İsrail'in Nabzı

İran’ı Suriye’den çıkarma konusunda İsrail’de iyimserlik artıyor

By
p
Article Summary
İsrailli askeri kaynaklara göre İsrail’in İran’ı Suriye’den çıkmaya zorlaması, hem ABD Başkanı Donald Trump’ın hem de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, hatta İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin işine geliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

“İronik bir biçimde, İran’ın Suriye’deki varlığı konusunda Donald Trump, Vladimir Putin, Benjamin Netanyahu, Hasan Ruhani ve Beşar Esad arasında ortak bir menfaatin oluştuğu nadir bir durumla karşı karşıyayız. Bu liderlerin hepsi, İran güçlerinin Suriye’den çıkmasını istiyor.” Bu sözler, kimliğinin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan üst düzey bir İsrailli askeri kaynağa ait.

Kaynak İran Cumhurbaşkanı Ruhani’yi niçin bu liderler arasında saydığı sorusuna şöyle yanıt verdi: “Bunu yanlışlıkla yapmadım. İran uzun zamandır kendi içinde ortak bir pozisyonda mutabık kalamıyor. Şiddetli bir iç tartışma sürüyor ve bu da sahaya yansıyor. İran’da devlet içinde devlet var. Bir tarafta Devrim Muhafızları ve Kudüs Gücü, bir tarafta Cumhurbaşkanı ve resmi kurumlar var. İran’ın elindeki son birkaç milyar doları Suriye, Lübnan ve Yemen’de harcaması Ruhani’nin istediği en son şey. Ruhani tüm askerlerin eve dönmesini ve bunun yerine İran ekonomisine yatırım yapılmasını tercih eder ama (Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı) Kasım Süleymani büyük paranın ve tüm önemli kararların tek patronu olan Ayetullah Ali Hamaney’i avucunda tutmaya devam ediyor.”

Orta Doğu’da gözümüzün önünde, canlı yayınlarda gelişen dramatik olayları İsrail güvenlik teşkilatının yöneticileri böyle değerlendiriyor. Suriye Cumhurbaşkanı Esad da ülkesindeki İran varlığından bezmiş durumda. Esad İranlıları artık kazanımdan ziyade yük olarak görüyor ama henüz onlara kapıyı gösterecek kadar güçlü değil.

Üst düzey bir İsrail güvenlik kaynağına göre “Bu durum, koşullarda ideal bir kesişme yaratıyor.” Kimliğinin gizli kalması kaydıyla konuşan kaynak şöyle devam ediyor: “Kudüs Gücü’nün havasını alıp kutuya geri sokmak artık mümkün. İran’daki gösterileri izleyen herkes en popüler sloganın ‘Suriye’ye hayır! Gazze’ye hayır! Lübnan’a hayır! İran’a evet!’ olduğunu söyleyecektir. Tarihi bir sürecin içindeyiz. Kararlı şekilde hareket edersek koşulların bir araya gelişinden Orta Doğu’da stratejik bir değişimi başlatmak pekâlâ mümkün olabilir ve bu süreç, İran’ı (Suriye’de) dükkânı kapatıp daha fazla yayılmadan evine dönmeye zorlar.”

Kaynağın bu değerlendirmesinden bir gün sonra 23 Temmuz’da İsrail’e Rusya’dan üst düzey bir heyet geldi. Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov başkanlığındaki heyette İsrail’i ilk kez ziyaret eden Rusya Genelkurmay Başkanı General Valeri Gerasimov da yer aldı. Putin ile Netanyahu’nun 11 Temmuz’daki Moskova görüşmesini takip eden ziyaretin aceleyle tertiplendiği, hatta acil bir durumu yansıttığı anlaşılıyordu.

Görüşmelerin çok önemli olduğu Rus tarafınca basına sızdırıldı. Daha sonra edinilen bilgilere göre Ruslar İsrail’e bir anlaşma önerdi ve bu anlaşmayı uygulatma sözü verdi. Buna göre Rusya İranlı güçlerin, Hizbullah ve Şii milislerin Suriye-İsrail sınırının 100 kilometre uzağında tutulmasını garanti edecek; İsrail ise Esad’ın iktidarda kalmasını kabul edecek ve Suriye topraklarındaki saldırılarına son vermeyi taahhüt edecekti. Şaşırtıcı bir şekilde İsrail bu öneriyi reddetti, kibarca ama kararlı bir biçimde... Başbakan Netanyahu, Savunma Bakanı Avigdor Liberman ve Genelkurmay Başkanı Gadi Eizenkot Ruslara şunu söylediler: İsrail, Suriye’nin hiçbir yerinde İran veya Hizbullah varlığını kabul edemez ve bunlarla bizzat baş etme hakkını saklı tutar. Rus tarafı dikkatle dinledi ve görüşmeden eli boş ayrıldı.

Rusların gidişinden bir gün sonra İsrail hava sahasının iki kilometre içine giren Suriye Hava Kuvvetleri’ne ait bir Sukhoi Su-24 savaş uçağı Patriot füzeleriyle düşürüldü. Bundan bir gün önce ise Esad güçleri tarafından atılan iki füze, İsrail’in “Sihirli Asa” ya da “Davud’un Sapanı” adı verilen çok katmanlı füze savunma sistemini ilk kez harekete geçirdi. Bu, füze önleme sisteminin ilk operasyonel sınavıydı ve başarısızlıkla sonuçlandı.

Ruslar, Sukhoi’un düşürülmesini protesto etti. Daha sonra, İsrail’in yaptığı araştırmada Suriyeli pilotların uçuş rotasında hata yaptığı ve İsrail’e saldırma niyetlerinin olmadığı anlaşıldı. Yine de İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) en kıdemli isimleri İsrail sınırını geçen her uçağın vurulacağını, bu konuda başka seçenekleri olmadığını Rus muhataplarına net bir dille ilettiler. İsrailli bir savunma kaynağına göre Ruslara verilen mesaj, “Silahlı bir savaş uçağı sınırı geçtiğinde bekleyip niyetini tespit etmek için ne zaman ve imkânımız ne de böyle bir lüksümüz var” şeklindeydi. Vurulduktan sonra Suriye topraklarına düşen uçağın İsrail hava sahasının iki kilometre içine girdiğini kanıtlayan radar görüntüsü bile Rus tarafına gösterildi.

Suriye topraklarında İsrail’e atfedilen İran hedeflerine yönelik yoğun saldırılar nedeniyle İsrail ile Rusya arasındaki gerilim son haftalarda yükselmişti. IDF’in 22 Temmuz gecesi Beyaz Miğrefler’den yüzlercesini Batılı ülkelere göndermek üzere güney Suriye’den Ürdün’e tahliye etmesi de Rusya’yı pek memnun etmedi. İsrail’deki Rus Büyükelçiliği dramatik tahliye operasyonundan kısa süre sonra Twitter’dan İsrail’i eleştiren müstehzi bir mesaj paylaştı. Moskova ve Şam, Beyaz Miğferler’i Esad rejimini devirmeye adanmış stratejik bir düşman olarak görüyor. Neticede Netanyahu, Beyaz Miğferler’in İsrail tarafından tahliye edildiğini ve bunun Trump ile Fransa gibi ülkelerin açık talebi doğrultusunda yapıldığını bizzat açıklamak zorunda kaldı. Netanyahu aslında üstü kapalı olarak Putin’e çaresiz kaldığını, tahliyenin İsrail’in inisiyatifi olmadığını anlatmaya çalışıyordu.

Gelinen noktada İsrail, büyük bir fırtınada neredeyse hiç ıslanmadan manevra yapmayı başarmış durumda. Kudüs’teki siyasi iktidar, Tel Aviv’deki savunma teşkilatı ve Moskova arasındaki stratejik bağ hiç olmadığı kadar sağlam ve yakın. Netanyahu Putin’le neredeyse her ay görüşüyor, Liberman Rus Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile her hafta konuşuyor, Eizenkot da Rus mevkidaşı Gerasimov ile yoğun temas içinde.

Kıdemli bir askeri kaynak Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Son tahlilde Ruslar güç değerlendirmesi yapıyor. Bizim neler yaptığımızı takip ediyorlar. Kararlılığımızı, hatta cesaretimizi görüyorlar ve kendi menfaatleriyle çatışmadığı sürece buna saygı duyuyorlar.” Kaynağa göre “Rusların dostları yoktur, sadece menfaatleri vardır.”

Rusya’nın menfaatleri şimdilik İsrail’in menfaatleriyle uyumlu. Aynı askeri kaynağa göre “Putin Suriye’de savaşacak güç olarak İran ve Hizbullah’a artık ihtiyaç kalmadığını görüyor. İranlılar müttefik olmaktan çıkıp Suriye’deki yeniden inşa süreci ve hâkimiyet açısından rakip haline geldiler. Bu nedenle İsrail’in İran’ı vurması Putin’i pek rahatsız etmiyor. İsrail İran’ı Suriye’den çıkmaya zorlarsa bu, Putin için sorun olmaz. Aksine işine gelir."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: Suriye savaşı ve yansımaları

Ben Caspit, Al-Monitor’un İsrail’in Nabzı bölümünde köşe yazarıdır. İsrail basınının kıdemli köşe yazarı ve siyasi yorumcularından olan Caspit, ülkenin siyasi gündemine ilişkin günlük bir radyo programı ve düzenli televizyon programları yapmaktadır. Twitter hesabı: @BenCaspit

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept