Ana içeriğe atla

ABD’nin Suriye’den çekilmesi Irak sınırındaki İran etkisini artıracak mı?

Irak’ın Suriye sınırındaki Anbar vilayeti, sınırının Suriye tarafındaki bölgelerin İslam Devleti’nden temizlenmesi ve ABD’nin Suriye’den çekilme kararının ardından İran nüfuzunun artması, işsizlik ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
GettyImages-1060720004.jpg

KAİM, Irak — Suriye’deki ABD destekli savaşçıların, uzun zamandır kuşatma altında olan Hecin bölgesine girmesinden sonra doğudaki küçük alanların halen İslam Devleti’nin (İD) elinde olması pek önemli sayılmıyor. Sınırın öte yanındaki Irak’ın Anbar vilayeti ise son gelişmelerle iyice cesaretlenen İran yanlısı gruplarla karşı karşıya.

ABD’nin 19 Aralık’ta sürpriz bir kararla doğu Suriye’deki yaklaşık 2 bin askerini çekeceğini açıklaması sınır bölgesindeki İran destekli silahlı grupların etkinliklerini daha da artıracağı yönünde güçlü beklenti yaratıyor.

Fırat’ın doğusunda İD kontrolünde bulunan Hecin’in büyük bölümü, uluslararası koalisyonun desteklediği Kürt önderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından aralık ayında ele geçirildi. Ancak Al-Monitor’a bilgi veren yerel kaynaklara göre kasabanın yakınlarındaki bazı köyler ve yöreler halen İD kontrolünde.

Başkan Donald Trump'ın çekilme açıklamasından sonra SDG’nin İran destekli Suriye hükümetiyle görüştüğü ve tutsak ettiği bini aşkın İD savaşçısını serbest bırakmayı düşündüğü iddia edildi. Kürt önderliğindeki SDG, Suriye’deki diğer muhalif gruplar tarafından rejimle iş birliği yapmakla suçlanıyor.

Hecin ve Deyrizor ağırlıkla Sünni Arap nüfusa sahip ama ABD uzun zamandır yerel muhalif savaşçıları değil daha kuzeyden gelen Kürt önderliğindeki savaşçıları desteklemeyi tercih ediyor.

Bu arada Kaim’in güneyindeki çöllük bölgede Irak’la Suriye arasında uyuşturucu kaçakçılığı yapıldığı ve buradan elde edilen gelirin muhtemelen sınırın her iki tarafındaki silahlı grupların kasalarını doldurduğu yönündeki haberler dikkatlerden kaçmamalı.

Suriye’nin Deyrizor bölgesine komşu olan Irak’ın Sünni ağırlıklı Anbar vilayetindeki Kaim-Rutba yolu, bölgenin yerlisi olmayan Şii Halk Seferberlik Birlikleri’nin (HSB) kontrolünde. Bu grupların içinde, ABD tarafından terör örgütü sayılan ama uzun zamandır Irak’ta İD’le mücadelede aktif yer alan, aynı zamanda Suriye rejiminin yanında savaşan Kataib Hizbullah’ın ağırlıkta olduğu söyleniyor. Örgüt gizliliğe önem verse de İran’la bağlantılı olduğu ve sınırın her iki tarafında savaşçısı olduğu biliniyor.

Al-Monitor’un Anbar’daki güvenlik yetkililerinden aldığı bilgiye göre “Irak’ın en ücra kasabası” diye anılan çöldeki Rutba kasabası, sınırdaki uyuşturucu kaçakçılığının merkezi konumunda. Captagon isimli amfetamin hapının bu yasadışı ticarette önemli bir yer tuttuğu düşünülüyor.

Uluslararası bir otoyolun üzerinde yer alan Rutba, Ürdün ve Suudi Arabistan sınırlarına yaklaşık 110 kilometre, Anbar’ın baş şehri Ramadi’ye ise 300 kilometre mesafede.

ABD’nin askerlerini Suriye’den çekme kararının, Rutba’nın batısında Deyrizor’daki sınır kapısı yakınlarında bulunan El Tanf üssündeki küçük Amerikan birliğini de etkilemesi bekleniyor.

Deyrizor’da Özgür Suriye Ordusu bünyesinde faaliyet gösteren Magavir El Savra grubu mayıs ayında bu bölgede 300 bin Captagon hapı ele geçirmişti. Suriye ordusundan ayrılmış bir subay olan grup komutanı Mohaned El Talâ Al-Monitor’a yaptığı açıklamada bir Iraklı ve bir Suriyeli kaçakçının, tahmini değeri 1,4 milyon dolar olan yasadışı maddeyle yakalandığını belirtti.

Son yıllarda basına yansıyan haberlere göre bölgede artış gösteren Captagon üretimi ve dağıtımının arkasında Lübnan’ın İran yanlısı Şii Hizbullah milisleri ve bunların müttefikleri var.

Bu kârlı ticaretten sağlanan gelir, silah satın almak, savaşçıların maaşlarını ödemek için kullanılıyor olabilir.

Bu arada, Kaim-Rutba yolunu kontrol eden Şii HSB gruplarının, batı Anbar’daki Badiye ve Cezire bölgesi komutanı Tümgeneral Kasım El Muhammedi dâhil kıdemli askeri yetkilileri bile Kaim-Rutba yoluna yaklaştırmadığı anlatılıyor.

Kimliklerinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan güvenlik yetkililerinin verdiği ya da teyit ettiği bilgilere göre geçtiğimiz aylarda yaşanan olayda tümgeneralin güneye doğru seyreden aracı, Kaim yakınlarındaki bir kontrol noktasında durdurularak geri çevrilmiş.

Olağan izahat “güvenlik gerekçeleri” olsa da Al-Monitor’a konuşan yetkililerin algısı, batı Anbar’daki askeri komutanın Kataib Hizbullah dâhil bölge dışından gelen HSB gruplarından çok daha etkisiz olduğu yönünde.

Al-Monitor’a konuşan yerel güvenlik yetkililerinin iddiasına göre Kaim’in güneyindeki Akkaz gaz sahasında ekimde meydana gelen iki saldırının arkasında da bölge dışından gelen HSB grupları var. Saldırılar, bu grupların gaz sahasını orduya devretmesinden kısa süre sonra yaşanmıştı.

Batı Anbar’daki HSB komutanı Kasım Müslih ise Al-Monitor’a 11 Ekim’de verdiği mülâkatta sorunların ordunun zayıflığından kaynaklandığını savunmuştu.

HSB bünyesinde yerel Sünni bir grup olan Âli El Fırat Tugayı’nın komutanı Albay Musa Hamad El Karbuli, Al-Monitor’a Kaim’deki karargâhında verdiği mülâkatta bölge dışından gelen İran bağlantılı Şii HSB gruplarından bahsederken, “Bu Irak hükümetini aşar. Hükümet bunları kontrol edemez.” ifadesini kullandı.

Âli El Fırat Tugayı, kentte güvenliğin sağlanmasında Irak ordusuyla yakın çalışıyor ve Kaim’in içinden geçen Fırat Nehri’nin kuzeyindeki çöllük bölgede ordunun operasyonlarına destek oluyor. Karbuli, İD’in yükselişine yol açan temel sebepler çözümsüz kalırsa örgütün yeniden canlanmasını olası görüyor.

Aralık ortalarında, Kaim sokaklarında alışveriş yapan kadınların, oyun oynayan çocukların daha önceki aylara göre sayıca arttığı gözlemleniyordu. Emniyetli görünse de bir yıl önce İD’den kurtarılan kentin hâlâ elektrikten yoksun olması ve işsizliğin vahim boyutlara ulaşması çözüm bulunmadığı takdirde ciddi riskler oluşturabilir.

Kent sakinlerinin Al-Monitor’a aktardığına göre komuta zincirindeki muğlaklık ve kentte çeşitli güvenlik birimlerinin çoğalması da kargaşa yaratmaya devam ediyor.

Pek çok kişi İD hücrelerinin strateji gereği “uykuya geçtiğini” söylüyor. Bu arada, medyanın ilgisini pek çekmese de uluslararası koalisyon İD’in çöldeki lojistik üslerini vurmaya devam ediyor.

Yabancı savaşçı kademeleri büyük ölçüde yok edilen, ele geçirdiği toprakları kaybeden ve destek tabanı aşınan İD, uzmanlara göre hâlâ belli bir canlanma potansiyeline sahip. Pentagon’un ağustos tarihli raporunda Suriye’de halen faal olan İD savaşçılarının sayısı 13 bin 100 ilâ 14 bin 500 arasında tahmin ediliyor.

Doğu Suriye’deki son jeopolitik değişiklikler, İran yanlısı grupların burada daha fazla kontrol sağlamasını olası kılıyor. İD gibi terör örgütlerinin ve isyancı grupların yeniden toparlanma ve yerelden destek kazanma potansiyelinin bundan nasıl etkileneceği ise belirsiz.

More from Shelly Kittleson

Recommended Articles