ABD Suriyeli isyancılara verilecek desteğin boyutunu “çalışıyor”

By
p
Article Summary
Seçilmiş Suriyeli isyancıların hükümet güçlerine karşı korunması, Kongre’ye sunulan tasarıda yer almıyor. Cumhuriyetçiler Kongre’de meydan okurken İran’la nükleer müzakereler kritik aşamaya giriyor. Ayetullah Ali El Sistani Irak’ta iç barışın kaderini belirliyor. İsrail seçmeni Benjamin Netanyahu hakkında hüküm verecek. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

 

Kerry’ye göre tasarı “IŞİD’e özel”

Obama yönetiminden bu hafta gelen açıklamalara göre ABD eğitip donattığı Suriyeli isyancıları en etkin nasıl destekleyeceğini düşünüyor. Bu grupların Suriye hükümet güçleriyle çatışmaya gireceği hâller de bu kapsamda ele alınıyor. Oysa askeri güç kullanımını yetkilendirmeye ilişkin Kongre’ye sunulan tasarıda isyancılara sağlanacak böyle bir korumayı mümkün kılan bir yasal dayanağın yer almadığı anlaşılıyor.

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter 11 Mat’ta basına yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Suriye’de eğittiğimiz güçlere karşı eğitimin ardından da belli bir destek sorumluluğumuz olacak. (…) Bunu hepimiz anlıyoruz. Ne gibi destekler sağlayacağımızı, bunu hangi şartlarda yapacağımızı şu an çalışıyoruz. Her ne kadar bunlar IŞİD’le savaşmak için eğitilip donatılıyor olsa da Esas rejimiyle de temas sağlayabilirler ve bu ihtimal de aynı kapsamda değerlendiriliyor.”

Aynı gün Senato Dış İlişkiler Komitesi’nde soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanı John Kerry ise Kongre’de görüşülen yetki tasarısının “IŞİD’e özel” olduğunu belirterek “Karar Esad’ı da kapsasın, diyenler var ama durum böyle değil.” dedi.

İlk olarak Al-Monitor muhabiri Barbara Slavin’in bildirdiği gibi ABD Başkanı’nın IŞİD’e Karşı Küresel Koalisyon nezdindeki Özel Temsilcisi John Allen, 2 Mart’ta uçuşa yasak bölgenin “değerlendirildiğini” ve ABD’nin eğitip donattığı Suriyeli muhaliflere koruma sağlayacağını belirtmişti.

Öte yandan Ankara hükümeti de Türkiye’de eğitilecek Suriyeli isyancıların Esad güçleriyle çarpışmasını öngörüyor.

Barack Obama yönetimi isyancılara sağlanacak korumanın boyutunu tartışırken isyancılar hükümet güçlerince vurulduğu zaman – vurulursa değil – ABD’nin hareket tarzı senaryosu şimdiden oluşturuluyor. Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad “ılımlı” muhalifleri meşru askeri hedef olarak görüyor.

ABD yetkililerinden bu ay gelen açıklamalar, zaruri yasal yetkiyi aşıyor ve İD’i bertaraf etmenin ötesinde Suriye’deki nihai hedefe ışık tutuyor. Yani ABD günün sonunda “seçilmiş” isyancı grupları hem İD’e hem Suriye hükümet güçlerine karşı destekleyebilir. McClatchy-Marist’in bu ay gerçekleştirdiği kamuoyu araştırmasına göre Amerikalıların yüzde 62’si Obama yönetiminin İD’e karşı güç kullanmasını destekliyor, yüzde 65’i de kara kuvveti gönderilmesinin de değerlendirilebileceğini söylüyor. Ancak ABD’nin hem Suriye hükümeti hem İD’e karşı askeri taahhüde girmesinin ne kadar destek gördüğü belli değil. Bu olasılık Obama yönetiminin Kongre’den istediği yetkinin ötesine geçiyor.

Bazı Kongre üyeleri ise İran’ın Esad’a verdiği desteğe karşı ABD’nin Suriye’de daha ileri boyutta müdahil olması için bastırıyor. Örneğin Cumhuriyetçilerin olası başkan adaylarından Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, yetki kararı Suriye hükümet güçleriyle savaşan Suriyeli isyancıların korunmasına imkân tanımazsa bu yetkilendirmeyi desteklemeyeceğini açıkladı.

Steinmeier: “Mektup İran müzakerelerini ‘biraz daha zorlaştırdı’.”

Kerry 15 Mart’ta İsviçre’nin Lozan kentinde olacak ve burada İran’ın nükleer programının sınırlandırılmasını amaçlayan P5+1 ülkeleri ile İran arasındaki görüşmelerin yeni turuna katılacak. Müzakerecilerin olası anlaşmanın “siyasi çerçevesini” açıklamak için mart sonuna kadar süresi var. Nihai anlaşma için son tarih ise 30 Haziran.

New York Times gazetesine göre “Beyaz Saray, mutabakata varılması hâlinde ikili ilişkilerde yeni bir sayfa açılabileceğini umuyor. Bu ilişkilere yıllar boyu karşılıklı güvensizlik, İran destekli terör, ABD’nin siber saldırıları ve İran’ın misillemeleri damgasını vurdu.”

Bu sütunda kasım 2014’te de belirtildiği gibi nükleer konuda varılacak bir anlaşma Suriye’deki siyasi çözümü kolaylaştırabileceği gibi IŞİD, El Kaide ve diğer terör gruplarıyla mücadele dahil başka bölgesel sorunlarda mesafe alınmasına katkı yapabilir.

Ne var ki İran’ın nükleer niyetleri ve bölgesel hedeflerinden kuşku duyan Cumhuriyetçiler Obama yönetimine meydan okuyor. Julian Pecquet’in aktardığı gibi Cumhuriyetçilerin bir diğer olası başkan adayı Florida Senatörü Marco Rubio, Obama yönetiminin İD’le mücadele stratejisinde “İran’ı üzmemeye” çalıştığını iddia etti. Bu suçlamaya tepki gösteren Kerry, Rubio’nun bölgesel durumu “yanlış okuduğunu” ve İD’i bertaraf etmekte tüm tarafların “ortak menfaati” bulunduğunu belirtti.

İran’la olası mutabakata karşı gösterilen bu partizanca garezin bir başka örneği de Arkansas Senatörü Tom Cotton tarafından İran yönetimine yazılan ve 46 başka Cumhuriyetçi senatörün imza koyduğu mektup oldu.

Washington’da bir etkinliğe katılan Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Al-Monitor muhabiri Slavin’in sorusuna karşılık mektubun müzakereleri “şimdi biraz daha zorlaştırdığını” söyledi. Steinmeier şöyle devam etti: “Bizlerin (Batı’nın) sahip olduğu avantaj sözümüzün güvenilir olduğunu söylemekten ileri geliyordu. (…) Şimdi birden bire İran bize dönüp ‘Sizin sözünüze güvenilir mi?’ deme durumuna geldi. (…) Burada bahsettiğimiz konular öyle önemsiz, küçük detaylar değil.”

Seyed Hossein Mousavian de bu konuda şöyle diyor: “Cumhuriyetçilerin mektubundaki temel hata şu ki İran’la anlaşmayı uygulamaya geçirecek başlıca yöntemi, yani BM Güvenlik Konseyi kararını kolayca göz ardı ediyor. Kongre üyeleri, Suudi Arabistan ve İsrail gibi ülkelerin nükleer anlaşma sonrası durumlarına dair kaygılanıyor ama ABD’nin bu müzakereleri kadim müttefikleri Fransa, İngiltere ve Almanya’nın yanı sıra Rusya ve Çin’le birlikte yürüttüğünü es geçiyor. Mutabakata varılması hâlinde Güvenlik Konseyi anlaşmanın hükümlerini hayata geçiren bir karar çıkaracak ve Kongre’nin bu karar üzerinde iptal yetkisi olmayacak.”

Sistani Irak’taki milisleri dizginliyor

ABD Genelkurmay Başkanı General Martin Dempsey, Irak ziyaretinin ardından İD’den temizlenen bölgelerde mezhepsel gerilimin artmasından kaygı duyduğunu belirtti. ABD, dışlanmış Sünni kesimlerle uzlaşıyı sağlayacak adımları ivedilikle atması için Irak hükümetine baskı yapıyor. Gelen haberlerde Şii ve Kürt milislerin İD’den temizlenen kasabalarda halka zulmettiği ve Sünni Arapları yerinden ettiği iddia ediliyor. Tikrit’i geri almaya çalışan Irak hükümet güçleri ise bu hafta İran destekli Şii milisler ve bazı Sünni güçlerle iş birliği yapmaya başladı. Eski Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in doğduğu ufak köy de Tikrit yakınlarında bulunuyor.

Mustafa al-Kadhimi ise bu haftaki yazısında Irak’ın en büyük Şii dini otoritesi olan Büyük Ayetullah Ali El Sistani’nin Irak’ta iç barışın sağlanmasında yine belirleyici bir güç olacağına dikkat çekiyor. Haziran 2014’te İD’e karşı “haklı cihat” çağrısı yapan fetvayı Sistani vermişti. Sistani geçtiğimiz ay da “halk seferberlik güçlerine” itidalle hareket etmesini ve savaşırken insan haklarına saygı göstermesini telkin etti.

Kadhimi şöyle yazıyor: “Sistani’nin ortaya koyduğu ‘haklı cihat’ kavramı ucu açık bir kavram değildir. Bu kavram, amaca hizmet eden bir araçtır ve İD tehdidinin bertaraf edilmesiyle ilgilidir. Tehdit ortadan kalktığı zaman fetvanın da geçerliliği son bulacak. O noktadan itibaren Irak devleti, fetvanın artık geçerli olmadığı bir dönemin zorluklarıyla baş etmek durumunda olacak. Hükümet bunu Ulusal Muhafız Gücü Yasası’yla yapmayı umuyor. İlerleyen süreç için net bir mekanizma olarak düşünülen bu yapı, gönüllü savaşçıları içine alacak.”

İsrail seçimlerinin “tek mevzusu”

Ben Caspit bu haftaki yazısında İsrail’de 17 Mart’ta yapılacak seçimleri şöyle tarif ediyor: “Seçimler her şeyden çok tek bir mevzuda referandum niteliği taşıyor: Başbakan Benjamin Netanyahu. Evet mi hayır mı? Mesele bu.”

Caspit şöyle devam ediyor: “İsrail siyasetinin başka aktörleri de bugün birkaç ay öncesinde hiç beklemedikleri noktalarda bulunuyor. Siyonist Kamp lideri Isaac Herzog anketlerde başı çekiyor. Oysa yarışın başında ancak 12-13 sandalye alabiliyordu. Netanyahu’nun ise en az 25 sandalyesi görünüyordu. Herzog bir gecede alternatif bir aday ve Başbakan’ın tek rakibi oluverdi.

“Bu siyasi mucize Herzog’un Hatuna Partisi lideri Tzipi Livni ile güç birliği yapmasıyla gerçekleşti. Şahsi düzeyde ise Livni, sağ cenahta başta olmak üzere İsrail’in en sevilmeyen siyasilerinden birine dönüştü. Ancak Herzog-Livni ortaklığı Siyonist Kamp’ın kampanyasını canlandırdı, onu ileriye taşıyan ilk adım oldu. Böylece Siyonist Kamp tek siyasi alternatife dönüştü. Livni’yi ikna etmek için yeterince çaba harcamayan Lapid şimdi ancak pişmanlık duyabilir. Livni Lapid’le ortaklık etseydi çok muhtemeldir ki şimdi anketlerde başı Herzog değil, bu ikili çekiyor olurdu.”

Akiva Eldar ise şunları aktarıyor: “Herzog, Yeş Atid lideri Yair Lapid, Kulanu lideri Moşe Kahlon ve hatta Dışişleri Bakanı Avigdor Liberman son aylarda sık sık, bölgedeki ihtilafın çözümüne yönelik ılımlı Arap devletlerini kapsayacak bölgesel bir düzenlemeden bahsediyor. Hepsinin masasında halkın böyle bir anlaşmaya yüksek destek verdiğini ortaya koyan HaGal Hadaş Enstitüsü’nün araştırması var. İsrail Barış Girişimi örgütü için yapılan bu kapsamlı çalışmaya göre Yahudi vatandaşların yüzde 72’si Filistinlilerden ayrılmayı ve iki devletli çözümü sağlayacak bir bölgesel düzenlemeyi destekliyor. Ankete katılanların yüzde 64’ü ise diplomatik sürecin kilitli kalmasının devletin güvenliğine zarar verdiğini düşünüyor. Yüzde 60’ı da İran ve Arap devletleriyle terörle mücadele konusunda yapılacak bölgesel bir güvenlik düzenlemesinin İsrail’in de güvenliğini artıracağından emin.”

İslami feminizm nasıl olur?

İslamcı kadınlar feminist olabilir mi? Bu konuyu bu hafta Madawi Al-Rasheed, Al-Monitor’un Orta Doğu’da Kadınlar dizisinde ele alıyor. Mart sonuna kadar sürecek olan yazı dizisi, Orta Doğulu kadınların hangi yollardan kendilerini ifade ettiklerine odaklanıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkey, syria, nuclear negotiations, israel, iraq, iran, congress, ali al-sistani
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept