Ana içeriğe atla

Mısır’daki “köfte” skandalı ve denetim-denge sisteminin eksikliği

Mısır’da yürütme erkini dengelemek için etkili bir muhalefet ve parlamentoya ihtiyaç var. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A man grills kebab, which is used to prepare sandwiches for passers-by, along a street corner in Cairo February 23, 2010. REUTERS/Asmaa Waguih(EGYPT - Tags: FOOD SOCIETY) - RTR2AROO

Görünürde alakasız olan iki haber Mısır’da son günlerde büyük tartışmalara yol açtı.

İlk olarak, tıbbı bir komitenin yaptığı açıklamayla hepatit C ve HIV’e sebep olan virüslere karşı Mısır Silahlı Kuvvetleri İstihkâm Birliği’nce geliştirilen tartışmalı bir cihazın kullanıldığı yeni bir tedavi yönteminin klinik uygulaması askıya alındı. Bu karar, cihazın etkinliği ve güvenirliği teyit edilene kadar geçerli olacak ki bu süreç en az bir sene olabilir.

Tıbbi çalışma grubu, güya mucizevi olan bu tedaviyi incelemesi için Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi tarafından, kendisi henüz savunma bakanıyken oluşturulmuştu. Ordu destekçileri, bu icadı coşkuyla karşılamış ve ordunun ülkenin her türlü sorunuyla baş etme kapasitesinin kanıtı olarak görmüştü. Aktivistler, kuşkucular, birçok tıp ve ilaç uzmanı ise cihazın iddia edilen niteliklerini alaya almış ve ona “Abdül-Atti’nin köfte cihazı” adını takmıştı.

Ne doktor ne de mühendis olan İbrahim Abdül-Atti’nin 24 Şubat’ta televizyonda yaptığı açıklamaya göre cihaz, virüs bileşenlerini bir arada tutan bağların frekansıyla uyumlu rezonans üreten elektromanyetik dalgalar kullanarak virüsleri zararsız proteinlere dönüştürüyor. Abdül-Atti, cihazı izah ederken şu ifadeyi kullandı: “Hastadan AIDS’i alıyorum ve yerine şiş köfte koyuyorum.” Orta Doğu mutfağı ile aşinalığı olanlar, köftenin genelde şişe takılıp ızgarada pişirilen kıyma et olduğunu bilecektir. Böylece “köfte” anında cihazın lakabı hâline geldi.

Abdül-Atti, cihazı geliştiren ekibin başına fahri general olarak atanmıştı. Ancak cihazın test protokollerinin yetersiz ve uygunsuz olduğunu saptayan tıbbi çalışma grubu, cihazın daha önce vadedildiği gibi 30 Haziran’da yaygın kullanıma girmesine onay vermedi.

İkinci haber, Mısır’da yaklaşan parlamento seçimleri ve Adli Mansur’un geçici cumhurbaşkanı olarak son çalışma gününde çıkardığı geçici yasa ile ilgili. Yeni yasa ile 567 meclis sandalyesinin 420’si (yüzde 77,8) bağımsız adaylara ayrılırken, 120 sandalye (yüzde 22,2) de Hristiyanlar, kadınlar, işçiler, çiftçiler, engelli vatandaşlar ve yurt dışında yaşayan Mısırlılardan oluşan blok parti listelerine ayrılacak. Her partinin aldığı oy, nispi olarak listelere dağıtılacak. Yasa, ayrıca 27 milletvekillinin (yüzde 5) de cumhurbaşkanı tarafından atanmasını öngörüyor. Seçim takvimi 18 Temmuz’dan önce işlemeye başlayacak. Seçimlerin ise sonbahar aylarında yapılması bekleniyor.

Siyasi partilerin etkisini önemsizleştiren bu yasa, partilerin çoğu tarafından tepkiyle karşılandı.  Yeni düzenlemeler ile Mısır’da 2011 devrimi öncesi parlamentolarına benzeyen bir parlamentonun ortaya çıkma tehlikesi var, yani para, aşiret gücü veya dini akımların desteğine sahip olanların siyasete hâkim olduğu bir yapı. Bu sistem, Mısır’ın çeşitliliğini temsil edemeyen, ülkenin zengin profesyonel ve entelektüel birikiminden yararlanamayan zayıf parlamentoların ortaya çıkmasına ve yaygın yolsuzluğa neden olmuştu. Nitekim Al-Monitor için eylülde yazdığım makalede, etkin bir yasama, iyi yönetişim ve çeşitliliğin adil temsili için Mısır’ın nispi seçim sistemine ihtiyacı olduğunu yazmıştım.

Peki, bu iki farklı konunun bağlantısı ne?

“Mucize cihaz” iddiasını incelemek için tarafsız bir komite kurulduğunda cihazın kullanıma hazır olmadığı saptandı. Cihazın bir gün kullanıma hazır olup olmayacağı da belli değil. Bu konuda çok basit bir nedenden dolayı yaygın kuşkular var: cihazı geliştirme süreci, tıbbi araştırma ve geliştirme ölçütlerine riayet edilmedi. En iyimser ihtimale göre cihaz zamansız şekilde başarılı ilan edildi ve bu konuda yürütülen propaganda kampanyası hem ordunun hem ülkenin itibarına zarar verdi. En kötümser ihtimale göre ise cihaz bir aldatmacadan ibaret ki bu durumda cihazın iddia edilen yeteneklerini uyduranlar hesap vermeli, hatta bihaber hastaları tehlikeye atan klinik deneyler yaptıkları için belki de sahtekârlık ve başka suç oluşturan fiiller nedeniyle yargılanmalı.

Sisi, geniş kapsamlı ekonomik, mali, idari ve toplumsal reformlar vadetmişti. Ayrıca çöken ekonomiyi ayağa kaldırmak, ülkenin verimsiz yönetim teşkilatı ile işlevsiz kentsel yapısını düzeltmek üzere ulusal projelerin başlatılacağını söylemişti. Ne var ki oluşum itibarıyla sadece sıkı Sisi yandaşlarının yer alacağı bir parlamento, “köfte” skandalının ulusal düzeyde tekrarlanması riskini taşıyor. Bunun neden olacağı yıkıcı sonuçların devasa boyutunu Mısır mevcut hâliyle kaldıramayabilir.

Sisi ve orduyu körü körüne destekleyenler ile kimi devletçi çevreler, etkili bir muhalefet ile güçlü bir parlamentoyu Mısır’ın şu an kaldıramayacağı bir lüks gibi anlatıyor. Bu kesimler, ülkenin başarısız olan ilk geçiş denemesine ve üç yıl süren çalkantıya dikkat çekiyor. Ancak hiçbir görüş, gerçeklerden bu kadar uzak olamaz. Mısır’ın asıl kaldıramayacağı şey, güçlü bir parlamento ve diri bir muhalefetin yokluğunda iyi niyetle belirlenmiş olsalar dahi isabetsiz politika ve yasal düzenlemelerin içine batmaktır.

“Köfte cihazının” kullanımını durduran tıbbi komite, belki de binlerce insanın hayatını ve milyonlarca liralık kaynağı kurtardı, Mısır’ın alaya alınıp mahcup olmasını önledi, kandırılan hastalar ile ailelerin açacağı uzun davaların, ağır tazminatların önüne geçti. “Köfte cihazının” başarılı olduğu bir gün kanıtlansa dahi – ki bu oldukça düşük bir ihtimal -- buradan alınması gereken ders şu ki siyasette, yasamada veya tıbbi araştırmalarda izlenmesi gereken doğru süreçler, birilerinin işine geldiği gibi baypas edilemez.

Tarihte kestirme yollar yoktur. İyi yönetim, demokrasi ve kalkınma mucizelerle, ulusal bir kahramanın iyi niyetine bel bağlayarak veya ne kadar değerli olursa olsun tek bir kuruma güvenerek ulaşılacak gelişigüzel hedefler değildir. Başarıya giden yol, çok çalışmayı, kararlı olmayı ve her şeyden önemlisi her alanda doğru süreçleri metodolojik olarak takip etmeyi gerektiriyor. Doğru yöntemlerin izlenmesi, başarı şansını yükselten ve riskleri asgariye indiren bir sigorta gibidir. Her şeye rağmen başarısızlık yaşanması hâlinde de eninde sonunda başarının yakalanacağını garanti eden deneyimler kazandırır.

Mısır’ın güçlü siyasi partilere, etkili muhalefete, yürütmeyi denetleyip dengeleyecek ve hükümet politikalarını tartışacak kuvvetli bir parlamentoya ihtiyacı var. Sisi, bundan ders alarak seçim ve gösteri yasalarını düzeltmeli, 15 yıl hapis cezası almadan “Kral çıplak” diyebilmesi gereken yüzlerce aktivisti serbest bırakmalıdır.

More from Wael Nawara

Recommended Articles