Gulf Pulse

Suudiler yeniden Pakistanlı muhafızlara başvuruyor

By
p
Article Summary
Pakistan’ın Suudi Arabistan’a göndereceği askerlerin resmi görev tanımı eğitim ve destek olsa da bu adım Suudi kraliyet ailesini iç ve dış tehditlere karşı korumak için yıllar önce başlatılmış uygulamayı hatırlatıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman saraya Pakistanlı muhafızlar ayarlamakla meşgul. Pakistan birliğinin görev tanımı ve büyüklüğü net olmasa da bu adım, kraliyet ailesini iç ve dış düşmanlara karşı korumak için 1980’lerde başlamış bir uygulamanın canlandırılması anlamına geliyor.

Pakistan ordusu, 15 Şubat’ta Suudi güvenlik güçlerine eğitim ve destek vermek amacıyla Suudi Arabistan’a askeri birlik göndereceğini duyurdu. Pakistan basınına göre bu, tugay büyüklüğünde karma bir birlik olacak. Suudi Arabistan’da hâlihazırda 1000 Pakistanlı eğitmen ve danışman bulunuyor.

Pakistan Genelkurmay Başkanı General Kamer Cavid Becva yılbaşından bu yana Suudi Arabistan’a iki kez gitti ve savunma bakanı da olan veliaht prensle görüşmeler yaptı. Veliaht prens, krallığa Pakistan askerlerinin gönderilmesini isteyen başlıca isimdi.

1982 yılında Pakistan diktatörü General Ziya ül Hak, Kral Fahd’ın talebi üzerine Suudi Arabistan’a takviyeli bir zırhlı tugay göndermişti. 12. Halid Bin Velid Müstakil Zırhlı Tugayı ismini taşıyan bu birlik, Suudi Arabistan’ın kuzeydoğusundaki Tebük kenti yakınlarına konuşlanmıştı ama asıl maksadı seçkin bir muharip güç olarak Suudi monarşisini iç ve dış düşmanlara karşı korumaktı. On yıldan fazla ülkede kalan bu sadık saray muhafızlarının tüm masrafları Suudiler tarafından karşılandı. Birlik, ismini İslamiyet’in Arap Yarımadası’nın dışına yayılmaya başladığı 7. yüzyılda Hz. Muhammed’in en büyük komutanlarından bir olan, Bizans ve Sasani imparatorluklarına yenilgiler yaşatan Halid Bin Velid’den almıştı.

Pakistan’ın açıklaması, yeni birliğin sadece krallık sınırları içinde faal olacağını, Suudilerin Yemen’deki savaşına katılmayacağını ortaya koyuyor. Kral Selman Bin Abdülaziz El Suud ve oğlu üç yıl önce Pakistan’a savaşa katılması için ağır baskı yapmış ancak Başbakan Navaz Şerif bu talebi kabul etmemişti. Ülkenin Suudi önderliğindeki koalisyona katılarak Yemen’de savaşa girmesine Pakistan kamuoyunda güçlü bir karşıtlık vardı ve Pakistan parlamentosu savaşa asker göndermeyi oy birliğiyle reddetti.

Şerif, Suudilerin bu savaşı iyice düşünmeden, aceleyle planladıklarını düşünüyor; veliaht prensin vadettiği ‘kararlı fırtına’yı estirebileceklerinden kuşku duyuyordu. Daha da kötüsü bu savaş Pakistan’ı Sünni-Şii mezhep çatışmasının içine çekecek ve hem Pakistan’daki Şiilerden hem de komşu İran’dan tepki çekecekti. Suudiler şu an Husilere karşı mütevazı bazı ilerlemeler kaydediyor olsa da zaman Şerif’in kuşkularını haklı çıkardı. Yemen savaşı vahim insani sonuçlara yol açan, masraflı bir çıkmaza dönüşmüş durumda. Husilerin Suudi Arabistan’ı 100’e yakın füze saldırısıyla hedef almış olması savaşın bugün ne kadar tehlikeli bir hâl aldığını gösteriyor.

Pakistan Suudi Arabistan’ın komşularıyla kavgalarına bulaşmak çok açıkça istemiyor. Asker gönderme açıklamasından önce Becva İslamabad’daki Türk ve İran büyükelçileriyle görüştü. Elçileri kararla ilgili önceden bilgilendiren Becva, bu adımın İran ve Türkiye’yi tehdit etmediği konusunda güvence verdi. Becva’nın gizlice Doha’ya da gittiği ve Pakistan askerlerinin Katar’a tehdit oluşturmadığı yönünde Katar emirine güvence verdiği bildiriliyor.

Yeni birliğin görev tanımı muğlak kalacak gibi görünüyor. Suudi Arabistan bunun iç tehditlere karşı tedbir olarak görülmesini istemiyor, Pakistan ise hiçbir bölgesel boyutunun olmamasına önem veriyor. Dolayısıyla eğitim çerçevesi iyi bir kılıf oluşturuyor.

Pakistan birliğinin Muhammed Bin Selman’ın önayak olduğu teröre karşı İslami ittifakla bağlantısı olup olmayacağı da belli değil. İran’ın bu oluşumda yer almadığını anımsatalım. İttifakın komutanı ise Pakistan’ın eski genelkurmay başkanlarından Rahul Şerif.

Pakistan parlamentosunda Suudi Arabistan’a asker gönderilmesine belli ölçüde muhalefet var ve askeri yöneticiler bu adımın amaçları konusunda sorgulanacak. Bir senatörün görüşüne göre karar parlamentonun üç yıl önceki kararını ihlal ediyor.

Pakistan ve Suudi Arabistan uzun zamandır müttefik. Yemen konusundaki anlaşmazlık yıllardır süren bu ilişkide nadir görülen bir aksama oldu ve her iki ülke bunu asgari boyutta tutmaya çalıştı. Geçen yıl koltuğunu kaybeden Şerif, Suudi sarayıyla kadim kişisel bağlarını korumak için Suudi Arabistan’a gitmekten geri durmadı. Neticede Suudi Arabistan’da dikkatle tasarlanmış bir askeri varlık bulundurmak Pakistan’ın menfaatine. Kral’a gelince o da selefleri gibi Pakistan sigortasına kavuşmuş oluyor.

Bu bölümlerde bulundu: mohammed bin salman, pakistan, saudi arabia foreign policy, saudi military coalition, saudi-pakistani relations

Bruce Riedel, Brookings Enstitüsü'nde İstihbarat Projesi'nin direktörüdür. Son kitabı, "Avoiding Armageddon: America, India and Pakistan to the Brink and Back" başlığıyla yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept