardır. Mabetleri vardır. Onun dışında hiçbir yerde onu yapamazsınız. Evet dini bir inanç olarak söylemiyorum fakat işçiler açısından da Taksim olmazsa olmaz bir yerdir. Burada anma yapılamazsa 1 Mayıs Türkiye'de kutlanmamış sayılır" demişti. Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu bunu Demirtaş “Taksim işçinin Kâbesi’dir” demiş gibi yansıtmaya devam ediyor.

AKP’lilerin kampanyasını süsleyen bir diğer nokta Demirtaş’ın miting için gittiği Köln’de domuz pastırması yediği iddiası.

Dini hassasiyetler hiç olmadığı kadar bu seçim döneminde öne çıktı. Hükümetin karşı hamlelerinin dindarların yön değiştirmesini durdurduğuna dair gözlemler yapılsa da bununla ilgili hiçbir sağlıklı veri yok.

More from Fehim Tastekin

Recommended Articles