Ana içeriğe atla

Halep yeni bir IŞİD taarruzundan korkuyor

Halep’te hem Suriye rejim güçleri hem isyancılar, IŞİD’in Irak’ta elde ettiği yeni güç ve gelişkin askeri teçhizatla Halep’e yeniden taarruz etmesinden kaygı duyuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A man walks on debris of collapsed buildings at a damaged site hit by what activists said was a barrel bomb dropped by forces loyal to Syria's President Bashar al-Assad in Aleppo's al-Ansari neighbourhood June 18, 2014.  REUTERS/Hosam Katan (SYRIA - Tags: POLITICS CIVIL UNREST CONFLICT) - RTR3UEWE

HALEP, Suriye — Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Irak’ta gerçekleştirdiği şaşkınlık verici taarruz ve bunun neticesinde ülkenin ikinci büyük şehri Musul dâhil Irak’ın batısında geniş bölgelerin bu radikal terör örgütünün eline geçmesi, tüm bölgeyi ve dünyayı haklı olarak endişeye sevk etti. IŞİD’in bugün 10 bin azılı savaşçısı, iki milyar doları aşkın serveti ve Irak ordusundan ele geçirdiği büyük bir silah ve teçhizat yığınağı olduğu söyleniyor. Örgüt bu özellikleriyle küresel güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturuyor. IŞİD’in Irak’taki dirilişi, Suriye’deki mesaisinden besleniyor. Örgütün Suriye’de sevinçle karşılanan bir kurtarıcıdan nefret edilen bir caniye dönüşmesinin ardından tarih Irak’ta tekerrür edecek mi?

Ebu Cima, Halep’in kuzey kırsalındaki Bayanun kasabasında geniş bir aileye mensup orta yaşlı bir adam. Dini muhafazakârlığı ile tanınan Bayanun, Suriye’deki Müslüman Kardeşler’in El Bayanuni ailesine mensup önde gelen birçok isminin memleketi.  

Suriye’deki ihtilaf büyüyüp silahlı çatışmaya dönünce Ebu Cima, kasabadaki birçok insan gibi silah kuşanmış ve bölgedeki milis gruplardan birine katılmış. Türk sınırı yakınlarındaki Azaz kasabasından başlayarak kuzeydeki kırsal bölgelerde ilerleyen IŞİD, ocak ayında Bayanun’dan çıkarıldı. Ebu Cima bu çatışmalarda yer aldı.

O günlerde sohbet ettiğim Ebu Cima, IŞİD’i Suriye lideri Beşar Esad’ı devirme vizyonlarını paylaşan bir kurtarıcı olarak gördüklerini, örgüte kucak açıp onunla birlikte hareket ettikten sonra nasıl kandırılmış hissettiklerini anlatmıştı. Ebu Cima şöyle demişti: “Aralarında çok sayıda yabancının olmasını önemsemedik. Aksine, o kişilerin kendi ülkelerini bırakıp canları pahasına bizim için savaşmasını büyük bir fedakârlık ve erdem saydık. Onları dost ve kardeş olarak gördük.”

Ebu Ömer El Şişani önderliğindeki IŞİD, 2013 yazında Halep’in kuzeyindeki Minnig Askeri Havaalanı’nı 10 aylık kuşatmanın ardından ele geçirince bu özel dostluk doruğa ulaştı. Özgür Suriye Ordusu’nun Halep’teki askeri konseyinin o dönemki komutanı Albay Abdül Cabbar El Okaydi, örgütü öve öve bitiremedi. Ancak bu durum çok uzun sürmedi. İlk coşku geçince IŞİD’in planlarının farklı olduğu anlaşıldı. İsyancıların Suriye’yi Esad ailesinden kurtarma hedefini paylaşmak bir yana, IŞİD’in önceliği, rejimin kontrolünden çıkan bölgelerde radikal bir İslam halifeliği kurmaktı.

Halep’teki isyancı grupların çok büyük bölümü Ebu Cima gibi İslamcıydı ve Şeriat devleti kurmak istiyordu. Ama yine de IŞİD militanları kadar aşırı veya fanatik değildi.  Bu durum kaçınılmaz olarak IŞİD’in yerel isyancılarla ve diğer İslamcı gruplarla çatışmasına yol açtı. Örgüt, 2013’ün sonlarında Suriye’nin doğusundaki El Rakka’da ve Halep’in kırsalında pek çok bölgeyi ve Halep şehrinin bazı kısımlarını ele geçirdi. İslami Cephe adı altında bir araya gelen İslamcı isyancılar, uyum içinde hareket ederek, doğudaki El Bab ve Manbic kasabaları hariç IŞİD’i Halep kırsalından çıkarmayı başardı.

Uzun yıllardır tanıdığım Ebu Cima ile savaş boyunca irtibatımı koparmadım. Ona IŞİD’in Irak’taki kazanımlarını ve bunların Suriye savaşına muhtemel yansımalarını sorduğumda bana şu yanıtı verdi: “Irak’ta ele geçirdikleri o kadar silah ve para ile şimdi çok güçlendiler. Oysa bizim savaşmak için hiçbir şeyimiz yok. İşin komik tarafı, onların eline geçer diye kimse bize silah göndermek istemiyor ama şimdi olanlara bak.”

IŞİD’in doğudaki Deyrizor’u alıp Halep’e ilerleyebileceğini düşünen Ebu Cima, şöyle devam etti: “Şimdi işte bundan korkuyoruz. Büyük zayiat vererek onları buralardan atmışken geri gelebilirler. Ancak bu defa onları mağlup edemeyebiliriz. Hatta birçok kişi onlara katılmayı tercih edebilir. Bu defa kuzeyden değil, El Bab’dan doğuya doğru bastıracaklar.”

Denklemin diğer ucunda ise Halep’te konuşlu rejim birliklerinde görevli profesyonel bir asker olan Üsteğmen Macit var. Sahil kenti Tartus’tan olan Macit, Esad’ın da mensubu olduğu azınlıktaki Alevi mezhebinden. Onun gibi subaylar, Suriye ordusunun belkemiğini oluşturuyor. Ordunun asker sayısı ya da en azından etkinliğini koruyan birlikleri azalmış olsa da subaylar, rejime sadakatini güçlü bir şekilde koruyor. Yerli ve yabancı milislerden destek alan ordu birlikleri, muharebe alanında yavaş ilerliyor ama kritik kazanımlar elde ediyor. En son Lazkiye vilayetinde Türk sınırı yakınındaki şirin Ermeni kasabası Kesep’i aldılar.

Macit, Halep’teki rejim kuvvetlerine destek olmak, şehrin henüz isyancıların eline geçmeyen kısımlarını savunmak üzere 18 ay önce takviye birliklerle Halep’e gelmiş. Bana anlattığına göre, o günden beri ailesini hiç görmemiş ve bir kere bile izne çıkamamış.

Üsteğmen de IŞİD’in kuzey Suriye’ye döneceğini, hasım isyancı grupları vurup rejimle Halep’te karşı karşıya geleceğini tahmin ederek şöyle dedi: “Diğer terör gruplarına kıyasla şu an çok daha güçlüler ve o grupları kuzeyde yok ederler. Ondan sonra da biz onları yok edeceğiz. Bize yardım eden çok sayıda müttefikimiz olacak, daha önce bize karşı olanlar dâhil.”

IŞİD’e karşı birebir savaşıp savaşmadığını sorduğumda Macit şu yanıtı verdi:  “Hayır, onlar doğrudan cephe hattında çatışmaktan kaçınıyor. Ama Halep’e gelirlerse işler yakında değişecek. Onlarla orada savaşacağız.” Macit’e IŞİD’in artık gelişkin silahlara sahip olmasından kaygı duyup duymadığını sordum ve şu cevabı aldım: “Tabii ki kaygılıyım. Bu, daha çok zayiat vereceğimiz anlamına geliyor. Ama belki müttefiklerimiz de bize daha çok yardım göndermeye ikna olur. Yani bu durumun hem kötü hem iyi tarafı var.”

Mezhepçi ve baskıcı olarak gördükleri bir rejime karşı mücadele ederken bugün IŞİD’i destekleyen Iraklı Sünniler, Suriye’de isyancılara destek veren Sünnilerin kaderini paylaşmaya mahkûm görünüyor. Hasımlarını yenmek için şeytanla iş birliğine hazır olanlar, yeni tattıkları bu kurtuluş coşkusunun yavaş yavaş dehşetengiz bir idrake dönüştüğünü çok geçmeden görecekler. Acımasız güç ve insanlık dışı baskıyla yönetilen bir ortaçağ beyliğini hortlatmaya yeminli, baş kesme, recim, çarmıha germe gibi yöntemlere başvuran fırsatçı bir terör grubu tarafından kullanılıp tuzağa düşürüldüklerini anlayacaklar. Kesin olan şu ki IŞİD’in işleri Irak’ta rast gittikçe Suriye’de de rast gidiyor. IŞİD’in bakış açısına göre ise onlar zaten hudutsuz, büyük bir İslam devletinde savaşıyor.