Ana içeriğe atla

KDP ve PKK arasındaki gerilim nereye gidiyor?

Irak Kürdistanı’nda iki ayrı saldırıda altı peşmergenin ölmesi, KDP ile PKK arasındaki tansiyonu yükseltirken bölgedeki siyasi gözlemciler PKK'nın artık silahlı mücadeleye son vermesi gerektiğini söylüyor.
A Kurdish female peshmerga fighter carries her weapon while walking in the foothills of the Qandil Mountains located along the Iraq-Iran border, May 5, 2006.

DİYARBAKIR -- PKK’nın Irak Kürt bölgesine yerleştiği 1980’li yılların ortalarından bu yana başlayan KDP-PKK çekişmesinde bir kez daha silahlar patladı. Peşmerge birliklerine düzenlenen iki ayrı saldırıda altı kişi hayatını kaybetti. Irak Kürdistanı yetkilileri saldırılardan PKK’yı sorumlu tutarken en büyük endişe Kürtler arasında yeni bir kardeş kavgasının başlaması.

Irak Kürtleri statüye sahip olmadan yıllar önce PKK, Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP) denetimindeki bölgelere yerleşmeye başladı. 1980’lerin ortasında ilk kamplarını kuran PKK, o günlerden beri Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarının hedefi hâlinde. 

1990’lara kadar Saddam yönetimiyle varılan anlaşmalar uyarınca operasyon yapan Türkiye, bölgenin Kürtlerin denetimine geçmesinin ardından Kürt örgütlerinin, özellikle de KDP’nin desteğine ihtiyaç duydu. 1990’lı yıllarda KDP’nin Türkiye’ye verdiği destek, bugün yaşanan gerilimlerin de tohumunu attı. KDP güçlerinin Türk askeriyle birlikte zaman zaman operasyonlara katılması, taraflar arasındaki gerilimleri silahlı çatışmaya kadar götürdü. Kürtlerin “brakuji” yani kardeş kavgası olarak nitelediği çatışmalarda her iki taraftan yüzlerce kişi öldü.

Alan hâkimiyetini PKK’ya kaptırmak istemeyen KDP, Türkiye’nin bölgeye düzenlediği operasyonlara halkın zarar gördüğü gerekçesiyle tepkiliydi. Tepkilerin odağında operasyona gerekçe gösterilen PKK var. Karşılıklı suçlamalar, silahlı çatışmaların başladığı 1990’lı yıllardan günümüze kadar devam etti. Ancak KDP lideri Mesut Barzani 2000’lerin başında kamuoyunun önünde “Ahtım var, bir daha brakuji yaşamayacağız” sözünü verdi. Bu söz silahlı çatışmaları durdursa da gerilimi düşürmedi. Türkiye’nin her sınır ötesi operasyonu tartışmaları alevlendirdi.

Kürt sorununa çözüm arandığı sürecin bittiği 2015 yılından bu yana Türkiye siyasetine hâkim olan güvenlik eksenli politikalar, PKK’yı bölgede hareket edemez hâle getirdi. PKK’nın Türkiye’deki askeri gücü önemli oranda geriletildi. Türkiye bununla da kalmadı, PKK’yı sınırdan uzak tutmak için Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki operasyonlarına hız verdi. Türk ordusu örgütü güneye doğru sürdükçe KDP-PKK kavgası da hız kazandı. 

2020 Mart ayında Kürt yönetiminin Zine Werte bölgesine asker konuşlandırmak istemesi son yılların en gerilimli döneminin kapısını araladı. PKK Kürt yönetimine silahlı güçlerini çekme çağrısı yaptı. Çağrı yanıtsız kalınca PKK bölgeye üs kurdu. Türkiye hava operasyonuyla bu üssü hedef alınca taraflar yeniden birbirlerine parmak sallamaya başladı. Görünürde tartışma PKK ve Kürt yönetimi arasında olsa da aslında tüm söylenenlerin muhatabı KDP. 

Zine Werte ile başlayan yeni süreç 5 Haziran’da Duhok’un Amediye kasabasında yaşanan saldırı ile yeni bir aşamaya geldi. Bir peşmerge birliğinin hedef alındığı saldırıda beş kişi hayatını kaybetti. Kürt hükümetinin yetkilileri saldırıdan PKK’yı sorumlu tuttu. PKK ise saldırı ile ilgilerinin bulunmadığını söyledi. PKK’nın iddiası askeri birliğin kendi denetimlerindeki bölgeye izinsiz girdiği ve uyarı amacıyla sadece havaya ateş açıldığı yönünde. Açıklamada, “Önceden döşenmiş bir mayının mı patladığı, yoksa bir hava saldırısı mı olduğu tespit edilememiştir” ifadesi yer aldı. Kürt yönetimi ise bölge halkını korumak ve PKK’yı sivil alanlardan uzak tutmak adına uzun zamandır bölgede kontrolü sağlamaya çalışıyor. 

Amediye saldırısıyla ilgili karşılıklı suçlamalar sürerken, bir saldırı haberi de Türkiye sınırındaki Zaho kasabasından geldi. Derkar beldesinde görevli birliğe 8 Haziran’da düzenlenen saldırıda bir peşmerge hayatını kaybetti. Kasaba müdürü Edib Cafer, Anadolu Ajansı’na peşmergenin PKK’lı keskin nişancılar tarafından öldürüldüğünü söyledi.

Kürtlerin en büyük endişesi, yıllardır silahlı çatışmaya girmekten kaçınan taraflar arasında bir kez daha kardeş kavgası yaşanması. Peki yaşanır mı? Al-Monitor bu sorunun yanıtını Irak Kürt bölgesinde yaşayan siyasi gözlemcilere sordu. Erbil’de yaşayan yazar Sartip Cewher’e göre Türkiye KDP’yi operasyonlarına dâhil etmek için baskı yapıyor. Cewher iki tarafın da kardeş kavgası istemediğine vurgu yaparak, “Hem PKK hem KDP kardeş kavgası istemiyor. KDP kardeş kavgası olmaması için kendi içinde büyük baskı altında. PKK de hem Türkiye hem Kürt hükümeti cephelerinde birden savaşmak istemiyor” dedi.

Amediye saldırısının failinin kesin olarak bilinmediğini savunan Cewher, bu olayla ilgili tarafsız bir soruşturma yapılması çağrısı yaptı. Taraflar arasındaki sorunun çözümü için diyalog önerisinde bulunan Cewher, bütün Kürt partilerinin soruna birlikte çözüm bulmaları gerektiğini söyledi. PKK’nın çözüme zorlanması gerektiğini savunan Cewher şöyle konuştu: “Bu tartışmalara PKK'nin de katılması gerekiyor. Kürdistani partiler bir araya gelip PKK’yi çözüme zorlamalıdır. Güneyde (Irak Kürdistanı) şöyle bir görüş var: Hem PKK hem Türk askeri buraya izinsiz geldi. Her iki tarafın da sorunu kendi tarafında çözmesi gerekiyor. Bizi bırakmaları gerekiyor.”

Yıllardır taraflar arasındaki tartışmaları yakından izleyen siyasi gözlemci Mustafa Ari Shafik PKK’nın faaliyetlerinin bölgeye zarar verdiğini söyledi. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Shafik, PKK’nın silahlı güçlerini bölgeden uzaklaştırması gerektiğini savunuyor. 

Shafik’in değerlendirmesi şöyle: “Bu savaş Kürt hükümetinin, Güney Kürdistan'ın savaşı değil. Güney Kürdistan'a faydası olmayan bu savaşın buradan uzaklaştırılması herkese yararlı olur. Hem Türk devleti hem de PKK için burası savaş sahası değil. Türk devleti kendi güvenliğini kendi sınırlarında, kendi topraklarında sağlamalı. PKK Kürt halkının savaşı olduğunu iddia ediyorsa, Kürt sorununu bu yolla çözmeye çalışıyorsa savaşı çıktığı topraklara götürmelidir. Ancak yıllar sonra görüyoruz ki savaşı Güney Kürdistan topraklarına getirdi ve halkımıza zarar veriyor. Kürdistan hükümeti bu savaşın önünü almaya çalıştığı ya da halkının güvenliğini sağlamaya çalıştığı zaman ara ara PKK ile çatışmalar çıkıyor. Güney Kürdistan’ın güvenliği Güney Kürdistan hükümetinin görevidir. Eğer PKK Güney Kürdistan’ın statüsünü tanıyor ve saygı gösteriyorsa o zaman görevlerini yerine getirmesine engel çıkartmamalı.” 

Mevcut uluslararası ve bölgesel durumda örgütün silahlı mücadelesinin hem Irak hem Suriye Kürtlerine zarar verdiğini vurgulayan Shafik, Kürtler arasında kardeş kavgasının çıkacağına ihtimal vermiyor. PKK’nın Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki sorunları çözmek yerine çözüm önünde engel çıkarttığını ifade eden Shafik, “Yardımcı, destek ya da çözümü öngören bir siyaset yürütmüyorlar. Askeri olarak da güçlü bir savunma yaptığını söyleyemeyiz. 1984'ten beri içinde bulunduğu Hakurk, Haftanin, Zap bölgesini Türkiye'ye teslim etti. PKK burada çaresizlik içinde bir yaşam sürdürüyor. Hem kendisi için hem de bölge yönetimi için çaresiz” şeklinde konuştu. 

Sorunun nihai çözümü için PKK’nın silahlı mücadeleden çok siyasal çözüme ağırlık vermesi gerektiğine işaret eden Shafik, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eskiden buranın imkânlarından faydalanıp kuzeyde (Türkiye) silahlı mücadele yapıyordu ama bugün kuzeyde silahlı mücadele durdu, burada devam ediyor. Siyasi çalışma yapmak istiyorsa Kürt hükümetinin ve Irak hükümetinin çizeceği perspektif çerçevesinde siyasi çalışmalar yapabilir. Eğer bu söylemlerinde samimiyse Kürtlerin kanının dökülmesini istemiyorsa sadece kendi görüşünü esas almamalıdır. Güney ve batıdaki (Suriye) savaş pozisyonundan geri adım atmalıdır. Kendi siyasi çalışmalarını savunabilir ama silahlı güç bulundurma hem bölge hükümeti hem de halk için zararlıdır, diğer güçlere, çevre devletlerin saldırılarına zemin sunuyor.”

PKK’nın silah bırakması çağrısı birçok kesim tarafından dile getiriliyor. Fakat bunun yönteminin nasıl olacağı konusunda kimsenin fikri yok. 

Yaşanan gerilim sadece iki örgütü değil, taraftarlarını da karşı karşıya getirdi. Türkiye Kürtlerinin PKK’ya sempati duyan kesimi yıllar içinde KDP ve Barzanilere adeta düşman oldu. Kürtlerin bölge ülkeleriyle yaşadıkları sorunların üstüne, PKK-KDP çekişmesiyle ifade edilen, Kürt’ün Kürt’le sorunu da eklendi. Kürtler arası kavga şimdilik sadece sosyal medya üzerinden sürüyor. Herkesin umudu kavganın burada kalması.

More from Mahmut Bozarslan