Ana içeriğe atla

Suudiler düşük petrol fiyatına nasıl alışacak?

Petrol fiyatlarındaki düşüşle başa çıkmak için Suudi Arabistan’ın rezervlerine bel bağlaması ve devlet projeleri ile yardımlarda kesintiye gitmesi gerekecek. Bir rantiye devleti için bu oldukça zor bir görev. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
An employee fills a container with diesel at a gas station in Riyadh December 19, 2012. Saudi Arabia could as early as next year do something it has resisted for decades: raise what is currently the world's lowest price for natural gas, in order to reduce expensive subsidies and curb energy waste. A price hike would be an important economic shift for the country but a difficult one, as it would risk hurting the competitiveness of industries such as petrochemicals. To match Analysis SAUDI-GAS/PRICE REUTERS/F

Petrol fiyatları hızla düşerken basında çıkan haberler Suudi Arabistan’ın bu durumdan rahatsız olmadığı izlenimini yaratıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ise ekimde yayımladığı raporda Suudi Arabistan liderliğindeki Körfez ülkelerini ekonomik reformlar yapmaya, harcamaları ve devlet desteklerini kısmaya ve özel sektörde istihdam yaratmaya çağırdı. Raporda ülkelerin iç enerji tüketimlerini de ele alması gerektiği vurgulandı. Zira Suudi Arabistan son beş yılda 1 milyon varillik petrol ihracatını kesti.

Ancak IMF odadaki fili, yani Suudi toplum sözleşmesini göz ardı ediyor. Devlet gelirlerinin yaklaşık yüzde 90’ını oluşturan petrol, tüm Suudi ekonomisinin dayanağıdır. Rantiye devlet Suudi Arabistan’da siyasi istikrarın garantörüdür. Ekonominin bel kemiği olan devlet projeleri, zengin sınıflara gelir, orta ve dar gelirli sınıflara da iyi ücretli iş olanakları sağlar. Öte yandan zenginlik paylaşımının nihai hakemi de devlettir.

Düşük petrol fiyatları Suudi ekonomisini etkileyecektir. Suudilerin bu duruma uyum sağlaması kolay görünmüyor. Bu, Suudi Arabistan’ın düşük petrol fiyatları sorunuyla ilk karşılaşması değil. 1986 tecrübesine bakarak üç politikanın benimsenmesi olası görünüyor. Devlet muhtemelen kendi rezervlerini kullanmak, kamu projelerini kısmak ve kamu istihdamını azaltmak durumunda kalacak.

Suudi Arabistan, mart 1986’da modern tarihinde ilk kez petrol arzı fazlasından kaynaklanan bir kriz yaşadı. Kasım 1985’te 32 dolar olan varil fiyatı 10 dolara düştü. Daha sonra 2008’de tarihi bir seviyeye çıkarak 147 doları gören varil petrolün fiyatı, ocak 2009’da yeniden 40 dolara düştü. Her iki örnekte de petrol, altı aydan kısa bir sürede yüzde 60’tan fazla değer kaybetti.

Kral Fahd Bin Abdülaziz El Suud, 1987’nin sonlarında düşük petrol fiyatlarının kalıcı olacağını düşünerek rantiye devleti hizmetlerinde kesintiye gitti. Kral, yaptığı bütçe açıklamasında 10 milyar bütçe açığına rağmen vatandaşları korumaya ve kamu hizmetlerinden yararlandırmaya çalışacağını belirtti. Ancak benzin, elektrik, seyahat, vize ve diğer devlet hizmetlerinin ücretleri zaman içinde yükseldi.

Ayrıca bazı tarım ürünlerinde devlet sübvansiyonları kaldırıldı ve devlet konut kredilerinde bekleme listesi uzadı. Kişi başına gelir ise 1983’te 11 bin dolarken dört yıl içinde yarı yarıya azalarak 1987’de yaklaşık 5 bin 500 dolara düştü.

Bundan neredeyse 10 yıl sonra 1998’de petrol fiyatları bu sefer Asya’daki mali kriz nedeniyle varil başına 10 doların altına düştü ve Suudi Arabistan yeni bir krizle karşılaştı. Bunun sonucunda ülke kamu borcu batağına düştü. 1990’ların sonunda bu borçlar gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 100’ünü aştı. Suudi Arabistan, bir özelleştirme stratejisi ilan edilerek kamu harcamalarını azaltmaya çalıştı. Dönemin Veliaht Prensi Abdullah 1998’deki bir bakanlar kurulu toplantısında şu uyarıyı yaptı: “Bolluk devri bitti. (...) Hepimiz devlete tam bağımlı yaşam tarzından farklı, yeni bir yaşam tarzına alışmak durumundayız.” Suudi halkı, petrol fiyatları ne zaman düşse Kral Abdullah’ın 1990’lardaki meşhur tasarruf tedbirlerini hatırlar.

2009 krizinde Suudi devleti, kamuya memur alımının toplam alımlardaki oranını yüzde 9.5’ten yüzde 2.7’ye düşürdü. Aramco’nun çalışanlarına verdiği yıllık zamlarda yüzde 35’e ulaşan büyük bir düşüş yaşandı. Aynı yıl içinde devlet projeleri, petrol fiyatlarının yükselişe geçtiği bir sonraki yıla göre yüzde 25 daha azdı. 2009 krizi projeleri ve istihdamı doğrudan etkilerken 1980’lerden farklı olarak rantiye devlet hizmetlerini etkilemedi.

Suudi Arabistan’da kamuoyunun petrol fiyatları ve gelirden kopuk olması, Suudi toplumsal sözleşmesinin bir sonucudur. Ülkenin tek petrol şirketi olan Aramco, 80 yıl önceki kuruluşundan bu yana halktan izole bir şekilde çalışır. Bunu, Aramco’ya bağlı bir doğal gaz tesisinde çalışmış biri olarak kişisel deneyimimden hareketle söylüyorum. Günde 310 bin varil sıvı gaz üreten bu tesisin hiçbir çalışanı, nihai müşterinin kim olduğunu ya da ürünün değerinin ne kadar olduğunu bilmez. Şirket çalışanları da Suudi halkı da petrol politikalarından bihaberdir.

Suudi Arabistan, Arap Baharı’nın ardından çalkantıların kendi ülkesine de sıçrayacağı endişesiyle sosyal devleti desteklemek üzere yılda 250 milyar dolar harcadı. Hükümet harcamalarının yüzde 15’i kamu projeleri yoluyla özel sektöre aktarıldı. Harcamaların en büyük kalemini doğrudan ya da dolaylı olarak kamu şemsiyesi altında çalışan 2 milyon kişiye ödenen maaşlar oluşturuyor. Konut edindirme ve işsizlere destek programlarına da son üç yılda Suudi bütçesinden yüz milyarlarca dolar ayrıldı.

Bunun yanı sıra Arap Baharı’yla ortaya çıkan güvenlik endişeleri, güvenlik alanındaki ve askeri alandaki kamu harcamalarını da arttırdı. Mart 2011’de yayımlanan meşhur Krallık açıklamasıyla güvenlik alanında 60 bin yeni kadronun açıldığı duyuruldu. Ülkedeki sivil ve sanayi işletmelerini korumak için kurulan Tesisleri Koruma Kuvveti, İçişleri Bakanlığı’nın en hızlı büyüyen kollarından biri oldu. Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü’nün verilerine göre Suudi Arabistan, 2013’te 67 milyar dolara ulaşan askeri harcamasıyla dünyada ABD, Çin ve Rusya’dan sonra dördüncü sıraya yerleşti. Suudi Arabistan’ın Arap Baharı akabinde Körfez’deki birliği koruma politikası da bu harcamaların artmasında etkili oldu. Bahreyn ve Umman’a hibeler sağlayan Suudi Arabistan, bölgesel istikrar ve kalkınmayı desteklemek adına Mısır, Lübnan, Ürdün, Fas, Yemen ve Pakistan’daki rejimlere, ayrıca Suriye muhalefetine de mali yardımlar yaptı.

Varil petrol fiyatının 100 doların üzerinde seyrettiği dönemde yapılan bu büyük harcamaların sürdürülmesi artık mümkün değil. Kesintilere gitmek gerekecek. Ancak bölgenin krizlerin pençesinde kıvrandığı ve Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğine yönelik pek çok tehdidin bulunduğu bir ortamda bu adımların yerel halkı öfkelendirmeden atılması gerekiyor. Aksi takdirde, fiyatlardaki düşüş Suudi liderlerini vurabilir.

More from Saeed Alwahabi

Recommended Articles