Ana içeriğe atla

Avrupalı kadınlar din değiştirip İD’e katılıyor

Sosyal medyada okuyup dinledikleri cihat öykülerinden etkilenen Avrupalı kadınlar, din değiştiriyor ve Suriye’de İslam Devleti saflarına katılıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Foad, the brother of 15 year-old Nora who left her home in Avignon for Syria nine months ago, shows a portrait he took last September on his cell phone as he attends an interview with Reuters in Paris, October 6, 2014. Foad, a French truck driver of Moroccan origin, travelled alone through war-torn Syria to rescue his 15-year-old sister from an Islamist group she said was holding her captive. But when they finally stood face to face, in tears, she would not leave. Foad is convinced that his sister Nora, who

AMSTERDAM, Hollanda – 19 yaşındaki Vanessa her zaman isyankâr ve fevri biri oldu. İlgi odağı olmayı sever ve kimsenin ona karışmasına izin vermezdi. Ergenlik çağında hep okulun “sert çocukları’’ ile takıldı. Onlarla kendini koruma altında ve güvende hissediyordu. Diğer genç kızlar gibi onun da erkek arkadaşları oldu. Bazıları ona iyi davrandı, bazıları ise onu fazlasıyla incitti.

Vanessa’nın annesi Mary, Al-Monitor’a kızını anlatırken şöyle diyor: “İyi bir erkek arkadaşı olduğunda sınırlarını test etmek için onu sürekli arardı. Bir yandan kuralları reddediyor, bir yandan da kurallar için can atıyordu.’’

Vanessa’nın okulla başı dertteydi. Bir gün öğretmeni onu aşırı davranışları hakkında konuşmak için çağırdı. Vanessa o günlerde İslamiyet’i kabul etmişti ve peçe dâhil tam tesettür kıyafetler giyiyordu. Öğretmen “Bu hâlinle doğrudan Suriye’ye de gidebilirsin.’’ dedi. Bu konuşmadan sonra Vanessa okulu bıraktı.

Ancak bu taşkın kişiliğin altında sadece kabul görmek isteyen bir kız gizliydi. Vanessa 12 yaşındayken annesi ona büyüdüğünde ne olmak istediğini sormuş. Vanessa evlenmek ve 16 yaşına gelince çocuk sahibi olmak istediğini söylemiş. Mary “Onun bir baba figürüne özlem duyduğunu düşünüyorum.’’ diyor ve eşinden kızı çok küçükken ayrıldığını belirtiyor.

Mary bu yaz kızının yurt dışından bir erkekle iletişim hâlinde olduğunu fark etmiş. Ne var ki Vanessa Facebook’ta ilişki durumunu ‘bekar’dan ‘nişanlı’ya değiştirdiği zaman bile bu konunun üzerinde pek durmamış. Vanessa da arkadaşlık teklifi gönderen erkekleri “caydırmak’’ için böyle yaptığını söylemiş. Daha sonra bu hikâyenin tümüyle yalan olduğu ortaya çıkmış.

Ağustos başında Mary şehir dışındayken Vanessa Türkiye’ye gitmek için bilet ayırtmış. Annesine göre Vanessa’nın Skype üzerinden görüştüğü erkek, İslam Devleti’ne (İD) Avrupa’dan katılan ve bir yılı aşkındır Suriye’de bulunan bir savaşçıymış.

Vanessa Türkiye’ye ulaşınca İD ile çalışan bir Türk ailesi onu evine almış. Evden çıkmasına izin verilmeyen Vanessa korkmuş ve endişeli bir hâlde annesini aramış. Mary Türk polisini aramasını söyleyince Vanessa bunun işe yaramayacağını çünkü hepsinin “sahtekâr” olduğunu söylemiş. Ertesi gün bir grup savaşçı Vanessa’yı alıp arabayla Suriye’ye geçirince kuşkuları yatışmış.

Suriye’ye vardıktan sonra sosyal medyada siyah peçeli bir fotoğrafını paylaşıp şunu yazmış: “Allah hicret etmenizi istiyorsa bunun gerçekleşmesini de sağlıyor. Tereddüt etmeyin kız kardeşlerim. Burada insan evinde gibi hissediyor.” Vanessa iki gün sonra evlenmiş.

Son iki yılda yüzlerce Avrupalı kadın, Nusra Cephesi ve İD gibi militan gruplara katılmak üzere Suriye ve Irak’a gitti. Yaşları 18 ila 25 arasında değişen bu kadınlar, örgütlerin Batı’dan kazandığı elemanların kabaca yüzde 10’una tekabül ediyor. Bu sayının içinde en az 70 Fransız, 60 İngiliz, 40 Alman, 20 Belçikalı ve 35 Hollandalı kadın var.

Kadınlar, kendi başlarına veya kocalarıyla, bazen çocuklarını da yanına alarak kadın arkadaşları veya yakın akrabalarıyla bu ülkelere gidiyor. Kadınların örgütlere kazandırılmasında sosyal medya merkezi bir rol oynuyor. Suriye’de yaşayan cihatçı kızlar, sosyal medya üzerinden tavsiye ve destek veriyor, yolculuklara yardımcı oluyor.

İD’e katılan bir Belçikalı kadın cihatçı hesabından şu mesajı paylaşıyor: “Kadın ve çocuklarla ilgilenecek daha fazla kadına ihtiyacımız var. Genç ya da yaşlı, çocuklu ya da çocuksuz, boşanmış ya da dul olmanız önemli değil. İlgilenen kadınlar benimle özelden iletişime geçebilir.’’

Kadın cihatçılar, ‘hilafet devleti’ndeki yaşamlarını Müslümanlar için bir cennet olarak tasvir ediyor. Paylaşılan resimlerde günbatımı manzaraları, kedilerle oynarken gülümseyen militanlar ve Müslüman kız kardeşlerle akşam yemekleri gösteriliyor. Hepsi Bilad’üş-Şam’da çekilmiş! Fotoğraflar, kadınların ‘savaşçı aslanlar’la yani kocalarıyla ve ev işleriyle ilgilendiği İslami bir ev hayatını yansıtıyor.

Kardeşlik ve evliliğe dair paylaşımlar şefkat dolu. Ancak mevzubahis Avrupa ve ABD’deki “kâfirler’’ olunca hiddetli bir dil kullanıyorlar. Batı’nın “İslam’a karşı savaş’’ yürüttüğüne inanıyorlar.

Rakka’da yaşayan Avrupalı bir kadın Facebook sayfasında paylaştığı yazıda şöyle diyor: “Müslümanların kâfirlerden uzak durması gerekir. Onların yaptıklarından ve yaşam tarzlarından nefret etmeliyiz. Onlarla birlikte olmayın.’’

Bunun yanı sıra silah ve silah tutan küçük çocuk fotoğrafları paylaşılıyor. İD propagandası yapan ve ceset resimleri paylaşan bir Twitter sayfasında Britanyalı bir kadın cihatçı, James Foley’in infazının ardından “bir Batılıyı öldürecek ilk Britanyalı kadın’’ olmak istediğini yazdı.

Ağustos 2013’te Guta’da büyük çaplı bir kimyasal saldırı yaşanmıştı. İki çocuk annesi Anne, Al-Monitor’a 18 yaşındaki kızı Aisha’nın haberlerde gördüklerinden etkilendiğini anlatıyor. Suriyeli mülteciler için giysi, oyuncak ve battaniye toplamaya başlayan Aisha, Vanessa gibi din değiştirip İslamiyet’i kabul etmiş.

Anne, geçmişte yaşadığı travmatik bir olayla yıllarca baş etmeye çalışan kızının İslam dininde huzur bulduğunu düşünüyor: “Aisha ağustos 2013’te Müslüman oldu. Birkaç ay sonra çarşaf giymeye başladı. Bunu görünmez olmak istercesine kendini gizlemek için yaptığı hissine kapılmıştım.”

Mary de şöyle diyor: “Ben kanserle mücadele ederken Vanessa benim ölmemden korkuyordu. İslam dininde huzur buldu.’’

Suriye’deki savaşa Avrupa’dan binlerce Müslüman savaşçı da katıldı. Bunlardan biri, Hollanda ordusunda askerlik yapmış olan ve 2012’de Suriye’ye giden Yılmaz adındaki cihatçıydı. Anne ve Aisha, 26 Ocak 2014’te Hollanda televizyonunda Yılmaz’ın hedeflerini anlattığı bir programı izlediler. Yılmaz, rejimi devirmek ve Suriye halkına yardım etmek istediğini söylüyordu. Hedeflerini anlatış biçimi ve böyle bir dava uğruna ölmeye hazır olması Aisha’yı etkiledi.

Anne, kızının cihatçıyı “Müslüman bir Robin Hood’’ gibi gördüğünü ve programdan sonra ona sosyal medya üzerinden ulaştığını anlatıyor.

Aisha Suriyeli mülteciler için yetimhane kurmak istediğini aktarmış, Yılmaz da onu Suriye’ye çağırmış. İki genç temaslarını sürdürürken Aisha Yılmaz’a âşık olmuş ve Skype üzerinden evlenmişler. Şubat sonunda da Aisha Suriye’ye gitmiş.

Avrupalı kadınları cezbeden şey sadece bir savaşçıyla evlenmek değil. Şeriat kurallarına göre yaşama, İslami bir devletin kuruluşunda yer alma ve cihat etme isteği de onları radikal gruplara katılmaya sevk ediyor.

Ebu Bekir El Bağdadi halifeliği ilan ettiğinde dünyadaki tüm Müslümanları kendilerine katılmaya çağırdı. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre temmuz ayında bin yabancı savaşçı İD’e katıldı.

Kadınların çoğu, evlenmek veya çocuk doğurmak gibi geleneksel roller üstlense de kadınlara çalışma izni de veriliyor. Ne de olsa kamusal yaşamda kadın ve erkeğin tamamen ayrı olduğu bir yerde kadın doktorlara, hemşirelere, öğretmenlere ve şeriat polisi memurelerine fazlasıyla ihtiyaç var.

Bir İngiliz cihatçı, kadınların oralarda nelere sahip olabileceğini şöyle aktarıyor: “Toplu taşıma, musluk suyu, düzgün hastaneler, kadın merkezleri, internet kafeler ve buna benzer şeylerimiz var. İD, kadınlar için yeni tesisler açmak için çalışıyor. Evli olmasanız dahi burada yapacak çok şey var. Bekâr kadınlar ev hanımı oluyor ve aylık ödenek alıyor.’’

Vanessa, telefonda annesine Hollanda’ya dönmek istemediğini söylemiş. Eşinin düzgün bir insan olduğunu, flört ettiği tüm erkeklerden daha iyi olduğunu, kendisine saygı gösterdiğini anlatmış.

Mary Al-Monitor’a çiftin bir fotoğrafını gösteriyor: Koyu kıvırcık saçlı, kahverengi gözlü, atletik yapılı bir erkek, yanında da siyah örtünün içinden sadece koyu, sürmeli gözleri görünen bir kadın. Örtünün ardında kadının gülümsediği belli oluyor.

“Hoş fotoğraf, değil mi?” diyor Mary. “Adamın elindeki silahı saymazsan eğer...” Mary bunu söylerken gülümsüyor ama gözleri hüzünlü. Bombaların günlük hayatın bir parçası olduğu, insanların başlarının kesildiği bir ülkede kızının neden yaşamak istediğini anlayamıyor.

İD hedeflerine yönelik ABD önderliğindeki hava saldırıları Mary’yi endişelendiriyor. Ama Vanessa korkmuyor, aksine şehit olarak ölmek en büyük arzusu. Çünkü bu şekilde doğrudan cennete gideceğine inanıyor.

Mary’den farklı olarak Anne yedi ayı aşkındır kızıyla bağlantı kuramamış. Aisha’nın Facebook sayfasında her şey bir anda silinmiş ve telefonu kesilmiş. Anne “Bir süre sonra kocasına ulaştım. Bana boşandıklarını ve Aisha’nın Rakka’da bir İD savaşçısıyla evlendiğini söyledi.’’ diye anlatıyor. Suriye’deki birçok Hollandalı ve Belçikalı kadınla bağlantı kurmuş ama Aisha’yı gören kimseye ulaşamamış.

“Belki asla geri dönemem ama gidip onu kendim arayacağım.” diyor Anne. “Onsuz hayatımın hiçbir değeri yok.”

Bu haberde yer alan kişilerin isimleri değiştirilmiştir.

More from Brenda Stoter (Syria Pulse)