Ana içeriğe atla

Mısır Rusya ile Suudi Arabistan arasında sıkışıyor

Mısır, Rusya ve Suudi Arabistan ile ilişkilerini kendi yararı için kullanmaya çabalıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Egypt's Foreign Minister Nabil Fahmy (L) speaks with Army chief Field Marshal Abdel Fattah al-Sisi (R) during their meeting with Russian President Vladimir Putin at the Novo-Ogaryovo state residence outside Moscow, February 13, 2014. REUTERS/Maxim Shemetov (RUSSIA - Tags: POLITICS MILITARY) - RTX18QBK

Son dönemdeki Rusya-Suudi Arabistan ilişkilerini sıkıntılı olarak tanımlamak hafif olur. Suudilerin Rusya'daki İslamcı teröristlere mali kaynak sağladığını düşünen Moskova, epeydir burnundan soluyor. Suudi Arabistan ise Rusya'nın İran ve Suriye'ye desteğinin sürmesine köpürüyor. Zira Suudi Arabistan, bu iki rejimin çökmesi ya da devrilmesini her şeyden çok istiyor.

İki bölgesel güç arasındaki bu soğuk ilişkiler, son günlerde hareketleniyor, ama iyi yönde değil. Rusya, 24 Şubat'ta Suudileri Suriye muhalefetine gelişkin silah vermeyi planlamakla suçlayan bir açıklama yayımladı. Suudi Arabistan da ertesi gün Rusya’yı kınayan bir açıklamayla cevap verdi  ve şöyle dedi: “Putin, Esad'a verdiği destekle Arapların kalbindeki yerini kaybetmiştir.” Rusya'nın Kırım'a girmesiyle birlikte kavga Suudilerin Twitter hesaplarına da taşındı. Suudilerce oluşturulan Twitter etiketlerinde, Rusya Kırım’ın Müslüman nüfusunu öldürmek için oraya girmekle suçlandı, Ruslara ders verecek olan Ukraynalı askerlerin erdemleri methedildi. Bu iki ülkenin tam ortasında ise Mısır var.

Mısır, dış politikada görülmemiş bir ikilemle karşı karşıya. Geçici hükümet ayakta kalmak için aylık olarak Suudi ve Körfez parasına muhtaç. Açıkça Putin’e yanaşan ordu ise Rusya’yla iki milyar dolarlık silah anlaşması yapılacağını ve bunun Suudi parasıyla karşılanacağını duyuruyor. Böyle bir silah anlaşması henüz ortada yok. Ayrıca Suudi Arabistan’ın Mısır’ın ihtiyaç duymadığı, satış sonrası hizmeti güvenilmez olan ikinci sınıf silahlara 2 milyar dolar ziyan etmesi uzak bir ihtimal. Hele de satıcı, gergin ilişkiler içinde olduğu Rusya ise ve de Washington’un bu satışa karşı çıkması bekleniyorsa… Kırım krizini kullanmakta gecikmeyen Suudi medyası da Mısırlılara 19. yüzyılın ortalarında iki bin 500 Mısırlı askerin Kırım'ı Ruslara karşı savunurken öldüğünü anımsattı. Ancak bu, Mısır üzerinde pek etkili olmadı. Mısır’ın tutumu analistleri şaşkınlık içinde bırakıyor: Mısır tam olarak neyin peşinde?

Kimi yorumcuların dillendirdiği teoriye göre, Mısır gizlice yeni bir rol üstlendi: Körfez ülkeleriyle Rusya arasında aracılık. Bu teoriyi desteklemek için bazı olay ve tarihlere dikkat çekiliyor. Öncelikle, Mısır basının yazdığının aksine Rusya Mısır'la herhangi bir satış anlaşması yapmış değil. Ancak şubatta iki haftadan az bir süre içinde iki Rus askeri heyetinin Mısır'ı ziyaret ettiği de bir gerçek. Son ziyaret 24 Şubat'ta, yani Rusya ile Suudi Arabistan'ın karşılıklı kınamalarından hemen önce gerçekleşti. Bu yorumcular ayrıca, 7 Mart tarihine işaret ediyor. Suudi Arabistan o gün El Nusra ve Irak Şam İslam Devleti'yle (IŞİD) birlikte Müslüman Kardeşler’i de terörist örgüt ilan eden ve Suriye'de savaşan tüm Suudilerin derhal ülkeye geri dönmesi isteyen o önemli açıklamasını yapmıştı. Suriye'yi yakından takip edenler için burada tuhaf bir şeylerin döndüğü ortadaydı. Zira Suudi Arabistan'la Rusya'nın Suriye’deki isyancılara ilişkin tutumu aniden aynı çizgide birleşmişti.

Gerçekten bir yakınlaşma mı söz konusu? Mısır, Suudilerle Rusya arasında gizlice arabuluculuk mu yürütüyor? Kesin konuşmak zor, lakin yanıt çok büyük olasılıkla hayır. Bu teoriyi dillendirenler, muhtemelen ya havadan nem kapıyor ya da El Vatan gazetesinin gülünç haberine arka çıkmaya çalışıyor. Habere göre ABD'nin başını çektiği, Türkiye ve Katar'ı kapsayan Batı ittifakına karşı Mısır Genelkurmay Başkanı Abdül Fettah Sisi'nin öncülüğünde Mısır, Rusya, Suudi Arabistan, Kuveyt ve BAE’yi kapsayan yeni bir ittifak kuruldu. Komplo teorilerine düşkün birçok Mısırlıyı hoşnut etse de bu teorinin tutar bir tarafı yok. Öyleyse, bahsi geçen olayları bir kez daha gözden geçirelim mi?

1. Terör örgütlerine dair 7 Mart açıklaması, Katar’ı bir derece ilgilendirse de, Rusya veya başka dış güçlerle hiçbir şekilde alakalı değil. Afganistan'daki hatalarından ders çıkaran Suudi Arabistan'ın radikal İslamcı grupları destekleme hevesi azaldı. Bu, özellikle kendi vatandaşlarının yer aldığı gruplar için geçerli. Zira bu kişiler, ülkelerine dönüp güvenlik sorunları yaratmaya meyilli. Suudi Arabistan, El Nusra ve IŞİD'i terörist örgüt ilan edip bunların mali destekçilerini cezalandıracağını ilan ederek Katar’ı Suriye’deki radikal İslamcılığın tek resmi sponsoru hâline getirdi. Bildirinin ertesi günü, Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn'le birlikte Katar'daki büyükelçilerini geri çektiler. Suudi Arabistan Katar'ı sadece Körfez bölgesinde değil, uluslararası alanda da tecrit etmeye çalışıyor. Zira bundan sonra El Nusra ya da IŞİD tarafından işlenecek her katliam, Katar'ın, sadece Katar'ın üstüne kalacak.  

2. Rusya’nın Suudi Arabistan’la yakınlaşması, netice olarak Esad'ı desteklemekten cayacağı anlamına gelir. Oysa Rusya'nın Esad'ı desteklemek için bir ayağını bölgede tutmak ya da Suudi Arabistan üzerinden ABD’ye kafa tutmanın ötesinde nedenleri var. İç çatışmalar ve terörist saldırılardan mustarip olan Rusya, prensip olarak İslamcılık karşıtıdır. Nitekim giderek İslamcı bir yön alan Türkiye'yi tedirginlikle izliyor, Rusya sınırlarının hemen yakınında Türkiye ile İslamcıların yönettiği bir Suriye arasında ittifak kurulmasından kaygılanıyor. Yani Suriye'de Esad’ın kontrol sahibi olmaya devam etmesi, Rusya açısından bir ulusal güvenlik meselesidir.

3. Rusya Mısır'a silah satmış değil, muhtemelen asla da satmayacak. Zira Mısır’ın geçmişte Rus silahlarını ABD ve Rus karşıtı müttefiklerine satmışlığı var. Fazlasıyla göz önünde gerçekleştirilen bu görüşmeler, Putin ve Sisi'nin iç politikaya dönük gösterilerinden başka bir şey değil. Sisi, kendi kamuoyuna ABD desteğine muhtaç olmadığı görüntüsünü veriyor. Zira ABD desteği, hem Mübarek hem Mursi’ye halk nezdine puan kaybettirmişti. Putin ise kendi kamuoyuna ABD'nin bölgedeki kalelerinden birine sızdığı, Rusya'nın Soğuk Savaş dönemindeki şanını geri kazandığı görüntüsü veriyor. Yani, tüm bu görüşmeler, her iki hükümetin ABD'yi terslemek için yaptığı çok masraflı ve ince düşünülmüş bir halkla ilişkiler numarasından başka bir şey değil.

4. Mısır'ın Rusya'ya yanaşmasına gelince, Suudiler durumu idrak ediyor. Yeni Mısır hükümetinin Obama yönetimine bir mesaj göndermek istediğini anlıyorlar. He ne kadar bu tavır, Suudi Arabistan ve BAE’nin 30 Haziran sonrası kurulan hükümete ABD desteğinin sürmesi adına yürüttükleri tüm o lobi çalışmalarına ters olsa da. Mısır’ın tavrı, diplomatik açından çocukça olabilir. Ancak neticede Mısır’ın buradaki amacı, ABD tarihinin en donuk ve tepkisiz dış politikasını izleyen Obama yönetimini yanıt vermeye zorlamak. ABD’nin dünya meselelerinden giderek el çekmesi, bilhassa Orta Doğu’da süper güç rolünü sürdürmek istememesi, bilumum yan etkilere yol açıyor. Rusya’nın Kırım’ı işgali ve Mısır hükümetinin husumeti de bunların arasındadır. Üstelik bu yan etkiler çoğalacak gibi görünüyor.

Rusya ve Suudi Arabistan'ın tutumları yeni bir gerçeğin farkındalığından kaynaklanıyor: ABD artık dünyanın polisi değil, ABD büyük bir petrol ve doğalgaz üreticisi olmaya odaklanıyor ki bu üretimin Rus ve Suudi üretimlerini geçmesi bekleniyor. ABD, dünyadaki sorunların çözümünü ilgili bölgesel güçlerin gayretine bırakıyor. Bunu büyüyen bir boşluk olarak gören Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri de, İran karşısında en güvenilir seçenek olarak Mısır ordusuna yatırım yapıyor.  Rusya ise sınırlarının çevresinde tampon bölgeler oluşturmaya, Avrupa’nın yüzleşmek zorunda olduğu bölgesel güç konumunu güçlendirmeye kararlı.

Mısır'a gelince, onun maalesef ki böyle bir planı ya da hedefi yok, o sadece haberlere konu olmaktan mutlu oluyor.

More from Mahmoud Salem

Recommended Articles