Ana içeriğe atla

Hamas’tan Yemen savaşına ihtiyatlı destek

Hamas’ın Yemen savaşında benimsediği tutum hareketin bölgesel ittifaklarını yeniden belirleyebilir ve hareketi “Sünni eksene” doğru çekebilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Senior Hamas leader Ismail Haniyeh waves after performing Friday prayers at a makeshift tent erected near the remains of a mosque, which witnesses said was hit by an Israeli air strike during a seven-week Israeli offensive, in Gaza City September 5, 2014. An open-ended ceasefire between Israel and Hamas-led Gaza militants, mediated by Egypt, took effect on August 26 after a seven-week conflict. It called for an indefinite halt to hostilities, the immediate opening of Gaza's blockaded crossings with Israel a

Suudi önderliğindeki koalisyonun Yemen’de Husilere karşı 26 Mart’ta başlattığı Kararlı Fırtına Harekâtı devam ederken lehte ve aleyhte yeni tutumlar ortaya çıkıyor ve bölgesel ittifakların haritası yeniden çiziliyor.

Savaşa ilişkin tavrını 30 Mart’ta kısa bir açıklamayla duyuran Hamas, Yemen’de siyasal meşruiyeti savundu ve Yemen halkının demokratik yollardan uzlaşıya varması gerektiğini belirtti. Açıklamada Hamas’ın Yemen’in bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediği, Yemenliler arasında diyalog ve uzlaşıdan yana olduğu belirtildi. Ayrıca Hamas’ın Arap bölgesinin istikrar ve güvenliğini desteklediği ve bunlara zarar veren her şeyin karşısında olduğu kaydedildi.

Hamas’ın Yemen’e dair tek açıklaması olan bu metnin özen ve hassasiyetle yazıldığı görülüyor. Hamas, Husi karşıtı savaşa ilişkin lehte veya aleyhte açık bir tutum almıyor. Zira bunu yapması hâlinde kendisine ağır bir siyasi fatura çıkarılmasından çekiniyor, ya koalisyonun başını çeken Suudi Arabistan tarafından ya da Husilerin yanında duran İran tarafından.

Hamas’ın Yemen konusundaki bu hassasiyeti hareketin Suriye’deki ayaklanmanın başlamasının ardından 2 Nisan 2011’de yaptığı resmi açıklamayı akla getiriyor. Hamas’ın o açıklaması Suriye ve İran tarafından rejim karşıtı isyancılara destek olarak algılandı. Bunun sonucunda o günlerde “direniş ekseni” olarak bilinen ülkeler ile Hamas arasında hâlen devam eden tarihi bir çatlak yaşandı. Bu nedenle Hamas, Yemen konusundaki tutumunu açıklamadan önce birkaç gün iç istişareler yaptı. Neticede olası gelişmelere göre yoruma açık ve Yemen krizindeki farklı tarafları büyük ölçüde tatmin eden ifadeler kullandı.

İlginçtir ki Hamas ve El Fetih Yemen savaşı konusunda hemfikir oldu. El Fetihli Devlet Başkanı Mahmud Abbas 5 Nisan’daki açıklamasında savaşa dair Araplar arasında görüş birliği olduğunu ve Filistinlilerin bu konsensüse dahil olduğunu belirtti.

Öte yandan Hamas’ın Yemen savaşına ilişkin tutumu bazı müttefiklerinin tutumuyla uyuşmadı. Örneğin İslami Cihat 29 Mart’ta Yemen savaşının Filistin davasına hizmet etmediğini, bu savaşın en çok İsrail ve ABD’ye yaradığını söyledi. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi de aynı gün harekâtı Yemen’e yönelik ABD destekli bir müdahale olarak kınadı ve Yemen’in iç işlerine karışılmasına karşı çıktı.

Hamas’ın resmi Yemen açıklaması savaşan taraflara yönelik net bir tutum yansıtmasa da satır aralarında verilen mesajdan Hamas’ın demokratik yollardan seçilen ve uluslararası tanınmaya sahip Cumhurbaşkanı Abid Rabbo Mansur Hadi’ye destek verdiği anlaşılıyor.

Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı İsmail Haniye, 30 Mart’ta Gazze Şeridi’nde düzenlenen ve Al-Monitor’un da izlediği bir siyasi konferansta şöyle konuştu: “Araplar bugün bölge tarihinin hassas bir aşamasından geçiyor. Tehditler, çatışmalar, kutuplaşmalar söz konusu ve Araplar ülkelerinin güvenliğini sağlama hakkına sahiptir.”

Haniye’nin Arap devletlerinin güvenliklerini sağlama hakkından bahsetmesi Husi karşıtı askeri harekâta üstü kapalı onay verdiğine işaret ediyor. Zira bu sözler, Husilerin Yemen’in güvenliğini zedelediği ve komşu Körfez ülkelerinin sınırlarını tehdit ettiği yönündeki Suudi savlarıyla örtüşüyor.

Haniye’nin eski danışmanlarından Ahmed Yusuf bu sözleri Al-Monitor’a şöyle değerlendirdi: “Suudi Arabistan Hamas’ı rahatlatmaya çalışıyor. Arap bölgesindeki Şii yayılışıyla sarsılan Körfez bölgesi Kral Selman’ın Sünnileri Şiiler karşısında birleştirme çabasını destekliyor. Körfez devletleri Bab’ül Mendep ve Kızıldeniz’deki menfaatlerini koruma hakkına sahiptir.”

Ancak Hamas içinde İran yanlısı güçlü bir kanadın lideri olan Siyasi Büro Üyesi Mahmud El Zahar, 29 Mart’ta yaptığı açıklamada Hamas’ın Kararlı Fırtına Harekâtı’nda nötr bir konumda durduğunu daha açık ifadelerle vurgulamaya çalıştı. Zahar, Hamas’ın meşruiyet çerçevesinde Yemen’in bütünlüğünden yana olduğunu belirtti.

İran Hamas’ın Yemen konusundaki tavrına sessiz kalırken Hizbullah’a yakın medya kuruluşları Hamas’ın açıklamasına tepki gösterdi. Al-Akhbar gazetesi, 30 Mart’ta Hamas’ın Suudi Arabistan’a üstü kapalı destek verdiğini ve bu durumun Hamas’ın siyasi ve askeri kanatları arasındaki çatlağı yansıttığını yazdı. Gazete bu iddiasını destekleyen herhangi bir kanıt ortaya koymadı.

Ancak İran Şura Konseyi’nin eski bir üyesi de Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “Hamas Suriye konusundaki tavrından ders almamış. Yemen’e ilişkin açıklaması İran’ı öfkelendirme amacı taşımasa da bu açıklamanın Suudi Arabistan yanlısı bir eğilimi yansıttığı ortada. Bu da şu anlama geliyor ki Hamas kendisini para ve silahla destekleyenlere ikinci defa sırt çeviriyor.”

30 Mart’ta ise Hamas’ın resmi web sitesinde hareketin Yemen açıklamasını değerlendiren bir analiz yayımlandı. Buna göre Hamas dengeli bir tutum ortaya koydu ve Yemen Cumhurbaşkanı’nın meşruiyetine destek vererek Suudi çizgisini benimsedi. Analizde Hamas’ın resmi Arap sistemine girmeye çalıştığı ve bu zorlu günlerde Kral Selman’ın liderliğini başka ittifaklara tercih ederek benimsediği görüşüne yer verildi. Ancak yazıda Hamas’ın diğer tarafları karşısına almak istemediği çünkü Rusya ve İran gibi küresel ve bölgesel güçlerle kesişen ilişkilere sahip olduğu da vurgulandı.

Hamas’ın Yemen krizindeki tutumu sosyal medyada Filistinliler arasında keskin siyasi tartışmalara yol açtı. Kimileri Suriye ve İran’la yaşanan krizin tekrarını önlemek adına Hamas’ın sessiz kalıp savaşa dair yorum yapmamasını istedi. Bir diğer kesim ise bölgedeki mezhepsel kutuplaşamaya işaret ederek Hamas’ın tutumunu açıklaması gerektiğini ve İran’ın Arap ülkeleri aleyhindeki bölgesel yayılışına seyirci kalmaması gerektiğini savundu.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Hamas Siyasi Büro Üyesi Muhammed Nazal ise şöyle konuştu: “Hamas, başka ülkelerin iç işlerine karışmama politikasını sürdürüyor. Ama bölgede yaşanan muazzam olaylar, siyasi alana yansıyor ve Filistin davasına büyük etki ediyor. Dolayısıyla herhangi bir kafa karışıklığına veya yanlış anlamaya yol vermemek için tavrımızı netleştirmemiz gerekiyordu.”

Müslüman Kardeşler’in Yemen savaşına destek vermesi de Hamas’ın tavrını etkilemiş olabilir. Zira Hamas kendini Müslüman Kardeşler’in parçası olarak görüyor.

Sonuç olarak Hamas’ın Yemen savaşındaki duruşu, hareketin bölgesel ittifaklar haritasını yeniden çiziyor. Hamas Suudi Arabistan önderliğinde Körfez devletleri, Mısır ve Türkiye’den oluşan “Sünni eksene” doğru kayarak yeni bir konum alıyor. Bununla birlikte Kararlı Fırtına Harekâtı’nı ismen zikretmeyen Hamas açıklaması İran’la yakınlaşmaya da açık kapı bırakıyor ve bu ülkeyle ilişkilere set çekmiyor.

Hamas’ın Suudi Arabistan’ın yanında yer alarak yeni bir ittifaka yönelmesinin bir sebebi de şu olabilir: Hamas’ın son aylarda İran’a yönelik olumlu adımları, ikili ilişkilerin tam anlamıyla normalleşmesini, İran’ın mali ve askeri desteğini yeniden başlatmasını sağlayamadı. İran hâlen Hamas’a imkânsız koşullar dayatıyor ve Al-Monitor’da daha önce aktarıldığı gibi “gönül çelme” mesajları sonuç vermiyor.

More from Adnan Abu Amer

Recommended Articles