Ana içeriğe atla

Suudi Arabistan Twitter’ı susturuyor

Suudi Arabistan krallığı, Twitter’daki siyasi muhalefete yöneliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
An illustration picture shows the log-on icon for the Website Twitter on an Ipad in Bordeaux, Southwestern France, January 30, 2013.  REUTERS/Regis Duvignau (FRANCE - Tags: SCIENCE TECHNOLOGY BUSINESS) - RTR3D6NN

İnternetteki Suudi Baharı, sona ermiş gibi görünüyor. Nispi bir internet serbestisinin yaşandığı son üç yılda, Arap isyanlarından ilham alan Suudiler, sosyal medyaya yönelerek siyasi ve ekonomik reform taleplerini dile getirmiş, tüketici boykotları ya da kadınların araba kullanması için kampanyalar organize etmişti. Ancak bugünlerde hükümet, Twitter kullanıcıları ile blog yazarlarına yönelik baskısını artırıyor.

Ülkenin köhne hukuk sistemindeki reformların ağır ilerlemesi nedeniyle Twitter’da Adalet Bakanı Muhammed El İsa’yı eleştiren üç avukat, bakanlık tarafından mahkemeye verildi. Bakanlığı karalamak ve bakanı eleştiren karikatürler paylaşmakla suçlanan avukatlar, kasım ayından bu yana hem başsavcılık hem Enformasyon ve Kültür Bakanlığı’nın internet yayıncılığı komitesi tarafından sorgulanıyor. Avukatlar, kendilerine yöneltilen suçlamalara “hükümdara itaatsizlik ve rejim karşıtlığı” da dâhil yeni suçlamalar eklendiğini belirtiyor.

Bu üç avukattan biri olan, sözünü sakınmayan Harvard mezunu Bander El Nogaytan, şöyle konuşuyor: “Bu bir skandal. Bakanı eleştirme cüreti gösterdiğimiz için baştaki suçlamalara tüm bu uydurma siyasi suçlamaları da eklediler. İfade özgürlüğünün şu anki durumu, iki yıl öncesinin çok gerisinde. Bir korku ve şaşkınlık ortamı söz konusu.”

Konu hakkında yorumuna başvurulan Adalet Bakanlığı, bu talebi yanıtlamadı.

2009’da adalet bakanı olan İsa, maliyeti 2,2 milyar doları bulan hukuk reformunu hızlandırma görevini üstlenmişti. Proje, yeni hâkimler yetiştirmek, Şeriat hukukunu yazılı kanunlar hâline getirmek ve bazı alanlarda uzmanlaşmış mahkemeler oluşturmak gibi hedefler içeriyor.

Gazetelerde makale yazan veya görüşlerini Twitter’da paylaşan hukukçular, mahkemelerin aşırı yükü ve yazılı kanunların eksikliği nedeniyle öngörülemez, hatalı davalar ve kararlardan, bunların düzeltilmesinin uzun yıllar almasından şikâyet ediyordu. Kral Abdullah Bin Abdülaziz hükümeti, yargıya yönelik eleştirileri yıllarca hoş gördü ve hatta teşvik etti. Zira yargı, kralın ekonomik ve idari reformlarına karşı çıkan aşırı tutucuların kalesiydi.

Ancak Suudi Arabistan, insanların Twitter’da güçlü bir şekilde örgütlendiğini, kamuoyunu etkilediğini, mutlak monarşi olan ülkede siyasal bilinci yükselttiğini görünce zaman içinde huzursuzluğa kapıldı. Yöneticiler, sadece ülke idaresini sorgulayan insan hakları savunucularıyla siyasi aktivistleri değil, herhangi bir muhalefet veya eleştiri imasında sıradan insanları da hedef almaya başladı.

Hukukçulara açılan davalar, idari teşkilata da yayılan bir eğilimi yansıtıyor. Çeşitli bakanlıklar, sosyal medya ve bloglarda yazılan her şeyin izlendiği, “ihlalde” bulunanların sorguya çekilip cezalandırılacağına dair personelini uyarmaya başladı. Nitekim blog yazan kimi öğretmenler, ya işten çıkarıldı ya da disiplin cezası aldı.

Tutuklu aktivistlere adil yargılama isteyen bir kampanyaya imza verdiği için üç aylık hapis cezası alan Ciddeli insan hakları avukatı Velid Ebuelhayır, yaşananları şöyle yorumluyor: “Arap Baharı sırasında ifade özgürlüğü eşiği oldukça yükselmişti. Çünkü yöneticiler, bölgede esen havaya karşı koyamazdı, halkın gazı bir miktar alınırsa onu kontrol edebileceklerini düşündüler. Ancak şimdi tam bir kontrol peşindeler, her şeyi Arap Baharı öncesine geri döndürmek istiyorlar. İşe insan hakları savunucularıyla başladılar, ama artık herkesi hedef alıyorlar.”

Tanınmış bir blog yazarı, son haftalarda düzenli olarak sorguya çekiliyor. Hakkında resmen açılmış bir dava olmasa da sahip olduğu ufak özel teşebbüsün yazıları nedeniyle zarar göreceği konusunda dolaylı olarak tehdit ediliyor.

Adının açıklanmasını istemeyen blog yazarı, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Emniyet, çay içmek için beni davet edip duruyor. Attığım her tweet’i soruyorlar, ne demek istediğimi, rejime karşı çıkıp çıkmadığımı sorguluyorlar. Onlara, bunların zararsız fikirler olduğunu söylüyorum. Henüz resmi bir şey yok, ama çok yakında durumun ciddiye binebileceğine dair üstü kapalı bir tehdit söz konusu.”

Artan paranoyanın bir işareti olarak, adı sanı bilinmeyen Twitter kullanıcıları bile hedef alınıyor.

Bir insan hakları avukatının verdiği bilgiye göre, siyaset ve insan hakları alanında hiçbir faaliyeti olmayan genç bir Ciddeli kadın, birkaç gün önce sorguya çağrılmış çünkü Twitter hesabına yazdığı Arap Baharı sloganı, belli belirsiz rejimin düşmesi gerektiğini ima ediyormuş. Kadının babası da kızını “kontrol” etme sözü vermek üzere emniyete çağrılmış. Kadına, bir daha tweet atmayacağına dair taahhütname imzalatılmış, cep telefonuyla bilgisayarına el konmuş.

Batı’nın önemli bir müttefiki olan Suudi Arabistan, başka Arap ülkelerinde otokrat liderleri deviren gösterileri yaşamadı. Ancak petrol zengini doğu vilayetinin Şii nüfusu, zaman zaman sokaklara döküldü. Başkent Riyad ve El Kasım vilayetinde ise yargı önüne çıkarılmadan hapse atılan siyasi tutukluların aileleri, ufak çaplı birkaç gösteri düzenledi. Polis, bu göstericileri kısa sürede dağıttı. Krallığın güneybatısındaki Abha’da ise kadın üniversite öğrencileri, kantin ve yurtların kötü koşullarını protesto etmek için 2012’de gösteriler düzenledi. Gösterilerde çekilen görüntüler, YouTube ve Twitter’a konunca hükümetin gözü korktu.

Tanınmış din adamları, aktivistler, hatta Prens Elvelid Bin Telal gibi kraliyet mensupları siyasi ve ekonomik reform taleplerini dile getirmek için Twitter ve Facebook’u kullandı. Hükümet, bu talepleri göz ardı etti, ama konunun kamuoyunda tartışılmaya başlanmasını göz ardı edemezdi.

Siyasi partilerin, sendikaların, seçilmiş meclislerin ve bağımsız medyanın olmadığı bir mutlak monarşide sosyal medya, internet üzerinden yapılan tartışmalar sayesinde siyasi bilinç oluşturmakta kilit bir rol oynadı. Sıradan insanlar, siyasi hak ve yurttaşlık kültürünü yaymak için sosyal medyayı kullanan insan hakları savunucularını yakından takip etti.

Öne çıkan aktivistler arasında, Suudi Yurttaşlık ve Siyasi Haklar Derneği’nin (ACPRA) kurucuları olan iktisat profesörü Muhammed El Kahtani ile Abdullah El Hamid yer aldı. Kahtani ile Hamid, hükümet ve kraliyet ailesinde yolsuzluk konusunu gündeme getirdiler, nasıl sorguya çekildiklerini Twitter’dan paylaştılar. Geçen sene Kahtani 10 yıl, Hamid ise 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Genç gazeteci İman El Kahtani ise iki aktivistin duruşmalarından tweet attığı için, Twitter kullanmaktan ve seyahat etmekten men edildi.

Ebuelhayır, hükümetteki değişimi şöyle anlatıyor: “İlk başta bir miktar hoşgörü gösterdiler ve hatta öfkeyi yatıştırmak için bazı toplumsal taleplere kulak vermeye çalıştılar. Ne zaman ki aktivistler sokak gösterilerini örgütlemek için Twitter kullanmaya başladı – araba sürme kampanyası gibi siyasi olmayan kampanyalar dâhil – kaygı duymaya başladılar.”

Arap liderlerinin devrilmesi ve Bahreyn, Kuveyt, Umman’da da gösterilerin yaşanmasıyla birlikte endişeye kapılan diğer Körfez hükümdarları da aktivistleri hapse atmaya, interneti kısıtlayan yasalar devreye sokmaya başladı. Birleşik Arap Emirlikleri’nde rejimi devirmeye teşebbüs ettikleri suçlamasıyla İslamcılara dava açıldı. Katar’da ise internette ifade özgürlüğünü kısıtlayan bir yasa getirildi, şiirinde dolaylı olarak kraliyet ailesini eleştiren bir şair 15 yıl hapse mahkûm edildi.

More from Abeer Allam

Recommended Articles