Ana içeriğe atla

Davutoğlu’nun sempati atağı inandırıcı olabilir mi?

Türkiye’yi izolasyona sürükleyen yeni Türk dış politikasının mevcut şartlarda “reset”lenmesi imkansıza yakın bir ihtimaldir.
Turkish Foreign Minister Ahmet Davutoglu (C) listens to his advisor (L) as he walks in for a press briefing with Bahrain Foreign Minister Sheikh Khalid bin Ahmed al-Khalifa in Manama, November 24, 2013. REUTERS/Hamad I Mohammed (BAHRAIN - Tags: POLITICS) - RTX15R41

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Dış Politika Başdanışmanı, Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı İbrahim Kalın’ın 19 Ağustos’ta attığı bir tweet Türkiye’de çok tartışıldı. O tweette şunlar yazıyordu:

“Türkiye Ortadoğu’da yalnız kaldı iddiası doğru değil ama eğer bu bir eleştiri ise o zaman söylemek gerekir. Bu değerli bir yalnızlıktır”.

Bu ifadeler, 2009’un mayıs ayından itibaren Türk dış politikasını radikal biçimde yeniden şekillendirmeye girişen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Erdoğan ikilisinin dört küsur yıl sonra Türkiye’yi bölgesinde ve dünyada sürüklediği izolasyonun zımni kabulünü ve fakat aynı zamanda bu izolasyonun bir dizi değerler ve ahlakçılık adına mazur gösterme çabasını yansıtıyordu.

İbrahim Kalın ardından kendisini, bu çok tartışılan ve hükümetini zor durumda bırakan “değerli yalnızlık” kavramını izah etmek zorunda hissetmiş olmalıydı ki iktidar yanlısı Star gazetesine bir mülakat verdi. 26 Ağustos’ta yayımlanan söyleşinin bir yerinde, muhabirin “Türkiye tek başına kalmış görünüyor” şeklindeki vurgusuna şu cevabı vermişti:

“Bazen bazı değerleri tek başınıza savunmak durumunda kalırsınız. Eğer buna yalnızlık demek icap ediyorsa, bu değerli bir yalnızlıktır (...) Bu, değer-merkezli bir yalnızlıktır ve bizatihi değerli bir pozisyondur”.

Bu sözde değerli “yalnızlık pozisyonu” nasıl tezahür ediyordu, kısaca özetleyelim.

Ekim sonu itibarı ile Türkiye’nin bölgesinde dolaylı veya doğrudan çatışma içinde olmadığı, ilişkilerinde kopuş ya da kriz yaşamadığı tek aktör Irak’taki Kürdistan Bölgesel Hükümeti idi.

Türkiye’nin İran’la ilişkilerinde, son olarak Ankara’nın Suriye’ye karşı bu ülkeye ordusunu sokmak dışında her yönteme başvurarak izleye geldiği rejim değişikliği politikası yüzünden de tırmanmış, örtülü bir kriz durumu söz konusuydu.

Bağdat’la ilişkilerde 2009’daki seçimlere Şii Başbakan Maliki’ye karşı Sünnilerden yana müdahil olunmasıyla kötüleşme baş göstermiş, Iraklı Sünni Cumhurbaşkanı Yardımcısı Haşimi’ye sığınma verilmesiyle kriz durumu ortaya çıkmış ve nihayet Ankara’nın Kürdistan Bölgesel Hükümeti ile yaptığı ikili enerji anlaşmaları Bağdat tarafından toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdit olarak algılanmaya başlanmıştı.

Suriye politikası malum... AKP hükümeti hakkında Suriye’deki rejime karşı savaşan uluslararası cihadistleri desteklediği ve bu unsurlardan El Kaide bağlantılı grupların kendi topraklarından faydalanmasına göz yumduğuna dair ciddi temelleri olan değerlendirmeler söz konusu.

İsrail ile ilişkileri kriz durumundan çıkarmak için atılan normalleşme adımları yerinde sayıyor.

Ankara’nın Mısır’daki darbeye verdiği tepki, demokratik ve laik bir ülkeden beklenebilecek olanın çok ötesindeydi. AKP ve destekçileri adeta İhvan’la özdeşleştiler ve bunun sonucunda Ankara’nın Kahire’deki yeni yönetimle ilişkileri koptu.

Bu İhvancı tepki Ankara’nın Körfez ülkeleriyle olan ilişkilerini de zehirledi.

Davutoğlu, meşhur “sıfır sorun politikası” henüz çökmemişken, 30 Eylül 2010’da Harvard Üniversitesi’nde verdiği bir konferansta “eskiden etrafının düşmanlarla çevrili olduğunu düşünen Türkiye’nin şimdi tüm komşularıyla mükemmel ilişkilerinin bulunduğunu” söylemiş ve şöyle devam etmişti:

“Bunun tek istisnası Ermenistan, ama bunu da yapacağız, öyle ya da böyle, bugün ya da yarın Ermenistan’la ilişkilerimiz sadece normalleşmekle kalmayacak, her zamankinden de iyi olacak, bu bizim siyasi niyetimiz.”

Bakan’ın şunun şurası üç küsur yıl önce istisna olarak gösterdiği Ermenistan’la kötü ilişkiler, bugünkü sözde “değerli yalnızlık” ortamında sıradanlık arz ediyor.

Yine ekim sonu itibarı ile Türkiye’nin müttefiki ABD ile Ortadoğu’ya ilişkin politikalarında aynı sayfada olduğu tek dosya “Suriyeli mülteciler” konusu idi...

ABD ile ilişkileri geren son gelişme, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu uzun menzilli ve yüksek irtifalı hava savunma sistemini NATO müttefiklerinden değil de Çin’den tedarik etme kararını alması oldu.

Nihayet gelinen noktada Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, İbrahim Kalın gibi “değerli yalnızlık” teorisi yaparak kendisini avutmayı tercih etmediği anlaşıldı.

Davutoğlu yalnızlığın sözde değerli pozisyonunda kalarak ne bir dış politika yürütülebileceğini, ne de kendisinin bir dış politika yapıcısı olarak o yalnızlıkta uzun süre var kalabileceğini biliyor olmalıydı ki Türkiye’yi içine bizatihi kendisinin soktuğu izolasyondan çıkarmak için kasım ayında somutlaşan çok yönlü bir sempati atağı başlattı.

Davutoğlu önce 1 Kasım’da BM Genel Kurulu’na katılmak için gittiği New York’ta, İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’le uzun bir ikili görüşme gerçekleştirdi. Ardından ise Suriye krizi, ikili ilişkiler ve diğer bölgesel konular hakkındaki temasların Davutoğlu’nun Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO) toplantısı için 26-27 Kasım’da gideceği Tahran’da devam edeceği öğrenildi.

Türk Dışişleri Bakanı ardından 10 Kasım’da dört yıllık bir aradan sonra iki günlük bir ziyaret için Irak’a gitti. Türk Dışişleri Bakanı Irak gezisi sırasında “Sünnici dış politika izlediği” iddialarını boşa çıkarmak için Şiiliğin kutsal mekanlarının bulunduğu Necef ve Kerbela kentlerini de ziyaret etti.

Son gelişme ise Davutoğlu’nun 18 Kasım’da Washington’a giderek ABD’li mevkidaşı John Kerry ile görüşmesi oldu. Ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ikili ilişkilerin geleceğine dönük iyimser mesajlar verildi.

Bu arada uluslararası cihadistlere destek olduğu ve El Kaide’nin topraklarını kullanmasını görmezlikten geldiği suçlamalarına konu olan Türkiye’yi ilgilendiren iki ilginç gelişmenin vuku bulduğunu da not etmek lazım

Bunlardan biri, Ege sularında Yunan makamları tarafından Sierra Leone bandıralı bir gemide 20 bin AK-47 ile bol miktarda mühimmat yakalanmasıydı. Ukrayna’dan yükleme yapan ve kaptanı ile mürettebatı Türk olan geminin Libya olarak gösterilen rotasının gerçekte Türkiye’nin İskenderun limanı olduğunu bizzat kaptanının itiraf ettiği de haberler arasındaydı.

İkinci ilginç olay, aynı günlerde güneydeki Adana’da bir kamyonda, yarı mamul haldeki 935 adet havan topu mermisinin bir uyuşturucu ihbarı sonucu ele geçirilmesiydi. Bu mermiler Suriye’ye sevk edilmek üzere Konya ve Adana’daki torna atölyelerinde kaçak olarak imal edilmişlerdi.

Ve nihayet son günlerde Türk medyasında Ankara’nın Suriye politikasında revizyona giderek cihadistlere desteğini kestiği ya da azalttığı, El Kaide unsurlarına eskisi gibi gözünü kapamadığı yönünde bir izlenim de yansıtılır oldu. Ancak bu iddiaları, Suriye’nin Kürt bölgesi Rojawa’da PYD’nin El Kaideci An Nusra ve diğer cihadist gruplar karşısında son haftalarda elde ettiği askeri başarılar dışında destekleyen güçlü somut bulgular henüz yok. Rojawa’da An Nusra’nın Türkiye’yi kullanmadan Kürt grubu PYD karşısında başarı sağlayamayacağı doğru bir varsayım. Dolayısıyla, An Nusra’nın son günlerdeki başarısızlığında Türkiye’ye erişimlerinin kısıtlanmasının rol oynamış olabileceğini düşünmek mantıklı. 

Burada parantezi kapatıp devam edelim...

Davutoğlu’nun temasları Türkiye’de bazı iyimser yorumlara yol açtı.

Türk dış politikasının “reset”lendiğinden söz eden oldu.

Bazıları durumu “dış politikada fabrika ayarlarına (default settings) dönüş” olarak niteledi.

Hatta Davutoğlu’nun yeniden “sıfır sorun” politikası izlemeye başladığını iddia edenler de çıktı.

O halde sormak gerekir: Türk dış politikasının fabrika ayarlarını en son kim oluşturmuştur?

Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin kurguladığı dış politikanın fabrika ayarlarına dönüş söz konusu ise bu çıkmaz bir yoldur; çünkü bugün kendilerini kurtarmaya çalıştıkları izolasyona Türkiye’yi bu “fabrika ayarları” sürüklemiştir.

Şu meşhur “sıfır sorun politikası”, Türkiye kendi Kürt sorununu çözmedikçe, İran ve Suriye dünya sisteminin birer üyesi haline gelmedikçe uygulanabilirliği olmayan, çökmeye en başından mahkum bir politik stratejiydi.

Başarısızlığı en başından mukadder olan bu politikaya en başta bugünkü Suriye krizi nedeniyle dönüş imkanı kalmamıştır.

Yine de AKP dış politikasının genelde bu denli bir izolasyon ve harabiyete yol açması da gerekmiyordu.

Bu sonucun nasıl ortaya çıktığını anlamak için bu politikanın mimarının, gerçeklikle ilişkisi sorgulanabilir zihin ve ruh dünyasına da göz atmak gerekli. Şu satırlar Davutoğlu’nun 26 Nisan 2012’de TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmadan:

“Türkiye olarak bundan sonra da Ortadoğu’da değişim dalgasını yöneteceğiz. Bu değişim dalgasının öncüsü olmaya devam edeceğiz. Bütün Ortadoğu toplumlarında Türkiye sadece dost ve kardeş bir ülke olarak değil, geleceği belirleme fikrine sahip yeni bir fikrin, yeni bir bölgesel düzenin öncüsü bir ülke olarak görülmektedir.”

Davutoğlu’nun sözünü ettiği “fikir” uygulamaya Osmanlıcılık, Sünnicilik ve İslamcılık olarak yansıyınca Türkiye bölgesinde birkaç yıl içinde yalnızlaştı ve niyetlerine şüpheyle bakılan bir ülke oldu.

Hasar büyüktür.

Suriye’de, derinleşmesine Ankara’nın örtülü militarist politikalarla destek verdiği kriz, bugün artık Türkiye’ye yönelmiş varoluşsal bir tehdittir.

Sadece şu ele geçirilen havan mermileri bile Cihadistlerin ve El Kaidecilerin Türkiye’ye nasıl da derin sızdıklarını ve yerleştiklerini göstermektedir.

Türkiye’nin dış politikasını resetlemesi, bölgeye ancak demokrasi, insan hakları, ifade hürriyeti, bireysel hak ve özgürlükler, çoğulculuk ve kadın-erkek eşitliği gibi modernitenin klasik değerlerini projekte ederek yaklaşmasıyla olur ki AKP’nin mevcut dış politika takımında bu potansiyelin olmadığı yeterince görülmüştür.

Gerçek bir “reset” olacaksa bunu zorlaştıracak hususlardan biri de AKP’nin yanlış dış politikası neticesinde ülkede güçlendirdiği anti-semitizm, Batı karşıtlığı ve Avrupa Birliği’nden kopuş eğilimini ihtiva eden olumsuz siyasi kültürdür.  

Dolayısıyla bahsedilen “fabrika ayarlarına dönüş” tematiğinin bir propaganda olmaktan öteye gitmesi mümkün değildir.

Ülkelerini izolasyona, dış politikalarını mahva sürükleyenlerden durumu düzeltmelerini beklemek beyhudedir.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Already a Member? Sign in

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial