Ana içeriğe atla

Çeçen radikaller Ürdün’ü tehdit ediyor

Kral Abdullah’ın Çeçen Cumhuriyeti’ne yaptığı dikkat çekici ziyaret, Çeçen militanların Ürdün ve bölge için oluşturduğu tehdide işaret ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Chechen leader Ramzan Kadyrov (C) attends a session of the State Council at the Kremlin in Moscow May 31, 2013.  REUTERS/Michael Klimentyev/RIA Novosti/Kremlin (RUSSIA  - Tags: POLITICS) ATTENTION EDITORS - THIS IMAGE HAS BEEN SUPPLIED BY A THIRD PARTY. IT IS DISTRIBUTED, EXACTLY AS RECEIVED BY REUTERS, AS A SERVICE TO CLIENTS - RTX107AJ

Rusya’ya bağlı Çeçen Cumhuriyeti’nin başkenti Grozni’yi ziyaret eden az sayıdaki yabancı devlet başkanına geçen hafta bir yenisi eklendi. Bu ziyaretçi, Çeçenistan lideri Ramazan Kadirov ile görüşen Ürdün Kralı İkinci Abdullah’tı. Taraflar görüşmelerine dair elle tutulur bir ayrıntı açıklamamış olsa da gündemlerinin ana konusu, muhtemelen Orta Doğu için kritik bir meseleydi.

Abdullah, Kadirov’un daveti üzerine Çeçenistan’ı ziyaret etti. 2013’te ise Kaidrov’un üst düzey bir yardımcısı Ürdün’ü ziyaret etmişti. Çeçenistan’daki bölgesel yönetime göre Ürdün’de on binlerce Çeçen yaşıyor. Bu da nispeten ufak bir etnik topluluğun lideri için başlı başına önemli bir konudur. Geçtiğimiz aylarda Kadirov da kralla görüşmek ve muhtemelen yaptığı daveti pekiştirmek için bizzat Amman’a gitmişti.

Ne var ki yabancı bir devlet başkanının bir Rus cumhuriyetinin lideri ile altı ay içinde iki defa görüşmesi pek alışıldık bir olay değil. Aynı şekilde, böylesi bir görüşme için bölgesel bir başkente giden yabancı bir devlet başkanının Moskova’da veya başka bir yerde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmemesi olağan sayılmaz. Üstelik Putin, resmi programına göre Abdullah’ın gelişinden bir gün önce Çeçenistan’a komşu olan Stavropol kentinde bulunuyordu. Dolayısıyla Kadirov ile Abdullah’ın konuşacak çok esaslı bir meselesi olmalıydı. İki liderin Çeçenistan İçişleri Bakanlığı ile Rusya Federasyonu İçişleri Bakanlığı’na bağlı askerler için düzenlenen terörle mücadele tatbikatını birlikte izlemesi, gündemlerinin ne olduğuna ilişkin ipuçları veriyor.

Çeçenistan’ın Sovyet sonrası Rusya’dan bağımsızlık için verdiği iki başarısız savaşta deneyim kazanan Çeçen savaşçılar, Orta Doğu’dan Güney Asya’ya kadar yayılan uluslararası radikal İslamcı grupların önemli bir unsuru hâline geldi. Basında çıkan haberlere göre, Irak ve Suriye’de savaşan Irak-Şam İslam Devleti’nde (IŞİD) yer alan Çeçenlerin bin ile 2 bin arasında olduğu tahmin ediliyor. IŞİD şimdi batı Irak’taki varlığını sağlamlaştırıyor ve Suriye-Irak sınırını kontrol etmeye çalışıyor. Bu koşullarda Abdullah, haklı olarak ülkesinin kuzey ve doğu sınırları için endişeleniyordur. Ayrıca hâlihazırda Ürdün’de bulunan Çeçenlerin dışarıdaki IŞİD militanları ile kurabileceği ortaklığın boyutu da kral için bir kaygı konusu olmalı.

Kadirov, Ürdün’ün bu sıkıntısını anlama ve halletme bakımından kilit bir müttefik olabilir. Kadirov’un babası Ahmet Kadirov, ikinci Çeçen Savaşı’nda taraf değiştirip bölgeyi istikrara kavuşturmak için Putin ile iş birliği yaptıktan sonra 2000’de Çeçen Cumhuriyeti’nin lideri olarak atandı, 2003’te ise seçim kazanarak makamını korudu. Babasının radikal güçler tarafından öldürülmesinden birkaç yıl sonra Ramazan Kadirov, Çeçenistan’ın yeni lideri olarak iktidarını sağlama aldı. ABD Dışişleri Bakanlığı Kadirov’un yönetimini “yolsuz ve gaddar” olarak tanımlarken Batılı insan hakları örgütleri hükümet uygulamalarını sık sık kınıyor. İş dünyasını takip eden bir Rus gazetesi, bir defasında Kadirov’un kol saatinin fotoğraflarını yayımlamış ve saatin değerini 300 bin dolar olarak belirtmişti.

Abdullah’ın Putin’den ziyade Kadirov’a yönelmesi şu açıdan anlam kazanıyor: Çeçenistan’da siyaset ve toplum akrabalık ilişkilerine dayandığı için Kadirov bilgi, tavsiye ve etki sağlama bakımından çok daha iyi bir konumda bulunuyor. Çeçen liderin Orta Doğu’da savaşan radikaller üzerinde etkisi muhtemelen sınırlıdır. Ama devletlerin normalde kullandığı enstrümanların çok ötesine geçen çeşitli imkânlara sahip olduğu muhakkak. Bunun bir örneği yakın zamanda yaşandı. Anlaşılan Kadirov, doğu ve güney Ukrayna’daki Rus yanlısı güçlere destek olmak üzere Rus yanlısı Çeçen savaşçıları o bölgelere gönderdi. Öyle ki Kırım’ın yeni yönetimi, Kadirov’u “Kırım’ın Kurtuluşu” madalyası ile ödüllendirdi, Çeçenistan’ın resmi haber sitesi de bu olayı gururla bildirdi. Kırımlı bir yetkili, ödülün gerekçesini şöyle açıkladı: “Çeçen diasporası, Çeçenistan liderinin ricası üzerine Kırımlılara zor bir zamanda destek oldu.” Kadirov, Ürdün’deki Çeçen diasporasıyla da pekâlâ böyle kullanışlı kanallara sahip olabilir.

Orta ve kısa vadede Kadirov’u değerli bir muhatap olarak görecek tek yabancı lider Abdullah olmayabilir. Suriye’deki iç savaş ve Irak’taki kargaşa ne zaman ve ne şekilde sona ererse ersin, İslamcı Çeçen radikallerin gezici ordusu, ortadan kalkmayacak. Bu savaşçıların bir sonraki istikameti neresi olacak? Daha önce Afganistan’da bulunmuş olanlar, yine bu ülkeye gidebilir, özellikle de ABD kuvvetleri çekildikten sonra. Bir başka kesim, Orta Doğu’da diğer ihtilaflara yönelebilir ve kafalarındaki dini yönetim ölçütlerini karşılamayan başka hükümetleri istikrarsızlaştırmaya girişebilir ya da bu tip gayretlerde yer almak için yönlendirilebilir. Uluslar ötesi savaşçılardan oluşan bu gayet deneyimli ve şiddet yanlısı kadro, iyi seçilmiş bir hedefe yöneldiği takdirde önemli sonuçlara yol açabilir.

Kadirov’un – ve de Putin’in – bakış açısından son derece tehlikeli olan bu radikal militanların Çeçenistan ve Rusya dışında kalması, doğal olarak, tercih edilir. Orta Doğu’da menfaatleri olan büyük bir devletin başkanı olarak Putin’in çıkar ve bakış açıları, muhtemel ki Kadirov’a nazaran çok daha kapsamlıdır. Suriye ile Irak’ın çökmesini engellemek ve başka bölgelerdeki istikrarsızlığı frenlemek isteyen Kremlin, nerede olurlarsa olsunlar Çeçen radikallerle uğraşmaya kararlıdır.

Bu tip meseleler, Kadirov’un iş tanımını epey aşıyor. Dolayısıyla Kadirov’la çalışmak isteyenler, onun çok daha dar kapsamlı çıkarları ile muhatap olmak zorunda kalabilir. Burada Çeçenistan’ın müreffeh olması ve Kadirov’un rahat bir hayat sürmesi gibi çıkarlar kastediliyor ki bunlar birbirini dışlamaz ve illa da bu şekilde sıralanmaz.

Batı’nın Rusya ile ilişkileri Ukrayna krizi nedeniyle çökmemiş olsaydı Kadirov, Batılı liderler için siyaseten yine kapsam dışı olurdu. Batılı liderlerin Kadirov gibi rahatsız edici icraatları olan biriyle muhatap olması düşünülemez. (Tabii bu ölçütler Hollywood yıldızları için geçerli değil. Örneğin dövüş sanatları meraklısı Steven Seagal, geçen sene Kadirov’un doğum günü partisine katılmış ve ona övgüler dizmişti.)

Orta Doğu’daki yönetimler ise bu tip kıstaslarla daha az sınırlandırılıyor ve çok daha yakın bir tehlikenin karşısında bulunuyor. Grozni’ye sıradaki ziyareti kimin yapacağını görmek, ilginç olacak.

More from Paul J. Saunders

Recommended Articles