Ana içeriğe atla

Siyasi kavganın ortasında kalan Ezidiler ne istiyor?

Türkiye’nin Şengal’i bombalaması Ezidilerin dönüşünü etkilerken KDP-PKK çelişkisini de derinleştirdi.
RTX2KT5C.jpg

İslam Devleti’nin (İD) Ezidi yurdu Şengal’e yönelik 2014’teki ‘soykırımcı’ işgalinden sonra Türkiye’nin 25 Nisan’da gelen bombardımanı Kürt siyasal haritasındaki yarıkları büyüttü.

Türkiye’nin Şengal’in ikinci bir Kandil olmasına izin vermeyeceğine yönelik tehditkâr ve cezalandırıcı siyaseti PKK varlığından rahatsız olan Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin eline koz verdi. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile PKK arasındaki alan kavgası “PKK Şengal’i terk etmezse Türkiye’nin saldırıları devam eder ve bedelini Ezidi halkı öder” argümanına yaslandı.

Buna karşılık PKK, İD tehdidinin geçmediğini belirtip “çekil” baskısına direniyor.

Bu gerilim Ezidilere de yansıyor. Ezidi toplumu Irak’ta Baas rejiminin yıkılmasının ardından uzun süre Kürdistan’ın idari sınırlarına katılma ile özerk bir entiteye dönüşme tercihleri arasında kaldı. Yüzleri Bağdat’a dönük olanlar Araplaşmak ile suçlandı. Kürt aidiyetini öne çıkaranlar KDP ile ittifak kurarken “Evet Kürt’üz ama bizi biz yapan Ezidi kimliğimizdir” diyenler özerk bir Ezdixan modeline yoğunlaştı.

2003’teki Amerikan işgalinden sonra statüsü tartışmalı bölgelere Peşmerge yerleştiren Kürdistan hükümetinin kendi haritasında gördüğü yerlerden biri de Şengal. 2005’ten itibaren de Apo’cu fikirler Şengal’de yer edinmeye başladı. Şengal’deki yaklaşık 7 bin Peşmerge’nin 3 Ağustos 2014’te İD karşısında direnmeden çekilip Ezidileri vahşetle baş başa bırakması PKK lehine büyük bir kırılma yarattı. Peşmerge’nin düştüğü utanç verici duruma karşın PKK’nin silahlı kanadı HPG, Şengal dağında Ezidiler için savaşırken Suriye’deki Halk Savunma Birlikleri (YPG) de bir tahliye koridoru açarak binlerce kişiyi kurtardı. Bu durum, Ezidiler arasında KDP’nin zemin kaybetmesine, PKK’nin alan bulmasına yol açtı. PKK’nin Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve Şengal Kurucu Meclisi’nin oluşumuna yardımcı olması KDP’yi rahatsız ettiği gibi Türkiye’de de üç boyutlu kaygılanmaya yol açtı: Birincisi Şengal yeni bir Kandil’e dönüşüyor. İkincisi, Şengal abluka altında tutulan Rojava için yeni bir kapıya dönüşüyor. Üçüncüsü, Irak yönetimi ve İran, Türkiye’nin çıkarlarına aykırı olarak bir güç yapılanmasına izin veriyor. Nitekim, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Pers yayılmacılığı” diye çerçevelediği son kaygıyı sürekli dillendiriyor.

KDP’nin mart ayında Roj Peşmergeleri’ni Şengal’e göndermesi KDP-PKK çelişkisini daha da derinleştirdi. Türkiye’nin doğrudan hava saldırısı da tartışmaya yeni boyutlar ekledi. KDP “Bu saldırıların başlıca sebebi PKK’nin bölgedeki varlığıdır. Bu güçlerin burada kalmaya devam etmesi, saldırı ve istikrarsızlığın sürmesine neden oluyor. Bu yüzden en kısa zamanda PKK güçlerinin bölgeyi boşaltması gerekmektedir” diyerek PKK üzerindeki baskıyı artırdı.

Buna karşın Kürdistan Parlamentosu’ndaki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), Değişim Hareketi (Goran), Kürdistan İslami Birlik (Yekgirtü), Kürdistan İslami Topluluk (Komel) ve Kürdistan İslami Hareket (Bızutnewe) Türkiye’yi kınadı: “Türk ordusunu her türlü ölüm, tahribat ve gerginlikten sorumlu tutuyoruz.”

Bu bölünmüşlük Ezidilere de yansıdı. Al-Monitor’un edindiği bilgilere göre Ezidiler evvela Kürt partileri arasındaki kavgalarda taraf olmaya zorlanmaktan rahatsız. Kimse Şengal üzerinden Kürt’ün Kürt’le kavgasına razı değil. Bu kavganın, yaralarını henüz saramamış Ezidi halkına zarar vereceğini düşünenlerden bir kısmı PKK’nin çekilmesinden yana. Bunların başında Şengal Belediye Başkanı Mehma Halil geliyor. Halil şöyle diyor: “Türkiye ve PKK tarih karşısında sorumludur. Bu, Şengallileri ikinci kez göçe maruz bırakır. Bombardımanların amacı Şengal’in boşaltılmasıdır.” Bu cenahta yer alanların bir diğer endişesi de şu: Türkiye’nin saldırıya geçmesi, 2014’te İD yüzünden kaçmış olan Ezidilerin tekrar evlerine dönüş sürecini olumsuz etkiliyor.

PKK’ye minnetlerini ifade eden Ezidiler ise İD tehdidinin geçmediğini ve öz savunma güçlerinden vazgeçilemeyeceğini vurguluyor. 2014’teki felaketten sonra 3 bini aşkın Ezidi PKK’nin yardımıyla oluşan YBŞ’ye katılırken bin kadarı da KDP’ye kızgınlıklarına rağmen Peşmerge ile ortak hareket eden Haydar Şeşo’nun birliğine katılmıştı. Diasporadaki Ezidiler ise özerk bir Şengal'in (Ezdixan) inşası için tüm Ezidileri birlik olmaya çağırıyor.

10 yıl Şengal’de kaldıktan sonra Ezidi halk kahramanı Dewrêşê Evdi’yi konu alan "Evina Mêrxasekî" adlı kitabı yazan İbrahim Osman, krize dair Al-Monitor’un sorularını yanıtladı.

Osman Türkiye'nin bombardımanıyla gelişen sürecin Ezidilerin siyasal yönelimini nasıl etkilediğini şöyle anlattı: “Her defasında ihanete uğramış Ezidilerin artık hiç kimseye güveni kalmamıştır. İD’in Şengal'e saldırmasından sonra Ezidilerde kendi geleceğini belirleme düşüncesi pekişti. Farklı adlarla Şengal savunma birlikleri kuruldu. Türk devletinin hava saldırısı her bir Ezidi’yi derinden etkiledi. Bu tür saldırılar birlik veya aidiyet duygusunu güçlendirmektedir.”

Peki Ezidi toplumu, Türkiye'nin "PKK hedeflerini vuruyorum" açıklamasını nasıl değerlendiriyor: “Bütün Ezidiler son derece öfkeli. PKK’ye bağlı ya da yakın güçler sadece Şengal sahasında yok ki, Kerkük'ten Hanekin’e kadar her yerde PKK’liler var. Ezidiler birkaç PKK’linin Şengal’deki varlığının başka amaçlar için şişirildiğine kanaat getiriyor. Daha önce de Hanesor-Sunun hattında saldırılar olmuştu. Ezidiler bu saldırıları bir zincirin halkaları ve İD’in yarım bıraktığı Ezidi toplumunu yok etme planının bir devamı olarak yorumluyor. Şengal’de abartıldığı gibi çok sayıda PKK'li yok. Orada olanlar eğitim ve koruma amaçlıdır. Buradan Türkiye’ye yönelik bir tehdit de söz konusu değil.”

Osman’ın Şengal'in ikinci bir Kandil olabileceğine dair iddialara ilişkin yorumu ise şöyle: “Ne siyasi, ne askeri ve ne de lojistik bakımından Şengal'in ikinci bir Kandil olma özelliği yoktur. Bu bir çarpıtmadır. Okyanus içinde bir adacık gibi duran Şengal Dağı’nın Kandil'le hiçbir ortak özelliği yok. Kandil'in Doğu ve Kuzey Kürdistan'la hiç kopmayan bir dağ silsilesi mevcuttur. Şengal ise her yönüyle sınırlardan kopuktur. PKK'nin de buna ihtiyacı yok. PKK öylesi hatalı bir stratejik planı benimserse bu, askeri anlamda intihar olur.”

Osman KDP-PKK ayrılığı konusunda ise şöyle diyor: “KDP- PKK çelişkisi Şengal ile başlamadı ve Şengal’de son bulamayacak. Çelişki ideolojik ve sınıfsaldır. Ancak Ezidi toplumu iki siyasi aktörün hegemonyacı ve eskiye dayalı çatışmalarını kendi alanlarında görmek istemiyor. Bu kavganın Ezidiler adına yapılması da talihsizliktir. Ezidiler KDP ve PKK'nin Ezidileri kendi çelişkilerine alet etmemesini istemektedirler.”

Osman Yezidi halkının hissiyatını da şöyle anlatıyor: “Birkaç şeyh ve aşiret reisi dışında genel olarak Ezidi toplumu KDP’ye güvenmiyor ve kendi savunmalarını kendileri yapmak istiyor. Ezidi kurumları ayakta kalabilmek için mutlaka siyasi bir güce yakın durma gereği duymaktadır. (...) KDP'nin despotik yaklaşımı Ezidilere güven vermiyor. Bir de KDP'nin Sünni ve dindar kesimden oluşması Ezidileri mesafeli bir duruşa itiyor. Düşünün ki Peşmergelerin ağırlıklı kesimi hala İslami değil diye Ezidilerin pişirdiği yemeği ve kestiği hayvanın etini yemiyor. Bu yüzden BM denetiminde bir özerk bölge düşüncesi de giderek pekişiyor.”

Ezidi toplumuna yönelik sivil inisiyatiflerde yer alan Sosyolog Azad Barış da şu değerlendirmeyi yapıyor: “KDP-PKK gerginliği er ya da geç Şengal'e yabancı bir müdahale olacağına dair ipuçlarını veriyordu. Saldırı ihtimalinden hareketle YBŞ güçleri ana karargâhlarını terk edip dağın muhtelif alanlarına yerleşti. YBŞ tarafında can kayıplarının olmaması alınan tedbirler sayesindedir. Şengal saldırısı Ankara'nın iflasın eşiğine gelmiş dış politikasının devamıdır. (...) Erdoğan bir taşla birden fazla kuş vurmak istedi. Amaçlarından biri hileli referandum sonuçlarından sonra içerideki gündemi değiştirmekti. Şengal ve Suriye’de YPG üslerine saldırarak hem milli mutabakatı sağladı hem de devletin bekası haline gelen Kürt kazanımına müdahale etti. (...) KDP ve AKP ortak ‘düşmana’ karşı anlaştı. Dinsel anlamda Ezidilik, ideolojik bağlamda PKK üzerinden bir birlik kurgulandı. Barzani'nin Türkiye'ye ziyaretinde bu konu masadaydı. Sorunun kısa vadede çözüleceğini sanmıyorum. Taraflar kendi pozisyonlarını korumaya devam edecek. Ezidilerin birlik olma süreçleri uzun bir zaman alacaktır. Ezidilerin ana yurtlarına geri dönme ihtimali başka bir bahara kalacaktır."

More from Fehim Tastekin