İsrail'in Nabzı

Trump’ın Orta Doğu barış planının gerçek amacı ne?

By
p
Article Summary
Birleşmiş Milletler kaynakları, ABD’nin alenen İsrail’in tarafını tutarak hazırladığı Orta Doğu barış planından umutlu değil. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

“Önce Amerika” politikasını izleyen Donald Trump yönetimi, son günlerde uluslararası barış girişimlerinin dış ve iç siyasi faydalarını da keşfetti. Trump’ın 12 Haziran’da Singapur’da Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile yaptığı görüşme oldukça muğlak bir açıklamayla son buldu. Yine de Trump Kuzey Kore’yi müzakereler yoluyla üç yıldan az bir sürede nükleer silahtan tamamen arındırabileceği konusunda umutlu görünüyor.

Ardından 15 Haziran’da Beyaz Saray danışmanı Jared Kushner, Orta Doğu Temsilcisi Jason Greenblatt ve ABD’nin BM Büyükelçisi Nikki Haley New York’ta BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir araya geldiler. Görüşmede ABD’nin İsrail-Filistin meselesi için hazırladığı barış planı, Gazze’deki insani krizin hafifletilmesi ve BM platformlarında İsrail karşıtı kararların frenlenmesi ele alındı.

BM’de Guterres’a yakın çalışan kıdemli bir Norveçli diplomata göre Trump’ın temsilcileri Orta Doğu barış planını tamamlayıp açıklama konusunda son derece ciddiydi. Diplomata göre Trump bir anda halkların eşitliğine inanan tutkulu bir barış havarisine dönüşmüş değil ama ekibi anlaşmayı neticelendirme konusunda kararlı görünüyordu.

Her şeyden önce bir iş adamı olan Trump pazarlıklarını şöyle yürütüyor: “Ya kabul ya ret” şeklinde bir öneri sunuyor ve müzakerelerin ayrıntısını yardımcılarına ve avukatlarına bırakıyor. Norveçli diplomata göre Trump’ın ekibi barış planını ağırlıkla Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’la ve bir ölçüde Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi ile koordine ediyor. ABD’li temsilciler tamamen İsrail yanlısı olan pozisyonlarını açıkça ortaya koymuş, ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınmasından gurur duyduklarını ve bunu diplomatik bir başarı olarak gördüklerini hissettirmiş.

Norveçli diplomat Trump’ın bölgesel bir barış paketi öngördüğünü ve bunun öncellikle ABD’nin stratejik ve ekonomik çıkarlarına hizmet eden farklı anlaşmalardan oluştuğunu belirtti. Buna göre eşitlik, müşterek diplomatik çaba ve insan hakları gibi değerler Trump’ın dünya görüşünün çok uzağında.

İsrail’le Filistinliler arasında gerilimin giderek artması BM’yi en üst düzeyde kaygılandırıyor. İsrail Gazze’deki ablukayı sürdürürken Kudüs bölgesi başta olmak üzere yerleşimleri genişletmeye devam ediyor. Dolayısıyla iki devletli çözüm giderek imkânsız hale geliyor. BM uluslararası toplumla beraber Gazze’deki insani krizi hafifletmek için çalışıyor. Bu çabaların bir diğer amacı Gazze’de yeni bir savaşı önlemek.

Norveçli diplomata göre anlaşma planıyla Trump için bölgede bir barış mirası oluşturulması amaçlanıyor ama Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın böyle bir planı kabul etmesi ihtimal dâhilinde değil.

Peki, ABD nasıl bir anlaşma önerecek? New York’ta görüşülen öneri iki devletli çözümün tanımını taraflara bırakıyor. Doğu Kudüs’teki bazı Filistin mahallelerinin Filistin idaresine devri öngörülüyor ve İsrail’e kendi kontrolünde olan C Bölgesi’nde toprak ilhak etme imkânı tanınmıyor. Kısmen Filistin kontrolünde olan A ve B bölgelerinden ve Hamas’ın silahsızlanması koşuluyla Gazze’den oluşan fiili bir Filistin devleti oluşturuluyor. Güvenlik İsrail’in sorumluluğuna bırakılırken Filistinli mültecilere dönüş hakkı tanınmıyor. Bölgedeki diplomatik normalleşme ve ABD himayesindeki ekonomik ve güvenlik iş birliği Suudi Arabistan’ın 2002 tarihli Arap Barış Girişimi doğrultusunda olabilir.

ABD, İsrail’in bazı çekinceler koyarak “evet” demesini, Filistinlilerin ise “hayır” demesini bekliyor. Bu arada Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır’ın bu planı daha ileri müzakereler için temel kabul edeceğini umuyor. Norveçli diplomat Trump’ın bu konudaki kararlılığının küçümsenmemesi gerektiğini vurguladı.

Ramallah’taki üst düzey bir FKÖ yetkilisinin Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre Abbas, Arapların ortak hareket etmesi ve planı oy birliğiyle reddetmesi için Amman, Kahire, Riyad ve Arap Birliği nezdinde girişimlerde bulunuyor.

İsrail Dışişleri Bakanlığı’ndan kıdemli bir yetkili ise Başbakan Benjamin Netanyahu’nun Trump ile tam koordinasyon içinde olduğunu, ABD’nin İsrail’i Yahudi devleti olarak tanımasının gündemde olduğu bir dönemde öneriyi düşünmeden reddetmeyeceğini belirtti.

Önümüzdeki aylarda Trump’tan böyle bir Orta Doğu barış planı gelebilir. Kesin olan tek şey ise Trump’ın öngörülmez biri olduğu. Ancak bölgemize en azından önümüzdeki aylarda barışın gelmeyeceği de muhakkak.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: israil filistin çatışması

Büyükelçi Uri Savir, meslek hayatını İsrail’de barış stratejileri geliştirme alanında geçirmiştir. Hâlen, 1996’da kurduğu Peres Barış Merkezi’nin başkanlığını yürütmektedir. 1993’ten 1996’ya kadar Dışişleri Bakanlığı’nda genel müdürlük görevini yürüten Savir, bu dönemde Oslo Anlaşması’nda İsrail baş müzakerecisi, Ürdün ile görüşmelerde İsrail müzakere heyeti üyesi ve Suriye ile görüşmelerde İsrail müzakere heyeti başkanı olarak görev almıştır. Savir ayrıca Metro International isimli küresel gazetenin yönetim kurulu başkanlığını yürütmüş, Glocal Forum’u kurmuş ve Yala Young Leaders (Yala Genç Liderler) isimli internet barış hareketini başlatmıştır. Savir, barış kuruculuğu konusunda bir dizi kitap kaleme almış, bunlardan “The Process” (Süreç) 1997’de New York Times’ın “dikkat çeken kitaplar” listesinde yer almıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept