Ana içeriğe atla

Dünya’nın en büyük havalimanı Türkiye’nin rüyası mı kabusu mu olacak?

İstanbul'da yapılan dünyanın en büyük havaalanının ekolojik bir bedeli olacak.
TO GO WITH AFP STORY BY PHILIPPE ALFROY 
A man, standing next to a tree with the Black Sea in the background, looks towards the area where Istanbul's third airport will be build, on February 20, 2014, north of Istanbul. This airport, already considered the "world's largest", is a symbol of major construction developments led by Turkey's Prime Minister and former Mayor Recep Tayyip Erdogan. AFP PHOTO / OZAN KOSE

Şu anda dünyada en büyük yolcu kapasitesine sahip Atlanta havalimanının 94.5 milyon civarında yıllık yolcu kapasitesi olduğunu gözönüne alırsanız eğer, İstanbul’da yapımına başlanan ve yılda 150 milyon yolcu taşıması planlanan 3. Havalimanının devasa boyutları hakkında bir fikir edinebilirsiniz.

3. Havaalanının temelleri bizzat başbakan Erdoğan tarafından geçtiğimiz Cumartesi günü atıldı ve Erdoğan açılış sırasında yaptığı konuşmanın önemli bir bölümünü bu projeye karşı çıkanları eleştirmeye ve aşağılamaya ayırdı. Bu hava alanı konusunda “kaygı” ifade edenleri, Türkçe bir kelime oyunu yaparak “Gezi-zekalı” olarak ilan etti. Türkçe’de okunuş nedeniyle kulağa “Geri-zekalı” gibi gelen bu kelimelerin başında yer alan “Gezi” ibaresiyle başbakan 2013’ün Mayıs ayında İstanbul’daki küçük bir parkta ağaçların sökülmesine karşı başlayan ve ardından bütün ülkeye yayılan Gezi protestolarına göndermede bulunuyor. Başbakana göre, belli gruplar, doğayı ve çevreyi koruma bahanesiyle AK Parti hükumetinin Türkiye’nin ve ekonomisinin büyümesi için attıkları büyük adımları engellemeye çalışıyorlar. Erdoğan’a göre bu çevreler “o kadar gafiller ki, onların derdi ne ağaçtı, ne fidandı, ne çiçekti. Bunlar kendilerini, solcu, çevreci, ulusalcı, antikapitalist Müslüman, muhalif zannediyorlardı. Ama Türkiye karşıtı bir eylemde piyon olarak kullanıldıklarını hiçbir zaman anlamadılar”. Hava limanının temel atma töreninde sarf ettiği bu sözlerle, hiç kuşkusuz ki Erdoğan bu “mega projeye” karşı çıkanları da “dış güçlerin” piyonu olarak ilan ediyor.

Erdoğan, hükumetin önem verdiği projeler konusunda dile getirilen kaygıları ya bütünüyle görmezden gelen veya çok cılız bir şekilde takipçilerine aktaran, medya desteği sayesinde, 3. Havalimanına ve diğer projelere karşı çıkanları “marjinalize” etmeyi, onları hayal ürünü itirazlar dile getiren insanlar olarak gösterebilmeyi başarıyor.

Halbuki bu dev hava limanı için bizzat Çevre Bakanlığının kendisinin hazırlatıp web sitesine koyduğu Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna şöyle bir göz atmak bile, bu proje nedeniyle İstanbul’u muazzam çevre ve doğa sorunlarının beklediğini ortaya koyuyor.

76.5 milyon metrekarelik bir alana inşa edilecek olan bu hava limanı için Çevre Bakanlığının web sitesindeki ÇED raporunda şu kaygılar dile getiriliyor:

-3. hava limanının yapılacağı bölge bir çok kuş türünün yaşamsal faaliyetlerini sürdürdüğü bir alandır ve bölge “Türkiye kuş göç yollarından birinin geçtiği rota üzerinde” bulunmaktadır.

-Bu alanda floristik açıdan büyük bir habitat ve biyomas kaybı yaşanacaktır.

-Havaalanında yapılması planlanan ünitelerin (pist, apron, üst yapılar vb) yapılacağı alanda hafriyat çalışmaları ile orman alanları, 70 adet canlı yaşamı barındıran göl ve göletler ve doğal ekosistem ortadan kalkacaktır.

-İstanbul’un içme suyu ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan Terkos Gölü ve diğer barajların  su toplama miktarlarında azalma ve yüzeysel akışlarla kirlilik yüklerinde artma” beklenmektedir.

-Havalimanı bölgedeki ağaç trafiğinde %120 oranında bir artışa yol açacak ve bu da mevcut kirlilik yükünü arttırarak, ormanlık alanların tahrip edilmesi ve bölgedeki barajlara su temin eden akarsuların debisinin azalmasına yol açacaktır.

-Akarsulara karışması beklenen kirliliğin, bu akarsularla birlikte barajlara taşınması söz konusu olacaktır.

ÇED raporunda yer alan bu bilgiler çevreye verilecek zarara ilişkin bir fikir verse de, aslında bu raporun yine bakanlığın web sitesine konulan önceki versiyonlarında daha ürkütücü bilgiler yer alıyordu. Önceki versiyonda yer alan bilgilere göre havalimanının yapımı için bu alanda 657 bin 950 adet ağaç kesilecek ve 1 milyon 855 bin 391 ağaç ise sökülerek başka yerlere taşınacak. Bu söküm ve dikim işlemlerinin ihaleyi alan firmaların kendileri tarafından yapılacağını ve ağaçların dikiminde başarısız olunması halinde bir yaptırımın söz konusu olmadığını göz önüne alacak olursanız eğer, telef olacak ağaçların sayılarının milyonları geçeceğini öngörebilirsiniz.

Dünyanın en büyük havalimanını yapmak için böylesi bir bedelin ödenebileceğini düşünenler olabilir. Ancak, havalimanının İstanbul’un çok daha az ağaç barındıran bir bölgesine yapılması durumunda bu kadar büyük bir bedel ödenmek zorunda olunmayabilirdi.

Nitekim, Kuzey Ormanları Savunması (KOS) isimli çevre koruma grubu havaalanı olarak bu ormanlık alanın seçilmesinin tamamen Erdoğan’ın kişisel tercihi olduğunu belirtiyorlar. KOS, İstanbul’un Anayasası kabul edilen İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda 3. Havalimanı için belirlenen yerin Silivri-Gazitepe olmasına rağmen, başbakan Erdoğan’ın zorlamasıyla havalimanı için Kuzey Ormanları içinde yer alan Yeniköy-Akpınar köyleri mevkinin seçildiğini belirtiyor.

Sadece havaalanının yeri değil, bu havalimanını inşa edecek olan konsorsiyum’un da bizzat başbakan tarafından belirlendiği biliniyor. 22 Milyar 152 milyon Euro’luk teklifle ihale Limak-Kolin-Cengiz-Mapa-Kalyon Ortak Girişim grubuna verildi. KOS bu grubun son yıllarda Türkiye’de hükumet tarafından açılan pek çok diğer devasa ihalenin de kazananı olduğuna dikkat çekiyor.

Daha önce Al Monitor’a yazdığım makalede açıklamaya çalıştığım gibi, Erdoğan hükumetten sürekli ihale alan işadamlarından toplanan paralarla bazı medya araçlarının sahiplik yapısını değiştiriyor. Hava limanı ihalesini alan konsorsiyumda yer alan iki şirket Erdoğan’ın medya organlarını satın almak için oluşturduğu havuza para aktarıyorlardı. Bu konsorsiyumda yer alan Kalyon ve Cengiz inşaat firmaları 25 Ocak tarihinde polis tarafından yapılan “ikinci dalga” yolsuzluk operasyonlarının hedefinde yer alıyorlardı. Ancak bu operasyonu gerçekleştiren bütün polis ve savcılara görevden el çektirildiği için bu çetrefil ekonomik ilişkilerin detayları kamuoyuna yansımadı.

İstanbul’un Kuzey Ormanlarını yok etme tehdidi yaratan sadece bu devasa hava limanı değil. Aynı zamanda İstanbul Boğazına açılması planlanan 2. Kanal Projesi ve İstanbul’a yapılan 3. Köprü de hep aynı Ormanları tehdit ediyor. Yapılması planlanan İstanbul Kanalı başlı başına bir “çevre felaketi” potansiyeli taşıyor. İstanbul 3. Köprü inşaatı daha şimdiden büyük bir ormanlık alanın yok edilmesine yol açtı.

Ekim 2013’de 3. Köprünün doğal yaşam alanlarını bozması sonucunda İstanbul boğazını yüzerek geçen domuz sürüsü gören herkesi hayrete düşürmüştü. Cumartesi günü 3. Havalimanının yapılmasını protesto eden göstericilerden bir tanesi, açtığı pankartta, bu olaya göndermede bulunarak, “Peki domuzlarda mı uçağa binecek” diye soruyordu. İşte Erdoğan’ın “Gezi-Zekalılar” diye nitelediği protestocular bunlardı.

More from Orhan Kemal Cengiz

Recommended Articles