Ana içeriğe atla

Gazze’deki ev sahipleri “hedef ailelere” ev vermiyor

Gazzeliler, son savaşta İsrail’in hedef aldığı ailelere komşu olmak istemiyorlar. Çünkü ileride yaşanacak bir çatışmada kendilerinin de hedef olmasından korkuyorlar. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A Palestinian man throws a flag atop the rubble of the home of Hamas Gaza leader Ismail Haniyeh, which Gaza's interior ministry said was hit by a missile fired by Israeli aircraft before dawn on Tuesday, causing damage but no casualties, in Gaza City July 29, 2014. Israel's military pounded targets in the Gaza Strip on Tuesday after Prime Minister Benjamin Netanyahu said his country needed to be prepared for a long conflict in the Palestinian enclave, squashing any hopes of a swift end to 22 days of fightin

GAZZE ŞEHRİ, Gazze Şeridi – 10 Temmuz’da İsrail’in Han Yunus’taki bombardımanında evini ve tüm ailesini kaybeden Yaser Hac, bu trajedinin ardından şimdi de dışlanmayla karşı karşıya. Harap olan evini terk etmek zorunda kalan Hac, kiralık ev bulmakta zorlanmış. Ev sahipleri hep aynı mazereti öne sürmüş: “Hedef alınmış ailelere ve direniş mensuplarına ev vermiyoruz.”

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Hac şöyle konuşuyor: “Ailemi kaybettikten sonra böyle bir şey yaşayacağımı asla düşünmemiştim. Yakınlarımın hedefteki hareketin (Hamas) üyesi olmadığını herkes biliyor. Annem, babam, kardeşlerim ve ben direniş mensubu değiliz.’’

Hac ailesinden geriye sadece Yaser ve evli olan kız kardeşi kalmış. Hayatlarını düzene koymaya çalışırken birlikte yaşamaya karar vermişler. Fakat tüm ev kiralama teşebbüsleri başarısız olmuş. İsrail’le ileride yaşanacak bir çatışmada evlerinin bombalanmasından korkan ev sahipleri onları reddetmiş.

Hac umutsuzca şunları anlatıyor: “Savaş sırasında, camide verdiği vaazlarda direnişi öven ve teşvik eden bir bina sahibi vardı. Bir keresinde onunla görüşmeye gittik. Kiralık evi olup olmadığını sorduğumda: ‘Direniş mensuplarına ve evleri hedef alınmış ailelere ev vermiyorum.’ dedi. Bu ikiyüzlülük değil mi?’’

Sonunda bir apartman dairesi değil de mütevazı bir ev bulan Hac, tüm Gazzelilere seslenerek savaşta yakınlarını kaybeden insanların dışlanması değil, kucaklanması gerektiğini söylüyor.

51 gün süren savaşın 26 Ağustos’ta sona ermesiyle birçok insan, siyasi gruplara daire kiralanması konusunda endişe duymaya başladı.

Gazze’nin Ramal Mahallesi’nde yer alan Davud Apartmanı sakinleri de 6 Eylül’de düzenledikleri gösteride siyasi örgüt ve medya çalışanlarının binadaki ofislerine girmesini engellemeye çalıştı. Ofis çalışanlarıyla bina sakinleri arasında sakin bir diyalog yaşandı, ardından da polis müdahale etti ve ofis çalışanlarının binaya girmesini sağladı. Binanın yönetimiyle görüşen çalışanlar, konunun mahkemeye götürülmesini ve kiracıların binadan tahliyesinin yasal yollardan gerçekleşmesini istedi.

Bina girişine ise şu mesajı içeren yazılar asıldı: “Tüm katlardaki tüm sakinler komşularını bilmek zorunda. Sivil sakinlerin kimler olduğunu bilmek istiyoruz.”

Elinde “Hizmet, medya ve güvenlik kuruluşlarını Davud Apartmanı’nda istemiyoruz!” şeklinde döviz taşıyan bir kadın, Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Bina savaş esnasında sekiz defa bombalandı. Dehşet içindeydik. Arabalarımız ve komşu apartmanlar tahrip oldu, aramızdan bazıları da yaralandı. Tüm bunlar, bazı siyasi büroların ticari şirket kisvesi altında burada ofis kiralaması yüzünden oldu.”

Koruyucu Hat Harekâtı sırasında İsrail Gazze Şehri’nde üç büyük apartmanı bombaladı: Başa Apartmanı, İtalyan Apartmanı ve Zafer Dört Apartmanı. İsrail, kameraların önünde güpegündüz Zafer Dört binasını yerle bir etti. Kimilerine göre bu saldırı savaşın doruk noktasıydı.

Savaşta binası saldırıya uğrayan El Aksa televizyonunun yeni bir ofis kiraladığı bir başka binanın sakini ise şöyle konuştu: “Binada, siyasi partilerle bağlantılı birçok medya bürosu var. El Aksa kanalının da zaten bir ofisi vardı. Bina medya büroları yüzünden defalarca bombalanmışken şimdi niçin bir ofis daha kiralıyorlar? İtiraz ettiğimizde ‘Rahatsız olanlar buradan gidebilir.’ yanıtını aldık.”

İsminin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan bir El Aksa çalışanı ise asıl meselenin kanalın binada ofis kiralaması değil, apartman sahibinin yaptığı aşırı zamdan dolayı artan kiralar ve asansör kullanımıyla ilgili olduğunu öne sürdü.

Kanal çalışanı şöyle devam etti: “Binada zaten bir ofisimiz var. Bir ikincisini kiralamamıza apartman sakinleri niçin karşı olsun? Aksine, burada oturanlar direniş hareketine ve direnişi destekleyen medyaya sıcak bakıyor. (…) Bina sakinleri itiraz ediyorsa da bu, tüm o gelişigüzel bombardımanlar ve sivillerin öldürülmesinden sonra anlaşılır bir durum. Konuyu abartamamak lazım. Bu kadar açıktan olmasa da 2008’deki savaştan sonra da aynı şey yaşanmıştı.’’

Hamas sözcüsü Sami Ebu Zühri de aynı fikirde: “Bu kaygı hâli, İsrail’in gaddarca işlediği suçlar yüzünden doğal sayılır ama genel durumu yansıtmıyor. İnsanlar savaş esnasında da savaşın ardından da direniş hareketine sahip çıkmıştır.”

Evi bombalanan tüm Hamas liderlerinin sorunsuz bir şekilde daire kiralamış olduğunu belirten Zühri, şöyle devam etti: “Onlar Gazze’deki halkın ve ailelerin bir parçası. Hiçbir silahlı grubun sivil halkın içinde daire kiralamadığını size teyit edebilirim, sadece medya büroları söz konusu.”

Kahire müzakerelerine katılan siyasi bir kaynağın Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmeye göre ise İsrail’in apartmanları bombalamasının sebebi, sivil halkın direniş hareketine baskı uygulamasını sağlamak ve savaşın bitirilmesi yönünde kamuoyu oluşturmaktı. Kaynak şöyle devam etti: “Gerçekten de böyle oldu. İsrail’in Başa Apartmanı’nı bombalayıp başka binaları da vurma tehdidinde bulunduğu gün savaş sona erdi. Gazze harap edilirken siviller öldürülüp terörize edilirken hiçbir şey olmamış gibi oturup seyredemezdik.”

Öyle görülüyor ki İsrail’in bu yöntemi, savaş sona ermiş olsa da etkisini sürdürüyor ve insanlar, siyasi ya da silahlı faaliyet içinde olan kişilere ev kiralamak istemiyor. Hatta kimi insanlar o kadar ileri gidiyor ki kızları zamansız dul kalır korkusuyla kızlarının bu kişilerle evlenmesine karşı çıkıyor.

Hac ise uygun bir eş bulacağına dair iyimserliğini koruyor: “Doğru insanı bulup evlenene kadar şimdilik geriye kalan tek kız kardeşimle yaşayacağım."

More from Asmaa al-Ghoul

Recommended Articles