Dempsey’den İran’ın Irak’taki rolüne ‘olumlu’ değerlendirme

By
p
Article Summary
Amerikalılar, Orta Doğu’da ABD için en büyük tehdit olarak İran’ı değil, İslam Devleti’ni görüyor. Suriye’deki teröristler Batı’da “büyük çaplı” can kaybına yol açacak saldırılar planlıyor. Gazze’deki Selefiler İslam Devleti’ni destekliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD’den İran’a bir ‘olumlu’ not daha

ABD Genelkurmay Başkanı General Martin Dempsey, 8 Ocak’ta İran’ın Irak’taki etkisinin “olumlu” olabileceğini belirtti. Pentagon’da İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Benjamin Gatz’la görüşmesinin ardından gazetecilerle konuşan Dempsey, İran ve Irak’ı kastederek şöyle dedi: “Eğer iki ülke ekonomik hatta siyasi anlamda yakınlaşıyorsa, Irak hükümeti de ülkedeki farklı grupların katılımcılığı konusuna bağlı kalacaksa ben İran’ın etkisinin olumlu olacağını düşünüyorum. Ama burada asıl önemli olan bu gidişatın nereye varacağıdır ve biz de bunu çok dikkatli şekilde izliyoruz.”

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de geçtiğimiz ay İran’ın Irak’ta İslam Devleti (İD) hedeflerine düzenlediği bildirilen hava saldırılarının “net etkisinin olumlu” olduğunu belirtmişti.

Mayland Üniversitesi Enver Sedat Barış ve Kalkınma Kürsüsü üyesi ve Brookings Enstitüsü’nde kıdemli misafir araştırmacı olan Shibley Telhami yönetiminde gerçekleştirilen araştırmaya göre Amerikalıların yalnızca yüzde 12’si Orta Doğu’da ABD menfaatlerine başlıca tehdit olarak İran’ı görürken yüzde 70’i İD’i, yüzde 13’ü de İsrail-Filistin çatışmasını başlıca tehdit olarak görüyor.

Önümüzdeki günlerde ABD’nin İran’a duyduğu kökleşmiş husumette kısmi de olsa bir yumuşama olabilir, en azından İD tehdidi bağlamında. Kerry’nin 14 Ocak’ta Cenevre’de İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile görüşmesi bekleniyor. Bu görüşmenin ardından da 18 Ocak’ta ABD ve İran müzakere heyetleri arasında ve Güvenlik Konseyi daimi üyeleriyle Almanya’dan oluşan P5+1 Grubu’nun siyasi direktörleri arasında ikili görüşmeler yapılması planlanıyor.

Silahların kontrolü konusunda Obama yönetiminde kıdemli danışman olarak görev almış olan Robert Einhorn, bu hafta Laura Rozen’e yaptığı açıklamada müzakerelerin “Tahran’daki iç bölünmelere tutsak düştüğünü” ve İran müzakere heyetinin görüşmeleri ileri taşıyacak kararlar verme yetkisinden mahrum olduğunu anlatıyor.

Seyed Hossein Moussavian ise müzakerelerdeki tıkanıklığın İran’daki iç çekişmelerden ziyade İsrail’in ve ABD Kongresi’nin engellemelerinden kaynaklandığını savunuyor. Moussavian, İD ve terörle mücadelede kapının ABD-İran iş birliğine aralanmış olduğunu yazıyor: “Obama’nın geçtiğimiz günlerdeki açıklamaları ve şu an zor görünse de elçiliklerin açılması ihtimalinden söz etmesi izlenmesi gereken yola ışık tutuyor. Mevcut koşullarda bu yol, bölgede Selefi radikalizm ve terörle mücadelede sessiz bir iş birliği olarak şekillenebilir. Tercihen gürültü çıkarmadan yapılacak bu tarz bir fiili iş birliği, bölgedeki diğer sıcak nokta ve krizleri kapsayacak şekilde genişleme potansiyeli taşımaktadır.”

Esad İD’e karşı müttefik mi?

Geçtiğimiz hafta Paris’te meydana gelen ve üç katil dâhil 20 kişinin ölümüyle sonuçlanan terör olayları zinciri Suriye kaynaklı terör tehdidinin yeni bir aşamaya geldiğinin işareti olabilir.

İngiliz MI5 istihbarat teşkilatının başkanı Andrew Parker, 8 Ocak’ta yaptığı ve Paris olaylarından önce hazırladığı konuşmasında “Suriye’deki çekirdek bir terörist grubunun Batı’da büyük ölçekli saldırılar planladığını” ve amaçlarının “büyük çaplı can kaybı” verdirmek olduğunu belirtti.

Bu sütunda şubat 2014’te Suriye ve komşularının terörle mücadele odaklı yeni bir bölgesel güvenlik düzeninde hizalanması önerilmişti. ABD Başkanı Barack Obama ise mayıs ayındaki konuşmasında terörle mücadelede yeni bir küresel ittifakın gereğine dikkat çekmişti. Bizler Obama’nın bu konuya dönmesi gerektiğini savunuyoruz.

Ağustos ayında da şöyle yazmıştık: “Yabancı savaşçıların ABD iç güvenliğine tehdit olarak tanımlandığı bir dönemde Suriye ordusunun İD’i mağlup etmekteki öneminin kabul edilmesi için stratejik bir gerekçenin bulunduğu gün gibi aşikâr. Bu yönde yavaş yavaş, sessiz bir eğilim gelişebilir. Elbette ki kimse Batı Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın boynuna sarılsın demiyor. Esad yönetimi savaş esnasında bir dizi suç işledi, ölçüsüz güç kullandı. Ancak Esad hiçbir zaman Suriye hükümetinin de can düşmanı olan İD gibi ABD’nin iç güvenliğini tehdit etmekle suçlanmadı.”

Eylülde de belirttiğimiz gibi ABD, Esad’la doğrudan muhatap olmak zorunda değil. Ama İran-Suriye-Irak ekseni üzerinden İD’e karşı kaldıraç gücü sağlayabilir.

Telhami’nin araştırması şu sonuçlara da ulaşmış: Amerikalıların yüzde 70’i Suriye savaşının Esad gitmeden çözülemeyeceği fikrine ya “bir nebze” (yüzde 52) ya da “oldukça” (yüzde 18) inanırken yüzde 60’lık çoğunluğa göre ABD Suriye ordusuyla savaşmamalı ve İD’le mücadele Esad ordusuna bırakılmalı.

Esad yönetimine muhalif kimi Suriyeliler de bu görüşü ehvenişer olarak gönülsüzce destekliyor. Edward Dark eylülde şöyle yazmıştı: “Karadaki kuvvetler arasında hâlihazırda İD’in karşısına çıkıp onu bertaraf etme olasılığına sahip tek güç olan Suriye rejimi ile yapılacak tatsız ve ahlaken sorunlu ittifak tek alternatif olarak görülüyor.”

Gazze’deki Selefiler

Gazze’den bildiren Asmaa Al-Ghoul, çeşitli Selefi grupların ortak bir tutum olarak Suriye’deki cihada ve İD’e destek verdiğini ancak Gazze Şeridi’nde terör eylemlerinden uzak durmaya özen gösterdiğini aktarıyor. Hamas yetkilileri bu grupları izliyor ve en azından şimdilik bunların ciddi tehdit oluşturmadığını değerlendiriyor. Hamas’ın iki numarası Musa Ebu Marzuk, 8 Aralık’taki basın toplantısında Al-Monitor’un konuya ilişkin sorusunu şöyle yanıtlamıştı: “Gazze Şeridi’nde İD militanları yok. Kimi gençler mevcut koşulların baskısı altında bazı fikirleri benimsiyor ama durum değişirse onlar da değişecek.”

Ghoul devamında şunları aktarıyor: “Halen Hamas yönetiminde bulunan Gazze Şehri’ndeki güvenlik birimlerinden bir yetkili, kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a Gazze’deki cihatçıların dağınık yapısı nedeniyle İD yanlısı hücreleri ciddiye almanın zor olduğunu belirtti. Yetkili ‘Bunların yapısı belli bir kişinin yönetiminde olan diğer siyasi İslamcı grupların hiyerarşik örgütlenmesi gibi değil. Selefi grupların her birinde bir emir var ve bu gruplar birbiriyle rekabet hâlinde. Bu grupların, bilhassa da İD’e biat edenlerin sahada faaliyet göstermesine asla izin vermeyeceğiz. Zira bu içeride büyük bir kargaşaya ve İslami Cihat gibi İran’a yakınlığıyla bilinen gruplarla çatışmalara neden olur.’ şeklinde konuştu.”

Yine Gazze’den bildiren Mohammed Othman’nin görüştüğü İD destekçisi Selefi lider Ebu Nur El Makdisi ise şunları söylüyor: “Gazze’deki silahlı Selefi gruplar artık ayrı akımlardan ibaret değil, birleşik bir blok oluşturmuş durumdalar. Tüm Selefi akımlar, İslam Devleti’nin ideolojisini takip ediyor ama henüz ona biat etmiş değiller. Eskiden Ensar Beyt El Makdis grubuyla bağlantılı olup İD’e katılan bazı savaşçılar, Halife Ebu Bekir El Bağdadi’ye biat etti ve şimdi İD saflarında savaşıyor. Bunlar İD ideolojisine sıkı sıkıya bağlandı ve bir kısmı (Suriye’de) kan bile döktü.”

Othman’a göre “Makdisi, Gazze’deki tüm akımların İD’i desteklemekte kararlı olduğunu ve ileride İD’e katılacağını vurguladı. Makdisi’ye göre şimdilik sadece ‘Allah’ın düşmanları’ ile savaşmak için Gazze’den ayrılıp İD’e katılanlar İD’e biat etmiş durumda.” Gazze’deki Selefi kaynaklar İD saflarında savaşan Gazzelilerin sayısını 50 ila 100 arasında veriyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: us foreign policy on syria, terrorism, syria, salafists, palestine, martin dempsey, jihad, islamic state, iran, isis
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept