Ana içeriğe atla

Kürt sorunu demeden terör sorununu çözmenin imkansızlığı

Kürt sorunu demeden terör sorununu çözmenin imkansızlığı
Kurds demonstrate against the conditions of detention of jailed Kurdistan Workers Party (PKK) leader Abdullah Ocalan during a protest in Strasbourg April 4, 2012. Hundreds of demonstrators protested in support of Ocalan, who was captured on February 15, 1999, and is currently serving a life sentence in Turkey.  REUTERS/Vincent Kessler (FRANCE - Tags: POLITICS CIVIL UNREST)

 

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümeti geçen kasım-aralıktan beri PKK’nın müebbet hapis cezasını çekmekte olan kurucu lideri Abdullah Öcalan ile bir müzakere yürütüyor.

Bu müzakerelere Türk ana akım medyası “İmralı süreci” adını taktı. Bu sözde süreç henüz PKK’yla barış müzakerelerine kapı aralamış bulunmuyor. Ve tabii ki sorunu sadece, tecritteki bir Öcalan’la konuşarak çözme imkanı da bulunmuyor. Kürt hareketinin legal ve silahlı kanatlarının da doğrudan ya da dolaylı, ama bir an önce dahil olacakları gerçek bir müzakere süreci söz konusu olmadan herhangi bir ilerleme kaydedilemeyeceği de apaçık bir gerçek.

PKK’ya karşı operasyonlar bir taraftan sürerken İmralı’daki sürecin gerçek bir barış sürecine dönüşmesinin hayli zor olduğu da ortada.

Ancak tüm bunlardan önce berrak bir cevap bulması gereken bir soru var. Başbakan Erdoğan bu sürecin sonunda ne elde etmek istiyor? Amacı ne?

Türkiye’nin en ağır, en çetrefil sorunu olan Kürt sorununu çözmek mi?

Yoksa Türk devletinin 30 yıldır askeri yöntemlerle yok edemediği “PKK terörü”nü bu kez müzakere yoluyla halletmek mi?

Hangisi?

Kürt sorunu mu, “terör sorunu” mu?

Bu aslında, Türkiye’nin tartışarak zamanını boşa harcadığı yanlış bir ikilem, gerçekte olmayan bir tercih.

Kürt sorunu ile “terör sorunu” arasındaki neden-sonuç ilişkisini göz ardı edince ne Kürt sorununu ne de terör sorununu çözmek mümkün.

“Terör sorunu”nun kök nedeninin (root cause) Kürt sorunu olduğunu anlamadan, bu gerçeği kabule yanaşmadan ve Kürt sorununu bir çözüm perspektifi içinde ciddiyetle ele almadan, Türkiye’nin Kürt sorunu kaynaklı siyasal şiddeti bertaraf etmesi mümkün olmadı ve gelecekte de bunun mümkün olması için bir neden görünmüyor.

Başta Başbakan olmak üzere hükümet sözcülerinin, Öcalan ile kendi temsilcileri arasında görüşmeler yapıldığını kamuoyuna açıklamalarından bu yana hep söyledikleri, bu “İmralı süreci”nden amaçladıkları sonucun “PKK’nın silah bırakması” olduğuydu.

PKK’nın, Kürt sorununa siyasi bir çözüm perspektifi sunulmadan silah bırakması için zorlayıcı koşulların hiç de mevcut olmadığını bilenler açısından bunun nasıl yapılacağı büyük bir soru işaretiydi.

Dolayısıyla hükümetin Kürt sorununu bu kez gerçekten de çözmek istediği, bir varsayımdan ibaret kalıyordu.

Başbakan Erdoğan’ın sergilediği söylem ve davranışlar da bu sözde “İmralı süreci”nin gerçek bir barış sürecine dönüşebilme ihtimaline ihtiyat ve kuşkuyla yaklaşanları haklı çıkarır içerikte oldu.

Başbakan Erdoğan 20 Ocak Pazar günü Gaziantep’te şunları söyledi:

“Tutturmuşlar bir şey: Kürt sorunu. Ben Kürt sorunu diye bir şey tanımıyorum. Kürt kardeşimin sorununa evet, Kürtçülüğe hayır. Kürt kardeşimi seviyorum ama Kürtçülüğü reddediyorum.”

Türkiye’nin Kürt sorununu Kürtçülüğe eşitleyen bir başbakanın bu bakımdan eski geleneksel devletçi çizgiye savrulmuş olduğu bir gerçek. Yani Türkiye’nin Kürt sorunu ona göre Kürtçülerin olması... Kürtçüler olmasa sorun da olmayacak.

Başbakan’ın eski devletçi çizgiden tek farkı Kürtlerin varlığını kabul etmesi. Önemliymiş gibi görünebilir ama yetersiz. Kürtlerin varlığını kabul etmek bugün siyasallaşmış ve kitleselleşmiş bir sorun olan Kürt sorununu çözmek için artık hiç de yeterli değil.

Başbakan Erdoğan, kafasındaki çözümün bir ön koşulu olarak “PKK’nın silah bırakması”nı siyasi söyleme dönüştürdü.

Geçen 22 Ocak’ta Türk Meclisi’nde Türkiye’nin güneydoğusundaki dağlarda bulunan silahlı PKK’lılara hitaben şunları söyledi Başbakan:

“Samimiyseniz, dürüstseniz bırakırsınız silahları, bu ülkede yaşamak istemiyorsanız, gitmek istediğiniz ülkeye de gidersiniz. Bu konuda gerekli güvenceyi verdim, açıkladım. Daha önce sınırlarda yaşanmış olanları yaşatmamak için elimizden geleni de Ak Parti olarak yaparız.”

Başbakan’ın “sınırda yaşanmış olanlar”dan kastettiği, 1999’da Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesinden sonra Türkiye’den güçlerini çekmeye karar veren PKK’nın, kuzey Irak’a geçişler sırasında Türk güvenlik güçlerinin saldırıları sonucu yüzlerce kayıp vermesi...

PKK’nın silahlı kanadının sözcüleri “silah bırakmaları karşılığında Türk hükümetinin ne gibi güvenceler sunduğunu” soruyorlar.

Kastettikleri elbette ki Kürt sorununa bir siyasi çözümün, Türkiye’nin anayasal ve idari bakımdan yeniden düzenlenmesini de içeren güvenceleri.

Yoksa PKK hemen şimdi silah bırakmak için bir zaman baskısı altında değil.

Güvence olarak Başbakan Erdoğan’ın sunduğu ise bu PKK’lıların sınırdan geçerken öldürülmeyecekleri...

PKK, “Kürt sorununa çözüm güvencesi” istiyor; Başbakan Erdoğan ise onlara sadece “terör sorununa çözüm güvencesi” verebiliyor.

İşte sözde İmralı müzakerelerinin siyasi çıkmaz noktası da tam burası.

Başbakan Erdoğan’ın “PKK’nın silahsızlandırılması” gibi acil bir hedefinin olduğu görülüyor. Kendisini 2013’ün ilk yarısı içinde bunu başarmaya zorunlu hissediyor.

Bunun bir nedeni, Suriye’deki gelişmeler nedeniyle Türkiye’nin Kürt sorununda yaşanan bölgeselleşmenin ülkenin istikrarına zarar verebilecek sonuçlarının önüne PKK’nın şiddetine son vererek geçme isteği. Diğer neden ise kendisinin ve partisinin politik gündemiyle ilişkili.

Türkiye’de 2014 ve 2015’te üç önemli seçim var. 2014’te yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri, ardından 2015’te ise genel seçimler.

Doğal olarak iktidar bu seçimlerin şiddetsiz bir ortamda yapılmasını ister.

Ama bundan önce Başbakan Erdoğan’ın gönlünde yatan başkanlık sistemine geçiş konusu var. Bunun için de ancak referandum yoluyla yapılabilecek bir anayasa değişikliği gerekli. Bu referandum için pratik olarak son tarih, 2013’ün son çeyreği.

İktidar partisinin mecliste anayasa değişikliğini tek başına kotarıp referanduma götürmek için yeterli sandalyesi yok; mümkün görünen tek geçerli ve meşru yol bu konuda Kürt partisinin desteğini almak.

Peki ama neyin karşılığında?

Başbakan’ın dediği gibi Kürt sorunu yoksa ve hedef sadece PKK’ya silah bıraktırmaksa, Kürt partisinin desteği nasıl alınacak? Kürtlerin özerklik taleplerinin minimum düzeyde karşılanması için idari ve yapısal reformlar anayasa değişikliği paketine girecek mi? Ve bundan önce PKK’nın silahsızlanarak Türkiye’yi terk etmesi nasıl sağlanacak? Hangi güvenceyle?

Bütün bunlar cevap bekleyen çetrefil sorulardır.

Başbakan Erdoğan kendi siyasi gündemini, PKK’nın silahsızlandırılması gündemiyle ilişkilendirerek büyük bir hata yapıyor. Kendisi zaman baskısı altında ama PKK öyle değil. Dolayısıyla bu iki gündem arasında PKK’nın lehine bir asimetri teşkil etmiş oluyor.

Doğru olan bu ikisini birbirinden ayırmak ve Kürt sorununa çözüm için yeterli imkanı ve zamanı kişisel siyasi gündem hesabı yapmadan tanımaktır.

İkisini birbirinden ayırınca Kürt sorununu çözme şansı artar; ikisini birleştirince hiçbir şey elde edemeyebilir.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial