Rapor: Suriye Milli Ordusu Libya’ya çocuk askerler gönderiyor

Suriye ve Libya’daki saha kaynaklarına dayanan raporda 18 yaşından küçük Suriyeli gençlerin Libya’daki iç savaşa gönderildiği aktarılıyor.

al-monitor Libya’da uluslararası tanımaya sahip Trablus hükümetine bağlı askeri güçler Misrata’dan cepheye giderken, 3 Şubat 2020.  Photo by Photo by REUTERS/Ayman Al-Sahili.

May 8, 2020

Türkiye’nin Libya’daki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne destek olarak Suriyeli isyancıları kullanmasını anlatan detaylı bir rapora göre Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu’na bağlı bazı gruplar Libya savaşına reşit olmayan savaşçılar gönderiyor.

Hakikat ve Adalet İçin Suriyeliler Örgütü tarafından hazırlanan ve Al-Monitor’la özel olarak paylaşılan 40 sayfalık raporda Suriye ve Libya’daki saha kaynakları yaşı küçük Suriyeli gençlerin silah altına alındığını ve hâlihazırda cephede kendi bölüklerinde bulunduğunu aktarıyorlar. Suriye’de insan hakları ihlallerini belgeleyen, kâr gütmeyen bağımsız bir kuruluş olan Hakikat ve Adalet İçin Suriyeliler Örgütü, raporu önümüzdeki günlerde kamuoyuna açıklayacak. 

Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden destek alan savaş ağası Halife Hefter’e karşı Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni destekleyen Türkiye üzerinden 2 bini aşkın Suriyeli isyancının son bir yılda Libya’ya götürüldüğü tahmin ediliyor. Bunların arasında çocuk savaşçılar da var.

Raporda şu ifade yer alıyor: “Yaptığımız araştırmalara göre çocuklara, gerçek dışı doğum tarihleri ve doğum yerleri ile sahte kimlik belgeleri düzenleniyor ve kişisel bilgileri Milli Ordu’nun kayıtlarına bu şekilde geçiriliyor.” Bazı çocukların sahte belgelerde abilerinin isimlerini kullandığını aktaran rapor, çocuk savaşçı kayıtlarının devam ettiğini belirtiyor.

Türkiye’nin kuzey Suriye’de kontrol ettiği Fırat Kalkanı bölgesinde yer alan Mare’deki bir sivil kaynak, Suriye Milli Ordusu’na bağlı Mutasım Tugayı’ndan bir komutanın ocak ayında 15-16 yaşlarında üç çocukla birlikte dükkânına geldiğini anlatıyor. Can güvenliği nedeniyle kimliği açıklanmayan kaynak, çocuklara söz verilen maaşlara da ışık tutarak şöyle diyor: “Bana Libya’ya gideceklerini, ailelerinin buna onay verdiğini söylediler. 3 bin dolar maaş alacakları için çok mutluydular. Birine silah kullanmayı bilip bilmediğini sordum, o da yaşıtlarıyla beraber kalacağı askeri kampta her şeyi öğreneceğini söyledi.”

Çocuk, Mutasım Tugayı tarafından kurulan kampta çocuklara 25 kişilik gruplar halinde eğitim verildiğini anlatmış. Çocuklara, Libya’dan ailelerini arayabilecekleri, üç ay sonra “büyük paralarla” Suriye’ye dönebilecekleri, kendilerine bedava sigara, yiyecek ve kalacak yer sağlanacağı söylenmiş.

Raporda, Suriyeli Türkmenlerden oluşan ve Türkiye’ye güçlü bağlılık duyan Sultan Murad Tümeni’nden bir savaşçının anlatımı da yer alıyor. Şu an Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin merkezi Trablus’ta bulunan savaşçı, kendi grubunda en az beş çocuğun bulunduğunu aktarıyor. Savaşçı, “Fiziksel olarak çocuk oldukları çok belli” diyor.

BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye ek olarak Mayıs 2000’de imzaya açılan çocukların silahlı çatışmalara dâhil olmaları konusundaki Seçmeli Protokol şöyle diyor: “Bir devletin silahlı kuvvetleri dışında kalan silahlı gruplar, hiçbir koşul altında muhasamatta 18 yaşın altındaki şahısları silah altına almamalı ve kullanmamalıdır.” Protokolde ayrıca, “Taraf devletler bu tarz askere alım ve kullanımın önlenmesi için bu tür uygulamaların yasaklanmasına ve suç addedilmesine yönelik yasal önlemlerin kabulü dâhil mümkün olan her türlü önlemi alacaklardır” deniyor.

Hem Türkiye hem de Suriye ve Libya Seçmeli Protokol’ün imzacıları arasında yer alıyor.

Çatışmaların önlenmesi ve insan haklarına odaklanan Cenevre merkezli Fight for Humanity (İnsanlık İçin Mücadele) örgütünün kurucularından Mehmet Balcı’ya göre “BM tarafından Libya’nın meşru temsilcisi olarak tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti ve Türkiye, 18 yaşından küçüklerin savaşmak üzere Libya’ya gönderilmesine göz yumuyorlarsa ya da bunu kolaylaştırıyorlarsa Seçmeli Protokol’ü vahim bir şekilde ihlal etmiş olurlar.”

Al-Monitor’un sorularını telefonla yanıtlayan Balcı, Türkiye’de 1984’ten beri silahlı mücadele yürüten PKK’nın çocuk militanlar kullanmasını Ankara’nın sıklıkla gündeme getirdiğini hatırlattı. 

Hakikat ve Adalet İçin Suriyeliler Örgütü’nün İcra Direktörü Besam El Ahmed, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada çocuk savaşçıların Libya’ya gönderilmesinde Türkiye ya da Suriye’nin dahli olduğuna dair ellerinde kanıt bulunmadığını belirtti. 

Öte yandan rapor Suriyeli savaşçıların Türkiye’den Libya’ya taşınmasında Türk hükümetinin doğrudan dahli olduğuna dair ikna edici kanıtlar sunuyor. Bu durumu uluslararası medya da yaygın bir şekilde aktardı. 

Ahmed, yakın zamanda Hefter’in de dışarıdan paralı asker topladığına dair bir rapor yayınlayacaklarını belirtti.

Geçtiğimiz günlerde medyaya sızan bir BM raporuna göre Rus özel askeri şirketi Wagner, Hefter’e destek olarak Libya’ya yaklaşık bin 200 paralı asker göndermiş durumda. 

ABD de Rusya’yı Libya’daki çatışmayı tırmandırmakla suçluyor.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Jim Jeffrey 7 Mayıs’ta basına yaptığı açıklamada, “Rusların muhtemelen üçüncü ülkelere, muhtemelen Suriye’den Libya’ya milisler ve ekipman taşımak için Esad’la çalıştığını kesinlikle biliyoruz” dedi. Jeffrey, Türkiye’nin Suriyeli isyancıları Libya’ya göndermesinden ise söz etmedi

Suriye Milli Ordusu Sözcüsü Yusuf Hamud Al-Monitor’a yaptığı açıklamada örgütün Libya’ya savaşçı gönderdiğini reddetti.

Ankara ve Şam’ın Suriye’deki çatışmada yabancı savaşçılar kullanması, şimdi ise bir başka iç savaşta yine karşıt cephelerde savaşmak üzere Libya’ya Suriyelileri göndermesi ironik bir durum. Meselenin bu boyutuna değinen Ahmed şöyle konuştu: “Suriye’de bir vekâlet savaşı söz konusu ve Suriyeliler birbirlerine karşı kullanılıyor. Ancak Türkiye’nin, Esad rejiminin, Rus şirketlerinin Libya savaşı için Suriye’den adam toplayacağı asla aklıma gelmezdi. (…) Ülkemizi yakından tanımayanlar insanlarımıza paralı asker gözüyle bakacak. Bu gerçekten çok üzücü.”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 21 Şubat’ta CNN Türk’e verdiği mülakatta Libya’ya “koordinasyon” göreviyle Türk askerlerinin gönderildiğini, “muhalif güçlerden” de “farklı ekipler” bulunduğunu kabul etti.

Yaygın kanıya göre Erdoğan, Suriyeli muhalif isyancıları kastediyordu. Bu savaşçıların pek çoğunu Libya’ya çeken, dolar üzerinden dört haneli maaşlar ve sonra da Türk vatandaşlığı alacaklarına dair kuşkulu bazı vaatler oldu.

Türkiye’nin Libya’daki müdahalesine ilişkin Uluslararası Kriz Grubu tarafından yayınlanan yeni bir rapora göre Ankara, ocaktan bu yana Trablus hükümetine yardım etmek üzere en az 100 subay, gemiler dolusu silah ve “Suriye Milli Ordusu’ndan en az 2 bin savaşçı” gönderdi.

Atlantik Konseyi’nde kıdemli araştırmacı olan Emadeddin Badi’ye göre Suriyeli isyancıların Libya’ya gönderilmesi Türkiye’ye “çifte kazanç” imkânı sunuyor. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Badi, “Türkiye kuzey Suriye’de kendisine sorun yaratanlardan bir süreliğine kurtulmuş oluyor, aynı zamanda bunları savaşta harcanacak asker olarak kullanarak Libya’daki dengeyi değiştirmeye çalışıyor. Oldukça acımasız bir yaklaşım ama gerçek bu” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin Libya’daki artan müdahalesinin, bir yılı aşkındır Trablus’u almaya çalışan Hefter’i yavaşlatmakta kritik bir rol oynadığı düşünülüyor. Ancak Türkiye’nin dengeyi kalıcı olarak Ulusal Mutabakat Hükümeti lehine değiştirip değiştiremeyeceği hâlen belirsiz.

Türkiye Libya’daki varlığının Trablus hükümetiyle savunma ve deniz sınırları konusunda kasımda imzaladığı iki anlaşmaya dayandığını, dolayısıyla meşru olduğunu savunuyor. Erdoğan’ın Müslüman Kardeşler’le ilişkileri nedeniyle Ankara’yla kavgalı olan Mısır ise Türkiye’yi Libya’ya “terörist” taşımakla suçluyor. Mısır geçtiğimiz günlerde BM’ye gönderdiği mektupta bahsi geçen anlaşmaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu öne sürdü. Bu iddiaları, Türkiye’nin diğer bölgesel hasmı BAE de destekliyor. 

Badi’ye göre Türkiye’nin Libya’daki başarısı, “BAE ve Rusya’nın -- özellikle BAE’nin -- Libya’daki rollerine dair ‘inandırıcı inkâr’ imkânını belli ölçüde korumayı isteyip istememesine” bağlı olacak. Badi şöyle devam etti: “Savaşın gidişatında Ankara tarafından sağlanan değişimi geriletmek, [bu ülkelerin] insansız hava aracı değil kendi hava sistemlerini konuşlandırmasını ve batı Libya’da operasyonlar düzenlemesini gerektiriyor. Ve evet, çatışan tarafların her ikisinde çocuk savaşçılar var.”

Reşit olmayanların savaşa sürüldüğü iddiasının söylentiden ibaret olmadığını gösteren ilk inandırıcı işaret ocak ayında ortaya çıkmıştı. Suriye’de bağımsız bir gazete olan Jesrpress, Haseke’den 17 yaşındaki bir gencin Libya’da Sultan Murad saflarında savaşırken öldüğünü bildirmiş, cenazenin görüntüleri YouTube’ta yayınlanmıştı.

ABD merkezli Dış Politika Araştırmaları Enstitüsü’nün uzmanlarından Elizabeth Tsurkov’a göre savaşın içine çocukların çekilmesi şaşırtıcı değil.

Suriye’yi yakından izleyen Tsurkov Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Bu savaşçıları gönderenlerin, yani Milli Ordu denilen gücün saflarında reşit olmayan pek çok kişi bulunuyor. Bunlar, sadece birkaç yıl okula gitmiş ve maaş karşılığı bu gruplara katılmak dışında iş imkânı olmayan erkek çocukları. Ayrıca bu grupların birinde komutan olan biri bana daha önce ergenliğe erişmiş her çocuğun erkek sayıldığını ve gruplara katılabileceğini söylemişti."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Fransa Türkiye için neden kullanışlı bir rakip?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Tem 10, 2020
HTŞ, Türkiye’nin işini mi yapıyor?
Fehim Taştekin | İdlib | Haz 28, 2020
Sirte neden herkesin kırmızı çizgisi?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Haz 20, 2020
İstanbul’un fethini 'işgal' diye tanımlayan Mısır kurumu eleştiri oklarının hedefinde
Menna A. Farouk | | Haz 19, 2020
Suriyeli Kürtler birlik için ‘tarihi adım’ atarken Ankara sessiz
Amberin Zaman | Suriye çatışması | Haz 17, 2020

Recent Podcasts

Featured Video