Ana içeriğe atla

Suudi-Hamas ilişkileri topyekûn kopuşun eşiğinde

Suudi Arabistan Hamas’ın başlıca mali destekçilerinden biri olan Katar’la ilişkilerini keserken Hamas’la Suudi Arabistan arasında da ciddi bir gerilim gözlemleniyor. Bu gerilim önümüzdeki günlerde daha da tırmanabilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Osama_Hamdan.jpg

RAMALLAH, Batı Şeria — İlişkileri zaten durma noktasına gelen Hamas ve Suudi Arabistan arasındaki gerilim, Hamas’ın en önemli Arap müttefiki olan Katar’la Suudiler arasındaki krizle birlikte daha da artacak gibi görünüyor.

Hamas dış ilişkiler sorumlusu Usame Hamdan 31 Mayıs’ta verdiği televizyon mülakatında “Suudi Arabistan’la ilişkilerimiz şu an durmuş vaziyette.” demişti. Suudi Arabistan’ın 2002’de Beyrut’taki Arap Birliği zirvesinde ortaya koyduğu Arap Barış Girişimi’ne Hamas karşı çıkıyor. Hamdan, bu konuya atfen Hamas’ın “Filistin’i bir bütün olarak kurtarmayı amaçladığını” belirtti. Arap Barış Girişimi’nde Filistin devletinin 1967 sınırları temelinde kurulması karşılığında Arap devletlerinin İsrail’i tanıması ve ilişkileri normalleştirmesi öneriliyor. Hamas ise söz konusu sınırları kesinlikle kabul etmiyor.

Suudi Arabistan Katar’la ilişkilerini kesip Katar’ın Hamas’a desteğini kesmesini talep edince Hamas bu talebi kınadı ancak Körfez’deki krize ilişkin sessiz kaldı.

Suudi Arabistan’ın Hamas’a tavır alması sırf barış girişiminin reddinden kaynaklanmıyor. Hamas’ın aynı zamanda Suudi Arabistan’ın terörist örgüt saydığı Müslüman Kardeşler’le bağları olduğu biliniyor. Dahası Hamas’ın Lübnan Hizbullahı’yla ilişkileri de zaman içinde ısındı. Aynı şey Suudi Arabistan’ın düşman olarak gördüğü İran’la ilişkiler için de geçerli.

Suudi Aşark El Evsat gazetesi bu ilişkiler hakkında 30 Mayıs’ta şöyle yazdı: “Hamas yetkilileri Beyrut’ta İran Devrim Muhafızları ve Hizbullah liderleriyle yoğun görüşmeler yaptılar. Bu görüşmelerde ilişkileri canlandırma kararı alındı. İran Hamas’a mali desteği sürdürme sözü verdi. Nitekim Hamas Siyasi Bürosu’nun yeni başkanı İsmail Haniye ilk fırsatta İran’a gidecek.”

Hamdan da bahsi geçen televizyon mülakatında Hamas-İran yakınlaşmasını gizlememiş ve şöyle demişti: “Hamas’ın İran’la ilişkileri kesilmemiştir. Geçmişte bazı gerginlikler yaşanmış olsa da ilişkilerimiz son iki yıldır düzelme yolunda.” Hamdan ayrıca üç ay önce İran’a gittiğini belirtti. Bu ziyaret önceden duyurulmamış ve basına açıklanmamıştı. 8 Haziran’da ise Hamdan belli bir tarih vermeden Haniye başkanlığında bir heyetin yakında İran’a gideceğini açıkladı.

Hamas-Suudi ilişkilerinde 2015’te küçük bir ilerleme olmuştu. Kral Selman Bin Abdülaziz El Suud’un tahta çıktığı günlerde dönemin Siyasi Büro Şefi Halid Meşal başkanlığındaki Hamas heyeti 15 Temmuz 2015’te Suudi Arabistan’a gitmişti. Ziyaret ilişkilerin kopma noktasına geldiği bir dönemin ardından gerçekleşti. Gerilimin sebebi ise Filistin’de birliği sağlamayı amaçlayan ve Suudi Arabistan’ın aracı olduğu Mekke Anlaşması’nın Hamas’la El Fetih arasında uzlaşıyı sağlayamamış olması ve bundan Hamas’ın sorumlu tutulmasıydı. Ziyaret sırasında Filistin’deki uzlaşı çabaları, Hamas-Suudi ilişkileri ve Filistin’deki siyasi durum konuşuldu.

Körfez’deki kriz Hamas-Suudi ilişkilerini iyice zorluyor ve topyekûn kopuş ihtimalini gündeme getiriyor. Suudi Dışişleri Bakanı Adil El Cubeyr, 6 Haziran’da Katar’dan Hamas’a verdiği desteği kesmesini istedi ve şöyle dedi: “Artık yeter. Katar, Hamas gibi grupları desteklemeyi bırakmalıdır.” Hamas ise ertesi gün yaptığı açıklamada bu sözlerin hem Suudi Arabistan hem de Filistin davası açısından tuhaf ve rencide edici olduğunu belirtti.

Suudi medyası Katar krizi başladığından beri Hamas’a saldırıyor. Cidde merkezli Orta Doğu Stratejik ve Hukuki Çalışmalar Merkezi Başkanı Abdül Hâkim El Hamid, 5 Haziran’da İsrail’in Kanal 2 televizyonuna çıktı ve hem Hamas’a hem de İslami Cihat’a yüklendi.

Kimliğinin gizli kalmasıyla Al-Monitor’a konuşan bir Hamas yöneticisi durumu şöyle değerlendirdi: “ABD Başkanı Donald Trump'ın Riyad ziyaretinin bir sonucu olarak Suudilerin Hamas’a karşı tavrının önümüzdeki dönemde sertleşmesi bekleniyor. Suudi Arabistan, Arap dünyasındaki direniş hareketlerine, İsrail’e düşman olan herkese karşı bazı Arap ülkeleriyle İsrail arasında bir ittifak kurmaya çalışıyor.”

Hamas-Suudi ilişkilerinin iyice çıkmaza girmesiyle Hamas’ın Katar’la ve İran-Hizbullah ikilisiyle ilişkilerini gözden geçirmek zorunda kalabileceği düşünülüyor. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Hamdan bu konuda şöyle diyor: “Hamas’ın dış siyaseti son derece açık olup Filistin halkının ve direniş hareketinin menfaatlerine dayalıdır. (…) Hamas bölgesel çatışmalara karışmıyor çünkü bunun Filistin davasına zarar vereceğini biliyor. Kimi Suudi yetkililerinin Hamas’a yönelik tahrikleri bizzat Suudileri rencide etmekte ve ideolojik, ahlaki ve siyasi bir sapkınlığı yansıtmaktadır. Büyük bir hata yaptıklarını ileride anlayacaklardır.”

Peki, Katar, İran veya Hizbullah’la ilişkileri kesme talebi gelirse Hamas’ın bu talepleri karşılama ihtimali nedir? Hamdan bu soruyu şöyle yanıtladı: “Hamas'ın ilişkileri kimsenin taleplerine ya da koşullarına tabi değildir. Hamas’ın kararları kendi kurumları tarafından belirlenir ve sadece Filistin halkının menfaatlerini gözetir.”

Filistin Araştırma ve Stratejik Çalışmalar Merkezi’nde (Masarat) araştırma direktörü olan Halil Şahin ise Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “Hamas Arap ülkelerine ve bilhassa Suudi Arabistan’a açılma isteğini hiçbir zaman gizlemedi ama Suudi Arabistan’ın tercihi bu yönde değil. Mevcut kriz, iki taraf arasında herhangi bir yakınlaşmayı uzun süreliğine erteleyecektir. (…) Hamas mevcut ittifaklarında değişiklik yapacak durumda değil. Katar’la ilişkilerini keserse Gazze’deki projeler ve mali destekler bakımından Katar’ın yerini tutacak bir alternatife sahip olması lazım. Dolayısıyla hiçbir şey Hamas’ı Katar’la ilişkilerini kesmeye, hatta gözden geçirmeye itemez.”

Şahin şöyle devam etti: “Suudi Arabistan’ı en çok rahatsız eden şey Hamas’ın İran’la olan güçlü ilişkileri. Bu ilişkiler Katar’la ilişkilerden çok daha önemli. Çünkü İran mali desteğini doğrudan sağlıyor. Ayrıca (silahlı) eğitimler sağlayarak, Hamas’ın askeri kaynaklarını geliştirerek askeri destek de veriyor.”

Gazze El Ezher Üniversite’nde siyaset bilimci olan İbrahim Abraş’a göre Körfez’deki kriz bölgedeki ittifak haritalarının değişmeye başladığını gösteriyor ve bu değişim Filistinlilere, özellikle de Hamas’a gölge düşürecek. Abraş, Suudilerin Hamas’a yönelik olumsuz tavrının Hamas’la İran arasındaki dikkat çekici yakınlaşmadan kaynaklandığını vurguluyor.

Sonuç olarak bazı Arap devletleri Hamas’a karşı tavır alarak İsrail’le yakınlaşma niyetlerini belli ederken Hamas’ın seçenekleri sınırlı görünüyor. Yeni seçilen Hamas yönetiminin İran ve Hizbullah’a meyilli olduğu da hesaba katılırsa bu durum Hamas’ı İran ve Hizbullah’la ilişkilerini yeniden canlandırmaya itebilir.