Dampingli vatandaşlık ve gettolaşma endişesi

Yabancıların Türkiye’de vatandaşlık hakkı elde edebilmesi için 1 milyon dolarlık gayrimenkul alma şartı 250 bin dolara indirildi. Peki, bu indirim kimlere Türk vatandaşlığı yolunu açacak?

al-monitor .

Eki 2, 2018

Döviz kurundaki sert yükselişin tetiklemesiyle patlak veren ekonomik kriz üzerine dış kaynak arayışına giren hükümet, yabancılara gayrimenkul satışında “damping” yaptı. Daha önce 1 milyon dolarlık gayrimenkul alanlara tanınan vatandaşlık hakkı için artık 250 bin dolarlık gayrimenkul almak yeterli olacak.

Türk Lirası bu yıl yüzde 40’a yakın değer kaybetmiş durumda. Buna karşılık gayrimenkul yoluyla vatandaşlık dağıtımında yüzde 75’lik indirim yapıldı. Böylece yabancılar çift yönlü avantaj elde etmiş oldu. Hükümet bu promosyonla Türkiye’ye döviz girişini hızlandırmayı ve konut sektöründe yaşanan durgunluğu aşmayı hedefliyor.

Ekonomi Bakanlığı (yeni adı Ticaret Bakanlığı) verileri incelendiğinde mütekabiliyet yasasının çıkarıldığı 2012 yılından bu yana yabancılara gayrimenkul satışının döviz temininde önemli bir kaynak haline geldiği görülüyor. 2012-2017 yıllarını kapsayan altı yıllık dönemde yabancılara gayrimenkul satışından tam 22 milyar 695 milyon dolar elde edildi. Doğrudan yabancı yatırımlar içerisinde gayrimenkul ağırlığının giderek artması yabancıların üretken yatırımlardan uzaklaştığını gösteriyor. Geçen yıl Türkiye’ye gelen 10.8 milyar dolarlık yabancı yatırımın 4 milyar 643 milyon dolarını, yani yüzde 42’sini gayrimenkul alımı oluşturdu ve yabancıya satışta rekor kırıldı.

Bu yıl yabancılara satışta “vatandaşlık promosyonu” ve kur cazibesinin etkisiyle yeni bir rekorun kırılması bekleniyor. Ocak-ağustos döneminde yabancılara konut satışı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 42.6 arttı. Yabancılar geçen yıl ilk sekiz aylık dönemde 13 bin 005 konut satın alırken, bu yılın ilk sekiz ayında sayı 18 bin 540’a çıktı. Döviz kurunda rallinin yaşandığı ağustos ayına bakıldığında yabancıların fırsatı iyi değerlendirdikleri görülüyor. Türk lirasıyla birlikte gayrimenkul fiyatları ucuzlayınca ağustos ayında yabancılara konut satışı yüzde 130 arttı.

Buna karşılık iç pazarda alım gücünün düşmesi yüzünden ağustos ayında konuta olan talep bir önceki aya göre yüzde 15.1 oranında geriledi.

En fazla gayrimenkul alımını Orta Doğu ülkelerinin vatandaşları gerçekleştiriyor. Orta Doğu’daki yüksek gerilimden kaçan Araplar Türkiye’ye yöneliyor. Gayrimenkulle birlikte vatandaşlık hakkı elde edildiği için Türkiye’de Arap ve Fars kökenli vatandaşların sayısında artış olacağını söylemek mümkün.

Bu yılın sekiz aylık dönemine bakıldığında, Iraklıların Türkiye’den 3 bin 515 konut satın alarak birinci sıraya oturduğu görülüyor. Son yıllarda İranlıların turizmden şirket kuruluşuna kadar her alanda yoğunlaşan ilgisi konut alımına da yansıdı. İranlılar bin 659 konutla ikinci sırada. Suudi Arabistanlılar bin 573 konutla üçüncü, Ruslar bin 180 konutla dördüncü, Kuveytliler bin 48 konutla beşinci sırada. Döviz kurunun patladığı ağustos ayındaki yoğun satışlara bakıldığında ilk üç sıranın değişmediği, dördüncü sıraya Kuveytlilerin yükseldiği, Rusların beşinci sıraya gerilediği görülüyor.

Peki, Cumhurbaşkanlığı’na 500 milyon dolarlık uçak hediye edecek kadar yakın olan ve Türkiye’ye 15 milyar dolarlık yatırım yapacağını ilan eden zengin Katar bu tablonun neresinde?

Katarlılar sayı olarak önde görünmese de yakın gelecekte değer olarak ön sıralara çıkabilir. Çünkü Türkiye’nin en güzel ve pahalı bölgesi olan İstanbul Boğazı’nda satışa çıkan 60 yalıyla Katarlıların ilgilendiği bildiriliyor.

Gündemdeki soru şu: Yabancılara giderek artan miktarda gayrimenkul satılması Türkiye adına sevindirici bir gelişme mi?

Soruyu ekonomiden sorumlu eski Devlet Bakanı Masum Türker’e yönelttik. Türker gayrimenkul satışlarındaki artışı Türkiye’nin güvenliği ve toprak bütünlüğü bakımından tehlikeli buluyor: “Yabancılara gayrimenkul satışının artması Türkiye’de sosyal ve siyasal sorunları artıracak. Gayrimenkulü satıp bir kereliğine gelir elde ediyorsunuz ama evleriniz, arazileriniz gidiyor. Aynı bölgede aynı ülke vatandaşlarının alım yapmasını engellemezseniz bir süre sonra gettolar oluşacaktır. Şu anda Suriyelilerin oluşturduğu gibi. Gayrimenkul satışı yoluyla toprak kaybı, İsrail’in Filistin topraklarını satın almasını hatırlatıyor.”

Masum Türker’in dikkat çektiği gettolaşma tehlikesi aslında Suriyeli mültecilerin kabulüyle birlikte Türkiye’nin yüz yüze kaldığı bir sorun. Çünkü 2011 yılından itibaren Türkiye’ye giriş yapan Suriyeliler bulundukları illerde Türklerin arasına dağılmış değil. Bir arada yaşamayı tercih ediyorlar. Yoksul Suriyeliler şehirlerin varoşları başta olmak üzere boş buldukları her yere yerleşiyor. Öyle ki İstanbul’da 17 yıldır boş bulunan turistik bölge Kavaklı’daki lüks villalar dahi Suriyeli mültecilerin gettosu haline dönüştü.

Bu durum entegrasyonu zorlaştırıyor. Suriyelilerle Türkler arasında zaman zaman çatışmalar yaşanıyor. Akdeniz Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Koçancı büyük şehirlerdeki Suriyeli gettolarının sosyal entegrasyon önünde ciddi bir engel oluşturduğunu söyledi. İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Bursa, Mersin, Gaziantep gibi büyük kentlerde Suriyeli mahalleleri kurulduğuna dikkat çeken Koçancı şu uyarıyı yaptı: “Suriyeliler aynı etnik kimlik, aynı köken ve aynı dil üzerinden birleşiyorlar. Eğer bu insanlar kalmaya devam ederse Suriye’de yaşadıkları kültürü burada devam ettirmeye çalışacaklar. Kendi dillerini konuşmaya devam edecekler, kendi eğitim kurumlarını oluşturma noktasında karşımıza çıkacaklar. İş hayatında sıkıntılar yaşanacak. Ayrıca aile ilişkileri önemli bir problem. Mesela çok eşlilik onların toplumunda sıradan kabul edilebilir bir şey ama Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında bu mümkün değil.”

Türkiye’de sayıları 3 milyonu aşan işsiz Suriyeliler tüm illerde “yoksul” gettolar oluşturmuş durumda. Gayrimenkul satışlarında patlama ise önümüzdeki dönemde Iraklılar, İranlılar, Suudiler, Kuveytliler ve Katarlıların İstanbul başta olmak üzere birçok ilde “zengin” gettoları oluşturabileceğini gösteriyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Suudi zenginler niçin ikinci vatandaşlık arayışında?
Sebastian Castelier | | Eyl 28, 2020
BAE-İsrail anlaşması Türkiye’ye niçin olumsuz yansıyacak?
Amberin Zaman | Israeli-Gulf relations | Eyl 17, 2020
Suriyeli muhalifler niçin Türkiye’den gitmek istiyor?
Amberin Zaman | Suriye çatışması | Eyl 10, 2020
Ekonomide ısınmadan soğumaya geçiş
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Ağu 14, 2020
Kredi ile ısınan ekonomiye döviz şoku
Mustafa Sönmez | ekonomi ve ticaret | Ağu 10, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Rusya’nın eline bakan stratejik hayaller
Fehim Taştekin | Petrol ve gaz | Ara 4, 2020
al-monitor
Hollanda birinci, Katar ikinci
Mustafa Sönmez | Türkiye-Körfez ilişkileri | Ara 2, 2020
al-monitor
Türkiyeli Kürtler Biden yönetiminden ne bekliyor?
Sibel Hürtaş | Koronavirüs | Ara 2, 2020
al-monitor
Türkiye Barış Pınarı’nda yeni bir sayfa mı açıyor?
Fehim Taştekin | türk-kürt çatışması | Kas 25, 2020