İsrail'in Nabzı

Trump’ın barış planı: Gazze merkezli bir Filistin

By
p
Article Summary
Trump yönetiminin üzerinde çalıştığı Orta Doğu barış planı, İsrail’i, Filistinlileri, Mısır’ı ve muhtemelen Ürdün’ü de kapsayacak üçlü veya dörtlü toprak takaslarına dayanıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi David Friedman 2 Ocak’ta Siyonist Kamp’ın yeni lideri Avi Gabbay ile görüştü. Tanışma amacıyla yapılan bu dostane görüşmenin ardından önemli bir açıklama yapılmadı ama Gabbay ABD’nin barış planı ne oldu, diye sorunca komik bir duraksama yaşandı. Büyükelçi net bir yanıt verdi: ABD barışı sağlama düşüncesini terk etmemişti. Peki, ama barış düşüncesinin ABD’yi terk ettiğini Amerikalılar ne zaman anlayacak?

Benjamin Netanyahu hükümetinde ABD Başkanı Donald Trump’ın barış girişiminden beklentisi olan tek bir isim yok. Bakanlar nadiren görülen bir fikir birliği içinde: Barış girişimi tamamen boş ve asla hiçbir yere varamaz. Ramallah’ta da aynı hava hâkim: Trump’ın “nihai anlaşması” öldü ve gömüldü. Ancak başsağlığı dilekleri için aramamakta fayda var.

Kudüs’ten arabayla sadece 10 dakika mesafede olan Ramallah’ta Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas köşesine çekilmiş durumda. Çevresindekiler Abbas’ın ABD defterini kapattığını söylüyor. İşler öyle bir noktaya varmış ki Abbas’ın makamından resmi sıfat taşıyan tüm Filistinli görevlilere Doğu Kudüs’teki ABD Konsolosluğu ile her türlü teması kesme yönünde kesin talimatlar gidiyor. Abbas Trump’la hiçbir temas istemiyor. Filistin lideri, Trump’ın Filistin halkını ezmek, tüm Orta Doğu’yu Filistinlilere karşı kışkırtmak için Netanyahu’yla el ele çalışan Siyonist bir ajandan farksız olduğuna ikna edilmiş durumda.

Büyük yankı uyandıran “Ateş ve Gazap” kitabı Filistinlileri iyice kızdırmış. Üst düzey bir Filistinli yetkili adının açıklanmaması kaydıyla şöyle diyor: “Kitapta okuduk ki Trump barış planını oluşturmadan önce (kıdemli Beyaz Saray danışmanı) Jared Kushner’i danışmak için (Amerikalı Yahudi milyarder) Sheldon Adelson’a göndermiş. Sonra da dürüst arabulucu numarası yapıyor.”

İsrail’de ise sağ cenah coşmuş durumda. Knesset’e iki devletli çözümü gömmeyi amaçlayan yasa tasarıları geliyor, yeni girişimlerin ardı arkası kesilmiyor. Örneğin Birleşik Kudüs yasası, diplomatik çözüm halinde Kudüs’ün belediye sınırlarını değiştirmek için Knesset’te 80 kişilik özel bir çoğunluk olmasını öngörüyor. Likud Partisi Merkez Komitesi ise Batı Şeria’daki yerleşimlerin hemen ilhak edilmesi durumunda bu adımı destekleme kararı aldı. Bunun gibi bir dizi başka girişim ve fikir var. Tüm bu girişim ve yasaların amacı Trump ivmesinden faydalanarak fiili gerçekler yaratmak. Başbakan Netanyahu geçmişte olduğu gibi bu girişimleri engellemiyor, aksine bunları teşvik ediyor ve herkesin her türlü teşebbüste özgür olduğu bir ortam yaratıyor.

Bu arada ABD ekibinin gündeme getirdiği bazı fikirler basına sızmaya başladı. Abbas’ın sahneden bu kadar hızlı toz olması şimdi anlam kazanıyor. Resmen teyit edilmemekle beraber El Cezire’nin İngilizce sitesinde ve başka bazı mecralarda yer alan bu haberler 10 yıl önce gündeme gelen eski bir plana atıfta bulunuyor. Anlaşılan o ki ABD ekibi ve bölgedeki ana oyuncular bu planı yeniden gözden geçiriyor. Planda üç, dört, hatta belki dört veya beş taraf arasında toprak takası yer alıyor. Geçmişten farklı olarak bu kez Mısır ve Suudi Arabistan da işin içinde.

Her şeyin özünde Sünni devletler ile İsrail arasında büyük bir ittifak kurma fikri yatıyor. Bu ittifak İsrail’i kuzeyden tehdit eden muzaffer Şii ittifakına karşı denge oluşturacak. Çözüm fikrinin temelinde kapsamlı bir toprak takası yatıyor. Mısır Sina Yarımadası’nın bir bölümünü Gazze Şeridi’ne verecek ve böylece Gazze, deniz kıyısı boyunca güneye doğru genişleyerek mevcut halinin üç veya dört katı büyüyecek. Böyle bir düzenleme Gazze’deki sıkıntıyı bir ölçüde hafifletecek ama Batı Şeria ile Gazze arasındaki güç dengesini bozacak.

Bu çözüm planına göre müstakbel Filistin devletinin güç merkezi Batı Şeria değil Sina’nın kuzeyine doğru genişleyen Gazze olacak. Filistin tarafı Gazze’nin büyümesi karşılığında Batı Şeria’dan toprak verecek, yerleşimlerin ve bunların etrafında oldukça geniş bazı arazilerin İsrail tarafından ilhakını kabul edecek. İsrail ise epey uzun olan Mısır sınırında Mısır’a ince bir toprak şeridini verecek. Suudi Arabistan ve Ürdün’ün de toprak takasında yer alması için çeşitli öneriler var.

Yukarıda belirtildiği gibi benzer bir plan İsrail’de 2000’li yılların başında gündeme gelmişti. Coğrafya profesörü Yehoşua Ben Aryeh’in geliştirdiği plan, Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Tümgeneral Giora Eiland tarafından benimsenmişti. Dönemin Başbakanı Ariel Şaron, nabız yoklamak için Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’e temsilci gönderdi ama Mısır’ın tepkisi planı tarihin çöplüğüne göndermek oldu. Mısır Sina’daki topraklarından bir avuç kum bile vermek istemiyordu.

Ancak bugün tamamen farklı bir durum var. Sina Yarımadası, Abdül Fettah El Sisi rejimi için hem güvenlik açısından hem ekonomik olarak ciddi kaynak tüketen bir bölge durumunda. Birinin bu sorunu hafifletmesi Sisi’yi memnun eder, tabii uygun bir bedel karşılığında. Sisi yakın zamanda Suudi Arabistan’a iki ada devretti ve ayakta kalmayı başardı.

Bu kapsamlı planın Mısır ve Suudi Arabistan’la birlikte kotarıldığının işaretleri, iki ülkenin Trump’ın 6 Aralık’taki Kudüs kararına gerçekte nasıl baktığına dair son haftalarda sızan bilgilerde görülebilir. Resmi tüm yalanlamalara rağmen Ramallah’taki Filistin yönetimi, Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ile Sisi’nin Trump’ın Kudüs kararına sessizce onay vererek Filistinlileri sattıklarına inanıyor.

Öte yandan Trump Twitter’dan paylaştığı bir mesajda İsrail’den de Kudüs kararı karşılığında “siyasi bedel” beklendiğini ima etmişti. Mesaj şu şekildeydi: “Müzakerelerin en zorlu kısmını oluşturan Kudüs’ü biz masadan kaldırdık ama İsrail’in bunun karşılığında daha fazlasını vermesi gerekirdi.” Ancak Filistin tarafı görüşmeleri çökertince bu sözlerin arkası gelmedi.

Diplomatik kaynaklara göre İsrail’den beklenen tavizler Likud milletvekili Anat Berko’nun önerdiği plan çerçevesindeydi. Planda Doğu Kudüs’teki bazı Filistin mahallelerinin Filistin Yönetimi’ne verilmesi öngörülüyor. Geçtiğimiz aylarda Al-Monitor sayfalarına da yansıyan bu plan Netanyahu’nun bilgisi dâhilinde gizli toplantılarda sürekli ele alınıyor, rötuş ediliyor.

Ancak tüm bu çözüm düşüncesi şu an donmuş vaziyette ve bunun nedeni Kuzey Amerika’yı vuran soğuk dalgası değil. Risklerin hemen farkına varan Abbas, Trump’ın Kudüs kararından istifade ederek var gücüyle topukladı. Al-Monitor’a konuşan kıdemli bir Filistinli yetkiliye göre “Gerçeklerle bağdaşmayan planlar yapılırsa olacağı budur. Abbas böyle bir planı kabullenmektense ölmeyi tercih eder."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: israil filistin çatışması, Donald Trump

Ben Caspit, Al-Monitor’un İsrail’in Nabzı bölümünde köşe yazarıdır. İsrail basınının kıdemli köşe yazarı ve siyasi yorumcularından olan Caspit, ülkenin siyasi gündemine ilişkin günlük bir radyo programı ve düzenli televizyon programları yapmaktadır. Twitter hesabı: @BenCaspit

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept