Türkiye'nin Nabzı

Öcalan’ın sekiz yıl sonra avukatlarıyla görüşmesi ne anlama geliyor?

By
p
Article Summary
Sekiz yıllık aranın ardından avukatlarıyla görüşen PKK lideri Abdullah Öcalan, Türkiye ile Suriyeli Kürtler arasında “demokratik müzakere” çağrısı yaptı ve kendisine uygulanan tecrit nedeniyle açlık grevi yapanların sağlıklarını tehlikeye atmamasını istedi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

PKK’nın mahkûm lideri Abdullah Öcalan, ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) Türkiye’yle çatışmadan kaçınma ve Türkiye’nin “hassasiyetlerini” dikkate alma çağrısı yaptı. 70 yaşındaki gerilla lideri bu çağrısını, sekiz yıl sonra ilk kez kendisiyle görüşme izni alan avukatları aracılığıyla duyurdu.

Türk makamlarının Öcalan’ın tecridini kaldırma kararı, barış görüşmelerinin yeniden başlayabileceği ve bu kapsamda Suriye’de de anlaşma sağlanabileceği yorumlarına yol açtı. Bir başka görüşe göre ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’daki yerel seçimlerin tekrarından önce milliyetçi ortaklarını bırakıp Kürtleri yanına çekmeyi planlıyor. Kürtlerin desteği muhalefetin İstanbul’daki zaferinde kritik bir etmen olmuştu. Yüksek Seçim Kurulu 6 Mayıs’ta Erdoğan’ın seçimi yenileme talebi doğrultusunda karar verdi.

Ancak görünen o ki kısa vadedeki ilk amaç Öcalan’ın PKK üzerindeki tartışmasız liderliğinden yararlanarak, Öcalan’ın tecridini protesto etmek için epeydir açlık grevi yapan binlerce tutukluyu bu eylemden vazgeçirmek.

Öcalan, avukatlarının 6 Mayıs’ta basın toplantısıyla duyurdukları mesajında Türkiye ile Kürtler arasında “demokratik müzakere” çağrısı yaptı, “fiziki şiddet araçlarının” değil yumuşak gücün kullanılmasını istedi. Açıklamada şu ifade yer aldı: “İnanıyoruz ki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kapsamında Suriye’deki sorunların çatışma kültüründen uzak durularak içinde bulundukları konumun, durumun Suriye’nin bütünlüğü çerçevesinde anayasal güvenceye kavuşturulmuş yerel demokrasi perspektifinde çözüme ulaştırılması amaçlanmalıdır.”

Öcalan ayrıca açlık grevinde olanlara seslenerek eylemlerini, sağlıklarını tehlikeye atacak veya ölümle sonuçlandıracak noktaya taşımamaya çağırdı. İnsan Hakları Derneği 22 Nisan tarihli raporunda Türkiye’nin dört bir yanındaki 92 cezaevinde en az 3 bin tutuklunun açlık grevinde olduğunu belirtmişti.

Mart ayında yedi eylemci bir hafta içinde yaşamlarını yitirdi. 21 Şubat’ta ise Uğur Sakar isimli eylemci Almanya’da kendini yakarak yaşamına son verdi. Bu ürkütücü eylemin de gösterdiği gibi 20 yıl önce terör ve vatana ihanetten İmralı Adası’nda müebbet hapse çarptırılan Öcalan’a karşı halen külte varan bağlılık duyguları besleniyor.

İbrahim Bilmez, Öcalan’la görüşmek için başvuran dört avukattan biriydi ancak adaya gidemedi. Bilmez Al-Monitor’a yaptığı açıklamada “Hükümetin, müvekkilimizle görüşme talebimizi 810 kez reddettikten sonra nihayet izin vermesi, bize göre açlık grevlerinden korkusundan kaynaklanıyor. Binlerce insanın hayatı tehlikede” dedi. Bilmez’e göre hayatını kaybeden yedi tutuklunun alelacele gömülmesi yetkililerin halkın tepkisinden çekindiklerini gösteriyor: “Naaşlar gecenin geç saatlerinde götürüldü ve defin işlemlerine sadece en yakın aile bireylerinin katılmasına izin verildi.”

Bilmez’e göre avukatların Öcalan’la görüşmüş olmasından, hükümetin Kürt siyasi hareketine yönelik ağır baskılardan geri adım attığı sonucunu çıkarmak için henüz erken. Söz konusu baskı sürecinde demokratik yoldan seçilmiş milletvekilleri ve belediye başkanları dâhil binlerce kişi, delilleri cılız terör suçlamalarıyla hapse atıldı.

2 Mayıs’taki görüşmenin ardından Öcalan’ı görmek için kardeşi Mehmet Öcalan ve başka avukatlar da başvurdu ancak Adalet Bakanlığı bu taleplere henüz yanıt vermiş değil. Türkiye Parlamentosu’nda üçüncü büyük gruba sahip olan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Washington temsilcisi Giran Özcan Al-Monitor’a yaptığı açıklamada görüşme izninin bir kereye mahsus olabileceğini söyledi ve ekledi: “Böyle olursa açlık grevinde olanlar eylemlerini sürdürmeye karar verebilir. Top tamamen hükümette.”

Ancak hükümetin Kürt dosyasına vakıf kaynaklar, İmralı’daki görüşmenin daha kapsamlı bir girişimle yakından ilgili olduğunu vurguluyorlar. Buna göre ABD’den destek alan ve SDG’nin belkemiğini oluşturan PKK bağlantılı Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) hâkim olduğu kuzey Suriye’de PKK ile bir anlaşmaya varılması amaçlanıyor.

Konunun hassasiyeti nedeniyle kimliğinin saklı kalmasını isteyen bir kaynağın iddiasına göre Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT) yetkililer yakın zamanda kuzey Suriye’de Öcalan’a yakın bir isim olan SDG komutanı Mazlum Kobane ile görüşmeler yaptılar. Kaynak, PKK saflarında olduğu yıllarda Şahin Cilo olarak da bilinen ancak gerçek ismi Ferhat Abdi Şahin olan Kobane’yi kastederek şöyle konuştu: “İlk görüşme 10 gün önce yapıldı, ardından geçen hafta bir görüşme daha oldu. Şahin’le görüştükten sonra adada Öcalan’la görüştüler ve ardından yine Şahin’le görüştüler.”

Kaynak şöyle devam etti: “Görüşmeler bir ay önce ABD’nin arabuluculuğuyla başladı. Doğal olarak şu an herkes bunu yalanlayacaktır. Ayrıca İmralı’daki görüşmenin seçimlerle alakası yok. Kürtler İstanbul seçimlerinin tekrarında da muhalefeti desteklemeye devam edecekler.”

Konuyla ilgili yorumları için SDG yetkililerine ulaşmak mümkün olmadı. Ancak bu tür görüşmeler gerçekten olduysa bu bir ilk sayılmaz. Kobane Al-Monitor’a martta verdiği mülakatta Türk hükümeti ile Öcalan arasındaki barış görüşmeleri devam ettiği sırada Suriye’de MİT yetkilileriyle görüştüğünü açıklamıştı.

Kobane geçtiğimiz hafta da kamuoyuna açık bir forumda Türkiye ile SDG arasında “aracılar üzerinden dolaylı görüşmeler” olduğunu teyit etti. Geçen yıldan beri Türkiye ile kuzeydoğu Suriye arasında mekik dokuyan ABD’nin Suriye Temsilcisi Jim Jeffrey, kurulması önerilen güvenli bölge konusunda Ankara ile Kobane arasında mutabakat sağlamaya çalışıyor. Öcalan’ın avukatlarıyla görüştüğü gün Jeffrey Türkiye’deydi.

Ancak Kobane böyle bir anlaşmanın olabilmesi için öncelikle Türkiye’nin Kürt ağırlıklı Afrin bölgesinden askerlerini çekmesi gerektiğini söylüyor. PKK bağlantılı Afrin Kurtuluş Güçleri son haftalarda bölgedeki Türk askerleri ile Arap müttefiklerine artan yoğunlukta saldırılar düzenliyor.

Türkiye Kürt kontrolündeki bölgenin 40 kilometre derinine uzanacak güvenli bölgenin Türk askerleri tarafından denetlenmesinde ısrar ediyor. YPG ise Türkiye’nin yer aldığı hiçbir düzenlemeyi kabul etmiyor. Hal böyle olunca fazla bir ilerleme sağlanamadığı bildiriliyor.

Ancak görüşmelere yakından vakıf olan ikinci bir kaynak, Kobane tarafından reddedilmediği söylenen bir orta yol formülünden bahsetti: Menbiç örneğinde olduğu gibi Arap ağırlıklı Tel Abyad’da da askeri ve yerel konseylerin Türkiye’nin yapacağı ayıklama sonucunda YPG bağlantılı üyelerden temizlenmesi.

Özcan’a göre ise ilerlemenin asıl göstergesi, Öcalan’ın avukatları ve dış dünyayla iletişim kurmaya devam edip edememesi olacak.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: türk-kürt çatışması

Amberin Zaman, Washington Post, Los Angeles Times, Daily Telegraph ve Amerika’nın Sesi gibi medya kuruluşları için Türkiye’de muhabirlik yapmış olan, İstanbul’da yerleşik bir gazeteci yazardır. Türk televizyon programlarına sık sık yorumcu olarak katılan Zaman, 1999’dan bu yana The Economist dergisinin Türkiye muhabiri olarak görev yapmaktadır. ABD düşünce kuruluşu German Marshall Fund’ın “On Turkey” yayınlarına düzenli olarak katkı yapan Zaman, önde gelen Türk gazetelerinde de köşe yazarlığı yapmıştır. Uzmanlık alanları, Türk dış politikası, Kürtler ve Türkiye-Ermenistan ilişkileridir. 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept