Ana içeriğe atla

İslami Cephe Suriye savaşında çare olamaz

İslami Cephe’nin yükselişi, Irak-Şam İslam Devleti’nin savaş alanındaki son yenilgilerinde etkili olsa da Genevre-2 Konferansı ile Suriye’de siyasi çözüm arayışına zarar verebilir.
A Free Syrian Army fighter carries his weapon as he stands in front of graffiti that reads  "Daesh (Islamic State of Iraq and the Levant ) down" at Masaken Hanano neighborhood in Aleppo January 7, 2014. Five days of heavy rebel infighting has shaken the ISIL, which lost its main base in the northern city of Aleppo to rival rebels on Wednesday, according to a monitoring group. Picture taken January 7, 2014. REUTERS/Jalal Alhalabi (SYRIA - Tags: POLITICS CIVIL UNREST CONFLICT MILITARY) - RTX1767F

HALEP, Suriye — Suriye’de olağanüstü bir hafta daha geride kaldı. Bir zamanların kudretli Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) şansı, keskin bir şekilde kötüye dönerken, İslamcı gruplar arasında kuzeydeki isyancı bölgelerin hâkimiyeti için amansız, kanlı bir savaş patladı. Peki, ne oldu da düne kadar müttefik olanlar bugün cihatçı kardeşlerini katletmeye koyuldu? Bir dizi cephede IŞİD militanlarını mevzilerinde gafil avlayan ve birçok IŞİD kalesini düşüren bu görülmemiş koordine taarruzlar niçin şimdi başladı?

Sakın yanılmayın. Bu, ne Suriye devriminin yeniden canlanması ne de farklı bir zalime karşı yeni bir halk ayaklanmasıdır. Zira fazlasıyla bölünmüş, moralsiz ve savaş yorgunu olan Suriye halkı, böyle bir şeye kalkışacak hâlde değil.

Olup biten, benzer ideolojiye sahip farklı cihatçı grupların kıran kırana güç mücadelesidir. Öğretilerini dayatma yöntemleri ufak farklılıklar gösterse de bu gruplar arasındaki tek ayrım, isimleri ve arkalarında duran destekçiler.

Şiddet yoluyla tam hâkimiyet sağlamaya çalışan IŞİD, kimden gelirse gelsin- sivil aktivistler, başka militanlar, meraklı gazeteciler- otoritesine karşı duran her türlü direnişi kırdı. Başlıca silahları terördü. İşkenceler, tüyler ürpertici infazlar, meşum bildiriler halka korku saldı. İnsanlar sindi ve yükselen baskı karşısında sessiz kaldı. IŞİD, karargâh olarak kullandığı Halep’in Kadı Asker semtindeki hastaneden çıkarıldıktan sonra yapılan çekimlerde, bağlanıp işkence edilmiş, infaz edilmiş muhalif medya aktivistleri ile isyancı militanların bedenleri görülüyor. Bu görüntüler, IŞİD’in zihniyet ve yöntemlerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Şu an IŞİD’e karşı savaşan İslami Cephe’de yer alan cihatçı gruplar, halka karşı daha duyarlı ve insaflıydı. Ancak onlar da kendi katı yorumları doğrultusunda halka sert şeriat kurallarını dayatıyordu. Örneğin Ahrar El Şam grubu, Halep’in Sukkari bölgesinde cuma namazını kaçıran iki kişiye halka açık kırbaç cezası uygulamıştı. Şunu da belirtmek gerekir ki İslami Cephe’nin içinde yer alan bir dizi grup, önce Lazkiye’de sonra da Adra’da meydana gelen mezhepsel katliamlar ve tutsak askerlerin yargısız infazı gibi ciddi savaş suçlarıyla itham ediliyor.

En şiddetli çarpışmaların olduğu bölgelerde halk, büyük tehlikeler altında ve vahim koşullar içerisinde yaşıyor. Açıkçası, isyancıların tuttuğu pek çok bölgede yaşanan şiddet ve katliamlar, rejimin en ağır taarruz ve bombardımanlarında bile yaşanmamıştı.

Her iki taraf, ağır silahlar, toplar, roketler ve hatta tanklar kullanarak birbirilerinin mevzi ve karargâhlarına saldırıyor. Keskin nişancılar hareket eden her şeye ateş açıyor, arabalar ve kamyonlar hedef alınıyor, birçok insan da dışarıda kan dökülürken evlerinde mahsur kalıp fiilen kuşatma altında yaşıyor. IŞİD’in intihar eylemcileri, bomba yüklü araçlarını karşı tarafın kontrol noktalarına sürüp hem bu noktaları hem de etraftaki her şeyi havaya uçuruyor.

Halkın mağduriyeti, özellikle Rakka ve stratejik önemdeki Tel Abyad sınır kapısı dâhil çevre bölgelerde vahim bir hâl almış durumda. Top ateşi ve çatışmalar durmaksızın sürerken korku içindeki halk, gıda, ilaç, su ve elektrikten yoksun hâlde kente hapsolmuş durumda. Bu durum sadece Rakka’ya özgü değil. İdlib ve Halep kırsalında birçok köy ve kasaba da aynı kâbusu yaşıyor.

Suriye’deki bu öngörülemez bataklıkta dengeler bir daha oynamaz ve sahadaki durum aynen devam ederse IŞİD kaybetmeye mahkûm görünüyor. Silah ve adam sayısı bakımından hasımlarının epey gerisinde kalan IŞİD’in, hem karşıt gruplara hem masum sivillere azami zarar vermeden sahneden çekilmeyeceği muhakkak. Örgüt kimi ufak bölgeleri elinde tutmayı başarabilir ya da yeraltına geçerek uykuya yatar ve Irak’ta olduğu gibi yeniden sahneye çıkmak için fırsat kollar.

Kimi muhalefet yanlıları IŞİD’in isyancı saflarından temizlenmesine bayram ederken, kimisi IŞİD’in yokluğunda kaos günlerinin geri dönmesinden, vurguncu savaş ağlarıyla eşkıyanın tekrar hüküm sürmesinden kaygılanıyor. IŞİD hiç değilse suç işleyenleri engelliyor, zalimane yollardan da olsa belli ölçüde asayiş ve düzen dayatıyordu. Öte yandan, rejim yanlılarıyla pek çok sıradan insan, isyancı grupların birbirini kırmasını memnuniyetle seyrediyor ve bunların Suriye ordusu için kolay lokma olacak kadar zayıflamasını umuyor.

Rejimin kendisi de olup biteni mutlulukla izliyor. Zira Şam’ın kendini gerçekleştiren kehanetleri bir bir gerçeğe dönüşüyor. Fırsattan istifade eden rejim birlikleri IŞİD militanlarınca terk edilen bazı mevzileri ele geçiriyor. Halep’in doğusundaki Kuveyres Askeri Hava Alanı çevresindeki köyler bunun örneği.

IŞİD’i silmeye çalışan İslami Cephe’nin Suudi Arabistan tarafından güçlü bir şekilde desteklenip finanse edildiği sır değil. Bu bağlamda, aniden başlayan bu topyekûn savaşın gerçek nedenleriyle zamanlaması anlaşılır hâle geliyor.

İslami Cephe geçtiğimiz ay, Özgür Suriye Ordusu’nun General Salim İdris başkanlığındaki Yüksek Askeri Konseyi’ni çökertmiş, böylece Cenevre müzakerelerini anlamsız hâle getirerek çıkacak sonucu fiilen hükümsüz kılmıştı. Sırada, El Kaide öcüsünün defedilmesi ve onun daha ılımlı versiyonlarının pazarlanması var.

Ne gariptir ki bir diğer El Kaide bağlantılı grup olan Nusra Cephesi de- ki bu grup Ayman El Zevahiri’nin icazetini almış ve ABD tarafından terör örgütü olarak kabul edilmişti- IŞİD karşıtı mücadeleye katıldı. Bundan sonra sıra acaba ona mı gelecek? Yoksa bu örgüt asimile edilerek yeni bir ambalaja konup İslami Cephe’yle birlikte dünyaya daha makul bir cihatçı grup olarak mı pazarlanacak?

İsyancı saflarındaki bu son hesaplaşmanın sonucu ne olursa olsun, İslami Cephe kesinlikle Suriye’deki savaşın çaresi olamaz. Defalarca söylendiği gibi asıl gerekli olan, radikalleri siyasi yapıya katan değil, onları dışlayan bir siyasi süreçtir.

More from Edward Dark