Ana içeriğe atla

İşsizlik mızrağı kamuflajı deldi

TÜİK’in işsizlik verilerinde uyguladığı yeni yöntem bugüne kadar açıklanan oranların gerçek işsizliğin ancak yüzde 40’ını yansıttığını gösteriyor.
GettyImages-1231335154.jpg

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ülkenin en çok tartışılan konularından işsizlik istatistiklerinde yöntem değişikliğine gidince işsiz sayısının yüzde 60 oranında kamufle edildiği de itiraf edilmiş oldu. 

Öteden beri “dar tanımlı işsizlik” verilerini kamuoyuna paylaşmakla yetinen TÜİK, özellikle pandemi aylarında hem istihdamın hem işsizliğin azalışı gibi absürt, izahı zor sonuçlar ortaya çıkınca "iş aramadığı için işsiz saymadığı" atıl işgücünü de dikkate alan "geniş tanımlı işsizlik" oranını da açıklamak zorunda kaldı. 

Avrupa Birliği (AB) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normlarına uyum gerekçesiyle yapılan bu yöntem değişikliği, bugüne kadar gerçek işsizliğin yüzde 60 oranında kamufle edildiğini de ortaya çıkardı. TÜİK'in dar tanımlı olarak Ocak 2021 için yüzde 13,4 olarak açıkladığı işsizlik oranının, geniş tanımlı versiyonunun yüzde 30'u aştığı yine TÜİK tarafından kamuoyuna duyuruldu. Bu, 3,8 milyon iş arayan (dar tanımlı işsiz) sayısının gerçekte 10,7 milyon olması ve yaklaşık 7 milyon işsizin kamuflajı demek. Yüzde 30'u bulan geniş tanımlı işsizlik -- TÜİK, atıl işgücü tanımını tercih ediyor -- kadınlar arasında yüzde 37'yi aşan boyutlarda. 

Birleşmiş Milletler’in çalışma düzlemi ile ilgili uzman kuruluşu ILO, 1998 ve 2008 yıllarında çıkardığı kararları 2013 yılında 19’ncu Çalışma İstatistikçileri Konferansı’nda güncelliyor, mevcut işsizlik oranının tek başına işgücü piyasasını ölçmede yeterli olmaması nedeniyle alternatif göstergeler üretilmesini üye ülkelere tavsiye ediyordu. Bu kararın en güncel olanı 2013 yılına ait olmasına karşın, TÜİK bu uygulamaya 2020 sonuna kadar geçmedi ve nihayet 2021 Ocak ayı işgücü anketinde farklı bir soru kağıdı kullanarak Ocak 2021 işgücü-istihdam-işsizlik bülteninde ilk kez farklı bilgiler paylaşmaya başladı. 

TÜİK’i “dar tanımlı işsizlik” açıklamasından çıkıp “geniş tanımlı işsizlik” verisi üretmeye zorlayan, bizzat işsizlik mızrağı gerçeğinin dar bir çuvala sığmaması, çuvalı yırtmasıdır. Özellikle pandemi yılında büyük patlama gösteren işsizliğin dar tanımlısı gerçekliğin çok sınırlı bir kısmını tarif ediyor. Dar tanımlı işsiz şöyle tarif ediliyor: “Referans dönemi içinde istihdam hâlinde olmayan kişilerden iş aramak için son dört hafta içinde aktif iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan kurumsal olmayan çalışma çağındaki tüm kişiler işsiz nüfusa dâhildir.” 

TÜİK’in bu tanıma bağlı kalıp iş aramayanları işsiz saymaması ortaya çarpık görüntüler çıkardı. Özellikle pandemi yılında iş bulma umudunu yitirmiş olanlar ve/veya pandemi nedeniyle iş aramak için dışarı çıkmayan ama iş olursa çalışabileceğini ifade edenlerin sayısı “resmi işsizlerin” üstüne çıktı. Örneğin Ağustos 2020’de dar tanımlı işsiz sayısı, yani TÜİK e göre iş arayan işsiz sayısı 4,1 milyona yakınken, iş aramadığı için işsiz saymadıkları da aynı sayıya ulaşmıştı. Eylül ayında iş aramayan işsizler, iş arayanları 236 bin geçti. Kasım ayına gelindiğinde “işsiz sayılmayanlar” 4,8 milyon ile “resmi işsizleri” neredeyse 1 milyon geçti. 

ILO, gerçek işsiz sayısına ulaşmak için “sayılmayan” işsizlere “eksik istihdamda” olanların da eklenmesi gerektiğini belirtiyor. Kim onlar? Tarif şöyle: “İstihdamda olan, esas işinde ve diğer işinde/işlerinde fiili olarak 40 saatten daha az süre çalışmış olup, daha fazla süre çalışmak istediğini belirten ve mümkün olduğu takdirde daha fazla çalışmaya başlayabilecek olan kişiler.” 

Bunların sayısı da 27 milyonluk istihdamın içinde 2020 başında 600 bin dolayında iken 2020 sonuna doğru 1,5 milyona yaklaşmıştı. Böylece gerçek işsiz sayısını bulmak için iş aramayan işsizlere eksik istihdam edilenleri eklemek gerekiyordu. Bu yapıldığında, örneğin Kasım 2020’de 4 milyona ancak yaklaşan resmi işsiz sayısı, işsiz sayılmayanlar ve eksik istihdamdakilerin katılmasıyla 10,2 milyona çıkıyordu. Arada 6,2 milyon fark vardı. Resmi işsizlik yüzde 13 dolayında görünürken gerçeği yüzde 29’a yakındı. Ortada 16 puanlık bir kamuflaj olduğu net biçimde ortada. Bu çarpıklık, bir anlamda toplumu belirli bir gerçekliği öğrenmekten mahrum etmek anlamına geliyordu. 

Aralarında Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) araştırma dairesi ve bağımsız iktisatçıların olduğu birçok kuruluş ve kişi, bu çarpıklığa daha yüksek sesle parmak bastılar. TÜİK gözle görülenin çok altında kalan “resmi işsizliği” takdimde ısrar etmesi hâlinde daha çok prestij kaybedeceğini anlamış olacak ki yeni bir uygulamaya geçtiğini şöyle duyurdu: “Hanehalkı İşgücü Araştırması'nda 2021 Ocak ayından itibaren, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ile eş zamanlı olarak; Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 19. Çalışma İstatistikçileri Konferansı (ICLS) kararlarına ve ilgili AB tüzüğüne uyum sağlamak amacıyla yeni düzenlemelere geçilmiştir. 19. ICLS ile birlikte işgücü piyasasındaki gelişmeleri daha iyi takip edebilmek amacıyla, istihdam ve işsizliğe ek olarak tamamlayıcı göstergeler tanımlanmıştır. AB İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından yayımlanmakta olan bu tamamlayıcı göstergelere bültende yer verilmeye başlanmıştır.”

TÜİK, 10 Mart’ta açıkladığı Ocak 2021 işsizlik verilerini yeni tanımlarla yaptı. Buna göre Ocak 2021’de mevsimsel etkilerden arındırılmamış dar tanımlı, geleneksel işsizlik yüzde 13,4 olarak açıklandı ve işsiz sayısı 3 milyon 861’e inmişti! Ancak umudunu yitirdiği için ya da başka nedenlerle iş aramamış olan çalışmaya hazır işsizler ve eksik istihdamla iğreti çalışanlar da katılınca bulunan işsizlik oranı “atıl işgücü” olarak yüzde 30,2 şeklinde açıklandı (mevsimsel etkilerden arındırılmamış). Aradaki fark 17 puana yakın. 

“Atıl işgücü” oranından yola çıkarak işsizler, eksik istihdamdakiler ve umutsuzların toplamından oluşan ve daha önce “geniş işsizlik” ya da “gerçek işsizlik” gibi ifadelerle anlatılan gerçek işsiz sayısı bulunabiliyor.

TÜİK’in verdiği oranlardan yararlanarak gerçek işsiz sayısının 10 milyon 734 bin kişi olduğu hesaplanabiliyor. Bu, dar tanımlı 3,8 milyon işsiz sayısından neredeyse 7 milyon fazla bir işsiz sayısı. Başka bir ifade ile resmi olarak gösterilen işsizlik, gerçek olanın ancak yüzde 40’ı. Yani işsizlik fotoğrafının yüzde 60’ı kamufle edilegelmiş bugüne kadar. 

İlginç olan, “geniş tanımlı işsizlik” Türkiye’de ancak Ocak 2021’de kamuoyuna duyurulurken, Avrupa İstatistik Ofisi’nde 2018 başından beri resmi veriler arasında. Örneğin 2018 ilk çeyreğinde Türkiye’nin geniş tanımlı işsizliği yüzde 15,3 olarak yer alıyor ve 2020 yılı üçüncü çeyreğinde yüzde 24,4’e kadar çıkmış. Aynı kaynaktan Yunanistan, İspanya ve İtalya’nın da benzer işsizlik oranlarına sahip oldukları anlaşılıyor.

More from Mustafa Sonmez

Recommended Articles