Ana içeriğe atla

Hard power’ın sırtındaki 'soft power'

Yemen ve Nijerya’ya silah sevkiyatı, artan mezhepçi yaklaşımlar ve siyasi nüfuz çabaları yüzünden Türkiye’nin uluslararası aktivitelerine dair kuşkular artarken Türk donanması, insani yardım malzemeleriyle dolu gemilerini Afrika turuna çıkardı. Umut Burnu’nu ilk kez görecek olan donanma 27 ülkeye uğrayacak.
RTR2RWMP.jpg

Sivil uçaklarla Nijerya’ya silah taşıyıp donanma gemileriyle dünyaya insani yardım malzemeleri ulaştırmak… Bir kurgu değil küresel güç sevdasına tutulmuş Türkiye hükümetinin ‘soft power’ olma hikâyesinden ardışık iki kesit bu.

İki üst düzey arasındaki telefon konuşmasında geçen Türk Hava Yolları’nın (THY) Nijerya’ya silah taşındığına dair ifşaatın Nijerya Donanması tarafından açıklamasıyla teyit edilmesi patırtılı seçim ortamında yer bulamasa da Ankara’nın Afrika’da ne türden bir misyon üstlendiğine dair ‘Kara Kıta’da kuşkular uyandı.

Ama gam değil; kamu diplomasisinde hayli mahir olan AKP hükümeti, puslu havayı dağıtacak ‘Amerikanvari’ yeni bir küresel etkinliğe imza atıyor. Türk Donanması insani bir misyonla Afrika’ya açıldı. Filonun parolası ‘ufuk ötesi’.

Dört donanma gemisinin yer aldığı filo 102 gün boyunca 27 ülkede toplam 29 limanı ilk kez ziyaret ederken gittiği yerlerde insani yardım malzemeleri bırakacak. Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü, Türkiye’nin ‘hard power’ unsurlarını ‘soft pawer’ misyonuyla vitrine çıkaran bu hamleyi şu ifadelerle duyurdu: 
“Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı 4 firkateynden oluşan Barbaros Türk Deniz Görev Grubu, 148 yıl sonra ilk kez Ümit Burnu’nda Türk bayrağını dalgalandırmak için Kocaeli’den yola çıktı. 102 gün boyunca Afrika’daki 27 ülkeyi ziyaret edecek olan Grup, Türkiye’nin yardımlarını ihtiyaç sahibi ülkelere teslim edecek.”

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu, 17 Mart’ta Gölcük’teki Poyraz Rıhtımı’nda düzenlenen uğurlama töreninde “Deniz Görev Grubu ile tarihimizde ilk kez Afrika kıtası etrafında seyir faaliyeti icra edilecek. 148 yıl sonra Ümit Burnu’nun güneyindeki sularla yeniden kucaklaşacak” dedi. Bostanoğlu’nun verdiği bilgiye göre filoda 4 gemi, 3 helikopter, 4 amfibi hücum timi, 4 sualtı görev timi ve 1 SAT timi yer alıyor. Filoda yer alan asker sayısı ise 781. Barbaros Türk Deniz Görev Grubu, Afrika turunda Sağlık Bakanlığı ve Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) dahil farklı kurumlardan temin edilen yardımları dağıtacak. Gemiler 5000 ilaç, 4000 gıda malzemesi, 180 tekerlekli sandalye, 500 çanta kırtasiye malzemesi taşıyor.

Barbaros Türk Deniz Görev Grubu, ilk durağı Tunus’un Halk el Vadi limanına 22 Mart 2014’te ulaştı. Tunus’un ardında filo, Kanarya Adaları’ndaki Las Palmas limanına yaptıktan sonra 01 Nisan’da Moritanya’nın başkenti Nuakşot’a, 3 Mart’ta Senegal’in başkenti Dakar’a ulaştı.

Askeri tatbikat da yapılacak

Filo limanlara insani malzemelerle yanaşırken açık denizlerde asıl misyonunu yani donanma tatbikatını da icra edecek. ‘Hard power’ın ‘soft power’la içiçe geçtiği bir kapasite ve yetenek testi. Tam da Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun dinleme skandalıyla sızdırılan Dışişleri Bakanlığı’ndaki gizli toplantıda dillendirdiği gibi: “Hard power olmadan bu topraklarda durulmaz. Ama hard power olmadan soft power olmaz.”

Bostanoğlu da törendeki konuşmasında AKP yönetiminin dış politika tahayyülüne uygun olarak ‘güçlü bir ekonomi ve donanmaya sahip devletlerin, değişen güvenlik ve işbirliği ortamında deniz görev grupları oluşturarak dış politikayı destekleyici faaliyetlerde bulunduğunu’ anlattı. Bostanoğlu’na göre 1998’de yayımlanan ‘Afrika’ya Açılım Eylem Planı’ ile hızlanan Türk-Afrika ilişkileri, Barbaros Türk Deniz Görev Grubu’nun faaliyetleriyle yeni boyut kazanacak.

32 ülkeye yayılan TİKA

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği için lobi yapmak üzere gittiği New York’ta Medeniyetler İttifakı Dostlar Grubu Toplantısı'nın açılış konuşmasını yaparken Türkiye’nin 32 ülkeye yayılan küresel yardım programına da değindi. Davutoğlu, TİKA’nın 32 ülkede toplam 35 koordinasyon ofisiyle faaliyet yürüttüğünü anlattı. Davutoğlu Türkiye'nin toplam kalkınma yardımının 2012’de 2.5 kamu bütçesinden toplam 3.5 milyar dolara yakın olduğunu belirtti. Türkiye’nin insani çıkarma hamlelerinde hedef ülkelerin başında Somali geliyor. Erdoğan’ın onlarca yıl sonra 2011’de Somali’ye uçan ilk yabancı lider olması, Türkiye’nin düzenlediği Somali konferansları, Somalili liderlerin Türkiye’de ağırlanmaları dikkat çeken eylemlerdi.

Aslında devletten çok daha önce Afrika’ya eğitim kurumlarıyla açılmış olan Gülen Cemaati’ydi. Başbakan Tayyip Erdoğan, eski ortağı Gülen Cemaati’ne savaş açtığından beri bu hareketin yurtdışındaki faaliyetlerine darbe vurmak için de diplomatik gücünü kullanıyor. Hükümete yakın gazetelerde Gülen hareketinin yurtdışındaki okulları aleyhine karalama kampanyası başlatılması trajik bir ‘U’ dönüşünü andırıyor. Bu, Türkiye’nin ‘insani misyon’ diye nitelediği ‘soft power’ olma çabasına kuşkusuz tersten çarpan bir etki yaratabilir. AKP, bu okullar ve cemaate ait sivil kuruluşların ‘paralel devlet’ yapısı arz ettiğini, arkasında ABD gibi bir küresel gücün olduğunu belirterek örtülü olarak ‘casusluk’ suçlamasında bulunuyor. Halbuki bu okullar AKP dahil önceki tüm hükümetlerin Türkiye’yi temsil ediyorlar diye gururla savundukları kurumlardı. Bu durumda okullarla ilgili oluşacak şüphe kadar Türkiye’nin insani faaliyetlerine de bir güvensizliğin oluşması kaçınılmaz.

Artan kuşkular

Beri tarafta insani yardım hareketinin topladığı alkışa rağmen hükümetin tartışmalı dış politikası, Türkiye’nin niyetleri konusundaki tartışmaların önünü açıyor. Türkiye’nin,

Davutoğlu’nun “Türkiye vicdan gücü oldu” sözleriyle sunduğu insani eylemden orantısız sonuçlar çıkardığı, ‘açlık üzerinden reklam yaptığı’, Batı’nın yardımlarını göz ardı edip ‘Batı ile hesaplaşan’ söylem geliştirdiği yönünde eleştiriler var.

AKP hükümetinin Afrika açılımının tamamen insani ve vicdani olduğu savına karşın yardıma nüfuz etkinlik ve ticaret de eşlik ediyor. Somali Kalkınma Forumu Başkanı Abdihakim Aynte’ninin tespitiyle “Ankara’nın Somali’ye karşı ilkeli yaklaşımına atfedilebilecek 3 temel etken var: Ankara’nın İslami değerlerini tanımlayan ahlâki otorite; Türkiye’yi yükselen bir küresel rakip yapan ticari fırsat ve jeostratejik vizyon.” Siyasi nüfuz çabasının başladığı yerlerde de Somali’de Şebab’ın doğrudan Türkiye’yi hedef alması örneğinde görüldüğü gibi farklı reaksiyonlar oluşuyor. Yine insani yadımlarda ‘mezhepçi’ ayrımların gözetilmesi de Türkiye’nin soft power’ portresine gölge düşürüyor.

More from Fehim Tastekin

Recommended Articles