Mısır'ın Nabzı

Mısır’da din hanesi kimliklerden kaldırılacak mı?

By
p
Article Summary
Mısır’da kimliklerdeki din hanesinin kaldırılmasına yönelik yasa önerisi aktivistler tarafından olumlu karşılansa da dini azınlıkların maruz kaldığı ayrımcılık ve görülmemiş baskıya karşı çok daha fazlası gerekiyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Mısırlı milletvekili İsmail Nasreddin kimlik belgelerinden din hanesinin kaldırılmasını öngören bir kanun teklifi sunacağını duyurdu. Nasreddin’in Mısır basınında yer alan açıklamasına göre bu düzenlemeyle yurttaşlık değerlerine saygı duyan, sivil bir devletin yolu açılacak. Mısır Anayasası üç “semavi dini” tanıyor ve tüm yurttaşların inanç ve ibadet özgürlüklerini güvence altına alıyor. Ancak Anayasa’nın 2. Maddesi İslamiyet’i resmi din olarak belirliyor ve “Şeriat ilkeleri başlıca yasama kaynağıdır” ifadesini içeriyor.

Dini ayrımcılığın tüm biçimleriyle ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulayan Nasreddin, kanun teklifi kararını, Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi’nin geçtiğimiz günlerde Şarm El Şeyh’teki Dünya Gençlik Forumu’nda yurttaşlık haklarına ilişkin söylediği sözler üzerine aldığını belirtti. Dini hoşgörü ve çoğulculuğa dair idealist bir tablo çizen Sisi, genç katılımcılara “Her yurttaş istediği şekilde ibadet etme hakkına veya hiç ibadet etmeme hakkına sahiptir.” dedi.

Ancak gerçekler bundan bir hayli farklı. Büyük çoğunluğu muhafazakar Müslüman olan Mısır toplumunda ateizm köklü bir tabudur ve Guardian gazetesinin deyimiyle “Hristiyan azınlık görülmemiş bir baskıyla karşı karşıya.” İnançsız olduklarını açıkça ifade etmeye cesaret edenler 1982’den beri yürürlükte olan dini değerlere sövme yasası uyarınca kovuşturma ve tutuklanma riskiyle karşı karşıya. Yasaya göre üç tek tanrılı dinlere yönelik karalama veya saygısızlık fiillerini işleyenler, milli birliğe zarar verenler ya da toplumda ayrışma yaratmak amacıyla radikal fikirler yaymak için dini kullananlar beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabiliyor.

Milletvekili Amr Hamruş ise aralık 2017’de ateizmin suç sayılmasını öngören bir yasa teklifi sunmuştu. Teklif, siyasilerin, medyanın ve dini önderlerin yer aldığı geniş bir korku tellallığı kampanyasının parçasıydı. İnsan hakları aktivistleri tasarının “inançsızlara karşı ayrımcılığı artıracağı” uyarısında bulunurken, Hamruş yasanın “toplumsal dokuyu tehdit eden tehlikeli bir eğilime” karşı gerekli olduğunu savunmuştu. Tasarı henüz yasaya dönüşmemiş olsa da inançsız insanlara ürkütücü bir mesaj verilmiş oldu.

Bazı medya organları ve din adamlarınca “uygunsuz” ya da “yıkıcı” bulunan farklı fikirler nedeniyle hedef alınan tek grup ateistler değil. Mısır’da nüfusun yüzde 10’unu oluşturan Kıpti Hristiyanlar da çeşitli sıkıntılar yaşayan ve son yıllarda defalarca saldırıya uğrayan bir azınlık. 2 Kasım’da gerçekleşen son saldırıda, ücra bir çöl manastırını ziyaret eden bir grup Kıpti’yi güneydeki Minya iline götüren otobüs tarandı. Saldırıda sekiz kişi hayatını kaybetti, en az 12 kişi yaralandı. İslam Devleti örgütünün Mısır kolu tarafından üstlenilen olay, Hristiyan hacıları aynı bölgede hedef alan mayıs 2017’deki saldırıyı hatırlattı.

Nasreddin’in yasa önerisi son şiddet olaylarının ardından geldi. Bu girişime kuşkuyla yaklaşanlar, devletin, korumasız bırakıldıkları için hükümete karşı öfkeli olan Hristiyanları yatıştırmaya çalıştığını düşünüyor.

Hudson Enstitüsü Dini Özgürlükler Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olan Samuel Tadros yasa önerisini Al-Monitor’a şöyle değerlendirdi: “Devletin bunu ilerletmekte hiçbir çıkarı yok. Yasa geçse bile sembolik olacaktır. Zira din hanesi kaldırılsa bile bir kişinin hangi dinden olduğu isminden kolayca anlaşılabiliyor.”

Mısır’daki Hristiyanlar çocuklarına pek çok zaman Hristiyan azizlerin isimlerini veriyor ve geleneksel olarak bileklerine haç dövmesi ya da dini kimliklerini belirten başka bir sembolün dövmesini yaptırıyorlar.

Kimlik kartlarındaki din hanesini “bölücü” ve “ayrımcı” bir uygulama olarak gören ve kaldırılması için defalarca çağrıda bulunan hümanistler, yasa teklifini olumlu karşılamakla birlikte parlamentodan geçme şansını düşük görüyorlar.

Orta Doğu Politikaları Tahrir Enstitüsü araştırmacılarından Timothy Kaldas Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Kimlik kartlarından dini kaldırma konusu son yıllarda birkaç kez gündeme geldi ama bunların hepsi çıkmaz sokağa girdi. Teklif yasalaşırsa –ki burada büyük bir soru işareti söz konusu-- bu kesinlikle olumlu olur.”

Nasreddin kimliklerden din hanesini kaldırma girişiminde bulunan ilk milletvekili değil. 2016’da Alâ Abdül Muneym tarafından sunulan benzer bir teklif, Temsilciler Meclisi’nde muhafazakârların sert direnciyle karşılaşınca rafa kaldırılmıştı. Selefi Nur Partisi, teklifin Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğunu söyleyerek karşı çıktı. Ayrıca böyle bir düzenlemenin Şeriatın izin vermediği Hristiyan erkekler ile Müslüman kadınlar arasındaki evliliklere yol açabileceği uyarısında bulunuldu. İslam dini Müslüman erkeklerin diğer semavi dinlerden kadınlarla evlenmesine izin veriyor ancak Müslüman kadınların Müslüman olmayan erkeklerle evlenmesine izin vermiyor.

İslam dininin en yüksek otoritesi El Ezher’in medya sorumlusu Mustafa Abdül Cevad Al-Monitor’a yaptığı açıklamada El Ezher’in bu kaygıları paylaşmakla birlikte kimliklerden din hanesinin kaldırılmasını dini bir meseleden ziyade bir güvenlik meselesi olarak gördüğünü belirtti. Teklif yasalaşırsa gözden geçirilmek üzere El Ezher’e gönderilecek. Düzenlemenin şeriatla bağdaşıp bağdaşmadığı kararını Ulema Komitesi verecek.

Kahire İnsan Hakları Çalışmaları Enstitüsü Müdürü Bahey Hasan yasa teklifini “kozmetik” bir düzenleme olarak görüyor ve “devletin Hristiyanlara karşı kurumsallaşmış ayrımcılığı örtbas etmeye çalıştığını” düşünüyor.

Al-Monitor’a konuşan Hasan, “Kıpti Hristiyanlar dinleri kimliklerinde yazılı olduğu için değil Hristiyan oldukları için ayrımcılığa maruz kalıyor.” diyor. Hasan’a göre kiliselerin yapım ve onarımına uygulanan yasal kısıtlamalar, Hristiyanların kamu kurumlarında, askeriyede ve güvenlik birimlerinde üst düzey görevlere getirilmemesi gibi haksız uygulamalar mezhepsel şiddeti kışkırtıyor.

Kilise yapımına ilişkin 2016’da kabul edilen kanun büyük beklentilere rağmen ibadethaneler için birleşik bir düzenleme sağlayamadı. Bu düzenlemeye karşı çıkanlar, cami ve kiliselerin idaresinde Müslüman ve Hristiyanların yasal olarak eşit olmasını kabul etmiyordu. Kanunu eleştirenler ise “mezhepçi” ve “önyargılı” olduğunu söylüyor. Kanun kilise yapım ve onarımını valilik iznine tabi kılıyor ve bir kilisenin büyüklüğünün o bölgede yaşayan Hristiyan sayısıyla orantılı olması gerektiğine hükmediyor. Cami yapımında bu tip kısıtlamalar söz konusu değil.

Kaldas bu konuda şöyle diyor: “Hristiyanlar için ibadethane yapımına yönelik yasal zorluklar, bilhassa kırsal bölgelerde Kıptilere karşı şiddetin bahanesi oluyor. Devletin failleri yargılamak yerine bu meseleleri geleneksel uzlaştırma toplantılarında çözmeye çalışması cezasızlık iklimi yaratıyor ve bu da Kıpti toplumuna karşı şiddeti özendiriyor.”

Bu tip ciddi ayrımcılık sorunları çözülmediği sürece son yasa teklifi Kıptilerin maruz kaldığı haksızlıkları tek başına hafifletemez. Mısır Hak ve Özgürlükler Komisyonu’nun azınlıklar programı yöneticisi Mina Thabet’e göre “İnanç temelli ayrımcılıkla mücadelede din hanesinin kimliklerden çıkarılmasının çok ötesinde adımlara ihtiyaç var. Yine de bu doğru yönde atılmış bir ilk adımdır. Düzenleme en azından toplumsal düzeyde daha fazla ayrımcılığa karşı mesaj vermiş olacak. Bundan semavi dinler dışındaki inançların mensupları da yararlanacak. Örneğin Bahailer resmi din kategorilerine uymadıkları için ciddi sıkıntılar yaşıyor.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: etnik azınlıklar

Ödüllü gazeteci Shahira Amin Kahire’de yaşıyor. 25 Ocak 2011 isyanları sırasında devlet televizyonu Nil TV’nin müdür yardımcısı olan Amin, sansür baskısını protesto etmek için görevinden istifa etti. O günden sonra Sansür Endeksi, Freemuse, CNN ve çeşitli internet siteleri için serbest yazar olarak çalıştı, BM kurumları için belgeseller çekti.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept