Rusya ve Orta Doğu

Doğu Akdeniz enerji rekabeti: Rusya, Lübnan-Suriye ihtilafında arabulucu mu oluyor?

By
p
Article Summary
Rusya, Lübnan-Suriye deniz sınırının belirlenmesinde arabuluculuğa soyunarak Doğu Akdeniz’deki artan etkinliğine yeni bir kulvar daha açıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Doğu Akdeniz’de enerji rekabeti kızışırken Lübnan’la Suriye arasındaki deniz sınırı meselesini çözmek için Rusya devreye girebilir.

Rus haber ajansı RİA Novosti’ye konuşan Lübnan Savunma Bakanı İlyas Bu Saab, “Suriye’nin Lübnan’la deniz sınırını belirleme konusunda istekli olduğu bilgisine sahibiz. Rusya’nın bu bölgede ve özellikle bu sınırda mevcudiyeti var” dedi. Saab bölgede Rusya’nın da ekonomik çıkarları olduğuna işaret etti. 

Rus Novatek şirketinin İtalyan Eni ve Fransız Total’le oluşturduğu konsorsiyum aralık ayında Lübnan açıklarındaki Blok 4’te arama çalışmalarına başlayacak. 

Lübnan, Rusya’nın Suriye’deki yönetim yapılarını güçlendirme çabaları açısından da önem taşıyor, Suriye’nin uzun vadeli istikrarında önemli bir arka bahçe olarak görülüyor. Dolayısıyla Moskova’nın Lübnan-Suriye ihtilaflarında arabulucu olması son derece doğal. 

Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Alexander Lavrentyev hazirandaki Lübnan ziyaretinde şöyle konuştu: “İhtiyaç duyulursa Rusya, Lübnan’la Suriye arasındaki deniz sınırı tartışmasında arabulucu olabilir. Bildiğiniz gibi hâlihazırda ABD’nin kolaylaştırıcı çabalarıyla Lübnan’la İsrail arasındaki deniz sınırının belirlenmesine çalışılıyor. Bizim desteğimize veya herhangi bir yardımımıza ihtiyaç duyulursa bunu sağlamaya hazırız. Zira bu denli önemli konularda mesafe almak, somut anlaşmalara varmak karşılıklı güvenin artmasına ve daha da önemlisi bölgede istikrarın sağlanmasına hizmet ediyor.”

Lavrentyev, Lübnan’a, Suriye’nin de menfaatlerine hizmet edecek şekilde destek olmaya her zaman hazır olduklarını vurguladı.

Şarkül Avsat gazetesine göre Moskova Şam’ın sınır görüşmelerini başlatmak üzere Lübnan tarafıyla temasa geçmesini istedi bile. Suriyeli yetkilikler de zaman kaybetmeden ilk girişimleri yaptılar.

Bu adımların temelinde Rus şirketlerinin de Akdeniz’deki enerji kaynaklarında menfaat sahibi olması yatıyor. Bu bağlamda sınır belirleme sürecine kapsamlı kaynakların sağlanması bekleniyor. Moskova ve Şam 2013 yılında Suriye’nin karasularında petrol ve gaz arama anlaşması imzalamıştı. Bu, ikili ilişkiler tarihinde bir ilkti. O günlerde de bildirildiği gibi Rus tarafını SoyuzNefteGaz şirketi temsil etti. Suriye adına ise anlaşmaya Petrol Bakanı Süleyman Abbas ile petrol ve gaz alanında çalışan Genel Petrol Şirketi imza koydu. Ancak şirket 2015 yılında devam eden savaş nedeniyle petrol ve gaz arama projesini askıya aldı. Buna rağmen Rus şirketlerinin Suriye’de üretim yapma isteği devam ediyor.

Doğu Akdeniz’de petrol ve gaz kaynaklarına ilgi Suriye karasularıyla sınırlı değil. Rusya Lübnan sularındaki rezervlerin geliştirilmesiyle de ilgileniyor. Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn geçtiğimiz mart ayında Putin’le görüşmek üzere Moskova’ya gitmeden önce Lübnan’la İsrail arasındaki deniz sınırı ihtilafında Rusya’nın arabulucu olmaması için hiçbir sebep bulunmadığını kaydetti. 

Lübnan’la İsrail arasındaki kavga, 2017’nin sonlarında Lübnan’ın 4 ve 9’ncu bloklar için işletme ruhsatı vermesiyle yeniden alevlendi. Ruhsatı alan konsorsiyumda yüzde 40’lık paylarla Total ve Eni ve yüzde 20’lik payla Novatek yer alıyor. Petrol açısından en zengin nokta olarak görülen Blok 9 muğlak bir statüye sahip. İsrail bu bölge üzerinde uzun zamandır hak iddia ediyor. Beyrut yönetimi geçtiğimiz nisanda da 1, 2, 5, 8 ve 10’ncu bloklar için yabancı şirketleri ihaleye davet etti. 8 ve 10’ncu bloklar yine İsrail’e bitişik, 1 ve 2’nci bloklarda ise Suriye’nin hak iddiaları var.

Dış kaynakları sınırlı olan Novatek Akdeniz’den ziyade Arktik’teki rezervlerin geliştirilmesine öncelik veriyor. Al-Monitor’a konuşan sektör uzmanlarına göre şirketin Lübnan’daki projeye katılımı iki ana nedene dayanıyor. Birincisi şirket, Yamal SPG projesinde ana ortağı olan Total’le işbirliği yapmak durumunda. İkincisi ve belki de asıl önemlisi Novatek kendisine aktif destek veren Rus hükümetinin isteğini yerine getiriyor. Bölgede askeri ve siyasi nüfuzunu artıran Rusya, bu nüfuzunu etkili ticari projelere tahvil etmeye çalışıyor. Bu projeler Avrupa ve ABD’nin yaptırımları karşısında büyük önem taşıyor. Novatek’in kendisi de ABD yaptırımlarına tabi.

Novatek’in Lübnan’daki projeye katılımı konsorsiyum çerçevesinde olduğu için şirketin karşılaşabileceği finansal riskler asgari seviyede. Moskova’nın elde edeceği siyasi kazanımlar ise aşikâr. Novatek’in Lübnan’a gelişi, Rosneft’in –muhtemelen Suriye’deki durumdan kaynaklı olarak-- Trablusşam limanının petrol depolama terminalinin işletmesini alması ile birlikte okunduğunda ortaya pek çok komplo teorisi çıktı.

Her hâlükârda Moskova’nın sınırların netleştirilmesine dönük çabaları, Suriye’deki siyasi ve ekonomik nüfuzunda yeni bir safhanın işareti gibi görünüyor. Yoğunlaşan diplomatik çabalar, Moskova’nın Lübnan’la Suriye arasındaki kara sınırı anlaşmazlığının da çözülebileceği inancını yansıtıyor. Taraflar bir süredir Golan Tepeleri yakınlarında dağlık bir yöre olan Şeba Çiftlikleri üzerinde anlaşmaya çalışıyorlar. Su kaynakları bakımından zengin olan bu bölge, Lübnan’ın güneydoğusu, Suriye’nin güneybatısı ve İsrail’in kuzeyi arasında bir kavşak noktası oluşturuyor. İsrail Altı Gün Savaşı’nda Golan Tepeleri ile birlikte bu bölgenin de kontrolünü ele geçirmişti. İhtilaf konusu olsa da bölge üç ülke arasında tampon işlevi görüyor. Suriye yönetiminin Lübnan Hizbullahı’yla yakın temaslarına rağmen sınır ihtilafları Şam-Beyrut ilişkilerinde sürekli sıkıntı yaratıyor. 

Suriye savaşının aktif safhası sona yaklaşırken, çözüm bekleyen başka meseleleri de halletmek gerekiyor. Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüşü için Rusya’nın başlattığı girişim, Lübnan’daki iktidar çevrelerinde destek buluyor. Cumhurbaşkanı Avn geçtiğimiz günlerde Avrupa ülkeleri mültecilerin dönüşünü kolaylaştırmazsa bu süreci örgütlemek için Şam’la işbirliği yapacaklarını açıkça ifade etti. Bu yaklaşımdan memnun olan Moskova, Lübnan’la Astana süreci başta olmak üzere başka platformlarda da işbirliği yapmaya çalışıyor. Suriye muhalefeti İdlib’deki askeri harekâtın siyasi çözüm sürecini bitirdiğini iddia etse de Lübnan’ın Astana görüşmelerini desteklemesi bekleniyor. Zira Beyrut yönetimi Suriyelilerin ülkelerine dönmesini arzulamakla kalmıyor, sığınmacıları Lübnan’dan göndermek için agresif bir kampanya başlatmış durumda.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: russia in middle east, syrian refugees in lebanon, oil and gas, russian interests, russian influence, lebanon-syria border

Askeri konularda uzman olan gazeteci Anton Mardasov, Moskova merkezli Yenilikçi Kalkınma Enstitüsü’nde Orta Doğu Çatışmaları Departmanı’nın başkanlığını yürütmektedir. Twitter hesabı: @anton_mardasov

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept