Ermeniler Osmanlı tapularını sandıktan çıkarıyor

Ermeniler 100 yıldır sandıklarda sakladıkları ve düğünlerde gelinlere taktıkları Osmanlı tapularıyla önümüzdeki yıl dava açmaya hazırlanıyor.

al-monitor .

İşlenmiş konular

united states, turkey, recep tayyip erdogan, genocide, barack obama, armenians, armenia

Kas 12, 2014

Ermenilere yönelik soykırımın 100. yıldönümüne 5 ay kaldı. Bir asır önce Osmanlı İmparatorluğu tarafından Ermenilerin göçe zorlanması sırasında yaşanan büyük acı ve kayıplar Ermenistan ve Ermeni diasporası tarafından “soykırım” olarak nitelendirilirken, Türkiye “tehcir” kelimesini kullanıyor. Ancak Ermenilerin iddiası paralelinde 20 ülkedenkarar çıkmış durumda.

Konunun en fazla gündeme geldiği Amerika Birleşik Devletlerinde 51 eyalet soykırım iddialarını kabul etti. Ancak Başkan Barack Obama her yıl merakla beklenen 24 Nisan konuşmasında “genocide” yani “soykırım” değil, Ermenice “büyük felaket” anlamına gelen “meds yeghern” ifadesini kullanmakta. Obama’nın ikinci dönem Başkanlığını yürütmesi ve siyasi beklentisinin olmaması nedeniyle önümüzdeki Nisan ayında yine geleneksel açıklamasını yapması ihtimal dâhilinde. Ara seçimlerde çoğunluğu ele geçirenCumhuriyetçiler ise Ermeni meselesinde “İsrail ile ilişkilerin düzeltilmesi” koşuluyla Türkiye’ye daha yakın görünüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz nisan ayında Türkiye tarihinde bir ilke imza atmış, Ermenilerin acılarını anladığını belirten mesaj yayınlayarak “hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz” demişti. Bu mesajın hemen ardından Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, 100. Yıl anma etkinliklerine Türkiye Cumhurbaşkanını davet ettiğini açıkladı. Aslında bu gerçek bir davet değildi. Çünkü Sarkisyan “Ermeni soykırımının çarpıcı kanıtlarıyla yüzleşmesi için Türkiye Cumhurbaşkanını davet ediyorum” demişti.

AKP davete yanıt vermedi. Ancak bu arada Genelkurmay’ın ilginç bir tasarrufu oldu. Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan “1914-1918 Ermeni faaliyetleri” başlıklı arşiv belgeleri geçen hafta yayından kaldırıldı. O belgelerde Ermeni çeteleri tarafından katledilen Türklerin fotoğrafları yer alıyordu.

Genelkurmay’ın Hükümet tavsiyesiyle yıllardır sitede duran belgeleri yayından kaldırdığını öne süren CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, bir soru önergesiyle konuyu Meclis’e taşıdı. CHP Milletvekilinin iddiası doğru mu, henüz bilinmiyor. Ancak Genelkurmay’ın bu tasarrufu Türkiye’nin ılımlı bir havayla 100. yıldönümüne girmek istediğini gösteriyor.

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serkisyan’ın “gelsinler soykırımı görsünler” yaklaşımına karşılık Türkiye konunun tarihçilere bırakılmasını istiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen nisanda, o zamanki Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte kaleme aldığı mesajda, tarihi meselelerin hukuki boyutuyla birlikte ele alınması gerektiğini belirterek şu öneriyi dile getirmişti: “Biz Türkiye olarak 1915 olaylarının bilimsel bir şekilde incelenmesi için ortak tarih komisyonu kurulmasından yanayız. Türk, Ermeni ve uluslararası tarihçilerin yapacağı çalışma, olayların aydınlatılmasında ve tarihin doğru anlaşılmasında önemli bir rol oynayacaktır. Bu çerçevede arşivlerimizi bütün araştırmacıların kullanımına açtık.”

Soykırım tartışmalarının alevlenmesi dışında, önümüzdeki yıl gündeme getirilecek “sansasyonel” bir konu da Osmanlı tapuları. Zorunlu göçe tabi tutulan Ermenilerin geride bıraktıkları evlere, bağlara, bahçelere, arazilere ait tapular. Ermenilerin 100 yıldır sandıklarda sakladıkları Osmanlı tapuları ile 2015 yılında Türkiye’de ve yurt dışında çok sayıda dava açması bekleniyor. 

Bu işe kafa yoran tarihçi akademisyenlerden biri de Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe.

Al-Monitor’a konuşan Prof. Kurtcephe “Bir zamanlar onlar da bizim vatandaşımızdı” diyerek şu bilgiyi verdi: “Adana’nın Kozan ilçesinde dava açıldı ve davayı açan lehine karar verildi. Bundan sonraki süreç içerisinde elinde tapusu olan doğrudan bizim mahkemelerimize dava açabilir. … Ermeniler Çukurova bölgesi ve Karadeniz’de yer alan birçok vilayetimizi ‘işgal altındaki Ermenistan’ diye tanımlıyor. Türkiye bu sorunu köklü bir şekilde çözmek için kurumsal yapılar oluşturmalıydı. İşi son anda ele alma yöntemini terk edip, dünya kamuoyu vicdanında bizi haksız yere mahkûm ettirme gayretlerini sürdüren Ermeni lobilerine karşı bizim de bilimsel kuruluşlarımız olmalıydı. Milyarlarca dolar harcıyor lobiler. Biz de en kısa sürede kendimizi savunma psikolojisini bırakmalı ve aynı şekilde benzer bütçeler ayırmalıyız. İki halkın dostluğu için çalışmalıyız.”

Her ne kadar uluslararası sözleşmelerin geriye yürümeyeceği ve bu nedenle Türkiye’den toprak ya da tazminat talebinde bulunulmayacağı görüşleri ileri sürülse de Prof. Dr. Kurtcephe, Ermenistan’da gelinlere hediye olarak Osmanlı tapuları takıldığına dikkat çekti: “Bazı Hıristiyan toplumlarda babaların kızlarına Drahoma vermesi prensibi var. Ayrıca bazıları bu bilinci, yani soykırım bilincini canlı tutmak amacıyla düğün törenlerinde gelinlere bu tapuları takıyor. Tapuyu takarken ‘Trabzon’daki şu dükkân’ veya ‘Adana’nın şu bölgesindeki ev’ ya da ‘Sivas’taki şu kadar dönüm arazimi kızıma veriyorum’ diyor. Bunları Ermeni televizyonlarından izleyebilirsiniz. Zaman zaman bu düğün törenlerini canlı yayında ekrana getiriyor ve kamuoyuna mesaj veriyorlar.”

Prof. İsrafil Kurtcephe’nin dikkat çektiği Osmanlı tapuları ile ilgili davaların iki ülke ilişkisinde yumuşamaya mı, yoksa yeni gerilimlere mi yol açacağı 2015 yılında açıkça görülecek.

Ancak iki ülke, ilişkileri normalleştirme konusunda şimdiye kadar çok önemli fırsatlar kaçırdı. Türkiye ve Ermenistan arasında 2008 yılında ABD’nin de desteklediği yakınlaşma süreci başlatılmış ve “futbol diplomasisi” diye tanımlanan yeni bir girişim devreye sokulmuştu. Dönemin Cumhurbaşkanları Gül ve Sarkisyan, Ermenistan ve Türkiye’de iki ülke milli takımları arasında yapılan futbol maçlarını izlemişlerdi.

Futbol diplomasisinin yumuşattığı ilişkilerin devamında Türkiye-Ermenistan arasındaki Alican sınır kapısının açılacak, Ermenistan da Dağlık Karabağ’da 1993 yılından beri işgal altında tuttuğu Azerbaycan’a ait 7 bölgenin bir kısmından çekilecekti. Ancak iki ülke arasındaki yakınlaşmaya hem Azerbaycan, hem de Ermeni diasporası sert tepki gösterdi. Böylece futbol diplomasisi ile yakalanan fırsat kaçmış oldu.

Şimdi Türkiye’nin dış politikasındaki mevcut sıkıntılar yetmiyormuş gibi, Ermenistan’la çözümü ertelenen sorunların da önümüzdeki yıl yeni krizlere yol açması bekleniyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Döviz-faiz sıkışması ve yeniden küçülme
Mustafa Sönmez | | Kas 20, 2020
Rusya’nın Sudan üssü Türkiye ve Biden’a mesaj mı?
Anton Mardasov | Rus etkisi | Kas 19, 2020
Azerbaycan’a asker tezkeresi ne anlama geliyor?
Fehim Taştekin | | Kas 19, 2020
Erdoğan’ın Avrupalı fedaileri: Bozkurt ve Hilal
Fehim Taştekin | | Kas 13, 2020
Ekonomide kadro değişimi erken seçim amaçlı
Mustafa Sönmez | Türkiye seçimleri | Kas 12, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Türkiye Barış Pınarı’nda yeni bir sayfa mı açıyor?
Fehim Taştekin | türk-kürt çatışması | Kas 25, 2020
al-monitor
Döviz-faiz sıkışması ve yeniden küçülme
Mustafa Sönmez | | Kas 20, 2020
al-monitor
Azerbaycan’a asker tezkeresi ne anlama geliyor?
Fehim Taştekin | | Kas 19, 2020
al-monitor
Erdoğan’ın Avrupalı fedaileri: Bozkurt ve Hilal
Fehim Taştekin | | Kas 13, 2020