Türkiye'nin Nabzı

Hizbullah ve PKK barışabilir mi?

By
p
Article Summary
Türkiye’nin Doğu bölgesinde örgütlü olan iki güçten biri İslamcı Hizbullah diğeri ise PKK’nin arasında yaşanmaya başlayan çatışmalar, bölge halkını tedirgin ediyor. Al-Monitor'un konuştuğu tarafların yaptığı barış çağrıları ise umut verici.

Türkiye’de özellikle Kürtler üzerinde etkili olan İslamcı örgüt Hizbullah ile Kürtlerin halkları için mücadele eden silahlı örgüt PKK arasında yıllardan beri süregelen çatışmasızlık süreci, Suriye sınırında İŞİD ve PYD güçleri arasındaki savaşın da etkisiyle bitme noktasına geldi. Hizbullah ve PKK arasında son bir yıldır yaşanan çatışmalar, seçim sonrasında Diyarbakır’da gerçekleşen 4 cinayetle doruk noktasına ulaşması bölge halkını tedirgin ediyor. Al-Monitor’un ulaştığı taraflar ise sağduyu ve barış çağrısı yapıyor.

İki taraf arasındaki gerginliğin yarattığı tedirginliği anlayabilmek adına, Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran çatışmalı süreci anımsamakta fayda var.

Hizbullah, Türkiye’deki radikal İslamcılığın en önemli örgütlerinden biri. Bingöl Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Kurt’un “Türkiye’de Hizbullah” adlı doktora tezine göre, örgüt 1978’de İran İslam Devrimi’nin etkisiyle kurulmuş, Kürtlerin yoğun yaşadığı Doğu illerinde örgütlenmiş, üst düzey kadrosu İran’da eğitim almış bir yapı. Hizbullah’ın adını duyuran ise örgüt evlerinin bahçelerinde bulunan ve domuz bağı ile bağlanıp işkenceyle öldürülen onlarca insanın gömüldüğü toplu mezarlar. Öldürdükleri arasında gazeteciler, kendisi gibi düşünmeyen İslamcılar da var.

Ancak şiddetin yöneldiği asıl nokta, aynı bölgede bağımsız Kürdistan için faaliyet gösteren PKK. PKK de Hizbullah’a karşı şiddet eylemlerinde bulundu. 1990’lı yıllarda süren bu çatışmada iki taraftan da ölenlerin sayısı binlerle ifade edildi. PKK her zaman Hizbullah’ı derin devletin taşeron örgütü olarak gördü. Hizbullah üyeleri arasında da PKK nefreti son derecede yüksekti.

Örgüt, kurucusu olan Hüseyin Velioğlu’nun 2000 yılında polis tarafından öldürülmesi ve yüzlerce üyesinin cezaevine girmesinin ardından sessizliğe gömüldü. Hizbullah’a yakın isimler 2003’te Mustazaflarla Dayanışma Derneği’ni kurdu. Derneğin kapatılması üzerine 2012’de Hür Dava Partisi (Hüda-Par) kuruldu. Hüda-Par’ın parti programı yıllarca çatıştığı PKK ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile büyük benzerlikler taşıyor. Hüda-Par, HDP gibi devletin Kürtlerden özür dilemesini, Kürtçenin resmi dil olması gibi taleplerde bulunuyor.

Taraflar, ortak taleplerine karşın bölgede sürekli karşı karşıya geliyor. Hatta sadece bölgede değil, sınır bölgesinde de karşı karşıyalar. Araştırmacı Mehmet Kurt, Hizbullah’ın IŞİD’e doğrudan destek vermediğini ancak örgütten ayrılan ve Selefi eğilimli başka bireylerle de güçlenen bir grubun, Suriye’deki iç savaşta İŞİD gibi yapılarla birlikte savaştıklarını ifade ediyor. Bugün PKK sempatizanı gençler de YPG saflarında IŞİD’e karşı savaşıyor. Yani hem içerde hem dışarda karşı karşıya olan iki Kürt grubu mevcut.

Zira Hizbullah’ı yeniden Türkiye gündemine getiren de IŞİD’le bağlantılı bu olaylar. Hizbullah, 2014 yılının ekim ayında HDP’nin çağrısıyla başlayan Kobane’ye destek eylemleri sırasında, yıllardır süren sessizliğini bozdu. Eylemlerin ilk gününde Hizbullah’a yakınlığı ile bilinen Köy-Der isimli dernek basıldı ve üç kişi öldürüldü. Bu eylem üzerine Hizbullah, internet sitesi üzerinden PKK’ye karşı “Bu bir savaş ilanıdır” açıklaması yaptı. Olaylar boyunca iki taraftan daçok sayıda insan yaşamını yitirdi. Toplamda 50 kişi hayatını kaybetti.

Bu olay, yıllar sonra Hizbullah ile PKK’yi karşı karşıya getiren ilk olay olarak biliniyor. Ardından Şırnak ve Batman’da ölümle sonuçlanan çatışmalar yaşandı. Son olarak da 9 Haziran’da Hizbullah’a yakınlığı ile bilinen Yeni İhya-Der’in Başkanı Aytaç Baran öldürüldü. Misilleme olarak üç PKK sempatizanı öldürüldü. Diyarbakır bu cinayetler nedeniyle hayli gergin günler geçiriyor. Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vuran olası bir Hizbullah-PKK çatışmasının başlamasından endişe ediliyor.

Hüda-Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, Kobane olaylarının başlangıç olmadığını, öncesinde Hüda-Par’a yönelik yüzlerce saldırı yapıldığını söylüyor. Yapıcıoğlu, Aytaç Baran cinayetine işaret ederek, “HDP ve PKK partimizi şiddet olaylarının içine çekmeye çalıştılar ve buna devam ediyorlar. Biz de her seferinde oynanan bu kirli oyunlara gelmeyeceğimizi söyledik. Hizbullah’ın yaptığı bazı açıklamalar var. Saldırılar durmazsa sessiz kalmayacaklarını söylediler. Eğer PKK’nin saldırıları durmazsa yeniden çatışmalı bir süreç başlayabilir” diyor.

Hizbullah ile PKK arasındaki çatışmaların yoğun yaşandığı 1990’lı yıllarda Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden olan Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Hatip Dicle ise Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, “Son olaylarda silahlı şiddet eylemleri PKK sempatizanlarından gelmedi. Hizbullah üyelerinin silahlı dolaştıkları, cenazelerde bile Kalaşnikoflarla gezdikleri sır değil. Görüntüleri de var” diyor.

Peki, bölgede fitili ateşleyen Hizbullah’a yakınlığı ile bilinen Aytaç Baran cinayeti? Hatip Dicle’ye bunu da sordum. Dicle, “Aytaç Baran öldürüldükten sonra Zübeyir Aydar (PKK’nın Avrupa sorumlusu) beni aradı ve ‘Yürütme konseyi adına söylüyorum, bizim Hizbullah’la ilgili saldırı planımız yoktur. Aytaç Baran’ın öldürülmesiyle kesinlikle ilgimiz yoktur’ dedi” diyor.

Hatip Dicle, “Taraflar uzlaşabilir mi?” soruma, “Sağduyulu davranmaya çalışıyoruz, herkesi de sağduyulu davranmaya çağırıyoruz. Kürt halkı 1990’lardaki çatışmalı süreçte gerçekten çok acılar çekti. Yeniden bu acılara muhatap olmasını düşünmeyiz. Çatışmanın kimseye faydası yok” yanıtını veriyor.

Hüda-Par Genel Başkanı Yapıcıoğlu’na da “PKK ve Hizbullah’ın ya da Hüda-Par ve HDP’nin, kalıcı bir barışa imza atabilmek adına masaya oturup, geçmişle yüzleşebilmeleri mümkün mü?” diye sordum. Yapıcıoğlu, şunları söyledi: “Siyasi çalışmalarımız güç kullanılarak engellenmiş, bu da HDP tarafından teşvik edilmiştir. Aynı masaya oturursak bunları konuşmamız daha doğru olur. Fakat konuşan HDP yetkilisi bize hakaret cümleleri kurmaktan vaz geçmezse bir masanın etrafında oturmak mümkün olmaz. Kullandıkları dil barış dili değil. Geçmişte PKK ve Hizbullah arasında yaşanan olayları ise PKK ve Hizbullah’ın yetkilileri kendi aralarında konuşmalıdırlar.”

Bölgedeki sivil toplum örgütleri de geçmiş travmaların bir daha yaşanmaması adına PKK ve Hizbullah arasındaki çatışmanın derinleşmemesi için uzlaşı turunda. Onlardan biri olan Mazlum-Der’in Diyarbakır İl Başkanı Ali İhsan Gültekin de Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, uzlaşı çabalarının geldiği noktayı şöyle özetliyor: “Eski çatışmaların olmaması için çaba içindeyiz. Çatışmasızlığı istiyoruz bunun için de olumsuz bir sebep görmüyoruz. Her iki hareketin sorumluları da bunu yapabilecek kapasiteye sahip. Ama mesele iktidar kavgasına gelirse bunu aşmaları biraz zor olabilir. İki tarafın masaya oturması ise çok çetrefilli bir durum. Çünkü taraflar sadece PKK ve Hizbullah değil. Diğer tarafta JİTEM (devletin derin yapılanması) ve devlet var. Kim hangi cinayeti gerçekleştirdi bilmiyoruz. Faili meçhuller var. Büyük ve geniş kapsamlı bir Hakikatleri Araştırma Komisyonu devreye girmeli.”

Araştırmacı Mehmet Kurt da Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, PKK’nin devletle çatışmasında yaşadığı kayıptan çok daha az bir kaybın Hizbullah’la çatışmasında yaşandığına dikkat çekiyor ve “PKK çözüm sürecinde devletle masaya oturmaya hazırsa Hizbullah’la neden oturmasın” diyor. PKK ile Hizbullah arasındaki çatışmada travma yaratan şeyin şiddetin Kürt’ten Kürt’e karşı gerçekleşmesinin olduğunu söyleyen Kurt, şöyle devam ediyor: “Eğer bir irade gösterilirse bence PKK ve Hizbullah masaya oturur. Ancak bunun bazı şartları var. Öncelikle iki taraf da çok keskin bir dil kullanıyor ve bu zihinsel bagajları etkiliyor. Hizbullah için PKK nefreti çok ön planda. Ben kendimce tarafların masaya oturması gerektiğini düşünüyorum. Doğrudan bir kanal olması, sükûnetin sağlanmasının konuşulması çok önemli. Çok gergin bir ortamdayız ama bu şafaktan önceki son karanlık da olabilir. Yüksek oy alan HDP’nin üzerine çok şey düşüyor.”

Gazeteci Ruşen Çakır da “İnsanların hayatını kaybediyor olması iki tarafın da hayrına değil. PKK ve Hizbullah arasında temas kanalları hep açık, diyaloğa girmeleri imkânsız değil. Bazı ailelerde bir o harekette bir o harekette insanlar var. Bu o kadar zor değil. Önemli olan ortak şeyin yakalanabilmesi” diyor.

Bugün HDP’nin yüzde 13’lük gibi bir oy alması ile barışa oldukça yaklaşan ve Parlamento’daki temsil oranının artması ile legal siyasete yüzünü dönen Kürt halkını oldukça önemli bir sınav bekliyor. Bölgede Hizbullah ve PKK arasındaki çatışma Türkiye’nin karanlık dönemine dönmesi demek. Taraflar ya kendi iradeleriyle çatışmasızlık sürecini yaratacak ya da PKK’nin devletle başlattığı çözüm süreci de dâhil tüm barış hayalleri çöpe gidecek. Bölgedeki herkesin uzlaşıdan yana olduğu açık, görünen o ki Hizbullah ve PKK da aynı masaya oturabilmeyi başarırsa Kürtler hem barış için çok büyük bir adım atmış olacak hem de bölgenin kaosa sürüklenmesini engelleyebilecek.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: reconciliation, pkk, kurds, is, huda-par, hezbollah in turkey, hdp

Sibel Hürtaş, Türkiye’nin ulusal çapta yayın yapan gazeteleri Evrensel, Taraf, Sabah ve Haber Türk ile ANKA Ajansı’nda 15 yıl süreyle yüksek yargı muhabirliği yaptı. Haberleri insan hakları ve hukuk alanında yoğunlaşan Hürtaş, 2004 Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü, 2004 Musa Anter Gazetecilik Ödülü ve 2005 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü sahibi. Makaleleri çeşitli gazetelerde yayımlanan Hürtaş’ın azınlıklar ve faili meçhul cinayetler ile ilgili makaleleri halen failibelli.org isimli sitede yayımlanmaktadır. Hürtaş’ın “Hıristiyanlar Neden Öldürüldü/Kafesteki Türkiye” kitabı 2013 yılında İletişim Yayınevinden yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept