Irak'ın Nabzı

Anbar’dan kaçan Sünniler mezhepçi husumetle karşı karşıya

By
p
Article Summary
Irak’taki savaşlar ve 2003’ten sonra izlenen politikalar halka mezhepsel sınırlar dayattı ve bu sınırlar insani kriz zamanlarında bile kolay aşılamıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Irak ordusu ile İslam Devleti (İD) arasındaki çatışmalarla birlikte çoğu Sünni binlerce insan Anbar vilayetini terk etti. Birlemiş Milletler’in 19 Nisan tarihli açıklamasında 90 binden fazla insanın Irak’ın batısında bulunan Anbar’dan kaçarak Bağdat’a ve Şii yoğunluklu iç ve güney kesimlere gittiği bildirildi.

Bu büyük göç dalgası ve onunla birlikte ortaya çıkan insani kriz -- barınak, yiyecek ve su sıkıntısı – mezhep temelli yerinden edilme sorununu gündeme getirdi. Daha önceki göçler keskin mezhepsel çizgiler içinde yaşanmış, Şiiler Şii bölgelerine, Sünniler de Sünni bölgelerine kaçmıştı.

Örneğin Irak Kürdistanı’na girişte uygulanan güvenlik önlemleri gereği buralara gelen Araplar, yerel yetkililerce iyi tanınan ve yerinden edilen kişinin bir nevi garantörü olacak ‘kefil’den yoksunsa Kürt bölgelerine giremiyor.

Güvenlik güçleri ile El Kaide arasında 2004’te yaşanan çatışmaların tetiklediği iç göç ve kaçış dalgalarında da mezhepsel bir boyut vardı. Pek çok Şii, Irak’ın Sünni yoğunluklu batı ve kuzey bölgelerinden kaçarak Şiilerin çoğunlukta olduğu iç ve güney bölgelere göç etmişti.

Ancak Anbar’dan yaşanan kaçışlar bu kuralı bozdu. Sünnilerin çoğu ilk kez daha güvenli, Şii yoğunluklu bölgelere sığınmaya çalışıyor.

Bu durum yerinden edilen insanların gittiği bölgelerde büyük tartışmalara yol açıyor. Yerinden edilen Sünniler Irak’ın tamamı onların ve herkesin vatanı olduğuna göre Şii bölgelere alınmalı mı? Yoksa bu insanlar aralarına teröristler sızabilir gerekçesiyle geri mi çevrilmeli? Güvenlik kaygıları burada son derece etkili oluyor. Örneğin Divaniye şehri 21 Nisan’da bir grup sığınmacıya şehre giriş izni vermedi.

Siyaset bilimci Ahmet Abyad, Arap Sky News kanalına 19 Nisan’da yaptığı değerlendirmede Sünnilerin Şii kentlerine alınmamasını mezhepsel nedenlere bağladı.

Yazar ve yorumcu Ali Mared ise Sünnilerin Bağdat’a ve Şii bölgelerine alınmayışının nedenini “Sünnilerin kendisinde” aramak gerektiğini iddia ediyor. Al-Monitor’a konuşan Mared’in yorumu şöyle: “Bunun nedeni Sünnilerin ayaklanması ve bu ayaklanmanın Sünni yoğunluklu bölgelerde şiddet, kargaşa ve istikrarsızlık doğurmasıdır. Şiddetin ilk safhalarında Sünni yoğunluklu bölgelerde yaşayan Şiiler organize bir şekilde sürüldü ve buradaki Şii varlığı tamamen silindi. Bugünkü paradoks ise şu: İD’in kontrolüne giren Sünni bölgelerde şiddet zirve yaptı ve buradaki insanlar Halk Seferberlik Birlikleri ile Şii kentlerine sığındı. Yakın geçmişteki yaralara rağmen onlara koruma ve barınma sağlandı.”

Irak parlamentosu Güvenlik ve Savunma Komisyonu Başkanı Hekim El Zameli ise 21 Nisan’da El Sumarya kanalında şu iddiada bulundu: “Musul ve Tikrit’ten kaçan yüzlerce Sünni aile göç kisvesi altında Bağdat’ın güvenliğini delmek için İD tarafından devşirildi.”

Gazeteci yazar Ahmet Cabbar Garip ise aksi görüşte. Al-Monitor’a konuşan Garip, 2003’ten bu yana yerinden edilen hiç kimsenin geçmişte veya şu an yaşananlardan sorumlu tutulamayacağını söylüyor. İnsanların göçe zorlandığını belirten Garip’e göre bugünkü göçler de İD’in yoğun nüfuslu Felluce, Ramadi ve Bağdat’ın batısındaki Sünni bölgelerde yürüttüğü saldırılardan kaynaklanıyor. Garip şöyle devam ediyor: “Anbar halkı, sığınacak başka yeri olmadığı için vilayetlerine komşu Şii bölgelere ve Bağdat’a kaçmak zorunda kalıyor. Bunun en büyük nedeni de çevredeki diğer bölgelerin yaşamaya uygun olmayan çöllerden oluşması.”

Toplumsal araştırmacı Sabah Kadim’in Al-Monitor’a yaptığı değerlendirme ise şöyle: “İç göç, Saddam Hüseyin devrinden bu yana Irak’ta olağan bir olay hâline geldi. Kürtlerin ulusal kimliğini silmek isteyen Saddam Hüseyin rejimi 1970’lerde Kürtleri Arap bölgelerine göçe zorladı. 1980’lerde ise Irak’ın güneyindeki Mezopotamya Bataklıkları’nda yaşayan Şiileri dönemin Şii muhalefetine destek vermesinler diye göçe zorladı. 2003’ten sonra patlak veren iç savaş, El Kaide’nin ve sonra da İD’in silahlı eylemleri de Sünni bölgelerdeki Şii azınlığı Bağdat’a ve Irak’ın iç ve güney kesimlerine göç etmek zorunda bıraktı.”

Uzun yıllardır görülen bir olgu olan zorunlu göç konusunda görüşler de muhtelif. Kendisi de yerinden edildikten sonra Ürdün’e sığınmış bir doktor olan Osman Abdülmelik El Sadi sürgünlerin arkasında bir komplonun olduğunu düşünüyor. Tanınmış Sünni din adamı Abdülmelik El Sadi’nin oğlu olan doktor, Al-Monitor’a Amman’dan telefonla yaptığı açıklamada şöyle diyor: “Sünnilerin ve Şiilerin zorla yerlerinden edilmesi bir komplodur. Bu komplonun amacı Sünni gençlerin İD’e, Şii gençlerin de Halk Seferberlik Birlikleri’ne katılmasını kolaylaştırarak Irak’ı bölmek ve halkı birbirine kırdırmaktır.”

El Irakiye medya grubunda gazeteci olan Sefa Abdül Hadi ise hâlen devam eden mezhep temelli sürgünlerin karmaşık bir hâl aldığını belirterek Al-Monitor’a şöyle diyor: “Bu basit bir siyasi uzlaşıyla bitecek bir şey değil. Toplumsal uzlaşı gerekiyor. Çok acı olsa da bu olguyla yüzleşmek lazım. Toplum bugün ılımlı söylemleri benimsemiyor. Iraklıların söylemine şiddet, tehdit ve gözdağı hâkim oldu.”

Hâlen “mezhepsel intikam” peşinde koşulduğuna dikkat çeken Abdül Hadi, buna örnek olarak da “yerinden edilmiş kişilerin vilayete girmesini engelleme kararı alan” Kerbela’daki yerel yönetimin tutumuna işaret ediyor.

Irak’ta 2003’ten sonra uygulanan politikalarla ülkenin vatandaşları arasına mezhepsel sınırlar çizildi. Bu sınırların aşılması insani kriz zamanlarında bile zor. Anbar’dan kaçan insanların yaşadığı buhran da siyasi çıkar ve mezhepsel tutumların insani duyguların önüne geçtiğini açıkça gösteriyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: sunnis, shiites, sectarian conflict, refugees, iraq, is, displacement, anbar province

Adnan Abu Zeed, Iraklı bir gazeteci yazardır. Zeed, Irak’ta mühendislik teknolojileri bölümünden mezun olmuş, devamında ise Hollanda’da medya teknolojileri okumuştur.

NEVER MISS
ANOTHER STORY
Haber bültenimize üye olun
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept