Ana içeriğe atla

Halep’teki savaşın “dondurulması” elzem

Savaşın çektirdiği sıkıntılarla sabrı tükenen Halep halkı, şehirlerini ve hayatlarını mahveden çatışmaların sona ermesini istiyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Smoke rises from al-Khalidiya neighbourhood, where forces loyal to Syria's president Bashar Al-Assad are located, during what activists said was shelling by Free Syrian Army fighters from Bani Zeid neighbourhood, in Aleppo November 10, 2014. REUTERS/Abdalrhman Ismail (SYRIA - Tags: POLITICS CIVIL UNREST CONFLICT) - RTR4DM55

HALEP, Suriye — Halep kentinin yarısının ve civar kırsalın neredeyse tamamının yaklaşık iki yıl önce isyancıların ele geçmesiyle kilitlenen kuzey cephesinde o günden sonra fazla bir değişiklik olmadı. Ancak bugünlerde yeni bir aşamaya geçildiği anlaşılıyor. Bu yeni aşamada BM’nin “savaşı dondurma” önerisiyle mevcut durum kemikleşebilir ya da rejim ardı ardına başarılar kazandığı harekâtını Halep’i isyancılardan geri almak üzere daha da yoğunlaştırır.

Şehirde bu muğlak “dondurma” önerisi konusunda fikir birliği olmasa da savaşın somut sıkıntı ve tehlikeleri karşısında geçici veya kalıcı olarak soluklanma fikri yaygın destek görüyor.

Tüm bunları bir bağlama oturtacak olursak Halep her iki tarafın da sürekli bombardımanı altında. Şehir, temel ihtiyaç kalemlerinin kronik kıtlığından, altyapının çökmesinden, genel kanun ve nizamın bozulmasından mustarip. Bu sorunlar isyancıların tuttuğu doğu yakasında bilhassa göze çarpıyor.

Al-Monitor sokağın nabzını almak için girift bir dokuya sahip bu metropolün çeşitli ekonomik ve toplumsal katmanlarını temsil eden üç Halepliyle konuştu.

Vasıflı bir işçi olan Ahmed, savaştan önce şu an isyancıların elinde olan doğu Halep’te alt işçi sınıfın yaşadığı Fardos Mahallesi’nde oturuyordu. Ahmed, bölgedeki tehlikelere rağmen ailesiyle birlikte eski mahallesine dönmek istediğini anlattı: “Kendi şehrimizde dilenci ve sığınmacı muamelesi görmekten bıktık usandık. Seve seve geri döner kendi evimde otururum, ailemi de yanımda götürürüm. Varil bombaları umurumuzda değil. Ölürsek de ölürüz. Kaderimiz öyleymiş demek. Ecelin ne zaman geleceğini bir tek Allah bilir.”

Niçin evine dönmediği sorusuna karşılık Ahmed şu yanıtı verdi: “Geri gidemiyorum çünkü iş bulamıyorum. Ailemi geçindiremem.” Benzer koşullardaki birçok Halepliyle ortak bir ikilemi paylaşan Ahmed şöyle devam etti: “İsyancılara katılan birçok genç erkek, onların davasına inandığı için değil, paraya ihtiyaç duyduğu için bunu yaptı. Maaş veremeyen gruplardan ayrılıp maaş verenlere geçtiler. Her şey para içindi. Önceleri gayet namuslu olan insanlar komutanlarının telkiniyle çalıp çırptı. Güya çaldıkları savaş ganimetiydi, dini emirler gereğince savaşçı olarak onların hakkıydı. Ben buna hiç inanmadım ve isyancılara katılmayı reddettim.”

Savaşı dondurma önerisine destek verip vermediğini sorduğuma Ahmed “Evet. Artık yeter, dayanamıyoruz. Eski güzel hayatımızı geri istiyoruz.” dedi.

Ahmed’in çilesi Halep’te iç karartıcı ölçüde sıradan. Şehirde iş yok. İşi olanlar dahi geçinemiyor ve ısınma gibi temel ihtiyaçlardan vazgeçmek durumunda kalıyor. Eskiden varlıklı olan Halepliler ise tasarruflarıyla yaşıyor ki üç yıllık savaşın ardından bu tasarruflar da tükenmek üzere. Çaresiz kalan birçok Halepli, herhangi bir siyasi düşüncesi olmadan, sırf hayatını idame ettirmek için savaşın her iki tarafında yer alan milis gruplara katıldı.

Ekonomik yelpazenin diğer ucunda eskiden sanayicilik yapan ve Şeyh Nacar sanayi bölgesinde tekstil fabrikası olan Hacı Velid var. Bir zamanlar Halep ekonomisinin bel kemiği olan kendisi gibi birçok sanayicinin yaşadıklarını anlatan Hacı Velid şöyle konuştu: “Şeyh Nacar isyancıların eline ilk geçtiğinde Liva El Tevhid güçlüydü ve bir şekilde düzeni sağlıyordu. Hırsızlık olayları tek tük yaşandı. Birçok sanayici çeşitli gruplara ‘koruma’ parası ödeyerek işlerini sürdürdü. Sonra İslam Devleti ve Nusra Cephesi gibi daha radikal gruplar geldi. Bunlar bizi hiç rahatsız etmedi, bizden para istemedi, fabrikalarımıza el koymadı. Ama o saate kadar birçok fabrika, elektrik olmadığı için zaten kapanmıştı. Sonra bu gruplar bölgeden çıkarıldı ve isyancılar geri döndü. Nihayet rejim güçleri isyancıları bozguna uğrattı ve sanayi bölgesini ele geçirdi.”

Hacı Velid, Halep sanayisinin son kertede nasıl çöktüğünü şöyle anlattı: “Aşağı yukarı aynı dönemde fabrikalar ciddi şekilde yağmalanmaya başlandı. Bir fabrikanın el değiştirmek üzere olduğunu gören isyancılar, gece gündüz demeden o fabrikadan götürebildikleri her şeyi götürdü. Birçok fabrika alındı. Rejim güçleri geldiğinde başlarında Albay Süheyl Hasan vardı. Albay askerlerin yağma yapmasına izin vermedi. Ancak sonra kendisi buradan ayrıldı ve kargaşa başladı. Rejim yanlısı milisler işi ele aldı ve geriye ne kaldıysa götürmeye başladı. Buna ek olarak çatışmalarda oluşan tahribat ve elektriğin olmaması, fabrikaların artık çalışamadığı anlamına geliyor. Çalışabilenler ise büyük zararlara maruz kalıyor. Çünkü jeneratörlerde kullanılan yakıt artık çok pahalı.”

Hacı Velid de savaşın dondurulması önerisini destekliyor ama bu gerçekleşse dahi Halep’in kısa sürede ayağa kalkamayacağını düşünüyor: “Bu deliliği durduracak her şeyi destekliyorum. Ancak Halep’in ekonomisi ve sanayisi çok uzun yıllar toparlanamaz.”

Bir zamanlar Halep ekonomisi için hayati önem taşıyan fabrikaların kapalı kalması, yoksulluğun kol gezdiği şehirde yaraların sarılmasını daha da zorlaştıracak.

Halep’teki Hristiyan azınlığa mensup olan ve bir dönem rejim yanlısı milislerin safında savaşan Yusuf ise Türkiye’ye gitmeden önce arkadaşlarıyla vedalaşmaya geldi. İnsan kaçakçılığı güzergâhları üzerinden Avrupa’ya ulaşmayı planlayan Yusuf şöyle konuştu: “Savaşı rejim kazansa dahi bizim için burada bir gelecek kalmadı. Benim gibi genç insanlar için hiçbir iş ve imkân yok. Rejim saflarında savaşırken amacım cihatçı grupların tehdidine karşı Hristiyan cemaatimi korumaktı. Yoksa ne Baas ideolojisine inandım ne de hükümeti destekledim. Artık elimden bir şey gelmiyor. Elimden geleni yaptım. Şimdi Avrupa’da kendime yeni bir gelecek arayacağım.”

Savaşı dondurma önerisini sorduğumda Yusuf şu yanıtı verdi: “Bu geçici bir uygulama olur. İsyancılar temelli yenilgiye uğratılmadığı sürece güvende olmayacağız.”

Yusuf’un Suriye’den ayrılma kararı, umudunu yitiren ve çaresizce Avrupa’da iyi bir yaşam aramak isteyen birçok genç Haleplinin arzusunu yansıtıyor. Bu genç insanlar, kaçakçıların talep ettiği insafsız paraları toplamak için dileniyor, borç alıyor, hırsızlık yapıyor ama neticede birçoğunun hayatı denizin dibinde son buluyor. Ne acıdır ki bazısı eşlerini ve çocuklarını da yanında götürüyor.

Halep’in acilen soluklanması gerek. Halep halkı, savaşın dondurulmasına çaresizce ihtiyaç duyuyor ve bu öneriyi destekliyor. Bu sorumluluğun yerine getirilmesi ise güç sahibi olanların görevi.

More from Edward Dark