Ana içeriğe atla

Suriye’deki Kürt Partisi Muhalefet ve Göçle Boğuşuyor

Suriye’de Kürt özerkliği için mücadele eden Demokratik Birlik Partisi (PYD), geçen ayki kitlesel kaçışların akabinde Suriyeli Kürtlerin bölgeden göç etmesini yasaklayan bir düzenlemeyi uygulamaya soktu.
Syrian refugees, fleeing the violence in their country, wait to cross the border into the autonomous Kurdish region of northern Iraq, August 21, 2013.  The government of Iraqi Kurdistan has set an entry quota of 3,000 refugees a day to cope with an influx of Kurds fleeing the civil war in Syria, but there are signs many more are still coming in, aid agencies said on Tuesday. REUTERS/Thaier al-Sudani (IRAQ - Tags: CIVIL UNREST POLITICS SOCIETY IMMIGRATION) - RTX12SKT

AMUDA, Suriye — Suriye’yle Irak Kürdistanı arasındaki Peş Habur sınır kapısının açılmasıyla birlikte, 5 bin ile 8 bin arasında Suriyeli Kürt, 17 Ağustos’ta ülkesini terk etti. Bu kitlesel kaçış, fiilen bölgeyi idare eden Kürt yöneticileri, nisan ayında alınan bir kararı uygulamaya koymaya sevk etti. Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) hâkim olduğu Kürt Yüksek Komisyonu (KSC) tarafından 21 Ağustos’ta uygulamaya konan karar, belgeyle sabit tıbbi nedenler haricinde her türlü göçü engelliyor.

PYD yetkilileri, bölgenin nüfus dengesini Kürtler aleyhine değiştirmeye yönelik bir tertip olduğunu, bu nedenle söz konusu önleme başvurduklarını iddia ediyor. PYD, yerel Kürt halkını da Suriye’de kalmaya ve özerklik yolunda yakalanan bu eşsiz fırsatı değerlendirmeye çağırıyor.

Ne var ki bölgedeki birçok Kürt açısından yoksulluk, yılların özerklik hayalinden daha baskın çıkıyor. Kimi Kürtler ise, PYD’nin siyasi hâkimiyetini kabullenmeyi reddediyor ve PYD gücünü iyice pekiştirmeden bölgeden ayrılmak istiyor.

Amuda’da herkesin buradan ayrılmak için bir sebebi ya da yurt dışında yanına gideceği bir akrabası var. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan bir ev hanımı şöyle konuşuyor: “Göç etme düşüncesi, buradaki insanların aklında her zaman var olmuştur. Kocam yıllardan beri oto tamircisi olarak çalışıyor, ama hâlâ ne bir araba alacak ne de kendi dükkânını açacak parası var.”

Diğer bir kesim ise, yaşam koşulları ne olursa olsun Kürtlerin ana yurtlarından ayrılmaması gerektiğine inanıyor. Dükkân sahibi Said Nabo bunlardan biri: “Gidenler yarı hain sayılır. Bunların çok azı açlık yüzünden gidiyor. Bir tek su ve ekmekle yaşayacak olsak dahi, biz Kürtlerin burada kalması gerektiğini düşünüyorum.”

Al-Monitor’a konuşan PYD bağlantılı Demokratik Toplum Hareketi’nin (TEV-DEM) bir yetkilisi de aynı fikirde. Dalpak Ebu Tevfik olarak tanınan ve gerçek ismini açıklamaktan imtina eden bu yetkili, şöyle konuşuyor: “Bu, eşsiz bir fırsat. Kendi bölgelerimizi yönetiyoruz. Ancak bu kolay bir iş değil. Çünkü bir sistemin içinde başka bir sistem inşa ediyoruz.”

Kürt güvenlik birimi Asayiş de mevcut ekonomik sıkıntıları küçümsüyor ve Kürtlerin geçmişte çok daha zor günlerden geçtiğini hatırlatıyor. Al-Monitor’un Amuda’da görüştüğü Asayiş yetkilisi Şeyhmus Hacı, şöyle diyor: “Şikâyet edenler, 1990’ları hatırlasın. ABD’nin Suriye’ye uyguladığı yaptırımlar nedeniyle ekmek almak için beş saat kuyrukta beklerdik. Dolardaki dalgalanma bizim kontrol edebileceğimiz bir şey değil. Üstelik de kuşatma altında savaş yürütüyoruz. Irak Kürdistanı güzergâhı, mallara kapalı. Ankara da (PYD Genel Sekreteri) Salih Müslim’in Türk hükümetiyle yaptığı görüşmelerden sonra El Derbesiye (Şenyurt) sınır kapısını açmayı hâlâ kabul etmiş değil.” Suriye’nin Kürt bölgelerindeki pazarlar, kaçak gelen Türk mallarıyla dolup taşarken, Türkiye’yle tüm sınır kapıları hâlâ kapalı.

Ancak PYD’nin siyasi hâkimiyetine karşı çıkanlar, kamu hizmetlerinin bilerek kısıtlandığını, partinin bu yoldan meşruiyetini pekiştirmeyi amaçladığını iddia ediyor. Dükkân sahibi Nabo, PYD’ye seslenerek hoşnutsuzluğunu şöyle dile getiriyor: "Bize savaş halinde olduğumuzu ve bu yüzden bize ekmek veremediğinizi söylemeyin lütfen! Siloların buğdayla dolu olduğunu ve sırf otoritenizi dayatmak için hizmetleri kontrol altında tuttuğunuzu biliyoruz.” Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan Haseki vilayeti, ülkenin buğday ambarı olarak biliniyor.

İster hizmetlerin kısıtlanması, ister askeri üstünlük olarak tezahür etsin PYD’nin hâkimiyeti, yeni bir otoriter “şafağın” doğuşundan korkan birçok insanın bölgeyi terk etmesinde etkili oluyor. Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) Suriye’deki uzantısı olarak bilinen PYD,  Al-Monitor’a konuşan ev hanımının da hedefinde: “Madem Apocular Kürt devleti kurmak istiyor, neden siyasi çoğulculuğu kabul etmiyorlar? Rejim bunca yıldır bir kere bile Amuda’da sokağa çıkma yasağı koymadı, ama onlar bunu 28 Haziran’da yaptı. Kocam da onlara katılmadan ben buradan gitmek istiyorum.”

Kimileri, ekonomik kuşatmanın üstesinden gelmek için en azından kaçakçılıktan sağlanan gelirin halka dağıtılmasını ve böylece göçün önüne geçilmesini öneriyor. Al-Monitor’un görüştüğü Amudalı bir kaçakçı, PYD’nin silahlı kolu Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) kastederek, alaycı bir gülümsemeyle şunları söylüyor: “Mevcut düzenleme uygulamaya konmadan önce YPG ve Asayiş, sınırı geçen her kişiden bin Suriye lirası alıyordu. Kaçak sokulan mallardan da ayrıca vergi alıyorlardı. Neden şimdi o topladıkları paraları insanlara dağıtmıyorlar?” Bin Suriye lirası, kara borsada yaklaşık beş dolar ediyor. TEV-DEM yetkilisi Ebu Tevfik, sınır geçişlerinden bu paranın alınmış olduğunu doğruluyor. Ancak bunu, bölgeyi korumanın mükâfatı olarak savunuyor.

Göç yasağını destekleyenler, başlıca amacın Kürtlerin Cezire Ovası’ndan çıkarılmasını önlemek olduğunu söylüyor. Meselenin Irak Kürdistan Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ve Türkiye ile de ilgili olduğunu ima eden Ebu Tevfik, şöyle konuşuyor: “Kürtlerin yerinden edilmesini hedefleyen bariz bir plan söz konusu. Aynen 1980 darbesi sonrası Türkiye’de 5,000 Kürt köylüsünün gönderildiği gibi. Burada ise, Türkiye destekli İslamcı grupların temmuz ayında başlattığı taarruz başarısız olunca, rejim güçleri bilerek Derik’i bombaladı. Bu arada Zagros TV gibi Mesut Barzani’ye bağlı Iraklı Kürt medyası da durmadan insanların göç etmesini teşvik etti.”

PYD yetkililerine göre Barzani, son dönemde yaşanan yakınlaşmaya rağmen, Suriye Kürtlerinin PKK destekli özyönetim planına direnmeye devam ediyor. Çünkü bölgenin rakipsiz, tek Kürt lideri olma hevesini koruyor.

Göç yasağına destek verenlerin bir diğer gerekçesi, bölgede Arap nüfusunun artışından duyulan endişe. Nabo, bu konudaki gözlemlerini şöyle aktarıyor: "Nüfus dengesinin değiştiğini görüyoruz. Suriye’nin başka bölgelerinden kaçıp güvenli olduğu için buraya yerleşen zengin Arapların sayısı her geçen gün artıyor.”

Arapların artışından duyulan kaygı, radikal İslamcı gruplara bölgeden verilen desteğin de buna bağlı olarak artabileceği endişesini barındırıyor. Ancak medyada kopan gürültüye karşın “İslamcı tehdit” Kürtlerin kitlesel kaçışında sadece asgari bir etkiye sahipti. Al-Monitor’a konuşan Amudalı bir Telekom çalışanı, temmuz ve ağustosta Rakka’yla Halep vilayetlerinde Kürt sivillerin katledilmesine aslında çok az sayıda Kürdün şahit olduğunu, dolayısıyla kaçanların çoğunun korku sebebiyle ülkeyi terk etmediğini anlatıyor. Kaçakçılar da bu görüşe katılıyor ve çatışmalardan dolayı ülkeden ayrılanların, azınlıkta olduğunu söylüyor.

Kitlesel kaçışı tetikleyen bu iç ve dış etmenler karışımı, PYD’nin Kürt özerkliği projesini ve bu proje için bel bağladığı yerel emeği tehdit etmeye devam edecek. Sonu gelmeyen bir çatışma ortamında yerel makamlarla kaçakçılar arasındaki köklü suç ortaklığı da savaş ekonomisinin önemli bir iş kolu olarak sürecek.

Al-Monitor’un görüştüğü kaçakçı, şöyle diyor: “YPG, düzenlemeyi çok katı bir şekilde uyguluyor. Ama Asayiş’te tanıdığınız varsa kolayca göç etme izni alabilirsiniz. Kız kardeşim bir Türk vatandaşıyla evli ve dolayısıyla herhangi bir seyahat kısıtlamasına tabii değil. Yine de Asayiş’ten izin alamadı ve ancak bir takım sigara kaçakçılarının arabasının bagajında saklanarak sınırı geçmeyi başardı.”

Serbest gazeteci Andrea Glioti, Suriye ayaklanmasının ilk beş ayını ülkenin içinden takip etti. Glioti’nin haberleri Associated Press, IRIN News, openDemocracy, Daily Star (Lübnan), New Internationalist'in yanı sıra bir dizi İtalyan ve Alman gazetesinde yayımlanmıştır.