Ana içeriğe atla

AKP’nin seçim stratejisi: Hedef muhalefeti kriminalize etmek mi?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne karşı başlatılan teftiş, AKP’nin seçim kampanyasının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. 
Turkey politics

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 12 Ocak’ta partisinin TBMM’deki grup toplantısında Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacağını teyit ederken muhalefeti de “bu ülkenin en büyük sorunu” olarak niteledi. Ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve kurmaylarını “terörle bağlantılı” ve “din düşmanı” olarak resmeden Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın muhalefeti kriminalize ederek bir seçim kampanyası yürüteceğinin yeni bir işaretini verdi.

Türkiye’de siyaseti yakından izleyenler için bu hiç de şaşırtıcı değil. Zira Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adı, Abdullah Öcalan’ın talimatıyla kurulduğu gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne (DİAYDER) yönelik iddianamede geçti. Muhalefetin favori adaylarından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da bir terör teftişinin konusu.

Söz konusu teftiş, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 9 Aralık’ta parlamentoda yaptığı konuşma üzerine başladı. Soylu, CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca terör örgütleriyle bağlantılı 500’ü aşkın kişiye iş verildiğini öne sürdü. Bu açıklamanın ardından İmamoğlu hemen İçişleri Bakanlığı’na başvurarak isim listesi istedi. Bu resmi yazıya yanıt vermeyen İçişleri Bakanlığı, 26 Aralık 2021 tarihinde resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), bağlı kuruluş ve şirketlerinde 455’i PKK, 80’i DHKP-C, 20’si MLKP, ikisi MKP, bazısı da FETÖ ile irtibatlı kişilerin işe alındığı yönünde ihbar alındığını ve bunun üzerine özel bir teftişin başladığını duyurdu.

500’ü aşkın İBB çalışanını terörist olmakla suçlayan İçişleri Bakanlığı, daha birkaç ay önce terörle mücadeledeki başarısıyla övünmüş ve bazı sayılar vermişti. CHP Parti Meclisi üyesi Müslim Sarı Al-Monitor’a yaptığı açıklamada bu çelişkilere dikkat çekerek, “İçişleri Bakanı Soylu 19 Eylül tarihinde bir açıklama yapmış ve ‘Terörle mücadele konusunda son derece başarılıyız. O kadar başarılı olduk ki yurt içindeki terörist sayısı 197’ye kadar indi. İlk defa 200’ün altına indi’ demişti. Böyle bir söyleme karşılık İBB’de 500’ün üzerinde terörist bulunduğundan söz ediliyor. Bu nasıl bir çelişki?” diye konuştu. 

Özellikle hükümete yakın basın yayın organlarında 30 kişinin isimleri ve resimleri “İBB’deki teröristler” olarak paylaşıldı. Bunların dokuzunun belediyede çalışmadığı ortaya çıkarken, kalan isimler gazeteler hakkında suç duyurusunda bulundu. 

Tüm bu kafa karışıklığı sürerken İçişleri Bakanlığı, başlattığı teftiş kapsamında İBB’ye sekiz müfettiş gönderdi. Müfettişlerden birinin daha önce AKP’den milletvekili aday adayı olan Arif Yıldırım olması dikkatleri çekti. Daha da dikkat çeken ise bu terör soruşturması için maliye müfettişlerinin gönderilmesi oldu. 

Teftişin içeriği hakkında Al-Monitor’a bilgi veren İBB CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı, müfettişlerin 2019 yerel seçimlerinden bu yana belediyenin verdiği tüm ihaleler ile işyeri ruhsatlarının listesini istediklerini belirtti ve “Bunun terör soruşturmasıyla ne alakası var?” dedi. 

En nihayetinde ise işe giriş belgelerini içeren dosya istendi. Müfettişler 14 Ocak’a kadar bu evrakları inceleyecekler. Ardından teftiş başlayacak. Balyalı, “Biz bu teftişin tamamen siyasi saiklerle başlatıldığını düşünüyoruz. Türkiye çok gördü bunları” dedi. 

Henüz bir sonuç elde edilmemiş olsa da bu teftiş Türkiye siyaseti açısından şimdiden çok su götürdü. Teftiş başlar başlamaz iktidar ortağı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli İmamoğlu’nun görevden alınmasını istedi. “Suç sabit görülürse İBB Başkanı bir saniye bile olsa makamını işgal edemez, etmemelidir” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise İmamoğlu’nu hemen suçlu ilan ederek “Terör örgütü aparatı olarak bunlar istihdam ediliyor” dedi. Hatta bir adım daha ileri giderek, 2019 yılında İstanbul ile beraber CHP’ye kaptırdığı başkent Ankara’yı da hedef aldı, “Aynısı Ankara’da yaşanıyor” diyerek teftişlerin devam edeceğinin sinyalini verdi.

T24 yazarı Yalçın Doğan’a göre bu siyasi hamlenin nedeni AKP’nin yerel seçim yenilgisinin sancısı. “Aradan üç buçuk yıl geçiyor, [AKP] yenilginin, hezimetin acısını hâlâ unutamıyor” diyor. 

Soruşturmalar zincirinin bir nedeni kuşkusuz ki rövanş isteği. Ancak genel siyasi tablo, bu özel teftişin genel seçimlere doğru AKP’nin seçim kampanyasının en önemli unsurlarından biri olacağını gösteriyor.

Siyasal iletişimci Evren Barış Yavuz bu özel teftiş için “Gelecek seçimin tarihi netleşmemiş olsa da yaklaşan ve Türkiye için çok kritik bir önem taşıyan seçim sürecinin siyasi çerçevesi örülüyor” dedi. 

Yavuz Al-Monitor’a yaptığı açıklamada şunları söyledi: “AKP ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı, CHP’nin adayı kim olursa olsun onu terörle ilişkilendirip, bunun üzerinden de milli beka ve devletin güvenliği bağlamı ile bir seçim stratejisi örecek. Seçim stratejisinin çerçevesi, güvenlik, terör ve terörle iltisaklı olmak gibi bağlamlar olacak. Siyasi iktidarın muhalefetin en önemli iktidar alanlarından biri olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni seçmesi, geçmişe yönelik hesaplaşmadan daha çok gelecek seçimlere yönelik bir stratejidir.” 

Yavuz şöyle devam etti: “Bugün kulağımıza gelen duyumlara göre İçişleri Bakanlığı’nın suç duyurusunda bulunacağı bilgisi var. Olay adliyeye de intikal ederse bu soruşturmalar hukuki birer sopaya dönüştürülecektir. Amaç buradan hukuki bir sonucun çıkması değil, ‘Belediyelerde bir şey var’ hissinin kamuoyunda uyandırılması, bu tedirginliğin sıklıkla vurgulanması ve iletişim materyali olarak kullanılmaya elverişli bir malzeme ortaya çıkarılması.” 

Erdoğan’ın son konuşmasında CHP ile HDP’yi yan yana koyarak her iki partiyi terörle bağlantılıymış göstermeye çalıştığını söyleyen Yavuz, “Cumhur İttifakı, karşısına gelecek adayın kim olduğundan çok, toplamda muhalefeti sıkıştırmaya çalışıyor. Böylece ekonomik kriz konuşulmayacak, muhalefet kendisini sürekli savunmaya çalışacak ve iktidar psikolojik bir üstünlük elde edecek” dedi. 

Gazeteci İsmet Demirdöğen de İBB’deki teftiş için “AKP ilan edilmemiş seçim takvimini resmen başlattı” değerlendirmesini yaptı. Al-Monitor’a konuşan Demirdöğen, AKP’nin tüm muhalif adayları yıpratmak için harekete geçtiğini belirterek şöyle konuştu: “AKP seçim tarihine karar verebilmek için iki ana eksen üzerinden ilerliyor. Birincisi Kürt düşmanlığı ve din sömürüsü. İkincisi ise muhalefetin olası cumhurbaşkanı adaylarını etkisiz kılma çabası. DİAYDER iddianamesinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun adı geçirildi. Böylece olası potansiyel adaylardan olan Kılıçdaroğlu’nun ismi yıpratılmaya çalışılıyor. Favori adaylardan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, terörle iltisaklı kişileri belediyelerde çalıştırma iddiasıyla yargı önüne çıkarılabilir. Erdoğan, geçen günkü konuşmasında ‘Bunlardan Ankara’da da var’ diyerek, muhalefetin cumhurbaşkanı adayı olarak adı geçen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı da oyuna dâhil etti. Bu üç potansiyel adayın önü kesilmek isteniyor, isimleri yıpratılmak isteniyor. Muhalefetin adayı henüz netleşmediği için seçim stratejisi bu isimler üzerine kuruluyor.” 

Cumhur İttifakı’nın seçim tarihini bu kampanya üzerinden belirleyeceğini belirten Demirdöğen, sözlerini şöyle sürdürdü: “AKP’nin nihai amacı CHP’li belediyelerin sosyal yardımlaşma ve dayanışma ile kat ettiği mesafeyi sıfırlamak, seçime giderken belediyeleri etkisiz kılmak ve adayları yıpratmak. Daha sonra bunlarla ilgili kamuoyu araştırması yapacaklar. Seçmen bunları satın alırsa tez zamanda seçim kararı verecekler. Ama seçmen bunu satın almazsa süreci uzatmaya oynayacaklar. Seçim tarihi buna göre belirlenecek.” 

Peki, iktidarın bu seçim stratejisine karşı CHP ne yapacak? CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, başta İmamoğlu olmak üzere muhalif aktörleri terör söylemi üzerinden saf dışı bırakma niyeti için şöyle konuştu: “Böyle bir niyetleri olabilir ama buna cesaret edemezler. Çünkü demokrasilerde asıl olan millettir, milletin oyudur. Millet de seçimlerde Ankara ve İstanbul’da iradesinin ne olduğunu gösterdi. Genel seçimlerde de gösterecek.”

Start your PRO membership today.

Join the middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial