Ana içeriğe atla

İslam Devleti’ne karşı eğit-donat stratejisinin noksanlıkları

İD’e karşı mücadelede "eğit-donat" stratejisi konusunda koalisyon başkentlerinde beklenti büyük. Ancak bu beklenti sahadaki gerçek resimle kıyaslandığında pek çokları için büyük bir hayal kırıklığı olabilir.
Military personnel and policemen march during a parade for their graduation ceremony in Kirkuk, 250 km (155 miles) north of Baghdad February 15, 2010. The "Golden Lions", a mixed squad consisting of U.S. military personnel, Iraqi and Peshmerga soldiers as well as policemen graduated from the academy in Kirkuk after finishing a month of training on Monday, police official said.     REUTERS/Ako Rasheed (IRAQ - Tags: MILITARY POLITICS) - RTR2AAYS

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin eylül sonunda açıkladığı İslam Devleti (İD) ile mücadelenin en önemli unsurlarından biri Suriye ve Irak’taki yerel askeri güçlerin “eğitilmesi ve donatılması” stratejisiydi. Obama yönetimi 5,000 yerel personelin eğitimi için ABD Kongresi’nden ilk etapta 500 milyon dolar istemişti.

Bu stratejiye göre öncelikle Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçleri ile Irak’taki peşmerge ve Şii milis güçlerine tek er düzeyinde askeri eğitim verilecek, daha sonra bu yerel güçler zamanla kendilerini İD’e karşı ispatladıkça verilen desteğin hacmi genişletilecekti. Nihai hedef ise İD’i önce durdurmak sonra da yok etmekti. Irak ve Suriye’de İD’le mücadele edecek “yerel ordular” oluşturmayı amaçlayan "eğit-donat" stratejisinin detayları geçen hafta daha da netleşti.

Bu stratejinin, Irak boyutunda 2006-2007 döneminde olduğu gibi Şii milislerden 9 tugay ve peşmerge güçlerinden 3 tugaydan oluşan bir “ulusal muhafız” birliği kurulacak. ABD bu tugayların oluşturulması için kesenin ağzını açarak, 1.6 milyar dolar fon ayırdı.

İşin Suriye ayağında ise Türkiye’deki Suriyeli mültecilerden seçilen ÖSO personelinin eğitilerek, ilk aşamada 2000’e yakın mevcuda ulaşan bir güç oluşturulması amaçlanıyor. Sürecin bu ayağında, ABD ile Türkiye arasındaki görüşmeler tamamlandı. Suriyeli savaşçılar, mutabakat metninin imzalanmasının ardından Kırşehir’deki Polis Okulu eğitim tesislerinde eğitilecek. Programın donatım ve finansman kısmını ABD üstlenirken, eğitim desteği de Türkiye'den gelecek.

Türkiye ayrıca Iraklı peşmergelerin de eğitimine katkı sağlamaya başladı. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Erbil temasları sırasında basına yansıyan bilgilere göre geçen hafta başlayan eğitim programında Türk Özel Kuvvetleri şimdiden 230 peşmergeye eğitim verdi.

Basında çıkan bir diğer bilgiye göre ise Türkiye ve ABD eğitilen bu Suriyeli güçler vasıtasıyla ilerleyen günlerde Suriye içinde İD ve Esad rejimine karşı “güvenli bölgeler” oluşturmayı planlıyor.

Yaklaşık bir yıla yayılması beklenen "eğit-donat" stratejisi sadece Türkiye ve Irak’ta değil Katar’da da uygulamaya konuldu. Ayrıca, ABD’ye bağlı özel kuvvet unsurlarının Ürdün ve Lübnan’da da Suriyeli muhaliflere eğitim verdiği bildiriliyor.

Görünen o ki, başta Washington olmak üzere, Irak ve Suriye’de “kara harekatı” konusunda oldukça isteksiz olan koalisyon güçlerinin “eğit-donat” stratejisinden beklentileri çok yüksek. Ancak ne yazık ki, sahadan gelen bilgiler başta Washington ve Ankara olmak üzere koalisyon başkentlerindeki karar alıcıların morallerini epey bozacak nitelikte.

Al-Monitor Erbil’de Iraklı peşmergelere ve Gaziantep’te bulunan Suriyeli göçmenlere askeri eğitim veren koalisyonun elit askerleri ile görüşme imkanı buldu. Al-Monitor’a yapılan çarpıcı açıklamalar koalisyon başkentlerinde “eğit-donat” stratejisiyle ilgili beklentilerle sahadaki gerçek resim arasındaki büyük uçurumu gözler önüne seriyor.

İşte detaylar:

Şu ana kadar "eğit-donat" stratejisinde sadece temel mekanik nişancılık eğitimi, tek erin muharebe eğitimi gibi başlangıç düzeyindeki ferdi askeri eğitimlere önem verildi. Zaten bu durum aslında eğitim fotoğraflarından da anlaşılıyor. Ancak, konvansiyonel harekat ile gerilla tekniklerini birleştiren “melez” bir askeri mücadele anlayışına sahip olan İD tehdidine karşı bu eğitimler yeterli değil. “Eğit-Donat” programına katılan yerel unsurların çoğunluğunun temel askeri eğitimlerinin çok zayıf olduğunu vurgulayan askeri uzmanlar bu eksiklikleri gidermekten, İD’e karşı etkili olacak eğitimlere geçmeye vakit bulamadıklarını söylüyor.

Peki, İD’e karşı etkili olacak bu eğitim konuları neler? Askeri uzmanlara göre yerel unsurlara takım-bölük düzeyindeki zırhlı muharebe ve manevra eğitimleri ile kont-terör eğitimlerinin harmanlanarak verilmesi gerekiyor. Ayrıca, zırhlı birliklerin ateş gücünün himayesinde köy ve kasabalara yönelik kordon-arama harekatı ve meskun mahallerde bina operasyonları konularının da programa dahil edilmesi lazım.

Askeri uzmanların dikkat çektiği bir diğer önemli konu da “eğit-donat” programında alt-düzey lider eğitimine önem verilmemesi. Uzmanlara göre, Irak ve Suriye’de asıl sıkıntı çekilen personel savaşacak askerler değil, onları sevk ve idare edecek alt-düzey lider sıkıntısı. İD’in alt-düzey lider konusunda stratejik bir üstünlüğü olduğuna dikkat çeken uzmanlar her İD savaşçısının bu bilinçle yetiştirildiğini ve lider olmaya çok hevesli olduğunu anlatıyor. Ancak "eğit-donat" programındaki yerel unsurların çoğu lider eğitimi konusunda çok eğitimsiz ve isteksiz.

Uzmanların vurguladığı bir diğer konu da "eğit-donat" kapsamındaki eğitimlerin genelde savunmaya yönelik dizayn edilmiş olması. Uzmanlara göre köyünü, kasabasını, mahallesini İD tehdidine karşı korumayı amaçlayan sabit askeri birlikler mantığıyla yetişen bu unsurların örgüte karşı en etkin mücadele şekli olan tabur düzeyindeki taaruzi “süpürme” harekatlarını yapabilmeleri imkansız gibi görünüyor.

Uzmanlar ayrıca, ferdi eğitime yoğunlaşan "eğit-donat" programında tugay düzeyindeki taaruzi harekat planlaması ve manevralara hiç önem verilmediğinin altını çiziyor.

Askeri uzmanları endişeye düşüren bir diğer konu ise eğitilen yerel güçlerin baskın tarzındaki ani taarruzlarla çatışmaya başlayan ve çatışmayı yoğun bir tempoda sürdürebilen İD güçlerine karşı muharebe temposunu koruyup koruyamayacakları sorusu.

Görünen o ki, İD’e karşı mücadelede asıl sorun yerel güçlerden inanmış asker bulma sorunu değil, inanmış lider bulma sorunu. Ayrıca "eğit-donat" programına katılan savaşçıların büyük çoğunluğu "köyünü savunan" köylü-savaşçı tipinin ötesine geçemiyor. Ancak askeri uzmanlar, Sünni bölgelerde İD’le kıran kırana çatışacak ve İD güçlerini oralardan söküp atacak hem gerilla harbi, hem de kontr-terör ve bir o kadar da konvansiyonel taaruz yetenekleri olan tabur ve tugay muharebe görev gruplarına ihtiyaç olduğunu anlatıyor.

Askeri uzmanlara göre aşağıdaki iki şeyi gördüğümüzde "eğit-donat" stratejisinin başarılı olmaya başladığını söyleyebiliriz. Birincisi, Irak ordusunda ve Suriye'de İD karşı yerel güçleri komuta edecek bir generalin adını medyada okumaya, karargahının resimlerini basında görmeye başladığımız zaman. İkincisi de tüm personeli ferdi ve birlik muharebe eğitimleri tamamlamış bir taburun gerçek ateşlerle yaptığı bir tatbikatın görüntüsünü izlediğimiz zaman. Kısacası, bu stratejinin, “eğitiyoruz ve donatıyoruz” mantığı ile yerde ateş eden yerel askerlerle, başlarında ellerini göğüslerinde kavuşturmuş bekleyen eğitici fotoğraflarıyla başarıya ulaşabileceğini sanmak hayal olur.

More from Metin Gurcan