Ana içeriğe atla

Suriye’de Sünni-Alevi çiftler mezhepçiliğe meydan okuyor

Suriye’deki iç savaşla birlikte Sünni-Alevi çiftler, ailelerinden evlilik izni almakta ve ilişkilerini topluma kabul ettirmekte zorlanıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A Syrian couple sit at Mount Qasioun in Damascus September 12, 2005. Syria agreed on Monday with chief U.N. investigator Detlev Mehlis on the procedures for questioning Syrian witnesses in the probe into the killing of former Lebanese Prime Minister Rafik al-Hariri. REUTERS/Jamal Saidi  JS/TY - RTRNNQ1

ŞAM, Suriye – Birçok kişi Suriye’deki çatışmayı Sünniler ile Aleviler arasında bir güç mücadelesi olarak görüyor. Bazıları da çatışmanın diktatör bir rejim ile silahlı devrimciler arasında yaşandığını savunuyor. Ancak her iki durumda da radikal Aleviler ile radikal Sünniler arasındaki mezhepçilik ve nefretin bu çatışmada büyük bir rol oynadığı muhakkak.

Fakat bu paradigmaya farklı çevrelerden aşkla, kararlılıkla ve evlenerek meydan okuyan genç erkek ve kadınlar var. Bu zorlu günlerde Şam savaşa rağmen hâlâ böyle aşk hikâyelerine tanıklık edebiliyor.

Bu hikâyelerin kahramanlarından biri olan Humus Üniversitesi mezunu 27 yaşındaki bir kadın, isminin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a şunları aktarıyor: “Humuslu Sünni bir aileden geliyorum. Üniversitedeyken Humuslu Alevi bir gençle tanıştım. Uzun ve çok güzel bir aşk hikâyemiz oldu ama ilişkimiz savaş yüzünden az kalsın sona eriyordu. Evimiz topçu ateşiyle harap olunca ailecek Humus’tan ayrılmak zorunda kaldık. Sevdiğim kişi de zorunlu askerlikten kurtulmak için ülkeden kaçtı. Fakat biz ilişkimizi sürdürmeye ve neticede evlenmeye kararlıyız.’’

Genç kadın, Humus’taki mülkünü kaybeden ailesiyle birlikte Şam’ın bir banliyösünde küçük bir evde yaşıyor. Babası, başlangıçta bu evliliğe sıcak baktığını ancak akrabaların artan baskısıyla ilişkinin sıkıntılı bir hâl aldığını anlatıyor: “Kızımın bir Alevi’ye âşık olduğunu biliyorum. Bu durum Suriye’de devrim başlamadan önce bile birçok kişi için kabul edilmez bir şeydi. Fakat ben kızımı desteklemeye ve evliliğini kolaylaştırmaya hazırdım. Ancak devrimin patlak vermesiyle akrabalarım daha mezhepçi ve katı oldu. Bizi Humus’taki evlerimizden Alevilerin ettiğini söylüyorlar. Kızımı o gençle evlendirirsem epey öfkeleneceklerini düşünüyorum.’’

Genç kadın, nişanlısının ailesinin de mezhepsel nedenlerle evlenmelerine karşı çıktığını anlatıyor: “Nişanlımın ailesi bu evliliğe tamamen karşı. Nişanlıma Humus’taki tüm Sünnilerin eşkıya olduğunu ve benimle evlenirse onu reddedeceklerini söylüyorlar. Bu şartlar altında benim ailemin de bu evliliği kabul edip savunması imkânsız.’’

Genç kadın, şu an Türkiye’de çalışan nişanlısının yanına gidip orada evlenmeyi planladığını söylüyor: “İleride çocuklarımızla birlikte Suriye’ye döneceğiz ve herkese aşkımızın onların kavgalarından daha güçlü olduğunu söyleyeceğiz.’’

Şam’ın yoksul bir kenar mahallesinde ise 32 yaşındaki bir erkek eşiyle birlikte küçük bir bodrum katında zor koşullarda yaşıyor. Rutubet kokusundan kaçış yok. Bodrum, ısınma tesisatı olmadığından ve uzun elektrik kesintilerinden dolayı soğuk ve karanlık. Ancak çift mutsuz görünmüyor, aksine birlikte yollarına devam etmeye kararlı görünüyor.

Genç adam eşinin ve kendisinin isimlerinin gizli kalması koşuluyla hikâyesini Al-Monitor’a şöyle anlatıyor: “Şamlı Sünni bir aileden geliyorum. Babam Alevi bir kadınla evlenmek istediğimi öğrenince küplere bindi ve beni evden kovdu. Alevilerin Şam’ı işgal ettiğini ve onların kızlarıyla evlenmenin doğru olmadığını söyledi. Ancak ben aşkıma sahip çıkmaya kararlıydım ve sevdiğim kızla zengin ailemden hiç yardım almadan evlendim ve işte şimdi buradayız, hayat mücadelesi veriyoruz.’’

Genç kadın da eşiyle birlikte hayatın zorluklarını aşacaklarından emin görünüyor: “Eşimin ailesi gibi benim ailem de beni reddetti. Evliliğim ailede büyük sorunlara yol açtı. Erkek kardeşlerim beni öldürmekle tehdit ederken içlerinden sadece bir tanesi bana destek verdi. Sonunda evlenmeme ve sağ salim evden gitmeme izin verdiler ancak bir daha geri dönmememi söylediler. Annem ve babam ne zaman aklıma gelse çok ağlıyorum. Ama doğru kararı verdiğime, ailemin mezhepçiliğin doğru bir şey olmadığını anlayınca beni affedip kucaklayacağına inanıyorum.’’

Genç adam da çift olarak bu savaşta kimseye destek vermeyip tarafız kaldıklarını, evlilikleri yoluyla da aşırıcılık ve mezhepçilikle mücadele etmeye kararlı olduklarını söylüyor: “Esad rejiminin diktatörlüğünü ne karım ne ben destekliyoruz ama rejimle savaşan militanlara da destek vermiyoruz. Geleceğin bizim lehimize, bizim gibi radikal olmayanların lehine olacağına inanıyoruz.’’

Tutukluların ve onların acı çeken ailelerin hikâyeleriyle dolu olan Şam’da benzer aşk hikâyeleri eksik olmuyor.

Ancak farklı mezheplerden insanların evlenirken yaşadığı zorluklar sırf ailelerin itirazından değil, Suriye sistemine kök salan geleneklerden de kaynaklanıyor. Suriye’deki hâkimler, ebeveyn rızası olmadan kadınların nikâhını kıymayı reddediyor.

Sünni çoğunluklu Hama’dan gelen 32 yaşındaki bir erkeğin başından da böyle bir olay geçmiş. Al-Monitor’un görüştüğü bu kişi yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Yedi yıldır Alevi bir kadınla birlikteyim. Ailesi evlenmemize tamamen karşı. Evlenmek için Şam Adalet Sarayı’na gittiğimizde hâkim sevgilimin babasına haber verip onay almadan nikâhımızı kıymayacağını söyledi. Şu an tek seçeneğimiz ülkeden kaçmak ve yurt dışında evlenmek. Eninde sonunda da böyle yapacağız, aşkımızı yıkmalarına izin vermeyeceğiz.’’

Ancak aşk hikâyelerinin hepsi böyle sancılı ve meşakkatli değil. Zira birçok Suriyeli mezhepçiliğe boyun eğmeyi reddediyor.

Al-Monitor, kızının Şamlı bir Sünni’yle aşk yaşayarak evlenmesinden gurur duyan Alevi bir mühendisle görüştü. Cesur ve kendinden emin görünen yaşlı adam Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Kızımın evliliğine tam destek verdim. Akrabalardan ve çevreden gelen tüm baskılara rağmen kızım şu anda eşiyle birlikte yaşıyor. Onların aşk hikâyesi aslında sıradan bir aşk hikâyesi ama mevcut koşullarda ilave bir değer kazandı. Biz körü körüne nefrete karşıyız.’’

Etrafını kasıp kavuran savaşın ağırlığıyla sarsılan Şam’da birçok insan, her şeye rağmen savaşın dayattığı mezhepçilik ve nefret kitabına uymayı reddediyor. Farklı mezheplerden insanların evlilikleri de düşmanlık ortamında derin bir sevgiyi ifade etmenin ötesinde nefret söylemine karşı başlı başına bir mücadele aracı teşkil ediyor.

More from A correspondent in Damascus

Recommended Articles