Türkiye'nin Nabzı

Dost Soros’tan düşman Soros’a

By
p
Article Summary
Erdoğan’ın Gezi olaylarını finanse etmekle suçladığı Osman Kavala’yı mahkûm ederken ‘eski dostu’ Soros’u şeytanlaştırması nedeniyle Açık Toplum Türkiye’den çekiliyor.

Türkiye’de iktidar Macaristan asıllı Amerikalı milyarder yatırımcı George Soros’u şeytanlaştırma dalgasına kendisini öylesine kaptırdı ki sonunda Açık Toplum Vakfı kapısına kilit vurma kararı aldı.

Son yıllarda Macaristan, Polonya, Romanya ve Makedonya gibi ülkelerde nefret imgesine dönüştürülen Soros, Türkiye’de de muhalifleri sindirme aracı olarak kullanılmaya başladı. Bunun en çarpıcı örneği sivil topluma desteğiyle tanınan işadamı Osman Kavala ve kurucusu olduğu Açık Toplum Vakfı’na yönelik gözaltı operasyonlarında görülüyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir yıldır hiçbir iddianame olmadan hapiste tutulan Kavala’yı ikide bir “Kızıl Soros” diye hedef alırken son açıklamasında “Gezi olaylarında teröristlerin finans kaynağı olan bir kişi şu anda içeride. Onun arkasında meşhur Macar Yahudi’si Soros var” ifadelerini kullandı.

Medyayı saran nefret söylemi karşısında Açık Toplum Vakfı, Türkiye’de faaliyetlerine son verip kurumlarını tasfiye etme kararı aldı.
Hâlbuki birkaç yıl öncesine kadar Erdoğan’ın Soros’la arası iyiydi. Soros’la ilk görüşmesi Ocak 2003’te Davos Dünya Ekonomik Forumu sırasında gerçekleşmişti. Erdoğan’ın adamlarından Egemen Bağış ve Ömer Çelik’in de yer aldığı görüşmede heyet, Soros’la mutluluk pozu vermişti. O zamanlar Soros gibi etkili isimlerle verilen görüntüler ABD ve AB’de kapıları açan anahtar gibiydi.

Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eski danışmanı Ahmet Sever’e göre Erdoğan, Davos’ta Soros’a “Türkiye’nin açık toplumu biziz. Bizi destekleyin” demişti. Soros da bu çağrıyı karşılıksız bırakmadı. Açık Toplum Vakfı’nın girişimiyle, eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari, eski Fransa Başbakanı Michel Rocard, eski Hollanda Dışişleri Bakanı Hans Van Den Broek, eski İtalya Dışişleri Bakanı Emma Bonino gibi isimlerin yer aldığı Bağımsız Türkiye Komisyonu kuruldu. Amaç AB ile üyelik sürecini başlatmaktı. Komisyon üyeleri Avrupa başkentleri arasında mekik dokuyor ve Türkiye lehine lobi yürütüyordu. Soros haziran 2005’te sekiz günlük Türkiye ziyareti sırasında da Erdoğan ve kurmaylarıyla bir araya geldi.

Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan da Soros'un fonladığı Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nda (TESEV) staj yapmıştı. Yani 2013’teki Gezi protestolarına kadar Erdoğan’ın Soros’la bir derdi yoktu. Her kötülüğün arkasında Soros’un parmağını arayanlar ise asıl olarak Erdoğan’ı da “siyasi bir proje” olarak gören ulusalcılar ve Avrasyacılar idi.

2001-2008 arası Açık Toplum Enstitüsü, daha sonra Açık Toplum Vakfı olarak faaliyet gösteren Soros uzantılı bu yapı, farklı vakıf, dernek ve üniversitelerden gelen projeleri finanse ederken hiçbir yasal sorunla karşılaşmadı. Faaliyetler zaten Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kontrolünden geçiyordu.

Hatta bu dönemde Açık Toplum Vakfı “Erdoğancı” olmakla suçlandı. 2011’de vakıf başkanlığını bırakan Can Paker ayrılma nedenini “Hiç beklemediğim bir zamanda bana 'İktidarı destekliyorsunuz çok fazla yanında duruyorsunuz dendi' ve başkanlıktan ayrıldım. Bu sözü bana Soros'un genel müdürü (Aryeh Neier) söylemişti" diye anlatıyor. Paker “Geriye Bakmak Yok-Can Paker Kitabı” adlı biyografisinde, generallerin içeri alındığı “Balyoz Darbe Planı” ile ilgili tutum farklılığından dolayı Açık Toplum’da ayrışma yaşandığını ve Aryeh Neier'in kendisine "Sen Türkiye'de AK Parti'ye çok yakın birisi olarak gözüküyorsun. Hâlbuki biz muhalefet etmek istiyoruz. Onun için uzaklaşmanı istiyoruz" diyen bir mektup yazdığını aktarıyor.

Fakat Türkiye’nin AB sürecinde tökezleyip reformlardan geri adım attığı süreçte özgürlükler, demokratik değerler ve azınlık hakları gibi Soros’un finanse ettiği konu başlıkları artık can yakan konulara dönüştü. Gezi olayları sonrası sivil toplumu itibarsızlaştırma operasyonları artarken bundan en fazla nasibini alan Açık Toplum bağlantılı yapılar oldu. Artık istenmeyen adam durumuna düşen Soros, 1 Kasım 2015 seçimlerinin ardından Erdoğan’dan istediği randevuyu alamayacaktı.

Gezi olaylarını Türkiye geneline yayma, kaos ve kargaşa ortamı yaratma, cebir ve şiddet kullanarak hükümeti devirmeye çalışmakla suçlanan Osman Kavala’ya karşı yürütülen soruşturmanın Açık Toplum’a uzanacağı kesindi. Soruşturma kapsamında 18 Kasım’da 13 kişi gözaltına alındı, bunlardan biri tutuklandı. Gözaltına alınanlar arasında Açık Toplum Vakfı Başkanı Ali Hakan Altınay da vardı. Erdoğan gözaltıları “Gezi olaylarının finansörü olan bir kişi içeride. Arkasında kim var? Soros. Bu adam ülkeleri bölen, parası bol, bu paraları bunun için harcayan bir adam" diye savundu.

Nihayetinde Açık Toplum Vakfı 26 Kasım’da “medyada yer alan asılsız iddia ve ölçüsüz spekülasyonların yoğunlaşması nedeniyle” faaliyetlerini sürdürmenin “imkânsız” hale geldiğini belirtip hukuki varlığının tasfiyesi için mahkemeye gitme kararı aldı.

ABD dışında çalışmalara 1984’te Macaristan’da başlayıp onlarca ülkeye yayılan Açık Toplum Vakfı 2009-2013 arasında Türkiye’de farklı projelere 11,6 milyon TL harcadı. Vakfın finanse ettiği projelerden bir kısmı da kamu kurumlarına ait. Vakıf son zamanlarda Suriyeli mültecilerle ilgili de çalışmalar yürütüyordu.

Mali Suçlar Araştırma Kurulu’na (MASAK) göre Türkiye’deki Açık Toplum Vakfı’na 2011-2017 arasında aktarılan para miktarı 13 milyon 526 bin dolar. İktidarın kontrolündeki Sabah gazetesi, bunu “Gezi finansörü Osman Kavala’nın vakfına, spekülatör George Soros tarafından 2011-2017 arası 13.5 milyon dolar aktarıldı” diye yansıttı.

Yeni Akit gazetesi de kampanyaya şu ifadelerle katıldı: “Soros darbeleri ve darbecileri de sübvanse ediyor. Siyonist İsrail ve büyük şeytan ABD’nin çıkarlarına hizmet eden Soros, Açık Toplum Vakfı başta olmak üzere birçok farklı isimle, sahneye sürdüğü kurumlar vasıtasıyla ülkelere sızıyor.”

İç siyasette artan oranda sinen aşırı milliyetçi söylemde Soros çok kolay karşılık bulabiliyor. Kavala’nın Soros bağlantıları üzerinde duran Erdoğan “Macar Yahudi’si” vurgusuyla meseleyi tehlikeli bir noktaya taşımış oldu.

Öte yandan Erdoğan bu stratejiyle uluslararası alanda aşırı sağın beslendiği eğilimlere de uyum sağlamış oluyor. Erdoğan’ın Soros düşmanlığı ile Trump’ın Soros’u hedef alan mesajları çakışıyor. Trump da yargıç Brett Kavanaugh’un atanmasına karşı çıkanları Soros’un finanse ettiğini öne sürmüştü. Erdoğan’ın Trump’a ‘Beni anla, seninle aynı dertten muzdaripim’ der gibi bir hâli var.

Prof. Dr. İlhan Uzgel de bu noktaya parmak basıyor: “Erdoğan’ın Soros ile bir derdi yok, öyle olsa 2000’lerin başında görüşüp poz vermezdi. Mesele Soros bağlantısını vurgulayarak bir yandan küresel sistemdeki dönüşümde nerede durduğunu Trump başta olmak üzere dünyadaki diğer merkezlere gösterirken bir yandan da toplumsal muhalefeti susturmanın, korkutmanın bedelinin ne olabileceğini hatırlatıyor."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: european union, recep tayyip erdogan, osman kavala, george soros, demonstrations, gezi park istanbul

Al Monitor-Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra uzun süre Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu editörüydü. IMC TV’de dış politika programı ‘SINIRSIZ’ın daimi yorumcusuydu. Türk dış politikası, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa Birliği konularında uzmanlaşmıştır. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde: IŞİD” adlı kitapların yazarıdır. Twitter: @fehimtastekin

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept