Korona virüs krizinin faturası Suriyelilere mi kesilecek?

Korona virüs salgını nedeniyle kaynak arayışına giren Türkiye’de Suriyeli mültecilere yapılan 40 milyar dolarlık yardım bir kez daha gündeme geldi. Muhalefet mülteciler kadar yoksul halkın da desteklenmesini istiyor.

al-monitor .

İşlenmiş konular

pandemic, covid-19, coronavirus, turkish lira, syrian refugees in turkey, turkish economy, stimulus package

Nis 5, 2020

Türkiye’nin ekonomik dengeleri bozulduğunda, halkın geçim sıkıntısı arttığında hep Suriyelilere yapılan yardım akla geliyor. Çünkü acil ihtiyaç nedeniyle Merkez Bankası’nın “savaş” gibi beklenmedik durumlar için tuttuğu “ihtiyat akçesini” bile kullanmak zorunda kalan hükümetin, 3 milyon 622 bin Suriyeliye 2011 yılından bu yana yaptığı harcama 40 milyar doları aştı. 

Bugünkü kurla hesaplandığında (1 dolar 6 lira 70 kuruş üzerinden hesaplanmıştır) tam 268 milyar lira. Buna karşılık korona virüs salgını nedeniyle Türkiye’de zor duruma düşen küçük ve orta ölçekli işletmeler ve dar gelirli vatandaşlar için açıklanan yardım paketi 100 milyar lira. Paketin büyüklüğü Suriyelilere harcamanın yarısı kadar bile değil.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü Faik Öztrak, vergilerle sağlanan gelirin Suriyelilere harcandığını hatırlatarak “Devlet şimdi kendi milletine bakamayacak durumda mı?” diye sordu. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Öztrak, devletteki hesapsız harcamaların sadece Suriyelilerle sınırlı olmadığını; salgın nedeniyle köprü ve otoyollardan geçiş yapılmadığı, havalimanları büyük ölçüde kullanıma kapatıldığı halde “müşteri garantisi” verildiği için bir avuç müteahhidin cebine milyarlarca lira aktarıldığını söyledi. Öztrak “Vatandaşlar sağlık ve iş arasında bir tercihe zorlanıp eve kapatıldı. Eğer insanların evde kalmasını istiyorsanız geçimleri için asgari bir geliri sunmak zorundasınız” dedi.

Al-Monitor’a konuşan eski Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı CHP’li Umut Oran ise yardım paketinin yetersiz olduğunu belirterek en az Suriyelilere harcanan para kadar bir desteğin zor durumdaki vatandaşlara dağıtılmasını istedi. Oran, “Bu günleri atlatmak için fakir insanlarımıza üç ay boyunca asgari ücret [net 2 bin 324 lira] düzeyinde destek verilmeli, üç ay sonra durum yeniden değerlendirilmelidir” önerisini getirdi.

Peki, hükümette “helikopter para” dağıtacak kaynak var mı?

Geçen yıl sağlanan 40 milyar liralık yedek akçe desteğine rağmen bütçenin durumu yoksul kesimlere havadan para dağıtacak kadar parlak değil. Bu yüzden Merkez Bankası hükümete destek vermeye devam ediyor.

Merkez Bankası’nın bu yıl da kâr payı avansı, ihtiyat akçesi ve kurumlar vergisi olarak bütçeye 50-55 milyar lira arasında bir kaynak aktarması bekleniyor. Ancak desteğe rağmen geçen yıl, 123.7 milyar lira açık veren merkezi yönetim bütçesi bu yılı da açıkla kapatacak gibi görünüyor. Bütçe şubat ayında 7.3 milyar lira açık verdi

Piyasadaki korona virüs durgunluğu ve kapanan işyerleri nedeniyle önümüzdeki döneme ilişkin vergi beklentileri zayıfladığı için hükümet çareyi “yardım kampanyası” başlatmakta buldu. Bir başka deyişle halka dağıtılacak yardım yine halktan toplanacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yedi aylık maaşımı bağışlayarak açıyorum” dediği “Biz bize yeteriz Türkiyem” isimli kampanyaya ilgi büyük. Kamu bankaları başta olmak üzere iktidara yakın dernekler, birlikler, iş insanları ve kamu kurum ve kuruluşları milyonlarca liralık bağış yaptıklarını duyuruyorlar. Bu bağışlar Cumhurbaşkanı’nın gözüne girme amaçlı da olabilir. Ancak iş dünyasının bağış konusundaki iştahını yorumlayan eski maliyeci CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “İş adamları yaptıkları yardımların tamamını vergiden düşecekler” dedi.

CHP de Ankara, İstanbul gibi büyükşehir belediyeleri aracılığıyla yardım kampanyası başlattı. Muhalif kesimin kampanyaya ilgisi büyüktü. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de üç emekli maaşını İstanbul, üç emekli maaşını Ankara büyükşehir belediyelerine bağışladığını açıkladı.

Ancak İçişleri Bakanlığı bir genelge yayınlayarak belediyelerin yardım toplamalarını engelledi. Hesaplar bloke edildi. Konu yargıya taşındı.

İktidarın muhalefeti engellemeye çalışması, yardımların daha şimdiden siyasete alet edildiğini gösteriyor.

Peki, toplanan yardımlar kimlere dağıtılacak?

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) geçen yıl yayınlanan raporuna göre, Türkiye’de 16 milyon kişi yoksul, 18 milyon kişi yoksulluk sınırında yaşıyor.

Yardımların yoksul kesimin tamamını fonlayacak büyüklüğe erişmesi beklenmiyor. Çünkü 34 milyon yoksula 1000’er lira dağıtmak için bile 34 milyar lira gerekiyor. İktidar çevresinden bile böyle bir para toplanması zor. Nitekim ilk üç günün heyecanıyla ortaya çıkan en büyük bağış rakamları Merkez Bankası’nın 100 milyonluk desteğiyle birlikte ancak 846 milyon liraya ulaşabildi.

Hükümet DİSK’in raporundaki kitleyi değil, daha önceden belirlenmiş 2 milyon aileyi hedefliyor. Geçen yıl elektrik faturaları ödenen bu ailelere şimdi de 1000’er lira yardım dağıtılması kararlaştırıldı. Bu listenin kimlerden oluştuğu ve nasıl belirlendiğine ilişkin detay bilgi paylaşılmış değil.

Diğer kesimler için paketten çıkan yardımlar tartışmalı. Örneğin 13 milyon emekliye “müjde” diye sunulan ödeme, mayıs ayında verilmesi gereken bayram ikramiyesinin bir ay öne çekilmesinden ibaret. Üstelik geçen yıl da 1000 lira olan ikramiyeye enflasyon zammı bile yapılmamış. Somut yardımlar içerisinde 65 yaş üzerine bir maske ile bir şişe kolonya dağıtımı da sayılabilir. 

Ayrıca zor duruma düşen müteahhitlere destek var. Satışı teşvik etmek için 500 bin liranın altındaki konutlarda kredilendirilebilir miktar, yüzde 80’den 90’a çıkarıldı, peşinat ise yüzde 10’a indirildi.

Küçük ve orta boy işletmelerin vergi ve kredi borçlarında ise af söz konusu değil. Sadece erteleme yapılıyor. Peki, bu sürede çalışmayan esnaf, ertelemeden sonra o borcu ödeyecek kaynağı nereden bulacak? Yanıt belirsiz.

Bazı kararlar da herhalde espri yapmak için alınıyor. Mesela uçuşların büyük ölçüde durdurulduğu, vatandaşın evde kalmaya davet edildiği bir dönemde havayolu taşımacılığında 1 Nisan’dan geçerli olmak üzere KDV yüzde 18’den yüzde 1’e indirildi.

Bir başka uygulama elektrik ve doğalgazda. Fiyat indirimi beklenirken yılın ikinci çeyreğinde elektriğe zam yapılmayacağı açıklandı. Doğalgaza da nisan ayında zam yok. Artık zam yapmamak haber oluyor Türkiye’de!

Bütçe imkânları ile yardım yapamaz hâle gelen hükümetin başlattığı bağış kampanyasına gönüllü katılımlar vergi muafiyetine rağmen takdir edilebilir. Ancak bir de zorunlu katılımlar var. Devlet memurlarına, yöneticilerinden yazılı ya da sözlü talimat gönderilerek bağış yapmaları isteniyor. Yeni seçilen Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca’nın hâkim ve savcılara “bağış çağrısı” yapan mektubu sosyal medyada elden ele dolaşmaya başladı.

Türkiye’de son altı yıldır dövizdeki yükseliş nedeniyle özellikle maaşlı kesimlerin alım gücü iyice azalmış durumda. Buna rağmen yoksulların yükü zaten geçim sıkıntısı içerisinde olan devlet memurlarına yıkılacak gibi görünüyor. Böyle bir tabloda, muhalefet, hükümete savurganlığın hesabını soruyor. O yüzden Suriyelilere yapılan harcamalar gündeme getiriliyor. Ayrıca Katar’dan hediye edilen 400 milyon dolarlık uçağın kampanyaya bağışlanması öneriliyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Suriyeli muhalifler niçin Türkiye’den gitmek istiyor?
Amberin Zaman | Suriye çatışması | Eyl 10, 2020
İthal otomobile sert fren
Mustafa Sönmez | | Eyl 8, 2020
Sosyal mesafe kuralları: Tedbir mi cezalandırma mı?
Sibel Hürtaş | | Eyl 2, 2020
Şehir hastaneleri kara deliği ürkütüyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Ağu 31, 2020
Ürdün ve Irak ile bağlarını güçlendiren Mısır, Türkiye’ye ne mesaj veriyor?
Mohamed Saied | ekonomi ve ticaret | Eyl 5, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Türkiye Filistin sürecinde Mısır’ın yerini alabilir mi?
Fehim Taştekin | Palestinian reconciliation | Eyl 29, 2020
al-monitor
Zombi ekonominin zombi patronları
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Eyl 26, 2020
al-monitor
İdlib’deki zamansız gerilimden savaş çıkar mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Eyl 25, 2020
al-monitor
BAE-İsrail anlaşması Türkiye’ye niçin olumsuz yansıyacak?
Amberin Zaman | Israeli-Gulf relations | Eyl 17, 2020