Ana içeriğe atla

Türkiye’nin Libya savaşı!

Libya, Türkiye açısından giderek kayıp bir dosya haline geliyor. Türkiye’nin argümanları Tobruk’taki Sini hükümetine karşı Trablus’taki Hasi hükümetinden yana. Bu da Türkiye’yi bir vekalet savaşının tarafı haline getiriyor.
A fighter from Zintan brigade watches as smoke rises after rockets fired by one of Libya's militias struck and ignited a fuel tank in Tripoli August 2, 2014. On Saturday, sporadic shelling resumed in the capital after two days of relative calm. Plumes of black smoke rose over the south of Tripoli from a burning fuel tank at the airport's fuel depot. REUTERS/Hani Amara (LIBYA - Tags: POLITICS CIVIL UNREST) - RTR411E4

Libya’da Muammer Kaddafi yönetimine karşı isyan sürecinde Fransa’nın rol kapmasını önlemek için başlangıçta karşı çıktığı NATO müdahalesine bir ay içerisinde yeşil ışık yakan ve İzmir’i hareketin komuta merkezine dönüştüren Türkiye, şimdi ülkeye dış müdahaleden yakınır hale geldi. Bu tutum, elbette ‘taraf tutmama’ gibi bir dış politika prensibinden kaynaklanmıyor. Aksine Türkiye, kendisini, daha geniş bir coğrafyada Müslüman Kardeşler etrafında şekillenen vekalet savaşının içine çeken politikalardan vazgeçmiş değil. Bir yanda Müslüman Kardeşler’i bitirmek için ele ele veren Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, diğer tarafta bu örgüte arka çıkan Katar ve Türkiye. Libya’daki saflaşmada Katar-Türkiye ikilisine son zamanlarda Trablus’ta hakim olan milis güçlerin çatı örgütü Libya Şafağı’na Katar’ın yaptığı silah sevkiyatında rol aldığı gerekçesiyle Sudan da eklendi.

AKP yönetimi Libya’da taraf tuttuğu ya da sadece Müslüman Kardeşler’le çalıştığı suçlamasını kesinlikle reddediyor.  Ancak Libya’daki siyasi gelişmeleri yorumlama biçimi Türkiye’yi otomatik olarak bir tarafa oturtuyor. Bu tarafgirlik hem siyasi geçiş süreci hem de çatışan taraflarla ilgili verilen tepkilerde kendini gösteriyor. Bir kere AKP yönetimi, 25 Haziran seçimleri sonrası Tobruk’ta toplanan Temsilciler Meclisi ve onun atadığı Abdullah El Sini hükümetine karşı Trablus’taki Milli Genel Kongre ve Ömer El Hasi hükümetine desteğini gizlemiyor. 

Temsilciler Meclisi ve Sini hükümetine kalkan olan emekli General Halife Hefter’e bağlı Onur Operasyonu Güçleri, 24-25 Kasım’da Trablus’ta rakip milislerin kontrolündeki Mitiga Havaalanı’nı bombalayınca Türk Dışişleri Bakanlığı şu tepkiyi verdi: “Hava saldırılarını şiddetle kınıyoruz. Libya’daki kriz ancak yabancı müdahalelerin durdurulması, ateşkes sağlanması ve kapsayıcı siyasi diyalog ile çözüme kavuşturulabilir.”  

Anadolu Ajansı dahil hükümetin kontrolündeki medyanın dili de bu tarafgirliğe ışık tutuyor. Hükümet medyası Trablus’ta Bingazi’yi kontrol eden İslamcı örgütlerin yanı sıra Müslüman Kardeşler ve Mısratalı milis güçlerin bayraklaştırdığı Milli Genel Kongre’ye savaş ilan eden Hefter’i her zaman ‘darbeci’ ya da ‘darbe girişiminde bulunan general’ olarak anmayı tercih etti. AKP yönetiminin duruşunu görmek için Anadolu Ajansı’nın haberlerini izlemek yeterli.  

Hefter tarafından Türklerin ‘istenmeyen kişi’ ilan edildiği hatta rehine alındığı Libya’ya ekim ayında Ankara’dan dikkat çeken bir diplomatik çıkarma yapıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özel temsilcisi sıfatıyla Emrullah İşler, önce Tobruk ardından Trablus’ta taraflarla görüşmeler yaptı. Hükümet kaynakları bunu, Türkiye’nin tarafsızlığının nişanesi olarak sunuyor. Ancak Türkiye kimi meşru hükümet olarak görüyor sorusuna verilen yanıt özellikle Anayasa Mahkemesi’nin 25 Haziran seçimlerini yasaya aykırı bulan 6 Kasım tarihli kararından sonra artık çok net: “Hasi hükümeti”. İsminin açıklanmasını istemeyen bir hükümet kaynağı bana şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye’nin radikal grupları desteklediği yönünde bir algı operasyonu yürütülüyor. Türkiye, Libya’da taraf tutmuyor. Herkesle görüşüyor. Emrullah İşler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özel temsilcisi olarak Libya’ya gittiğinde önce Tobruk’ta Sini ardından Trablus’ta Hasi hükümetiyle görüştü. Siyasi bölünmüşlüğün sona ermesi için yardım önerdi. Sini THY’nin Tobruk’a da uçmasını istedi. Ama ‘Türkler istenmeyen kişi ilan edilirken bu nasıl mümkün olacak?’ sorusu üzerine Sini, böyle bir tutumu kabul etmediklerini belirtmekle kalmayıp Hefter’i arayarak Türkiye’ye karşı düşmanca tutuma son verilmesini istedi. Türkiye taraf tutsaydı ya da bir tarafla diyalogu kesseydi 9 Türk rehinenin bırakılması mümkün olmazdı". 

Türkiye Tobruk’ta Sini ile diyaloga geçmişti ama bir yanıyla da Emrullah İşler uluslararası toplumun tanımadığı Hasi hükümetinin ağırladığı ilk üst düzey yabancı konuktu. Bu ziyaretle bir denge görüntüsü veren AKP hükümeti, Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra tarafını daha da belli etti.

Emrullah İşler, BM Özel Temsilcisi  Bernardino Leon'un Anayasa Mahkemesi kararı sonrasına denk gelen Trablus’taki temaslarını “BM Türkiye’nin çizgisine yaklaştı” diye yorumladı.  Halbuki “Kararı inceleyeceğiz” demekle yetinen ve Sini’ye ‘Başbakan’ olarak hitap etmeye devam eden Leon misyonu gereği her iki tarafla da görüşmek durumunda. 

Ayrıca Sini’nin Ankara’ya göndermek istediği maslahatgüzar için Tobruk’taki görüşmede yakılan yeşil ışık Anayasa Mahkemesi kararının ardından kırmızıya döndü. Konuştuğum hükümet kaynağı, "Neticede, Türkiye, BM’nin tanıdığı Tobruk hükümetini mi, Trablus hükümetini mi tanıyor?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Anayasa Mahkemesi Tobruk’taki meclisi feshetti. Bu karar kimin meşru olduğu konusunda belirleyici." 

Kendi ülkesinde Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına ‘milli değil’ diyerek meydan okuyan AKP yönetiminin Libya’da olağanüstü koşullarda silahların gölgesinde karar alan Anayasa Mahkemesi’nin kararını bu denli öne çıkarması manidar. 

Erdoğan’ın, 25 Haziran seçimleriyle belirlenmiş Temsilciler Meclisi’nin Trablus yerine Tobruk’ta toplanmasına "Libya Meclisi'nin Tobruk'ta toplanmasını kabul etmek mümkün değil” diyerek verdiği sert tepki de her ne kadar ülkenin bölünmesi riskine karşı bir uyarı olarak lanse edilse de Türkiye’yi bir tarafa çeken bir çıkıştı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı ve meşruiyet tartışmasına BM bile çok temkinli yaklaşırken Ankara’nın bir tarafın argümanına sarılması diplomatik manevra alanını da daraltıyor.