ABD Suriye’de Mısır’a ne kadar güvenebilir?

By
p
Article Summary
Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi terörle mücadelede sıkıntılı bir ortak olduğunu göstermiş olsa da Trump yönetiminin Mısır’dan Suriye için asker istediği bildiriliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Başkan Donald Trump, geçen hafta Suriye’de kimyasal silah tesisi olduğu iddia edilen noktaların ABD önderliğinde vurulduğunu açıklarken Suriye’de bir nöbet değişimine de işaret etti. Suriye topraklarında üç tesis vurulurken Trump, yıllardır süren Suriye savaşında Arap ortaklarına daha fazla sorumluluk devretmek istediğini belirtti.

Wall Street Journal gazetesine göre ABD, Fransa ve İngiltere’nin attığı 100’ü aşkın hassas güdümlü füzenin tozu dumanı dağılır dağılmaz Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton üst düzey Mısırlı yetkilileri aradı ve Suriye’nin kuzeydoğusunda İslam Devleti’ne (İD) karşı ABD önderliğinde süren mücadeleye Mısır’ın asker göndermesini istedi.

Trump bahsi geçen açıklamasında şöyle demişti: “Ortaklarımızdan kendi bölgelerinde güvenliği sağlamak için kaynaklara, teçhizata ve İD’le mücadelenin geneline ciddi parasal katkı yapmak dâhil daha büyük sorumluluk üstlenmelerini istemiştik. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Mısır gibi dostlarımızın katılımını artırması İD’in temizlenmesinden İran’ın kârlı çıkmasını engelleyebilir.”

Beyaz Saray’ın bu devletlerden isteği Suriye’deki 2 bin Amerikan askeri ülkeden ayrıldıktan sonra Suriye’yi istikrara kavuşturmak için kaynak ve askerle katkıda bulunmaları. Ancak Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri halen Yemen savaşıyla meşgul. Mısır ise ABD’den yılda 1,3 milyar dolar askeri hibe almasına rağmen terörle mücadelede yetersiz kalmış ve ABD’yi hayal kırıklığına uğratmış bir ülke.

Uzmanlara göre Barack Obama yönetiminden bu yana Pentagon, bir dizi üst düzey ziyarete ve askeri doktrini İslamcılarla mücadeleye uyarlama çabalarına rağmen Mısır ordusunu terörle etkili bir mücadeleye yöneltmekte zorlanıyor.

İslamcı militanlar Mısır’daki otorite boşluğundan yararlanarak Sina Yarımadası’nda etkinlik kazanmıştı. Mısır’ın bu militanları temizlemeye odaklanmasını sağlamak için Obama döneminde Mısır’ın pahalı savunma alımlarını kısıtlama politikası güdüldü. Trump yönetimi de bu politikayı sürdürüyor. Pentagon eylül ayında 2013’ten beri askıda olan Parlak Yıldız isimli ikili tatbikata ev sahipliği yaptı ancak 10 gün süren bu etkinliğin kapsamını daralttı ve terörle mücadeleye odakladı.

Washington merkezli düşünce kuruluşu American Enterprise Institute’ta araştırmacı olan Kenneth Pollack’a göre “Mısırlılar sorunlarını öldürerek halletmek istiyor. Oysa terör veya silahlı isyan sorunlarının öldürerek çözülemeyeceğini insanlık defalarca gördü.”

Müslüman Kardeşler protestolarının şiddetle bastırılması üzerine Obama yönetimi Mısır’a yönelik büyük çaplı askeri tedarikleri 2015’te askıya almıştı. Görevden ayrılmış ABD’li yetkililerin Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre bu kararın kalkmasından sonra Mısırlı askeri yetkililer gözetleme amaçlı insansız hava araçları gibi pahalı askeri teknolojiler almak için Amerikalı muhataplarına baskı yapmaya başladı. Bu arada ABD’nin Irak’taki operasyonları sırasında 2007’den itibaren General David Petraeus’un yaygınlaştırdığı terörle mücadele taktiklerini Mısır’a benimsetme çabaları teçhizat yetersizliği gerekçesiyle Mısırlı subaylar tarafından büyük ölçüde reddediliyor. Söz konusu taktikler sivil kayıpların asgariye indirilmesi ve yerel toplumların güçlendirilmesine odaklanıyor.

Aynı kaynaklara göre Mısırlı askerler el yapımı patlayıcıları etkisiz hale getirmekte başarılıydı ancak devriye görevleri ve hareketsiz hedeflere ateş etme gibi temel askeri görevlerde zorlanıyordu. Bu arada Mısırlı yetkililer, Sina’daki tehdidi hızla bertaraf edecek teçhizatın Mısır’a verilmediğini söyleyerek ABD’yi suçlamaya devam ediyordu.

Ulusal Güvenlik Konseyi’nin eski Mısır masası müdürü Andrew Miller Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Mısırlılar bizde bilim kurgu romanlarından çıkmış, gerçekte var olmayan teknolojilerin olduğuna inanıyordu. Öyle bir teknoloji ki ona sahip oldukları anda durum değişecekti.”

İkili tatbikatların yeniden başlaması ve Bolton’ın geçen hafta Kahire’yi aradığı haberine rağmen Mısır’la ABD arasındaki askeri ilişkilerin Trump döneminde de gerilediği gözlemleniyor. 2017’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi Kongre’nin insan hakları alanında belirlediği alt sınırları karşılayamadı ve ABD’nin itirazlarına rağmen sivil toplum örgütlerine karşı sert bir yasa çıkardı. Bunun üzerine dönemin Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Mısır için belirlenen 96 milyon dolarlık askeri ve ekonomik yardımlarda değişikliğe gitti, Dışişleri Bakanlığı fonlarından sağlanan 195 milyon dolarlık desteği ise tamamen durdurdu.

Önümüzdeki yılın dış faaliyetler bütçe tasarısında ise Kongre üyelerinin yaptığı eklemelerle Mısır’ın Kuzey Kore’yle uzun zamandır sürdürdüğü ilişkilerin araştırılması istendi.

Bu arada Sina’daki tehdidin giderek büyüdüğü görülüyor. Kasımda bir camide 305 kişiyi katleden silahlı kişiler Mısır tarihinin en kanlı saldırısına imza attı. New York Times gazetesinin şubattaki haberine göre Sisi bu saldırının ardından İsrail’in çöllük Sina bölgesinde 100’ü aşkın hava operasyonu yapmasına onay verdi.

Mısır’ın ortaklığı son yıllarda insan hakları açısından da Kongre’de sorgulanır hale geldi. Vermont’u temsil eden Demokrat Senatör Patrick Leahy daha 2015 yılında Sina’da yargısız infazlar yapan bir orduya Suriye’de silah vermenin yasal olup olmayacağını soruyordu. Dışişleri Bakanlığı’nın 2o Nisan’da açıkladığı insan hakları raporuna göre Mısır’a ait bir insansız hava aracının ocak ayında Refah’ta düzenlediği saldırıda 20 sivil öldürüldü. Yine ocakta bir havan topunun kalabalık bir evin üzerinde patlamasıyla sekiz kişi hayatını kaybetti.

Miller’a göre “Savunma Bakanlığı, insan haklarına verilen önceliğin sorunu daha da zorlaştırdığı görüşündeydi. Ancak bu pürüzler olsun ya da olmasın Mısırlılar her zaman zor bir ortak oldu."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: Savunma ve güvenlik iş birliği

Jack Detsch Al-Monitor’un Pentagon muhabiridir. Washington’da yaşayan ve savunma muhabiri gözüyle ABD-Orta Doğu ilişkilerini haberleştiren Detsch daha önce Passcode için siber güvenlik haberleri yazmış ve Christian Science Monitor’un Dijital Çağ’da Güvenlik ve Mahremiyet projesinde yer almıştır. Detsch Diplomat Magazine dergisinde editör yardımcılığının yanı sıra NPR’ın San Francisco’daki muhtelif kuruluşlarında da çalışmıştır. Twitter hesabı: @JackDetsch_ALM Email: jdetsch@al-monitor.com.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept