Ana içeriğe atla

Musul savaşı için Amerika’nın ihmal ettiği avantaj

Pentagon 2015’te Musul’u İslam Devleti’nden kurtarma planını açıkladı. Ama bu harekât ancak Musul’da hâlihazırda faal olan direniş gruplarını da mücadeleye dâhil ederse etkili olur. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Volunteers from Mosul take part in military training as they prepare to fight against Islamic State militants, on the outskirts of Dohuk province January 24, 2015. REUTERS/Ari Jalal (IRAQ - Tags: CIVIL UNREST MILITARY CONFLICT) - RTR4MQXV

Pentagon’un baharda Musul’a bir taarruz planlandığı açıklamasının ardından tartışmalar büyük ölçüde çeşitli Iraklı ve Kürt birliklerinin eğitimine ve mevzilenmesine odaklandı. İslam Devleti’nin (İD) Irak’taki merkezi sayılan Musul’da faal olan yerel direniş gruplarının bu harekâta olası katılımı ise sadece fısıltıyla konuşuluyor.

Bu gruplardan Özgür Subaylar Hareketi, şubatta şehirdeki iki İD komutanını sessiz sedasız öldürdü. Ancak Pentagon yetkilileri bu grupların varlığını pek kale almıyor. Oysa Musul’da askeri başarı kazanmak bir yana, sürdürülebilir bir yönetim stratejisi oluşturmayı hedefleyen herhangi bir askeri plan yerel direniş gruplarına bu harekâtta etkin görev vermek zorundadır.

Musul’daki Sünni halkın haziran 2014’ün ilk haftalarında İD’i bir nevi memnuniyetle karşıladığı doğru. Zira örgüt, Şii hâkimiyetindeki ordunun baskı altında tuttuğu Musul’un Sünni kurtarıcısı olarak algılandı.

İD, 2014’te ele geçirdiği Musul’un yabancısı değildi. Son birkaç yıldır Irak El Kaidesi, Mücahitler Meclis Şurası ve Irak İslam Devleti adlarıyla Musul’da çeşitli yasa dışı faaliyetler yürütmüştü. Bunlara para sızdırma, haraç ve kara borsa kaçakçılığı da dâhildi. Örgütün bu müphem konumu, Musul halkında İD’in hedeflerine dair büyük bir kaygı uyandırmamıştı. Ancak örgüt temmuzda kendi Şeriat anlayışını hayata geçirince durum değişti.

Çok geçmeden bölge dışına çıkan Musul Valisi Esil El Nuceyfi’nin Kataib El Musul (Musul Taburları) çatısı altında örgütlediği yerel direniş grupları İD’e karşı küçük ölçekli gerilla saldırıları başlattı. Ağustos sonlarında Musul Taburları, el yapımı patlayıcılar ve silah kullanarak peş peşe saldırılar düzenlediklerini ve en az 25 İD militanını öldürdüklerini iddia etti.

Ardından eylülde şehirdeki 10 silahlı grup Musul Kurtuluş Konseyi’ni kurdu. Yaklaşık 600 üyesi bulunan Özgür Subaylar Hareketi’nin de yer aldığı konsey, kısa sürede en önemli direniş örgütüne dönüştü.

Musul içindeki direniş 2015’in başından bu yana önemli ölçüde büyüdü. Musul Kurtuluş Konseyi, geçen ay “Şerefli Musul’u Kurtarma Hareketi” adıyla bir kampanya başlatarak çalışmalarını halka duyurmaya başladı. Kampanya kapsamında 21 Ocak’ta Ebu Bekir El Bağdadi tarafından yazıldığı ve İD’den firar edenlerce sağlandığı iddia edilen, örgütün mali stratejilerine ilişkin mektuplar yayımlandı.

Bu arada Özgür Subaylar Hareketi de bir dizi saldırıyı üstlendi: 10 Şubat’ta El Nabi Yunus semtinde bir mahkemenin kundaklanması ve iddiaya göre saldırıda en 12 İD militanın öldürülmesi, 20 Şubat’ta İD komutanı Ebu Anas El Hernefa’nın öldürülmesi ve 22 Şubat’ta İD komutanı Ebu Decana El Suudi’nin öldürülmesi.

Gelen bilgilere göre yerel halkla ilişkilerin güçlendirilmesi ve peş peşe gerçekleştirilen saldırılar Özgür Subaylar Hareketi’ne katılımı arttırdı ve bu ilerleyen aylarda konseyde yer alan diğer gruplara katılımı da tetikleyebilir.

ABD’nin Musul’u kurtarma planlarına geri dönersek Iraklılar, taarruza katılacağı iddia edilen 25 bin Irak askerinden ve Kürt Peşmerge güçlerinden oluşan üç tugayın kısa sürede başarılı olacağından şüphe ediyor.

Irak Parlamentosu Güvenlik ve Savunma Komisyonu Başkanı Hekim El Zemili, 2015 baharı olarak belirtilen takvimi tereddütle karşılayarak Irak ordusunun ihtiyaç duyduğu gelişkin silah ve eğitimi henüz almadığını belirtti. Zemili’ye göre bunlar olmadan herhangi bir harekât “nafile” olacak.

Bu tür açıklamalar Irak ve ABD orduları arasında 2003’teki işgalden bu yana süren daha büyük bir soruna işaret ediyor. ABD, Irak’a durmadan hafif, orta ve ağır silahlar gönderiyor. Ama Irak bunların çoğunun ya gelmediğini veya daha da kötüsü kaybolduğunu iddia ediyor ki bu iddialar muhtemelen böyle devam edecek.

İD sonrası Musul için sürdürülebilir bir yönetim stratejisinin geliştirilmesi hem ABD’nin hem Irak’ın hedeflediği bir şey. Bu bağlamda askeriyede kök salan yolsuzlukla mücadele kritik önem taşıyor. Zira bu yolsuzluklar, bölgenin son sekiz aydır pençesine düştüğü kargaşada büyük bir katalizör işlevi görüyor.

Musul halkının hem Irak ordusuna hem Irak hükümetine yeniden güven duyması için İD’i Musul’dan çıkarmaya yönelik her strateji, yereldeki tüm sivil ve idari unsurları hesaba katmak zorundadır. Taktiksel bakımdan bu, uluslararası koalisyon ile Irak güvenlik güçlerinin Özgür Subaylar Hareketi gibi Musul merkezli direniş grupları ile iş birliğini artırması anlamına geliyor.

Musul’un kurtuluş harekâtı için söylenen bahar takvimi pek olası görünmese de ABD ordusu, hükümete bağlı ve hükümet dışı aktörleri birlikte çalışmaya zorlayan bir strateji geliştirerek Iraklılara yeni güvenlik krizlerini önleme bakımından etkili bir çözüm sunabilir.

Sonuçta İD Musul’dan çekilse bile örgütün Ninova vilayetindeki saldırıları muhtemelen devam edecek. ABD’nin bir sonraki çatışmanın bedelini kaldırıp kaldıramayacağı ise belirsiz.

More from Ben Decker