Irak'ın Nabzı

İslam Devleti Musul’un kontrolünü elinde tutabilir mi?

By
p
Article Summary
İslam Devleti’nin Musul’da Sünnilerden topladığı sempati, işgalin ardından iki ay içinde kırılma noktasına gelirken yaygınlaşan tutuklamalar ve infazlar halkın korkusunu gitgide artırıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Musul’un 9 Haziran’da İslam Devleti (İD) tarafından işgaline ilişkin bugün yapılan en inandırıcı yorum, İD’in aslında Musul’u bu tarihten birkaç yıl önce ele geçirdiği ve şehri uzun süre devlet içinde devlet olarak yönettiğidir. Batı ve Arap medyasında çıkan haberlere göre El Kaide ve İD, Musul’un kontrolünü güç kullanarak ele aldıkları 2006 yılından itibaren şehirdeki varlıklarını korudu.

Ancak İD, Musul’dan henüz resmen çıkmamış olsa da şehri kaybediyor. Zira Irak ordusu ve merkezi hükümetin uygulamalarından kurtulmak için ilk başta İD’e yönelmiş olan Musul halkı, örgütü ve örgütün faaliyetlerini artık reddediyor.

Kasım ayı başlarında Musul’un yöneticisi, İD’in Dar El İfta yetkilisi Kasi Abdül Muhsin, İD’le bağlantılı medya kuruluşlarının dikkatini çeken bir genelge çıkardı. Genelge önce şehrin çeşitli yerlerine kurulan ve İD’le ilgili videolar gösteren ekranların bulunduğu “medya noktaları’’ aracılığıyla duyuruldu. Ardından da haberlerde ve sosyal medyada konu edildi.

Genelge ana hatlarıyla şeriat kadısından imzalı bir tutuklama emri olmadan Musul’da hiçbir vatandaşın tutuklanmamasına dönüktü ve bunun ihlal edilmesi hâlinde yaptırım uygulanacağını söylüyordu.

Musul halkı, İD’in işgalinden çok önce şehri kaybeden Nuri El Maliki hükümetine karşı 2013 yılı boyunca gösteriler düzenledi. Hükümetle ordunun uygulamalarına öfke duyan halk, insanların resmi karar olmadan keyfi olarak tutuklanmasından şikâyetçiydi. Fakat bu göstericiler daha sonra çok daha kötü bir gerçeklikle karşı karşıya kaldı.

İD’in şehirleri işgal stratejisi, Sünnilerin Bağdat güvenlik makamlarına karşı duyduğu hoşnutsuzluktan yararlanmaya dayanıyordu. Irak’ta geniş bir bölgeyi işgal eden örgüt, bunun zamanlamasını Sünnilerin hükümete karşı öfkesinin doruğa ulaştığı döneme denk getirdi.

Al-Monitor’un yerinden edilen ve şu an Erbil, Necef ve Süleymaniye’de yaşayan Musullulardan edindiği bilgiye göre 30 Haziran’dan 30 Ekim’e kadar geçen sürede İD Musul’da 20 bin ile 25 bin civarında kişiyi tutukladı. Tutuklamalar şu kesimleri kapsıyordu:

  • Subaylar ve ordu, polis, sınır birlikleri gibi güvenlik birimlerinin mensupları
  • Yerel yönetimde görev alan yöneticiler, çalışanlar ve bilhassa son seçimlere katılan siyasi partilerin mensupları
  • Irak ordusunun eski subayları ve eski Baasçılar
  • Aşiret büyükleri ve dini liderler
  • Musul’da yargı teşkilatında ve yönetimde çalışan kadınlar, iş kadınları ve İD’in dayattığı kıyafet kurallarına uymayan kadınlar
  • İD’i eleştiren, içki ve sigara içen, vergi kurallarını ihlal eden erkekler
  • Bölgeden kaçamayan Hristiyanlar, Yezidiler, Şabaklar, Türkmenler ve Kürtler

Bu tutuklamaların çoğu, gizli muhbirlerin sağladığı bilgiler doğrultusunda yapıldı. İD’in sonradan serbest bıraktığı kişiler, örgütün mahalle bazında faaliyet gösteren geniş bir muhbir ağı olduğunu, muhbirlerin kısa sürede İD’in onay ve güvenini kazanarak kişisel hesaplaşmalar ve maddi çıkarların peşine düştüğünü anlatıyor.

Böyle bir muhbir tarafından ihbar edilen ve bir akrabasının aracı olmasıyla serbest bırakılan Mahmud El Müsli ismindeki genç bir erkek, Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Benimle birlikte gözaltına alınanların çoğu İD’in gizli muhbirlerden edindiği bilgiler doğrultusunda alınmıştı. İD, bu muhbirlere giderek daha çok bel bağlıyor.’’

Musul’da bugün tutuklu bulunanların listesi, Irak güvenlik güçlerinin elinde mağdur olanların listesinden çok daha uzun. Dahası, kanunların işlemediği düşünülürse artık mahkeme salonlarında duruşmalar ve savunma avukatları da yok. Cezalar şimdi genellikle yabancı olup örgütün en radikal mensupları arasında yer alan ve “şeriat yargıcı” sıfatını taşıyan din adamları tarafından belirleniyor.

Tutuklamalardaki artış cezaevlerindeki doluluğu görülmemiş bir seviyeye taşıdı. Öyle ki gardiyanlara, soruşturma görevlilerine ve tutukluların beslenmesine para ayırması gereken örgütün mali kaynakları zorlanıyor. Bu durum İD’i tutukluları infaz etmeye itiyor. Sigara içtiği için gözaltına alınan kişilerin infaz edildiği vakalar var.

Musul’dan Al-Monitor’a konuşan tanıklara göre infazların çoğu gizlilik içinde topluca gerçekleştiriliyor. İnfazların halk üzerindeki etkisini artırmak için bunlar bazen şehir meydanlarında gerçekleştiriliyor ve Musul morgları cesetlerle doluyor. Ailelerin evlatlarını bekleyişi mahkemelerin değil, morgların önünde son buluyor.

Al-Monitor’un telefonla ulaştığı bir kaynak, isminin gizli kalması koşuluyla Musul’da değişen havayı şöyle anlattı: “Kabul etmek gerekir ki şehirde İD için olumlu bir ortam vardı. Örgüt, pek çok zaman halkın koruyucusu veya halka yönelik saldırıların öcünü alan güç olarak kendini kabul ettirdi. Hatta örgüte ne kadar bağlı olduklarına bakmaksızın yüzlerce tutuklu veya ölmüş kişinin ailesine baktı. Kendini Sünnilerin koruyucusu olarak sunan İD, işgalin ilk günlerinde halkın sempatisini kazandı, halktan destek buldu. İşgalin eski Baasçılar ve ordu subaylarının kisvesi altında gerçekleşmiş olması bunda bilhassa etkili oldu. Ancak insanlar daha sonra İD’in aleyhine döndü.’’ Kaynağa göre Sünnilerin İD’e olan olumlu bakışı, işgalin üzerinden daha iki ay geçmeden kırıldı.

Diğer bir kaynak ise şunları aktardı: “İD birkaç hafta içinde Musul’daki tabanını kaybetti. Bu da İD’in halka yönelik saldırgan davranışlarını ve tutuklamaların, infazların niçin arttığını açıklıyor. Örgüt, nüfusu 2 milyonu aşan bir şehri yönetmenin onu işgal etmekten farklı olduğunu anladı. Hristiyanlara ve Yezidilere karşı işlenen suçları, dini mabetlerin yıkılmasını, yerinden edilen insanları, işsizliği, şehir ekonomisinin çökmesini, enflasyonun ikiye katlanmasını, çok sayıda tüccarın iflasını da buna ekleyin. Bu olaylar, halkın İD’e karşı bakışının değişmesinde etkili oldu.’’

Tanıklara göre Ebu Bekir El Bağdadi önderliğindeki İD savaşçılarının tavırları, aile mahremiyetini ve aşiret değerlerini ihlal etmeleri, gerici kanunları, şehir halkına yabancı olan bir yaşam ve giyim tarzını dayatmaları da Musul’daki havayı değiştirdi.

Musul’daki eski bir avukata göre İD “Halkın yaşadığı sıkıntılara ne ekonomik ne sosyal sorunlar ne de güvenlik sorunları bakımından bir çözüm sağladı. Aksine uluslararası ve bölgesel kampanyasını yürütürken krizleri derinleştirdi. İnsanlar, bunun bedelini örgüt mensuplarından önce kendilerinin ödeyeceğinin farkında. İD, halifelik çökerse geriye bir yaşam umudu bırakmak istemiyor ve bu duyguyu aşılamak için zaman kazanmaya çalışıyor.’’

İnsanlar şehrin geleceğinde İD’e yerinin olmadığı konusunda hemfikir olurken şiddet artıyor. Başka yerlerden gelen savaşçılar İD’e katılıyor, örgüt de yurt dışından daha fazla gönüllünün gelmesi için çağrılar yapıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: sharia, mosul, killing, islamic state, iraqi central government, iraq, isis, arrested

Mushreq Abbas,  Al-Monitor’un Irak’ın Nabzı bölümüne katkıda bulunan yazarlardandır. 2005’ten bu yana Al-Hayat’ın Irak büro şefi olarak çalışan Abbas,  Irak’ta yaşanan krizler konusunda ulusal ve uluslararası yayınlarda makaleler kaleme almıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept