Ana içeriğe atla

Suudi Arabistan İslam Devleti’ne karşı niçin zayıf?

İslam Devleti’nin Suudi Arabistan’da Şii camilerine düzenlediği saldırılar krallığın mezhepsel zafiyetlerini iyice gün yüzüne çıkardı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
People examine the debris after a suicide bomb attack at the Imam Ali mosque in the village of al-Qadeeh in the eastern province of Gatif, Saudi Arabia, May 22, 2015. A suicide bomber killed 21 worshippers during Friday prayers in the packed Shi'ite mosque in eastern Saudi Arabia, residents and the health minister said, in an attack claimed by the Islamic State militant group. REUTERS/Stringer - RTX1E5SV

Suudi Arabistan’da bölünmeler yaratmak ve kraliyetin iktidarını zayıflatmak isteyen İslam Devleti (İD), Sünni-Şii fay hattını hedef alıyor. Hanedanın Vahhabi dini yapılanmasıyla yakınlığı, ülkedeki Şiilere yıllardır uygulanan baskı ve Yemen’deki savaş, krallığı mezhepsel çatışmalara açık hâle getiriyor.

Suudi Arabistan’daki Şiileri hedef alan ilk terör saldırısı kasımda meydana geldi. Bu ay da Şii camilere iki hafta üst üste cuma günlerinde intihar saldırıları düzenlendi. İlk saldırıda camide bulunan 21 kişi hayatını kaybederken ikinci saldırıda cami dışında durdurulan intihar bombacısı kendisini havaya uçurdu ve dört kişinin ölümüne yol açtı.

Halife İbrahim ya da diğer adıyla Ebu Bekir El Bağdadi, alenen Suud hanedanını devirme çağrısı yaparken İD ülkede adına “Necd Vilayeti” dediği bir yeraltı yapılanması kurduğunu iddia ediyor. Suudi yetkililer de son zamanlarda İD hücrelerine mensup oldukları gerekçesiyle onlarca Suudi vatandaşını tutukladı.

İD, Şii camilere ve diğer kolay hedeflere saldırarak mezhepsel gerilimi tetiklemeyi, Sünnilerin Şiilere duyduğu nefreti kullanarak da krallıkta kendine bir kadro oluşturmayı umuyor. Saldırıları kınayan kraliyet ailesi ülkedeki İD hücrelerini imha etmekte kararlı olduğunu belirtti. Kral Selman Bin Abdülaziz El Suud da faillerin süratle cezalandırılacağını söyledi.

Hükümet İD’e destek verilmesini yasaklamış olsa da Irak ve Suriye’ye giderek terör örgütüne katılan yüzlerce Suudi var. Bu “gurbetçi” topluluk, örgüte Suudi Arabistan’da potansiyel bir intihar eylemcileri kadrosu, aile bireyleriyle irtibat ve yardımcılar sağlıyor.

Suudi Arabistan’da kabaca üç milyon Şii yaşıyor ve bunlar nüfusun yüzde 10-15’ini oluşturuyor. Şiilerin yaşadığı iki ana bölge var: Basra Körfezi kıyısındaki petrol zengini Doğu Eyaleti ve Yemen sınırındaki güneybatı bölgesi. Homojen bir topluluk olmayan Şiiler, kendi içlerinde farklı inanışlara sahip. İD’in şu ana kadarki tüm eylemleri Doğu Eyaleti’nde gerçekleşti.

Doğu Eyaleti 1979’daki İran devriminden bu yana şiddet olaylarına sahne oluyor. Arap Baharı’yla birlikte Şiilere karşı ayrımcılığın son bulması için düzenlenen gösteriler de arttı. Eyaletin Valisi Prens Suud Bin Nayif, Veliaht Prens Muhammed Bin Nayif’in ağabeyi. İki kardeş de protesto gösterilerine ve teröre karşı sert tutumlarıyla tanınıyor.

Şiilere karşı yıllarca sürdürülen ayrımcılık ve baskılar yüzünden hükümetin şimdi İD’in hedefindeki Şiilere destek ve dayanışma gösterme çabaları tökezliyor. Geçmişte pek çok meşru Şii protestosu Riyad tarafından İran komplosu diye yaftalanmıştı. Suudi Arabistan’daki Şiilere yakınlık duyduğunu açıkça ifade eden İran da rejim karşıtı şiddeti desteklemişti. Doğu Eyaleti’nde ABD’nin kullandığı Hobar Üssü’ne 1996’da düzenlenen ve 19 Amerikalı havacının ölümüne, yüzlerce Suudi’nin yaralanmasına yol açan saldırıda İran ve Hizbullah’ın da parmağı vardı.

Vahhabi inancı, Şiiliği İslam’dan sapma olarak görüyor ve iki buçuk asırdır Şiilere kâfir muamelesi yapıyor. Merhum Kral Abdullah iktidarı sırasında Sünni-Şii gerilimini azaltmaya, hoşgörü yaymaya çalışsa da sınırlı bir başarı elde etti. Prens Suud Bin Nayif de bu konuda Abdullah ile yakın çalışma içindeydi. Suudi Arabistan’da Şiilere yönelik oldukça yaygın ve sert bir Sünni propaganda söz konusu ve bu çoğu zaman din adamlarının onayıyla yapılıyor.

Yemen’deki savaş ise bu tabloya bir yakıcı etmen daha ekliyor. Zeydi Şii Husi isyancıları Sana dâhil Yemen kentlerinden çıkarmayı amaçlayan Suudi müdahalesi özünde mezhepçi bir unsur içeriyor. Suudiler ve müttefikleri, Zeydileri Acem maşası olmakla suçlayarak derindeki mezhepsel hassasiyetleri kaşıyor. Kendisi de derin bir mezhepsel soruna sahip olan Pakistan, Yemen savaşının tüm İslam dünyasında mezhepsel gerilimi körükleyeceği konusunda Suudileri uyarmıştı.

Suudi Arabistan’da Veliaht Prens Nayif’in başında bulunduğu geniş bir terörle mücadele ve iç güvenlik teşkilatı var. Bu teşkilat sonuç alma konusunda iyi bir karneye sahip. İçişleri Bakanlığı ve Suudi Milli Muhafızı Doğu Eyaleti ile güneybatıda güçlü bir varlığa sahip. Dışarıda İran destekli bir Şii düşmana karşı savaş sürerken içeride Şii karşıtı şiddeti bastırma ve aynı zamanda Şii protestolarını yatıştırma görevi Veliaht Prens’le birlikte Milli Muhafız Komutanı Prens Mitab Bin Abdullah’ı sınayacak son derece hassas ve çetrefilli bir görev.

İD ise mezhepçi savaşını muhtemelen Suudi Arabistan’ın müttefikleri Bahreyn ve Kuveyt’e taşımaya çalışacaktır. İD Bahreyn ve Kuveyt’te Şii hedeflerine saldırmayı başarırsa şiddet dalgası Arabistan’ın içlerine doğru iyice yayılacak. Hilafet devleti oldukça iddialıdır ve yeni kurbanlar peşindedir.

More from Bruce Riedel

Recommended Articles