Ana içeriğe atla

Hamas Polisinin Kafe “Ahlâksızlığına” Karşı Savaşı

Hamas polisi, Gazze'deki sahil kafelerini basıp kadınların nargile içmesinden, kızların erkeklerle birlikte sahilde yürümesine kadar pek çok “ahlaksızlığa” müdahale ediyor.  
A Palestinian vendor prepares water pipes at his shop on the beach of Khan Younis in the southern Gaza Strip May 31, 2009. Sunday marks World No Tobacco Day. REUTERS/Ibraheem Abu Mustafa (GAZA ANNIVERSARY HEALTH) - RTR2443D

21 yaşındaki W. arkadaşıyla sahile indiğinde aklından en son geçen şeyin, Hamas polisinin oturduğu kafeye dalıp içtiği nargileyi kaldırtacağı olduğunu anlatıyor.

İsmini vermek istemeyen W. olanlardan duyduğu rahatsızlığı belirtirken tek isteğinin sınav hazırlıklarına mola verip deniz kenarında soluklanmak olduğunu söylüyor.

Gerçek ismini gizleyerek kendini Halit adıyla tanıtan kafe sahibi de Al-Monitor'a, bu olayın sürekli yaşanan onlarca örnekten sadece biri olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: "Polis cipleri sahil çevresinden hiç ayrılmıyor. Tek baktıkları, nargile içen kızlar ve yan yana oturan çiftler."

Halit, tek yapabileceği şeyin polislere kimlik sormak olduğunu, polislerin müşterilerin özel hayatına burunlarını sokmasını engellemek için elinden bir şey gelmediğini belirtiyor.

Yaz yaklaşıp havalar ısınınca, kendini deniz kenarına atan Gazzelilerin sayısı artar. Sahil, onların fakirleşmiş, abluka altındaki bölgelerinde yazın kaçabilecekleri tek doğal, açık hava dinlenme yeri. Yaz sezonuyla birlikte yönetim de halkın, Hamas'ın İslamiyet anlayışına bağlılığını denetlemek üzere sıkı bir seferberlik başlatır.

Bu olaylar, Hamas’ın Gazze’de yönetimi zorla ele geçirmesinden iki yıl sonra 2009’da başladı. Hamas o tarihte insanların İslami kurallara uyması için sözlü olarak uyarılmasını amaçlayan bir "fazilet kampanyası" ilan etti.

Ancak bu kampanya daha sonra özel hayata doğrudan müdahaleye dönüştü. İnsan hakları örgütleri, çiftlerin sokakta durdurulup evlilik cüzdanı sorgulamasına tabii tutulduğu olayları düzenli olarak belgeliyor.

Hamas, bir toplumsal olguyu özellikle hedefe almak istediğinde genelde böyle kampanyalar başlatır. Örneğin ocakta İsrail iş birlikçilerine karşı bir kampanya başlatılmış, Gazzeliler bu kampanyaya büyük çoğunlukla destek vermişti.

Aynı kumsalda bir başka kafenin girişine asılan uyarı, polisin kadınların nargile içmesini engellemesi durumunda kafenin sorumluluk kabul etmeyeceğini belirtiyor.

İsmini vermek istemeyen mekân sahibi, polisin geçen hafta kafede nargile içen bir kadını “yakalaması” üzerine ortağını tutukladığını söylüyor.

Mekân sahibi devamında Al-Monitor'a şunları anlatıyor: "Ortağım tutuklandıktan 24 saat sonra serbest bırakıldı. Ben de kadınlara bir daha nargile satmayacağıma dair bir taahhüt imzaladım."

Bu röportaj, polislerin sokağın karşısında, sadece erkeklere açık kafeye girmesiyle yarıda kesiliyor. Kalabalık, olan biteni anlamak için kafenin etrafına toplanırken, bu satırların yazarı da onlarca polisin kafeye girerek tüm müşterileri uyuşturucu aramasından geçirdiğine tanık oluyor.

Polis tarafından tartaklanan, saçı başı dağılan bir müşteri diz üstü bilgisayarını da alarak kafeden hışımla çıkıyor.

Sadece H. olarak tanıtılmak isteyen bu kişi Al-Monitor'a içeride olanları şöyle anlatıyor: "Bana ceplerimdeki her şeyi boşaltmamı söylediler, ben de yaptım. Ancak daha sonra elle arama yapmak için ellerimi havaya kaldırmamı istediler ve reddedince de beni dövemeye başladılar."

H. üstünün aranması için bir arama kararı olup olmadığını sorması üzerine bir polisten tokat yediğini söyleyerek şöyle devam ediyor: "O tokattan sonra, diğer polisler de koşup geldi ve bana kafe sandalyeleriyle vurmaya başladılar."

Hamas İçişleri Bakanlığı, bu hafta uyuşturucuya karşı bir kampanya başlattı. Bu kampanya özellikle, Al-Monitor'ün de daha önce haberleştirdiği gibi, Gazze’de çok rağbet görmeye başlayan ve Mısır sınırındaki yer altı tünellerinden kaçak getirilen Tramadol adındaki ağrı kesiciyi hedef alıyor. İçişleri Bakanlığı, kampanyanın uyuşturucuya karşı farkındalığı arttırmak adına eğitim amaçlı bir girişim olduğu konusunda ısrarlı.

Polis Sözcüsü Eyüp Ebu Şaar, yasa dışı bir faaliyet olmadığı sürece polisin kumsaldaki kafelerin ve dinlenme tesislerinin işini engellediğini reddediyor.

Bir kadının nargile içmesinin yasa dışı olup olmadığına ilişkin soru üzerine Hamas'ın sıkça tekrarladığı açıklamaya sığınan Ebu Şaar, bunun yasak olmadığını, polis engellemelerinin münferit olduğunu, Hamas'ın bu yönde sistematik bir kampanya yürütmediğini söylüyor.

Sözcü şöyle devam ediyor: “Çiftlerin ilişkilerine dair sorgulandığı ya da kadınların nargile içmesinin yasaklandığı gibi olayları nadiren duyuyoruz. Bu tip durumlar olduğu zaman, bunlar genelde bireysel tasarruflardan kaynaklanıyor, sistematik bir tavırdan değil."

Hamas hükümetinin Basın Şubesi Şefi Ihap El Hüseyin, Al-Monitor'a 29 Mayıs'ta verdiği söyleşide, Gazze Şeridi'ni İslamlaştırmak yönünde resmi bir siyaset gütmediklerini, Hamas'ın asla halkı İslam hukukuna uymaya “zorlamayacağını" belirtmişti. Hüseyin, yetkilerini aşan polislerin cezalandırıldığını da sözlerine eklemişti.

Ebu Şaar da parkta oturan bir çifti sorgulayan bir polisin üç günlük hapis cezası aldığını gösteren bir belgeyi Al-Monitor'a gösterdi.

22 yaşındaki Mahmut Ömer, bir kadın arkadaşıyla kumsalda yürürken,  bir polis tarafından durdurularak arkadaşıyla ilişkisi hakkında sorgulanmış. Polis memuru daha sonra kızdan babasının telefon numarasını istemiş.

Ömer olaya ilişkin şöyle diyor: "Bence bu bir saldırıydı ve bu saldırılar son bulmalı. Kimseye bu şekilde muamele edilemez. O polis memuru cezalandırılmalı ve bu tip davranışlara son verilmeli."

İnsan hakları savunucusu Mustafa İbrahim, Hamas'ın Filistinlilerin özel hayatına yönelik ısrarlı müdahalelerinin ciddi bir insan hakları ihlali olduğunu belirterek, bunların durması gerektiğini vurguluyor.

Al-Monitor'a konuşan İbrahim, şöyle devam ediyor: "Ben, bu kampanyaların Gazze'deki insanların kötü alışkanlıklarını azaltmayı amaçladığını düşünmüyorum. Bunun insanların özel hayatına karışmak için bir bahane olarak kullanıldığı açıkça ortada."

Hamas'ın baskıları, işletmeleri de olumsuz etkiliyor. Halit kafesine yönelik ısrarlı baskınların müşterileri kaçırdığını anlatıyor: "Arkadaş grubuyla gelen bir kıza nargile satmayı reddettiğimde genelde bütün grup kalkıyor ve kapalı bir kafeye gitmeyi tercih ediyor."

Bir kadının sipariş ettiği nargileyi geri almak ve bunu yaparken iş kaybetmek kadar mahcup edici bir şey olmadığını söyleyen Halit, sözlerini şöyle tamamlıyor: "İşler böyle devam ederse bu sene kâr edeceğimi hiç sanmıyorum."

Abeer Ayyoub, Al-Monitor'ün Filistin'in Nabzı bölümünün yazarlarından biridir. Gazze İslam Üniversitesi İngiliz Edebiyatı bölümünden mezun olan Ayyub, önce insan hakları alanında araştırmacı olarak çalışmış, gazeteciliğe geçiş yaptıktan sonra çalışmaları El Masri, El Yum, El Cezire ve Haaretz gibi medya kuruşlarınca yayımlanmıştır. Twitter Hesabı: @Abeerayyoub

More from Abeer Ayyoub

Recommended Articles