Ana içeriğe atla

Rusyasız Avrupa enerji politikası Türkiye için fırsat mı?

Avrupa’da Rus gazına alternatif arayışları hız kazanırken Türkiye, İsrail ve Azerbaycan gazının Avrupa’ya taşınması açısından kritik bir merkeze dönüşebilir.
Turkey gas pipeline

Ukrayna krizi Avrupa’nın Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltma politikasına hız verirken Rus gazına yeni arayışında Türkiye, İsrail ve Azerbaycan gazının Avrupa’ya taşınması açısından kritik bir merkeze dönüşebilir. 

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından ekonomiden ulaşıma pek çok alanda Rusya’ya yaptırımlar uygulanıyor. Yaptırım gündeme geldiğinde başlıca soru işaretlerinden biri enerji alanında yaptırım gelip gelmeyeceğiydi. Rusya dünyanın en büyük üçüncü petrol üreticisi, doğal gaz üretiminde ise ABD’den sonra ikinci sırada. Dolayısıyla Rusya’ya karşı atılacak her adım, küresel enerji piyasasının istikrarı ve zaten yüksek seyreden fiyatlar açısından kritik önemde.

Bununla beraber Rusya, yıllık tüketimi 500 milyar metreküpün üzerinde olan Avrupa pazarındaki gazın yüzde 40’ını, petrolün yüzde 25-30’unu karşılıyor. Avrupa Birliği özelinde Rusya’dan alınan gaz yıllık 150 milyar metreküp civarında. Bu da AB ve diğer Avrupa ülkelerinin kararsız kalmasına neden oluyor. Rusya SWIFT sisteminden çıkarılırken dahi enerji ödemeleri için bazı bankaların dışarıda tutulmasında bu karşılıklı bağımlılık ilişkisi etkili. 

İşgal Kiev’e doğru uzanıp Ukrayna direnişi güçlendikçe yaptırımların dozu arttı. Buna bağlı olarak daha önce kararsız görünen Almanya gibi ülkeler yaptırımlar konusunda daha uyumlu davranıyor. Şimdilik Rusya’nın Avrupa’ya gaz ve petrol akışı sürüyor. Ancak Avrupa ülkeleri alternatifler yaratmak için masa başına geçmiş durumda. Almanya’da, Ukrayna işgali başladıktan sonra yapılan bir ankette katılımcıların yüzde 66’sı enerji arzında darboğaz yaşansa dahi Rusya’nın cezalandırılmasını savunuyor.

Avrupa’nın bundan sonra ne yapması gerektiğine ilişkin çalışmalardan biri, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve AB Komisyonu’nun birlikte hazırladıkları 10 maddelik yol haritası. Yol haritasının temelinde tüketimin düşürülmesi ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) başta olmak üzere alternatif yollarla Rusya’dan sağlanan enerjinin ikamesi var. 

IEA’nin tavsiyelerinden biri AB ülkeleriyle Gazprom arasında bu yıl bitecek olan yıllık 15 milyar metreküplük gaz anlaşmalarının yenilenmemesi. AB ülkeleri ile Gazprom arasında yıllık 40 milyar metreküp gaz taşınmasını öngören ve 2030’a kadar bitecek olan anlaşmaların uzatılmaması da bir diğer öneri. Ancak IEA’nin önerileriyle 2022’de yalnızca 50 milyar metreküplük gazın ikamesinin sağlandığı görülüyor. 2030’da bu miktar 60-70 milyar metreküpe çıkıyor. Bir başka deyişle, AB’nin çetin hesaplarına karşın Rusya’dan gelen gazın sadece 50 metreküplük kısmının devre dışı kaldığı, maksimum oranın ise 60-70 metreküp olacağı görülüyor.

AB’nin en büyük ekonomisi olan Almanya’nın Rusya’ya bağımlılığı dikkat çekici: Gazda yüzde 55, petrolde yüzde 30 ve kömürde yüzde 50. Almanya özelinde kömürden çıkış planları gözden geçiriliyor. İktidar ortağı Yeşiller kömür seçeneğine sıcak bakmıyor. Pek çok Avrupa ülkesi de benzer durumda. Almanya özelinde gündeme gelen bir diğer başlık nükleer enerjinin yeniden devreye alınması. Almanya 2011’deki Fukuşima felaketinden sonra nükleer enerjiden çıkış planını hızlandırmış ve 2022’de tüm santrallerini kapatmayı öngörmüştü. Ancak Ukrayna kriziyle birlikte aktif olan üç reaktörün kapanma tarihinin ertelenmesi gündemde.

Nükleer enerji konusunda Almanya ve AB’de ayrışmalar söz konusu ancak hemfikir olunan bir diğer başlık, Ukrayna krizinin tetiklediği enerji kaygılarının iklim krizine dönük önlemlerin önüne geçmesini engellemek ve yenilenebilir enerji başta olmak üzere alternatif kaynaklara yönelmek. 

Almanya’da rüzgâr ve solar (güneş) başta olmak üzere yenilenebilir enerji kapasitesi gelişmiş durumda. Genel anlamda da AB’nin elektrik ihtiyacının yüzde 30’a yakını yenilenebilir enerjiyle karşılanıyor olsa da 2021’de görüldüğü gibi aşırı kuraklık, rüzgârdaki istikrarsızlık ve beklenenden daha az güneşli günler beklenen verimin alınmasına engel olabiliyor. Bu da yeniden fosil yakıtlara, özellikle doğal gaza dönülmesine neden oldu. Örneğin pandemi sonrasında küresel ekonomideki talep artışına, kuraklık, sel, aşırı soğuk veya sıcak gibi aşırı mevsim olaylarının eklenmesi, küresel anlamda doğal gaza olan talebi artırdı. Bu da AB’de doğal gaz fiyatlarının 1000 dolar üzerine çıkmasıyla darboğaza dönüştü. Özellikle LNG odaklı spot piyasada gaz bulmak için alıcıların bazen 1500 doları gözden çıkarması gerekti.

Yenilenebilir kaynaklarda yaşanan sıkıntılara LNG piyasasındaki oynaklık eklendiğinde AB’nin bir ayağının daha istikrarlı arzın olduğu ve fiyatların göreli olarak makul kaldığı boru hatlarına yönelmesi enerji güvenliği açısından elzem görünüyor. İşte bu noktada Türkiye’yi de içeren iki alternatif gündeme geliyor.

AB’ye Rusya dışında boru hatlarıyla gaz ulaştıran üç önemli aktör var: Norveç, Cezayir ve Azerbaycan. Norveç ve Cezayir'e göre Azerbaycan’ın payı düşük. Azerbaycan gazını Avrupa’ya ulaştıran tek boru hattı olan ve Türkiye üzerinden geçen kısmı kısaca TANAP diye adlandırılan hattan Avrupa’ya yıllık 10 milyar metreküp gaz aktarılıyor, Türkiye de bu hattan 6 milyar metreküp gaz alıyor. Azerbaycan son yıllarda üretiminde yaşanan artış doğrultusunda Avrupa’ya daha fazla gaz aktarmak istediğini zaten ifade etmişti.

Buna ek olarak Türkmen gazını önce Azerbaycan’a ardından Türkiye’ye ve Avrupa’ya taşıyacak yeni bir hat inşası ya da var olan hattın genişletilmesi de bir diğer ihtimal. Ancak bu noktada yıllık 62 milyar metreküp gaz üreten Türkmenistan’ın üretim kapasitesini artırması gerekiyor çünkü Türkmenistan ürettiği gazın yarısını kendisi tüketiyor, yarısını da Çin’e satıyor.

İkinci akla yatkın alternatif İsrail gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması. İsrail, 2020 yılı sonu itibarıyla 600 milyar metreküp kanıtlanmış gaz rezervine sahip. Bu İsrail’in iç tüketim ihtiyaçlarının çok üzerinde bir miktar. İsrail gazının Avrupa’ya taşınması son olarak East-Med projesiyle gündeme gelmiş ancak proje ocak ayında maliyeti nedeniyle rafa kalkmıştı. Projenin maliyetinin azaltılmasında Türkiye önemli bir güzergâh. Değişen koşullar, İsrail gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya aktarılması ihtimalini güçlendirebilir.

Hâlihazırda Avrupa ve Türkiye’ye LNG satışı yapan Mısır’ın sahalarının da İsrail gazına eklenmesi akla yatkın görünüyor. Mısır ile İsrail arasında doğal gaz alışverişi zaten var. Mısır ile AB arasındaki LNG görüşmeleri de sürüyor. Türkiye, İsrail, Mısır ve AB bu konuda uzlaşırsa East-Med’in 10 milyar metreküp olarak görünen kapasitesinin üzerinde bir gaz miktarı İsrail-Türkiye hattı üzerinden AB’ye iletilebilir. Ancak olası boru hattının Güney Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye ulaşması gerekiyor. Ankara ile Güney Kıbrıs ve Yunanistan arasında son yıllarda tırmanan münhasır ekonomik bölge ve hidrokarbon kaynaklarının paylaşımı anlaşmazlıklarının Kıbrıs sorununu daha da karmaşıklaştırdığı bir ortamda böylesi bir proje büyük diplomatik açılımlar gerektiriyor. 

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Türkiye’nin Orta Doğu ülkeleriyle ilişkilerini onarma sürecine denk geldi. Türkiye bir yandan Mısır ile 2013’ten bu yana tıkanan ilişkilerini çözmeye çalışırken bir yandan da İsrail ile buzları eritiyor. Nitekim İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un 9 Mart’ta Türkiye’ye gelerek mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi bekleniyor. Enerji alanında işbirliğinin gündemin önemli bir maddesi olması bekleniyor.

Özetle Rusya’nın Avrupa enerji pazarından aşama aşama geriletilmesi, Türkiye’nin tıkanan dış politikasına can verme ve Ankara’nın konumunu pekiştirmesi açısından bir fırsat penceresi sunabilir. Türkiye’nin hem NATO üyesi hem de AB üyeliğine aday olması, transit ülke olarak onu daha güvenilir ve diyalogun kolay olduğu bir aktör hâline getiriyor. Bu da Türkiye-AB ilişkilerinin güçlenmesine, hatta Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin canlanmasına zemin yaratabilir.

Editörün Notu: Bu makalenin bazı bölümleri yayınlandıktan sonra yenilenmiştir.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial