Suriye’de ‘TL bölgesi’ hayal mi gerçek mi?

Türkiye Sezar Yasası’nın yıkıcı etkisini peşinen fırsata çeviriyor. “Kurtarılmış” bölgelerde Türk lirasını tedavüle sokmaya başladı. Ancak Türk lirasının tamamen Suriye lirasının yerini alması zor.

al-monitor .

Haz 15, 2020

“İdlib yeni bir Gazze olur mu” tartışması “fantezi” olarak algılansa da Suriye’nin kuzeyini ekonomik olarak koparan yeni bir gelişme yaşanıyor. Türkiye’nin dört askeri harekâtla elinde tuttuğu bölgelerde Suriye lirası Türk lirası (TL) ile ikâme ediliyor. Türk ordusunun yığınak yaptığı ama Heyet Tahrir El Şam’ın (HTŞ) idare ettiği İdlib’de de TL tedavüle sokuldu. Gidişat Türk askeri bölgesinden sonra fiilen “Türk lirası öblgesi”nin oluştuğunu ya da oluşturulmak istendiğini gösteriyor.

Sezar Yasası çerçevesinde Suriye’ye karşı 17 Haziran’da başlayacak yeni Amerikan yaptırımları daha yürürlüğe girmeden etkilerini gösterdi. Yaptırımlara ilaveten Lübnan bankalarındaki krizin de tetiklemesiyle döviz dar boğazına giren Suriye’nin kur cetvelinde bir dolar 8 Haziran’da 3 bin Suriye lirasını gördü. Ocakta bir dolar 940 Suriye lirasından işlem görüyordu. Suriye’nin kur krizine fırsat penceresinden bakan Ankara karşı hamlede gecikmedi.

Türkiye’nin güdümündeki Antep merkezli “Suriye Geçici Hükümeti”nin başkanı Abdurrahman Mustafa 11 Haziran’daki açıklamasında küçük Türk lirası banknotlarının Suriye'nin kuzeyinde açılan PTT şubeleri kanalıyla piyasaya sürülmeye başlandığını söyledi. Mustafa, "Temel gıda ürünlerinin yanı sıra akaryakıt da TL üzerinden fiyatlandırıldı. Memurlar da maaşlarını TL üzerinden alıyor. Kurtarılmış bölgelerde bazı özel iş yerleri de ücretleri artık TL üzerinden vermeye başladı" dedi. 

PTT’nin Afrin, Azez, El-Rai, Marea, Cerablus, El Bab, Ras’ul Ayn ve Tel Abyad gibi yerlerde toplam 11 şubesi bulunuyor.

Mustafa’nın konuşmasının ardından Cerablus, Marea, Azez, Akhtarin ve Soran gibi yerlerde ticaret odaları ya da kent meclisleri TL kullanımını teşvik eden açıklamalar yaptı.

Benzer bir adım HTŞ’ye bağlı Kurtuluş Hükümeti’nden geldi. Kurtuluş Hükümeti’nin maliye müdürü İbrahim El İbrahim, 2020’de maaşların dolar üzerinden ödenmesini kararlaştırdıklarını ancak küçük nakit dolarların bulunmaması nedeniyle başka bir para birimine geçme gereği duyduklarını, çalışanların aşırı değer kaybeden Suriye lirasından ödeme istememesi üzerine TL’ye geçmeye karar verdiklerini belirtti. Kısa süre sonra Türkiye’nin İdlib’de HTŞ’nin kontrolündeki bankaya gönderdiği metal bozuklukların yanı sıra 5 ve 10’luk banknotların görüntüleri paylaşıldı. 

Bazı kaynaklar 20’lik banknotların da piyasaya sürüldüğünü belirtti.
Türkiye’nin BM kararı gereği kendi terör örgütleri listesine aldığı HTŞ’nin TL’ye geçmesi ve bankacılık ilişkisinin tesis edilmesi artık Ankara’da kimsenin gocunduğu bir durum değil.

Görünürde amaç Sezar yaptırımlarıyla daha da derinleşecek ekonomik bozulmayı Türkiye’nin kontrol ettiği bölgelerde durdurmak. Ancak bu adım, bölgeyi “Türkleştirme” çabalarına yeni bir boyut katıyor: Askeri kontrolden sonra fiilen mali ilhak. Türkiye’nin geleneksel dış politikası yaptırımlara karşı çıkan bir çizgide olageldi. Hatta bu, BM’nin Irak’a yönelik yaptırımlarını da eleştiren bir çizgiydi. Sıra Suriye’ye gelince Beşar Esad’ın sonunu getireceği ümidiyle Amerikan yaptırımları memnuniyetle karşılanıyor. 

TL’ye geçişte Amerikan telkini de söz konusu olabilir mi? Bir yönlendirmenin olup olmadığının daha rahat görüleceği yer Fırat’ın doğusu. Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Aldar Halil, Sezar Yasası’nın Türk lirası, Irak dinarı ya da dolara geçmeyi gerektirdiğini ama bunu kabul etmediklerini söyledi. Halil’in olası bir pazarlığa da işaret eden açıklaması çarpıcı: “Yasanın çıkması sonrası Türk devletinin işgal ettiği bölgelerde Türk lirasına geçiş yapılıyor. Suriye lirası değer kaybediyor bahanesiyle Türk lirasına geçiş yapıyorlar. Bizim bölgelerde durum farklı. Biz Suriye lirası kullanıyoruz. Suriye'den ayrılma gibi bir düşüncemiz de yok. Sezar Yasası’nın öngörüsüne göre ya Türk lirası, Irak dinarı ya da dolar kullanmamız gerekiyor. Bu üçü de zor tercihler. Türk lirasını zaten kabul etmiyoruz. Irak’ın da zorlukları var. Doları kullandın diyelim, o zaman merkezi bir banka sistemi lazım. Ayrıca bu siyasi bir karardır. Bizler bu ülkenin bir parçasız."

Aldar’ın sözlerini Al-Monitor’a değerlendiren Afrinli ekonomist Ömer Çeleng, “Sezar Yasası bunu dayatmıyor fakat etkilerinden kaçınmak bunu gerektiriyor. Bu bir şart değil sonuç. Suriye lirasına alternatif para birimi kullanılması yönünde bir Amerikan talebi olduğunu duymadım” dedi.

Rojava’nın ekonomisi üzerine çalışan ekonomist Ahmet Pelda da para birimi değiştirildiğinde Şam’la bağların kopacağını, bunun siyasi çözüm şansını bitireceğini ve bu yüzden istenmediğini belirtti. Pelda, Al- Monitor’a, “Rojava’nın TL’yi kullanması Türkiye’ye, Irak dinarını kullanması Irak’a bağlanması anlamına gelir. Yani artık Suriye rejiminden kopmuş demektir. Doların kullanılması makuldür. O zaman Suriye’den kopmadığı gibi Irak ve Türkiye’ye bağımlılık da söz konusu olmaz. Fakat bunun için yeterli dolar ve finansal idare lazım” değerlendirmesini yaptı. 

Birkaç milyon insanın yaşadığı bölgede TL’nin Suriye lirasının yerini almasının Suriye ekonomisine darbe olacağı yorumları yapılıyor. Ancak bu noktada “TL hamlesi bir propaganda mı yoksa ekonomik ilhaka dönük bir adım mı?” sorusunu sormak gerekiyor.

Piyasaya küçük miktarlarda Türk lirasının sürülmesi “Türk Lirası Bölgesi” ifadesine çok anlam katmayabilir. Daha ileri adımlar atılmazsa Türk lirasına geçme kararı propagandadan öteye geçmeyebilir. Kuşkusuz Suriye Milli Ordusu’ndaki askerlerin maaşlarını TL ile ödemek Türkiye’nin işine geliyor. Türk lirasının kullanım alanı genişlerse TL cinsinden maaşa itirazlar azalır. Ayrıca Ankara açısından bölgedeki örgütlerin ya da yürütülen örtülü faaliyetlerin fonlanması kolaylaşır. Fakat TL’nin bölgede çevrilebilir olabilmesi lazım. Bunun için ticaretin TL cinsinden dönmesi, bölgede ithalat ve ihracatın yine TL üzerinden yapılabilmesi gerekiyor. 

Bu konuda ciddi açmazlar var. Her şeyden önce Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Barış Kalkanı ile kontrol edilen bölgelere giren malların büyük bölümü Türkiye’den gidiyor. Sözgelimi İdlib’e giren malların yüzde 5’i devletin kontrol ettiği bölgelerden, yüzde 95’i Türkiye’den geliyor. Buna karşın İdlib’den çıkan ürünlerin yüzde 90’ı rejim bölgelerine, yüzde 10’u Türkiye’ye gidiyor. 

Suriye devletinin kontrolündeki kentlerle ticarette mecburen Suriye lirası devreye giriyor. O hatta TL’nin hükmü kalmıyor. İthalat kadar ihracatın da Türkiye ile olması halinde TL’nin tedavüldeki yeri anlam kazanabilir. Türk ordusunun kontrolündeki kentlerin, Suriye devletinin kontrolündeki bölgelerle ekonomik ilişkilerini tamamen koparması da gerçekçi değil.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Moskova ve Şam niçin birbirine güç gösterisi yapıyor?
Anton Mardasov | Suriye'de Rusya | Tem 31, 2020
İdlib’de tıklayan bomba: Uzlaşma mı savaş mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Tem 29, 2020
Yabancılar uzaklaşıyor, Saray yalnızlaşıyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 10, 2020
Türkiye’nin döviz rezervi tahta bacaklı
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 6, 2020
HTŞ, Türkiye’nin işini mi yapıyor?
Fehim Taştekin | İdlib | Haz 28, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Ekonomide ısınmadan soğumaya geçiş
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Ağu 14, 2020
al-monitor
Erdoğan Macron’un ayak izinden Beyrut’a gidebilir mi?
Fehim Taştekin | Beirut explosion | Ağu 13, 2020
al-monitor
Türkiye, Malta ile Libya’da dengeyi değiştirebilir mi?
Fehim Taştekin | | Ağu 12, 2020
al-monitor
Kredi ile ısınan ekonomiye döviz şoku
Mustafa Sönmez | ekonomi ve ticaret | Ağu 10, 2020